Kültür Devrimleri - egitim.aku.edu.tr

Report
TÜRKİYE’DE EĞİTİM REFORMLARI
Dr. Mustafa Ergün
Kültür devrimleri
www.sakaryevi.com
Sanayileşme bizim topluma ortaya
çıktığı zaman doğrudan etki etmedi,
Avrupa toplumuna yaptığı etkilerin
sadece kültürel ve siyasi boyutları
geldi.
www.thecanadianencyclopedia.com
Türkiye'deki gerek siyasal gerekse
kültürel gelişmeler de, bu
gelişmeleri zorlayacak ana motor
olan sanayileşme olmadan yapıldı.
Gerek Osmanlılar gerekse
Cumhuriyet zamanında bazı sosyal
değişiklikler yukarıdan aşağıya,
"halka rağmen", zorunlu kültür
değişmesi tarzında olmuştur.
20.yüzyılda yeni Türk toplumunun nasıl
şekilleneceği üzerindeki tartışmalar Osmanlılar
zamanında başlamış ve İttihat ve Terakki
ideologları tarafından "Türkleşmek,
İslamlaşmak, Çağdaşlaşmak" şeklinde bir
senteze kavuşturulmuştu.
Cumhuriyet bu formülün çağdaşlaşmak ve
Türkleşmek faktörlerini değerlendirdi ve
başlangıçta (bu ikisi ile çelişen ve onların
gelişimine engel olan) üçüncü faktörü
kontrol altında tutmaya başladı.
21.yüzyılda bu üçüncü faktörün diğerleriyle
dengeli olarak işleme sokulup sokulamayacağını
göreceğiz.
19.yüzyılın ikinci yarısından
itibaren "kültürel Batılılaşma"
diyebileceğimiz bir akım başladı.
Batı tipi okullar, okullarda
“yabancı” dil öğretimi,
tercümeler ve siyasi tartışmalar
gibi alanlarda görülen bu
hareketler, Osmanlının devlet
yapısında değişiklikler
yapmasına neden oldu.
Türk Tarih Kurumu, Türkiye’de dini tarih
geleneğinden milli tarih araştırma ve
düzenlemelerine geçmek, Türk tarihi ve
medeniyetini araştırmak, yeni devletin tarih
felsefesini oluşturmak için kuruldu.
28 Nisan 1930 tarihinde yapılan Türk Ocakları’nın
VI. Kurultayı’nda, Türk tarih ve medeniyetini ilmî
surette tedkik etmek için hususi ve daimî bir
heyetin teşkiline karar verildi. “Türk Tarihi Tedkik
Heyeti” kuruldu ve bu heyet, “Türk Tarihinin Ana
Hatları” bir kitap yayınladı.
Türk Tarih Kurumu, 29 Mart 1931 tarihinde Türk
Ocakları kapatılınca 12 Nisan 1931’de “Türk Tarihi
Tedkik Cemiyeti” adı ile yeniden teşkilatlanmış ve
1930’daki ilkeler temel alınarak faaliyetlerine
devam etmiştir. Kurumun adı 1935 yılında “Türk
Tarihi Araştırma Kurumu” olarak değiştirilmiş, daha
sonra ise “Türk Tarih Kurumu”na çevrilmiştir.
Türk Tarih Kurumu, tüzelkişiliğe sahip olarak,
7 Kasım 1982’de kabul edilen Türkiye
Cumhuriyeti Anayasası’nın 134. maddesi ile
kurulan Atatürk Kültür, Dil ve Tarih
Yüksek Kurumu bünyesine dahil
edilmiştir.
Madde 134. - Atatürkçü düşünceyi, Atatürk
ilke ve inkılâplarını, Türk kültürünü, Türk
tarihini ve Türk dilini bilimsel yoldan
araştırmak, tanıtmak ve yaymak amacıyla;
Atatürk'ün manevî himayelerinde,
Cumhurbaşkanının gözetim ve desteğinde,
Başbakanlığa bağlı; Atatürk Araştırma
Merkezi, Türk Dil Kurumu, Türk Tarih
Kurumu ve Atatürk Kültür Merkezinden
oluşan, kamu tüzelkişiliğine sahip "Atatürk
Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu" kurulur.
Türk Tarih Kurumu, 1932’den günümüze
kadar16 milletlerarası “Türk Tarih Kongreleri”
yapmıştır. 31 farklı dizide yayın yapmıştır.
