İsraf ve Zararları

Report
İSRAFIN BİREYSEL VE
TOPLUMSAL ZARARLARI
Hazırlayan:
Cemal ATABEK
Hendek Pınarlı Mahalle Camii
İmam-Hatibi
Yüce dinimizin huzurlu bir hayat için
benimsediği prensiplerden birisi de iktisat ve
itidaldir. İktisat ve itidal; yeme, içme, harcama,
konuşma ve benzeri bütün işlerde kişinin ölçülü
olmasıdır. Bunun zıddı ise israftır.
İsraf; herhangi bir konuda aşırı gitmek, doğru ve
gerçek olandan sapma, meşru sınırların ötesine
geçme, imkânları ve sahip olunan değerleri,
gerekli görülen yerler dışında veya gereğinden
fazla harcama anlamına gelmektedir.
Kısacası israf, insanın sahip
olduğu nimetleri gereksiz ve aşırı
tüketmesi, lüzumsuz ve gereksiz
harcama yapması anlamına gelir.
Kur'an-ı Kerim’de;
ُ
ٰ
ْ
ُ
ُ
ُ
َ
َ
ْ‫س‬
ِّ
‫ج ٍد‬
‫م‬
‫ل‬
‫ك‬
‫ن‬
‫ع‬
‫م‬
‫ك‬
‫ت‬
‫ن‬
‫ي‬
‫ز‬
‫وا‬
‫ذ‬
‫خ‬
‫م‬
‫ا‬
‫َيا َب ۪ٓني‬
َ‫د‬
َ‫د‬
ِ
َ
ْ
َ
ِ
۪ٓ
ۚ ُ‫َو ُكلُوا َوا ْش َربُوا َو ََل ُتسْ رف‬
ُّ‫حب‬
ِ ‫وا ِا َّن ُه ََل ُي‬
ِ
‫ين‬
َ ‫ْالمُسْ ِر ۪ٓف‬
“Ey Âdemoğulları! Her secde edişinizde güzel
elbiselerinizi giyin; yiyin, için fakat israf etmeyin;
çünkü Allah israf edenleri sevmez.” buyurulmuştur.
(A’raf Sûresi, 31)
Yine başka bir âyet-i kerîmede şöyle buyurulmuştur;
َّ‫﴾ ِان‬٢٦﴿ ‫يل َو ََل ُت َب ِّذرْ َتب ْ۪ٓذيرا‬
ِ ‫َو ٰا‬
َ ‫ت َذا ْالقُرْ ٰبى َح َّق ُه َو ْال ِمسْ ۪ٓك‬
ِ ‫ين َواب َْن الس َّ۪ٓب‬
َ ‫ين َو َكا َن ال َّشي‬
ِِۜ ‫اط‬
۪ٓ ‫ان ال َّش َي‬
‫ْطانُ لِ َرب ِّ۪ٓه َكفُورا‬
َ ‫ين َكا ُنوا ِا ْخ َو‬
َ ‫ْال ُم َب ِّذ ۪ٓر‬
“Bir de akrabaya, yoksula,
yolcuya hakkını ver.
Gereksiz yere saçıp
savurma, zira böyle saçıp
savuranlar şeytanların
dostlarıdırlar. Şeytan ise,
Rabbine karşı çok
nankördür.”
(İsrâ Sûresi, 26-27)
Bu ayet-i kerimedeki tebzir kavramı, malı, mülkü
saçıp savurmak, akılsızca harcamak, gerektiği
yere sarf etmemek anlamındadır.
Ayet, saçıp savurmayı nankörlükle, bu davranışı
sergileyenleri ise şeytanın kardeşi olmakla
nitelemektedir. Bu, israf olayının ve müsrif
olmanın kötü bir şey olduğunu ortaya
koymaktadır.
Kur'an-ı Kerim’de meşruiyet sınırını aşanlar için
sık sık müsrif-müsrifûn kelimeleri
kullanılmaktadır.
