Gunluk - Hisar School Blogs

Report
Günlük
Gülşah Sarpoğlu
Günlük Nedir?
 Yabancı kaynaklarda “diary” ve “journal” olarak geçen
“günlük” veya “günce”, günü gününe ve yazıldığı günün
tarihi belirtilerek tutulan notlardan meydana
gelmektedir. Ancak düzenli olmayan ve yazıldığı günü
belli olmayan günlükler de vardır.
 Bir bakıma günü gününe tutulmuş anılardır.
 Kişinin ruh dünyasından, hayatla hesaplaşmasına kadar
her türlü sosyal meselenin anlatıldığı türün kesin
çizgilerle belirlenecek bir sınırı yoktur.
Günlük Özellikleri
 Yaşan olayların, izlenimlerin günün gününe yazılması ile
oluşurlar.
 Birinci kişi ağzından yazılmış kısa ve özlü yazılardır.
 İnandırıcı, içten ve samimidirler.
 Konuşma diline yakın bir dil kullanılır.
 Yazarın kişiliğini, görüşlerini ve ruhsal yapısını yansıtırlar.
 Gerçekler, yaşanılanlar değiştirilmeden, çarpıtılmadan yazılır.
 Tarih, biyografi, anı için birer belge değeri taşırlar.
Günlüğün Tarihsel Gelişimi
 İki ayrı dönemi vardır.
 İlki günlüklerin edebi değer kazanmadan önceki dönemdir,
tarihte ilk defa Romalılar günlük kullanmıştır. Edebi içerikten
yoksun, bir takım kamu kuruluşlarında yapılan işlemlerin
unutulmaması amacıyla tutulan ve “commentarii” adıyla
anılan duygu belirtmeyen belgelerdir.
 Günlükler edebi değer kazanmaya Rönesans sonlarına doğru
başlamıştır. İngiltere Kraliçesinin nedimesi ve roman yazarı
olan Fanny Burney, saray dedikodularına ve pek çok olaya
kendi duygusal izlenimlerini ekleyerek yazdığı günlükle İngiliz
edebiyatında önemli bir yere sahip olmuştur.
Türk Edebiyatında Günlük
 Günce, Türk edebiyatına Tanzimat’la birlikte girmiş, ama
diğer türler gibi gelişme gösterememiştir.
 Klasik dönemin ruznameleri ve Evliya Çelebi’nin
Seyahatnamesi tam olarak bu türün özelliklerini taşımasa da
ilk günce örnekleri olarak dikkati çekerler.
 Batılı anlamda ilk günce Direktör Ali Bey’in 1898 tarihli ve
Seyahat Jurnali adını taşıyan gezi kitabıdır.
 Güncenin aslı gelişimi 1950 sonrası Nurullah Ataç’la başlar.
Ataç’in yazdıklarını günü gününe gazetede yayınlaması türün
gelişimine yardımcı olmuştur.
Batı Edebiyatında Günlük
 İlk olarak günlük kullanan Romalıların “commentarii” adı
verdikleri belgeler, yapılmış işlerin unutulmaması için kişilerin
ya da kamu kuruluşlarının tuttukları notlardan oluşmaktadır.
 19. yüzyılın ortalarına doğru, romantizm akımının en yoğun
dönemini yaşamasıyla birlikte günlükler, edebî değeri ve
içeriği bakımından çoğalmaya, yaygınlaşmaya ve yazarlarının
iç dünyasını yoğun duygularla yansıtmaya başlamıştır.
 20. yüzyılda günce diğer edebî türlerde olduğu gibi
geleneksel görünümünden kopar ve böylece edebî günceler
de gelişme fırsatı bulur. Max Frisch, Franz Kafka, Thomas
Mann, Brecht bu dönemde önemli günce örnekleri verirler.
Neden Günlük Yazılır?
 Bir günlük yaşam içinde görülen, duyulan, işitilen ilginç
olayları, izlenimleri kalıcı kılmak amacıyla günlük yazılır.
 İnsanların yaşadıkları böylece sonraki nesillere aktarılır.
 Tarih, biyografi, anı yazıları için belge niteliği taşıdıkları
için yazarın yaşadığı döneme ışık tutmak için yazılır.
 Yazar, içini dökmek için düşüncelerini ve hislerini
kaleme alır.
Günlük Çeşitleri
İçe Dönük Günlükler
Dışa Dönük Günlükler
İçe Dönük Günlükler