Bunlar içerisinde Tıpkıbasımlar, Türk Tarihinin
Kaynakları, Kazı Raporları, Kongre Yayınları,
Dünya Tarihi, Arşiv Belgeleri, Osmanlı
Kronikleri, Halk İçin Tarih Yayınları,
Türkçeleştirilmiş Osmanlı Metinleri, Kongre
Yayınları ve Atatürk ve Yeni Türkiye dizileri
sayılabilir. 1937 yılından bu yana Belleten
dergisinin yayınlamaktadır.
Kurum, Trakya ve Anadolu’nun çeşitli
bölgelerinde arkeolojik araştırmalar
sürdürmektedir. Her yıl yaklaşık 20-25 kazıya
maddî destek verilmektedir. Ayrıca 1996
yılından itibaren yurtdışında da kazılar
başlatmıştır.
1911’de kurulan Türk Ocakları’nın amacı millî
duyguların ve millî dilin gelişmesini sağlayarak
halkın kültür seviyesini yükseltmektir. Bunu
yaparken de eğitim faaliyetlerinden,
konferanslardan, tiyatrodan ve sosyal yardım
faaliyetlerinden yararlanmışlardır.
1924 yılındaki tüzüğünde Ocakların, fırka siyaseti
ile uğraşmayacakları ve hiçbir üyenin Ocağı siyasi
emellerine âlet edemeyeceği, ancak üyelerin belirli
kurallara uyarak Ocak dışında siyasi kanaatlerine
göre çalışmakta serbest olacakları beyan edilmiştir.
Kurulacak Halkevlerinin amaçları şunlardı:
Cumhuriyet Halk Fırkasını tanıtmak, yeni
rejim için halk desteği sağlamak
Köylünün aydın ve kentli ile ilişkisini
geliştirmek,
Kültür birliği sağlamak.
Mili bilinç ve ruhu oluşturmak.
Halk ve devlet arasındaki kopukluğu
gidermek,
İnkılâpları ve düşünce sistemini halka
götürmek
chpkadin.chp.org.tr
O sırada Almanya’da “Yurttaşevi” ve
Alman köylerinde ise “Toplumevleri”,
Meksika’da Casa del peuble (Halkın Evi)
gibi kurumlar mevcuttu.
Halkevleri, CHF Büyük Kongresi kararıyla
kuruldu.
İlk Halkevleri 19 Şubat 1932 tarihinde 14
merkezde açılmıştır. Bu merkezler Afyon,
Ankara, Aydın, Bolu, Bursa, Çanakkale,
Denizli, Diyarbakır, Eminönü, Eskişehir, İzmir,
Konya, Malatya ve Samsun’du. 19 Şubat
tarihine yetişemeyip 24 Haziran 1932
tarihinde açılan Evler ise şunlardı: Antalya,
Bilecik, Edirne, Gaziantep, Giresun, Silifke,
Kastamonu, Kayseri, Kırklareli, Kocaeli,
Kütahya, Ordu, Rize, Sinop, Şebinkarahisar,
Tekirdağ, Trabzon, Van, Yozgat ve Zonguldak.
1938 yılında Halkevleri (Ergün, 1982)
Acıpayam
Adıyaman
Adana
Adapazarı
Afyon
Ağrı
Ahlat
Akçakoca
Akhisar
Aksaray
Akşehir
Alanya
Alaşehir
Amasya
Ankara
Antalya
Arapkir
Ardahan
Artvin
Aşkale
Ayancık
Aydın
Ayvalık
Babaeski
Bafra
Bakırköy
Balıkesir
Balya
Bandırma
Bartın
Bayburt
Bayındır
Bergama
Beşiktaş
Beyoğlu
Biga
Bilecik
Birecik
Bitlis
Bodrum
Bolu
Bolvadin
Bor
Bozüyük
Boyabat
Burhaniye
Bulanık
Buldan
Burdur
Bursa
Ceyhan
Cizre
Çapakçur
Çanakkale
Çankırı
Çarşamba
Çeşme
Çine
Çorlu
Çorum
Çölemerik
Denizli
Demirci
Develi
Devrek
Dikili
Dinar
Divriği
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Edremit
Elazığ
Elbistan
Eleşkirt
Elmalı
Eminönü
Emirdağ
Erciş
Erbaa
Ereğli (Z)
Ereğli (K)
Ergani
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Eyüp