Hz. Peygamberimiz (SAV) bir hadislerinde;
ٍ ‫ص َّدقوُ ا َواَ ْل َبسُوا ِفى َغي ِْر ِاسْ َرا‬
‫ف َو َم ِخي َل ٍة‬
َ ‫ُكولُوا َوا ْش َربُوا َو َت‬
“Kibirsiz ve israf etmeden yiyiniz, içiniz, giyiniz ve
sadaka veriniz.” (Buhari, Libas, 1)
Bu hadis-i şerifle israfın
yasaklılığını
ifade
buyurmuşlardır. Dikkat
çekici bulduğumuz şu
olay
İslam’ın
israf
konusunda ne denli titiz
olduğu hususunda bize
yeterli fikir vermektedir.
‫هللا صلى هللا عليه و سلم َمرَّ ِب َسعْ ٍد َو ُه َو‬
ِ ‫اَنَّ َرسُو َل‬
ُ ‫َي َت َوضَّأ‬
“Bir defasında Hz. Peygamber (SAV), Sad’a
uğradı. Sa’d bu esnada abdest alıyordu.
Resûlullah (SAV), onun suyu aşırı kullandığını
görünce; ”
ُ‫َف َقا َل َما َه َذا ال َّسرْ ف‬
“Bu israf nedir diye sordu”
‫َف َقا َل أَ ِفى ْالوُ ضُو ِء ِاسْ َراف‬
“Abdestte de israf olur mu? Dediğinde,”
ْ
َ
َ
َ
‫ار‬
‫ج‬
‫ر‬
‫ه‬
‫ن‬
‫ى‬
‫ل‬
‫ع‬
‫ت‬
‫ن‬
‫قال َن َع ْم َو ِانْ ُك‬
َ
َ
َ
ٍ
ٍ
“Efendimiz (SAV) de; “Evet, hatta akmakta olan
bir nehir de abdest alsan bile” şeklinde cevap
vermiştir.”
Çalışıp servet sahibi olmak kadar, serveti doğru
yolda harcamak, aile fertlerinin, yoksullarının ve
toplumun haklarını da vermek önemlidir.
Yüce Allah her şeyi bir ölçü ve denge ile
yaratmıştır. İnsanlar da hayatın her alanında
olduğu gibi, harcamalarında da ölçülü ve dengeli
olmak durumundadırlar.
Cenab-ı Hak bu hususta şöyle buyurmaktadır:
ْ ‫ك َو ََل َت ْبس‬
‫ُط َها ُك َّل ْال َبسْ ِط‬
َ ‫ك َم ْغلُو َلة ِا ٰلى ُع ُن ِق‬
َ َ‫َو ََل َتجْ َع ْل َيد‬
‫َف َت ْقعُدَ َملُوما َمحْ سُورا‬
“Eli sıkı olma; büsbütün eli açık ta olma, sonra
kınanır,
kaybettiklerinin
hasretini
çeker
durursun.” (İsra, 29)
Diğer bir ayet-i kerimede ise Cenab-ı Hak şöyle
buyurur:
‫ك َق َواما‬
َ ِ‫ان َبي َْن ٰذل‬
َ ‫ين ِا َذا اَ ْن َفقُوا َل ْم يُسْ ِرفُوا َو َل ْم َي ْق ُترُوا َو َك‬
َ ‫َوالَّ ۪ٓذ‬
“Onlar ki, harcadıkları vakit ne israf, ne de
cimrilik yapmazlar. Harcamalarında ikisi arasında
bir yol tutarlar.” (Furkan, 67)
İsraf alanlarını birkaç maddeyle sıralamak gerekirse;
1. Yeme içmede israf
2. Giyim kuşamda israf
3. Törenlerde yapılan israf
4. Zaman israfı
5. Kaynak israfı
1. YEME İÇMEDE İSRAF
Varlığımız ve iş yapma gücümüzün devamı için gerekli
gıdaları almak, insanî olduğu kadar dînî bir görevdir.
İnsan bu görevi yerine getirirken yeteri kadar gıdayı
almak mecburiyetindedir. Yüce dinimiz ihtiyacımız olan
gıdayı azaltıp da iş gücümüzü kaybetmeyi tasvip
etmediği gibi fazla yiyip içmeyi de yasaklamıştır.