 Yazarın bir bakıma kendi kendi ile konuşmasıdır, içinde
bulunduğu doğal ve toplumsal çevreden yakınır.
 Yazarın yaşadığı duygusal coşkunluğu bulabileceğimiz
gibi, çeşitli kavramlar hakkındaki düşüncelerin yazarın
bilincindeki açılımlarını da bulabiliriz.
 Stendhal’ın günlüğü, Rus yazar Alexander Sergeyeviç
Puşkin’in “ Gizli Günce” bu metinlere örnek
gösterilebilecek niteliktedir.
Günlüğün İntihar Yüzü
 Edebiyat günlükleri, geçen yüzyılda yaygınlaşırken bir
özellik daha kazandı: Yazarı hayattayken yayımlanmak.
 İntihar eden iki yazarın, Cesare Pavese ve Sylvia Plath'ın
günlükleri, bunun en iyi iki örneğidir.
 Pavese'nin günlüğü, edebiyat tarihinin en sarsıcı
metinlerinden biri belki de. Çok iyi bir edebiyat günlüğü
sayılabilecek Yaşama Uğraşı, adım adım intihara giden
bunalımlı bir yazarın iç dünyasını, hiçbir 'özel' günlüğün
yapamayacağı kertede ustalıkla yansıtır.
Dışa Dönük Günlükler
 Yazar, alaycı bir tavırla dönemin olaylarını, siyaset, sanat
ve edebiyat adamlarını ya da gündelik sıkıntılarını öykü
tekniği kullanılarak anlatmaktadır.
 Bu tür günlüklerde yazar kendi zaman dilimi içindeki
tutum ve davranışlardan, düşünsel akımlardan haber
verir.
 Yaşadığı hayat kesitlerini, çeşitli konulardaki
izlenimlerini öykü tekniği ve zengin betimlemeler
aracılığıyla günlüğüne yansıtan ünlü öykücümüz Tomris
Uyar’ın günlükleri de dışa dönük niteliğe sahiptir.
Edebiyat Günlükleri
 Bir edebiyat günlüğü, yalnızca bir edebiyatçının elinden
çıkmış günlük değil, edebiyat olaylarına, kişilerine ve
sorunlarına yönelmiş günlüktür.
 Örneğin Gide, Kalpazanlar adlı romanını yazdığı süreçte
bir günlük tutmuş ve yapıtının aşamalarını, kuramını
apaçık ortaya koymuştu. Öte tarafta, Gide'in bu
'edebiyat' günlükleri, en özel günlüklerden de sayılır,
onu, yazarın kendi iç dünyasına vurduğu bir neştermiş
gibi ürpertiyle okuruz.
 Özellikle Batı'da, 20. yüzyılda yaygınlaşan bu tür
günlükler, "özel günlük" olma niteliğini de taşır.
Şair Günlükleri
 Şairlerin yazdıkları günlüklerdir.
 Cemal Süreya, İlhan Berk, Hulki Aktunç günlük tutan
önemli şairlerdendir.
Cemal Süreya - Günler
 543. Gün
TV’de, sekiz otuz haberlerinde, birden, Edip Cansever’in ölüm haberi
verildi. Bu haber inanılmaz ölçüde sarstı beni. Rastlanmadık bir
biçimde ve yüksek sesle ağlamaya başladım. Oğlum fazla kaygılanmış,
gelip avutucu şeyler söyledi. Turgut’ta bunca sarsılmamıştım. Üst
üste gelişte bir şey var belki. Otuz yıllık arkadaşımdı. Yalnız sanat
serüvenimizi değil, haya serüvenimiz de iç içe durumlar yaşamıştır.
 544. Gün
Sabah altıda evden çıktım. Bomboş sokakları dolaştım durdum.
Başımda bir uğultu. Tuhaf da bir heyecan. Rıhtımda yürüdüm. 1
Haziran 1986.
Cemil Meriç - Jurnal
 26.2.1963
Ağaç her gün meyve vermez. Konuşmayan ağaçlar da vardır. Ne
dallarında çiçekler gülümser baharları, ne çiçeklerinde arılar
dolaşır. Konuşmayan ağaçlar da var…
Zindanda söylenen şarkıyı kim dinler? Zindanda söylenen şarkı
ölüm kokar, zincir kokar, küf kokar. Ölüm açacak kapısını bir sabah
o zindanın, ardına kadar.
Kuşlar gibi geçiyor günler önünden, cıvıldamıyorlar. Günler tren,
günler mavi ufuklarda eriyen birer ümit. Kanatlarından
yakalayamıyorsun kuşları. Tren sessiz gidiyor rüya ülkelerine.
Nigar Hanım – Hayatımın
Hikayesi