Fatih
Fatsa
Fethiye
Gaziantep
Gebze
Gediz
Gelibolu
Gemlik
Gerede
Gerze
Giresun
Gönen
Göynük
Gümüşhane
Harput
Hozat
Iğdır
Isparta
İnebolu
İnegöl
İskilip
İzmir
İzmit
Kadıköy
Kağızman
Kandıra
Karaman
Karamürsel
Kars
Karşıyaka
Kastamonu
Kayseri
Kemaliye
Keskin
Keşan
Kiğı
Kilis
Kırkağaç
Kırklareli
Kırşehir
Konya
Kula
Kütahya
Lüleburgaz
M.Kemalpaşa
Malatya
Manisa
Maraş
Mardin
Menemen
Mersin
Merzifon
Milas
Mudanya
Mudurnu
Muğla
Muş
Nazilli (Y)
Nazilli (A)
Nevşehir
Niğde
Niksar
Nusaybin
Oltu
Ordu
Osmaniye
Ödemiş
Pasinler
Perşembe
Pertek
Rize
Safranbolu
Salihli
Samsun
Sandıklı
Sarayköy
Sarıkamış
Savur
Seferihisar
Sındırgı
Siirt
Silifke
Silvan
Simav
Sinop
Sivas
Siverek
Sivrihisar
Söke
Sungurlu
Ş.Karahisar
Şarkikaraağaç
Şehremini
Şişli
Tarsus
Taşköprü
Tavas
Tefenni
Tekirdağ
Tire
Tirebolu
Tokat
Tosya
Trabzon
Turgutlu
Turhal
Ünye
Ürgüp
Üsküdar
Ulukışla
Urfa
Urla
Uşak
Uzunköprü
Van
Varto
Vezirköprü
Vize
Yalvaç
Yozgat
Zile
Zonguldak
1939 yılında 20 maddeden
meydana gelen Halkodaları
talimatnamesi hazırlanmış ve
19 Şubat 1940 tarihinde 141
Halkodası açılmıştır.
1950 yılına gelinceye kadar
sayıları 3500’ü bulmuştur.
Hatta ilerleyen yıllarda
Halkodalarından bazıları
Halkevlerine
dönüştürülmüştür.
1.
2.
3.
4.
5.
6.
7.
8.
9.
Dil, Tarih, Edebiyat Şubesi
Güzel Sanatlar Şubesi
Temsil Şubesi
Spor Şubesi
İçtimai Yardım Şubesi
Halk Dershaneleri ve Kursları Şubesi
Kütüphane ve Neşriyat Şubesi
Köycüler Şubesi
Müze ve Sergi Şubesi
Halkevleri bir üniversite, bir
okul, profesyonel bir tiyatro, bir
halk tiyatrosu, bir müzik evi, bir
gece dershanesi, mesleki
geliştirme okulu, dispanser,
çocuk evi vb. değildir. Fakat
bunların tüm işlevlerini yapan;
halka yeni Türk rejimini
öğreten, kültür ve milliyet
sorunlarını örgün eğitim
kurumlarından daha çok
işleyen halk eğitimi
kuruluşlarıdır (Ergün, 1982).
Halkevleri, partinin kültür
politikasının bir eseridir.
Evlerin kapanmasından (1951)
sonra mal varlıklarına dâhil
olan binaların bir kısmı yeniden
açılmış olan Türk Ocaklarına
verilmiş, bir kısmı ise hazineye
devredilmiştir. Kütüphane,
arşiv, fotoğraf vb. malzemelerin
korunması için herhangi bir
önlem alınmamış ve
bünyesinde barındırdığı
kültürel mirasın yok olup
gitmesi büyük bir kayıp
olmuştur.
27 Mayıs 1960 İhtilalinden
sonra Türk Kültürünü Araştırma
Enstitüsü ve Türk Kültür
Dernekleri kuruldu. Bu son
dernek daha sonra (1963)
Halkevleri adını aldı, 12 Eylül
1980’den sonra kapatıldı, 1987
yılında yargı kararıyla tekrar
açılıp etkinliklerine yeniden
başladı.
Türk Dil Kurumu, Türk Dili Tetkik
Cemiyeti adıyla 12 Temmuz 1932'de
Atatürk'ün talimatıyla kurulmuştur.
Türk Dili Tetkik Cemiyetinin amacı, "Türk
dilinin öz güzelliğini ve zenginliğini
meydana çıkarmak, onu yeryüzü dilleri
arasında değerine yaraşır yüksekliğe
eriştirmek" olarak tespit edilmiştir.