Peygamber Efendimiz (SAV) bir hadislerinde;
ْ
‫ْن أَ َد َم لُ َق ْي َمات‬
‫ب‬
‫ب‬
‫ا‬
‫ب‬
‫س‬
‫ح‬
‫ن‬
‫ط‬
ِ
َ
َ
ِ ِ ‫َما َع َلى اَدَ ِمىٌّ ِو َعاء َشرا ِمنْ َب‬
ِ
‫اعال َو ُثلُث لِ َط َعا ِم ِه َو ُثلُث‬
ِ ‫ان ََل َم َحا َل َة َف‬
َ ‫ص ْل َب ُه َف ِانْ َك‬
َ ‫ُي ْق ِم َن‬
‫لِ َش َر ِاب ِه َو ُثلُث لِ َن َف ِس ِه‬
“Âdemoğlu karnından daha şerli bir kap
doldurmamıştır. İnsana belini doğrultacak birkaç
lokma yeter. Yemek yediği zaman midesinin üçte
birini yemeye, üçte birini içmeye, üçte birini de
nefes almaya ayırsın” (İbn-i Mâce, Taharet, 48)
İfadesiyle; haddinden fazla yemenin sürükleyeceği
zarara dikkat çekmektedir.
2. GİYİM KUŞAMDA İSRAF
Kişilerin giyim kuşamları, mali imkânları ile ilgilidir.
Hz. Peygamber, varlıklı kimsenin gurur ve gösterişten
uzak kalmak koşuluyla, kendisine verilen nimetlerin
belirtisini hissettirmesinin Allah’ın da hoşuna
gideceğine işaret etmiştir. Zîra, Hz. Peygamberimiz
huzuruna pejmürde bir kıyafetle gelen varlıklı birini
görünce;
‫هللا ُي ِحبُّ اَنْ ي َُرى أ َث ُر ِنعْ م ِت ِه َع َلى َع ْب ِد ِه‬
َ َّ‫ِان‬
“Allah kulunun üzerinde nimetin görünmesinden
hoşnutluk duyar” (Tirmizi, Edeb, 54) buyurmak
suretiyle o kişiyi uyarmıştır.
Kur'an-ı Kerim’de Yüce Rabbimiz bu hususta şöyle
buyuruyor:
‫ُث َّم َل ُتسْ ـَلُنَّ َي ْو َم ِئ ٍذ َع ِن ال َّن ۪ٓعيم‬
“Sonra o gün, nimetlerden mutlaka hesaba
çekileceksiniz” (Tekasür, 8)
3. TÖRENLERDE YAPILAN İSRAF
Her milletin kendine özgü belirli törenleri vardır.
Milletimizin örfünde bu tür törenler yer almaktadır.
Evlilik, sünnet ve cenaze törenleri bu törenlerin başında
gelmektedir. Bu milletin elbette ki, eğlenebileceği bazı
dini ve milli duygularını canlı tutacağı törenleri
olacaktır.
Ancak niteliği ve dayanağı ne olursa olsun, yapılan
törenlerde milli ve manevi değerlerin zedelenmemesi
temel amaç olmalıdır.
Bu tür törenlerde, söz konusu değerler ayaklar altına
alınmamalıdır. Nasıl olsa yılda veya ömürde bir gün veya
bir gece anlayışı ile başta israf olmak üzere her şey
mübah görülmemelidir.
Nitekim günümüzde servetlerin bu tür törenlerde
ölçüsüzce israf edildiğini, yapılan davranışların
meşruluk kapsamında olup olmadığının hiç dikkate
alınmadığın görmekteyiz. Bu anlattıklarımızı en çok
düğün ve sünnet merasimlerinde görmekteyiz.
Anlamsızca kırılan tabaklar, tüketilen alkollü içecekler
ve dahası…
Cenaze törenleri ve mezarlıklarda yapılan israf ise, bu
işin başka bir boyutudur. Bir mezara süslemeli mermer
yaptıracağım diye, milyarlar harcamak acaba israf değil
midir?