31.10.1917
İleride, bu satırlar bir kimsenin gözüne değerse, defterin güzelliğine şaşılmasın! Onu,
bugün, Mahmutpaşa’da satın aldım, ama, az kaldı canım pahasına. Aman Yarabbi!
İstanbul’umuza böyle ne oldu? Kalabalıktan tramvaylara girmek kabil değil ki! Toptan
gülle çıkar gibi zorla bir vagona attım. Bu, tramvaya girmek değil, ezilmek, üst baş
parçalamak… Ne oldu halkımıza Yarabbi? Bu her yeri dolduran kifayetsiz, kaba, kötü dilli
insan kalabalığı nereden geldi? Evde yalnızlığıma, sokakta bu kalabalığa
dayanamıyorum, ağlayacak hale geliyorum. İşte böyle, avunmak için, avare bir kuş gibi
çırpınıyorum. Şu defterle de dertleşmesem çıldıracağım.

8.2.1918
Dün Naciye Sultan’a telefon edip “Pek göreceğim geldiyse de vasıta bulunmadığı için
mehcur kaldığımı” söylemiştim. Lütfen araba gönderdi. Havanın şiddetine rağmen pek
rahat gittim. Beşe kadar birlikte vakit geçirdik, çay içtik. Sultan Efendi pek ziyade iltifat
etti, Bu harb ne zaman bitecek?diye benden sordu. Halimiz ne olacak Yarabbi? Acıklı
insanlık daha ne zamana kadar böyle inleyecek?
Cahit Zarifoğlu - Yaşamak

ANKARA 1978 28 KASIM

Üstad Necip Fazıl’ı Mola otelinde ziyaret ettik. Büyük Doğu’yu son beş sayı çıkarıp
kapayışından sonra, arkadaşlar Akif, Erdem, Rasim onunla ilk kez karşılaşıyorlar.
Alaeddin ve Mehmet de var. Üstad:

-Büyük Doğu son çıkışında en parlak dönemini yaşadı. Kapanmasında çeşitli
nedenler oldu. Ama en büyük amil siz oldunuz, dedi.

Otelin ilk katında, lobideyiz. Üstad sakin, yumuşak ve yalnız. Saat 18’de beni
Akabeden aradığında,

-Arkadaşlara da haber ver, gelsinler, son bir görüşme yapalım, dedi. Erdemle
Rasim’i görebileceğimi söyledim. Bu telefondan az önce, bu ikisine Üstad’ın
önceki gelişinde yine kendilerini istediğini; ancak kendilerine haber veremediğimi
anlatıyordum. Telefon tam o anda geldi. Büroya çıktık. Yine Üstad’ın telefonu. Bu
kez Akif’le Hasan’ı da haberdar etmemi istedi.
Oktay Akbal – Anılarda
Görmek

28 Aralık Çarşamba

Ocak’ın 29’unda tam on yıl olacak. Ziya Osman Saba’yı karlı bir havada
Eyüp’te toprağa vermiştik. Yıllar çabuk mu geçiyor belirli bir yaştan
sonra? Çocuklukta günler, haftalar bitmezdi bir türlü. Ama yolun yarısına
gelmeye gör, her şey kopuk bir film gibi akıveriyor… Ziya Osman’ı son
görüşümde ince bir dosya çıkarmıştı çekmeceden. “Nefes Almak”
yazıyordu üzerinde. Yeni kitabıydı. “Ölümümden sonra çıkacak,” demişti.
“Haydi haydi,” demiştim, “Okurları o kadar bekletmeye hakkın var mı?”
Gülümsemişti. Birkaç hafta sonrasını mı düşünerek. Ben
düşünememiştim o günden ötesini. Canlı bir insanın, hele bir dostun, bir
sevilenin yok olabileceğini düşleyemiyoruz.