1932, 1934 ve 1936 yıllarında yapılan üç
kurultayda, yeni dil politikası belirlenmiş,
bilimsel bildiriler sunulup tartışılmıştır. 26
Eylül-5 Ekim 1932 tarihleri arasında
Dolmabahçe Sarayı'nda yapılan Birinci Türk Dili
Kurultayı sonunda Kurumun "Lügat-Istılah,
Gramer-Sentaks, Derleme, Lenguistik-Filoloji,
Etimoloji, Yayın" adları ile altı kol hâlinde
çalışmalarını sürdürmesi kabul edilmiştir.
Sonraki kurultaylarda bu kollardan bazıları
ayrılmış, bazıları tekrar birleştirilmiş; fakat ana
çatı değiştirilmemiştir. 1934'te yapılan
kurultayda Cemiyetin adı, Türk Dili Araştırma
Kurumu; 1936'daki kurultayda ise Türk Dil
Kurumu olmuştur.
Atatürk, Türk dili üzerindeki yerli ve
yabancı araştırmaları teşvik etmiştir.
Türk dilinin en eski anıtları olan
Göktürk (Runik) yazılı metinlerin ilk
iki cildi onun sağlığında
yayımlanmış; 1940'larda yayın
hayatına çıkabilen Divanü Lügati'tTürk, Kutadgu Bilig gibi eserler
üzerinde de yine onun sağlığında
çalışılmaya başlanmıştır. Daha sonra
birçok cilt hâlinde ortaya çıkacak
olan Tarama ve Derleme Sözlüğü'yle
ilgili çalışmalar da Atatürk'ün
sağlığında başlamıştır.
Türk Dil Kurumunun
kuruluşuyla birlikte çağdaş
Türkçede çok hızlı bir
arılaştırma akımı da
başlamıştır. Bu akım 1935
güzüne kadar sürmüş; halkın
diline girip yerleşmiş
kelimelerin dilden atılması
işleminden bu tarihte
vazgeçilmiştir. Atatürk'ün
ölümünden sonra öz Türkçe
akımı Türk aydınları arasında
sürekli tartışılan bir konu
olmuş ve özellikle 1960'tan
sonra Türk Dil Kurumu bu
akımın öncülüğünü yapmaya
devam etmiştir. 1980'den
sonra tartışmalar
durulmuştur.
1982'de kabul edilen ve şu anda da yürürlükte
olan Anayasa ile Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih
Kurumu, bir Anayasa kuruluşu olan Atatürk
Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu çatısı altına
alınmış; böylece resmi kurumlar haline
getirilmiştir.
Bilimsel çalışmaları yürüten kollar şunlardır:
1. Sözlük Bilim ve Uygulama Kolu,
2. Gramer Bilim ve Uygulama Kolu,
3. Dil Bilimi Bilim ve Uygulama Kolu,
4. Terim Bilim ve Uygulama Kolu,
5. Ağız Araştırmaları Bilim ve Uygulama Kolu,
6. Kaynak Eserler Bilim ve Uygulama Kolu.
1928'den itibaren hutbelerin Türkçe okunması, 1930'da Kur'ân'ın
Türkçeye çevrilmesi ve 1932'den itibaren ezanın Türkçe okunması
ile 1934 yılında çıkarılan Soyadı Yasası dolayısıyla öz türkçe
kelimelerin soyadı olarak alınmaya başlanması, Türk dil
inkılâbındaki önemli adımlardan olmuşlardır.
Sanat politikası
Cumhuriyet döneminde, en az öbür alanlarda
olduğu kadar, sanat faaliyetleri alanında da
devrim sayılabilecek değişiklikler yapılmıştır.
Cumhuriyet hükûmetleri önce okullardaki müzik
öğretimini ve öğrencilerin müzik kültürlerini
modernleştirmek ve aynılaştırmak için 1924'te
"Ankara Musiki Muallim Mektebi"ni kurdular.
Maarif Vekilliği, 1925 yılında İstanbul
Belediyesine bağlı Dârülelhan'da doğu müziği
öğretilmesini yasak etmiştir.
1928 yılında İçişleri Bakanı Doğu müziğini hem
radyodan kaldırmış hem de polis kuvvetiyle
bütün, ülkede yasak ettirmiştir. Daha sonra gene
Atatürk'ün emirleriyle radyodan halk türküleri ve
onlarla ilgili sazlar çalınmaya başlamıştır.
Prof.Dr. Josef Marx ve Macar Lico
Amar'ın raporları doğrultusunda, 1935
yılında Bakanlık örgütü içinde bir "Ar
Genel Direktörlüğü" kuruldu; Alman Paul
Hindemit'e "Millî Musiki ve Temsil
Akademisi" kurduruldu. Bu kurum,
1940'ta Konservatuvara dönüşecek olan
kurumdur.