Bu harcanan israfla acaba kaç fakir çocuk karnını
doyurabilir veya okumaya çalışan bir öğrenciye bur olur,
bunu hiç düşündük mü acaba…
4. ZAMAN İSRAFI
İnsan için en değerli mefhumlardan birisi de, şüphesiz
ki zamandır. Çünkü her şey zaman içinde var olmakta ve
yok olmaktadır. İnsan hayatında önemli bir yere sahip
olan ilim, servet ve diğer birçok değer, zaman içinde elde
edilmektedir. Zamanı gerektiği şekilde
değerlendirebilenler, hem bu dünyada hem de ahirette
huzuru yakalayacaklardır.
Zira Kur'an-ı Kerim’de Yüce Rabbimiz şöyle buyurur:
﴾٢﴿ ‫ان َل ۪ٓفي ُخسْ ِۙ ٍر‬
َ ‫اَل ْن َس‬
ِ ْ َّ‫﴾ ِان‬١﴿ ‫َو ْال َعصْ ِۙ ِر‬
“Asr’a (zamana) yemin ederim ki, insan ziyan içindedir. ”
(Asr, 1-2)
Peygamber Efendimiz (SAV)’de hadis-i şeriflerinde;
ُ ‫يه َما َك ِثير ِم َن ال َّنا ِ اَلسِّحَّ ُة َو ْال َف َرا‬
ِ ‫ان َم ْغبُون ِف‬
ِ ‫ِنعْ َم َت‬
“İki nimet vardır ki, insanların çoğu bunlardan
habersizdirler. Bunlar sağlık ve boş zamandır.”
(Buhari, Rikak, 1) buyurmak suretiyle zamanın ve
sağlığın önemine dikkat çekmiştir.
İnsanın kendisine biçilen ömrü en güzel şekilde
değerlendirmesi, yaşadığı zamanı iyi değerlendirmesiyle mümkündür. İşlerini güçlerini bırakıp plansız
bir şekilde lüzumsuz mekanlarda zaman harcayan
insanların, ömürlerini hiç de iyi değerlendirdikleri
söylenemez.
Bu konuda Yüce Rabbimiz huzuru yakalayan mü’minin
özelliklerinden bahsederken,
‫ُون‬
َ ِۙ ‫ين ُه ْم َع ِن اللَّ ْغ ِو مُعْ ِرض‬
َ ‫َوالَّ ۪ٓذ‬
“Onlar ki, boş ve yararsız şeylerden yüz çevirirler”
(Mü’minûn, 3).
Buna göre mü’min huzuru yakalayabilmesi için, dünya
ve ahiretine kendisine ve topluma faydası olmayacak her
şeyden uzak durması gerekir. Aksi takdirde bir daha
sahip olamayacağı ömür servetini israf etmiş olacaktır.
5. KAYNAKLARIN İSRAFI
Kaynaklar denildiğinde, genel anlamıyla bir ülkenin
sahip olduğu yer altı ve yer üstü tüm zenginlikleri akla
gelir.
Denizler, akarsular, ormanlar, tarıma elverişli araziler,
kara ve deniz hayvanları, madenler bu bağlamda bir
ülkenin başlıca kaynaklarını teşkil etmektedir.
Çağımızda gerek dünya, gerekse ülkeler bazında kaynak
israfının gözardı edilemeyecek boyuta ulaştığı bir
gerçektir.
Yüce Allah (CC) kainattaki her şeyi insanın
hizmetine sunmuştur. O, evrendeki hiçbir şeyi boşa
yaratmamıştır. Yaratılan her şey denge temeline
oturtulmuştur.
َۙ ‫يز‬
ْ
َ
ْ
َ
َّ
ْ
َ
َ
َ
َ
۪
۪
‫ان‬
‫يز‬
‫م‬
‫ل‬
‫ا‬
‫ِي‬
‫ف‬
‫ا‬
‫و‬
‫غ‬
‫ط‬
‫ت‬
‫َّل‬
‫ا‬
﴾
٧
﴿
‫م‬
‫ل‬
‫ا‬
‫ع‬
‫ض‬
‫و‬
‫و‬
‫ا‬
‫ه‬
‫ع‬
‫ف‬
‫س ََٓما َء َر‬
َ‫ان‬
ْ
َ
َ
َ
َ
َ
َ
َّ ‫َوال‬
ِ
“Allah göğü yükseltti ve mizanı (dengeyi) o koydu.