On yıl geçip gitmiş bile. Şiirlerini karıştırıyorum. Bilmeyen, Ziya Osman’ı
yaşamı süresince ölümü özleyerek bekleyen biri sanır. Hep ölüm, hep
ölüm düşünceleri. O ölümü değil, dünyada bulunamayacak bir çeşit
“yaşam”ı özlüyordu.
Hilmi Yavuz – Geçmiş Yaz
Defteri

Sabah, 24 Mayıs

Bu kaldırımüstü açık hava kahvesini seviyorum. Sabahları güneş almıyor ve
rüzgâr duyumsanabiliyor. İlkyaz sabahları bu kentte, bir ağaç hışırtısıyla, işte
buradayım, bu kahvede çayımı içmeye hazırlanıyorken, birden, bir kokuyla,
belirsiz, geliveriyor. Kağşamış gövdemi üşütmemeye çalışarak ve onunla, o
yaşlı, atık gövdeyle, genç ilkyaz arasındaki karşıtlığı bilincimde kavrayarak;
bilincimin, işte bir ince dilim limon koyup, gövdeyle ilkyazın bileşimi
olduğunu düşünerek, içiyorum çayımı.

Eskiden, çok eskiden bir öykü yazmıştım. Malte gibi söyleyeyim: Ah, öyküler
yazardım ben, genç kızların mavi kurdelelerinden söz açan, düz pabuçlu ve
ince beyaz pardösüleri olan ve yağmurlardan; o öykülerden birinde,
akşamları sokağa çıktığımda yüzüme menekşelerin atıldığını yazmıştım; -ve
‘ah, cumartesiler başkadır, sokaklar başkadır’ diye yazmıştım. Şimdi burada,
bu zarif kaldırımüstü kahvesinde, İstanbul’da, ondan asla kopamadığım için
beni izlemeyen bu kentte, (şimdi neler çağrıştırıyor, bu kent, ‘polis seni
izliyor’lardan, polis izliyor’a) bu cumartesi sabahı, limonlu çayımı bitirmek
üzereyken ve nedense bir çay daha isteyerek, gündelik yaşamımı
inceltiyorum sanki.
Nurullah Ataç – Günce : 1
 17 Nisan Cuma, 1953
 Baktım çocuklar uçurtma uçuruyor. Her yıl, ilkyaz
aylarında, uçurtmayı gördüm mü, bir üzünç duyarım
içimde, ağlamaklı olurum. Ben uçurtma uçurmadım ki!
Çocukluğumda pek isterdim, o renk renk kâğıtlardan
yapılmış uçurtmaların havalanmasına içimi çekerek
bakardım. Annem bırakmazdı beni uçurtma uçurmama.
Günah mıymış neymiş, öyle bir şey uydurmuştu.
Franz Kafka

Modern dünya edebiyatına, belki de en çok
tartışılan, yorumlara sığmayan ve biçim
yönünden edebiyat akımlarına yerleştirilmesi
zor eserler bırakmış bir yazardır. 1883’te
Prag’da doğdu. Kafka’nın babası, taşralı Çek
proletaryasından geliyordu. Evlendikten sonra
zengin bir tüccar olmayı başardı. Annesi ise
varlıklı, aydın bir Alman Yahudi ailesinden
geliyordu. Edebiyat tarihçileri Kafka’nın
huzursuz, çekingen, alıngan, iletişim kurmakta
güçlük çeken duygulu kişiliğini, Yahudi asıllı,
Almanca konuşan bir Çek oluşuna; bu sosyal ve
kültürel çevrede yaşadığı yabancılaşmaya
bağlarlar. Kafka’nın hayatı baştan sona güçlü ve
sert bir baba imgesinin gölgesinde geçmiş,
babası ile aralarında hiçbir zaman Kafka’nın
özlediği ilişki kurulamamıştı. Babasına yazdığı
61 sayfa uzunluğundaki mektupta, bu süperego baskısı bütün çıplaklığıyla gözler önüne
serilir.
Kafka – Günlükler

19 Temmuz 1910, Pazar
 Uyudum, uyandım, uyudum, uyandım; kepaze bir yaşam.
 16 Aralık 1910
 Günlüğü artık bırakmayacağım. Sımsıkı tutunmam gerekiyor
ona, çünkü günlükten başka tutunacak bir şey yok.
 4 Ekim 1911
 Huzursuzum, hiç keyfim yok. Dün uyumadan önce başımın
içinde, sol yukarıda çıtır çıtır sesler çıkararak yanan serin bir
alevcik hissettim.

similar documents