1937-38 öğretim yılından itibaren Gazi
Orta Öğretmen Okulu'na bir Müzik
Bölümü eklenerek, müzik öğretmeni
yetiştirme işi artık bu kuruma verilmiştir.
Bela Bartok, halk müziği üzerinde
incelemeler yaparken, Prof. Paul
Lohmann ise Konservatuvarın şan
bölümünü kuruyordu.
Atatürk, 1930 yılında tiyatro
sanatçılarını kabul töreninde yaptığı
konuşmada, "Efendiler, hepiniz mebus
olabilirsiniz, vekil olabilirsiniz, hattâ
Reisicumhur olabilirsiniz. Fakat sanatkâr
olmazsınız. Hayatlarını büyük bir sanata
vakfeden bu sanatçıları sevelim"
demiştir.
Bu arada İstanbul'da Dârülbedayi ile
Dârülilhan'ın birleştirilmesiyle kurulan
İstanbul Konservatuvarı'nda da bir
Tiyatro Meslek Okulu açılmış, bu kurum
1933 yılında Avusturyalı Joseph Marx'ın
önerilerine göre modernleştirilmiştir.
1935'lerde İnönü'nün kültüre ve
özellikle tiyatroya büyük önem
vermesi üzerine, Millî Musiki ve
Temsil Akademisi'nin temsil
bölümünü düzenlemek için Karl
Ebert Türkiye'ye çağrılmıştır. 1940
yılına kadar çeşitli kereler
Türkiye'ye gelen Ebert, bu tiyatro
okulunu mükemmel olarak
kurmuştur.
Bu arada Prof.Dr. Pretorius
orkestrayı, Hindemit ise operacıları
yetiştiriyor; Ankara'da da büyük bir
opera binası açılıyordu.
Resim, Heykel ve Süsleme: İslâm dininin esasında bir resim
ve heykel yasağı olmadığı halde daha sonra, bu, yasak gibi
sayılmış ve İslâm dünyasında sanatın bu kolları
gelişmemiştir.
Mustafa Kemâl, daha 1923'de, "Dünyada mütemeddin,
müterakki ve mütekâmil olmak isteyen her hangi bir millet,
behemehal heykel yapacak ve heykeltraş yetiştirecektir.
Abidatın şuraya buraya hatırat-ı tarihiye olarak rekzinin
mugayir-i din olduğunu iddia edenler, ahkâm-ı şeriyeyi
lâyıkıyla tetebbü ve tetkik etmemiş olanlardır. (...) Bir millet
ki resim yapmaz, bir millet ki heykel yapmaz, itiraf etmeli ki
o milletin tarik-i terakkide yeri yoktur" diyordu.
Güzel sanatlar eğitimi hususunda Mustafa Necati
zamanında Bakanlıkta bir Sanayi-i Nefise Müdürlüğü
kurulmuştur.
Bakanlığın mimarî uzmanı Prof.Dr. Egli ve Avusturya'dan
getirilen bir süsleme sanatları uzmanı, daha sonra Güzel
Sanatlar Akademisi'nde önemli görevler yapmışlar.
Akademide 1936 yılında da Türk Tezyinî Sanatlar Bölümü
kurulmuştur.
Bizzat Atatürk'ün emriyle, 1937 yılında bir de "Resim ve
Heykel Müzesi" açılmıştır.
1.
2.
3.
4.
5.
6.
Demirdelen, C., & Ortak, Ş. (2006). Bir Halk Eğitim Kurumu Olarak
Afyon Halkevi ve Faaliyetleri (Kuruluşundan 1940 yılına kadar).
Sosyal Bilimler Dergisi, 253-272.
Ergün, M. (1982). Atatürk Devri Türk Eğitimi. Ankara: Ankara
Üniversitesi Basımevi.
Özdemir, Y., & Aktaş, E. (2011). Halkevleri (1932'den 1951'e). A.Ü.
Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi, 235-262.
Temizhan, O. (2006). Halkevleri ve Halkevlerinin 1932-1940 Arası
Eğitim Faaliyetleri. Ankara.
Zeyrek, Ş. (1987, Ağustos). Türkiye'de Halkevleri (1932-1951).
Ankara.
Yeşilkaya, Neşe . “Halkevleri ; İdeoloji ve Mimarlık” İletişim Yay.,
İstanbul 1999.

similar documents