Sakın dengeyi bozmayın” (Rahman, 7-8)
anlamındaki ayet-i kerime bu gerçeği dile
getirmektedir. Bu dengenin bozulması insanlık
alemi için zor günlerin başlaması demektir.
Denizlerin, akarsuların hatta okyanusların,
ormanların daha geniş anlamıyla çevrenin
tahribatında insanlık alemi için hangi fayda olduğu
iddia edilebilir.
Gerçek şu ki, genel anlamıyla kainatta, özel
anlamıyla çevrede tahrip edilen her değer, aslında
insanlığın hayatından, geleceğinden kaybettiği bir
değerdir. Öyle ki, ekolojik dengenin alt üst
edilmesi insanlık için büyük bir tehlikedir.
Bozulan denge sonucunda da insanlık alemi, başta
sağlık olmak üzere çeşitli problemlerle karşı
karşıya kalmıştır.
Zira Kur'an-ı Kerim’de Yüce Mevla şöyle buyuruyor.
‫اس لِ ُي ۪ذي َق ُه ْم‬
َ ‫سا ُد فِي ا ْل َب ِّر َوا ْل َب ْح ِر ِب َما َك‬
َ ‫َظ َه َر ا ْل َف‬
ِ ‫س َب ْت اَ ْيدِي ال َّن‬
َ‫ض ا َّل ۪ذي َع ِملُوا َل َع َّل ُه ْم َي ْر ِج ُعون‬
َ ‫َب ْع‬
“İnsanların kendi elleriyle işledikleri (kötülükler)
sebebiyle karada ve denizde bozulma ortaya
çıkmıştır. Dönmeleri için Allah, yaptıklarının bazı
(kötü) sonuçlarını (dünyada) onlara tattıracaktır”
(Rum, 41).
Bu ayetten anlaşıldığına göre, yerüstü ve yeraltı
kaynaklarını, denizleri, ormanları, madenleri
ölçüsüzce ve bilinçsizce kullanmaları sonucunda,
kainatta
dengenin
bozulacağına
işaret
edilmektedir.
Sağlık Bakanlığı Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi
Başkanlığı´nca hazırlanan raporda, Türkiye´de her
gün üretilen 120 milyon ekmeğin yaklaşık 12
milyonunun israf edildiğine işaret edilerek, bunun
ekonomiye zararının günlük 2.6 milyon YTL olduğu
kaydedildi.
Raporda, ekmeğin Türkiye´de vazgeçilmez besin
maddelerinin başında yer aldığı vurgulanarak, raf
ve saklama süresi kısa olan ekmeğin, sağlıklı
olarak saklanması ve tüketimi konularında
uyarılara yer verildi. Raporda ekmek israfıyla ilgili
çarpıcı rakamlar da yer alıyor.
Kaynak: Milli Eğitim Bakanlığı web sitesi
Buna göre, Türkiye´de her yıl yaklaşık 44 milyar
adet ekmek üretiliyor. Bu ekmeklerin yüzde 16´sı
evlerde olmak üzere, yaklaşık 40 milyar adeti
tüketiliyor ve 4 milyar adeti de israf ediliyor.
Türk halkı her yıl ekmeğe 7 milyar dolar para
ödüyor. İsraf edilen ekmeğin ekonomik kaybı ise
yıllık 700 milyon doları buluyor. 3 büyük ilde
günlük ekmek israfı 750 milyar lirayı buluyor.
Ekmek israfında başı İstanbul çekiyor. Bu ilde
günde 2 milyon ekmek israf edilirken, Ankara ve
İzmir´de heba olan ekmek sayısı 600 bin.
Düşük gelir gruplarında ekmek tüketimi fazla,
ancak israf az oluyor. Gelir düzeyi arttıkça, ekmek
tüketimi azalıyor, ancak israf artıyor.

similar documents