Slayt 1 - Sunum Vaaz

Report
Salih Amel
SALİH AMELLER
İdris YAVUZYİĞİT
DADAŞKENT MERKEZ CAMİİ
‫‪ASR SURESİ‬‬
‫َّ ْ ْ َ َ َ‬
‫َ ْ‬
‫ُ‬
‫َ‬
‫ْ‬
‫ْ‬
‫اْلنسان ل ٖفى خس ٍر‬
‫والعص ِر ﴿‪ِ ﴾١‬ان ِ‬
‫﴿‪﴾٢‬‬
‫َّ َّ َ ٰ َ ُ َ َ ُ‬
‫َ‬
‫َّ‬
‫ات‬
‫ِاْل ال ٖذ ْين امنوا وع ِملوا الص ِالح ِ‬
‫َ ََ‬
‫ََ‬
‫ْ‬
‫َ‬
‫َ‬
‫َ‬
‫َ‬
‫ْ‬
‫ْ‬
‫َّ‬
‫اصوا ِبالصْ ِِ ﴿‪﴾٣‬‬
‫وتواصوا ِبالح ِق وتو َ‬
ASR SURESİ
Asra yemin ederim ki
insan gerçekten hüsran içindedir.
Bundan ancak
iman edip
iyi ameller işleyenler,
birbirlerine hakkı tavsiye
edenler
ve sabrı tavsiye edenler
müstesnadır.
ُ َ َ ُ َ ٰ َ َّ َّ
َ
َّ
َ ِ ‫ِاْل ال ٖذين امنوا وع ِم َلوا الص ِالح‬
‫ات‬
"Amel", iradeye dayalı iş, davranış ve
eylem, "salih amel" ise; niyete ve iradeye
bağlı olarak yapılan bilinçli fiil ve hayırlı
iş demektir.
Yapıldığı zaman sevap kazanılan, Allah
ve Peygamberin emir ve yasaklarına uygun her
amel salih ameldir.
Bir amelin salih amel olabilmesi için;
Bir amelin salih amel olabilmesi için;
1.salih ameli yapan kişinin
müslüman olması,
2.Salih amili imanın gereği olarak
yapması,
3.Kur'an'a ve Sünnete uygun olması,
4.Tam bir ihlas ve iyi bir niyyetle
yapılması gerekir.
Salih Amel = İBADET
Yüce Allah,
müminlere salih
ameller işlemesini
emretmektedir:
 ‫حا‬
ً ِ‫صال‬
َ ‫” َوا ْع َملُوا‬Salih
ameller işleyin”
(Sebe, 34/11).

Salih Amel = İBADET
Kuran'a baktığımızda, Allah rızasına
uygun olan her türlü söz, fiil, ibadet ve
iyiliklerin "salih amel" olduğunu görmekteyiz.
Namaz, oruç, zekat ve hac gibi temel
ibadetlerin yapılması "salih amel" olduğu gibi
iyiliği emretmek, kötülükten men etmek,, sosyal
yardımlaşma ve benzeri Kur'an'a uygun olan
her türlü iş ve davranış salih ameldir.
Amel Yönü İle İflas Etmiş Kul



ْ ‫ّللا َمنْ َكا َن‬
‫ر )عن أبي هريرة‬.‫ض ِه ْأو (ع‬
ِ ْ‫ت ِع ْن َدهُ َم ْظلَ َمة ال ِخي ِه ِمنْ ِعر‬
ِ ‫ ] َقا َل َرسُو ُل ه‬:‫قال‬
‫صالِح أ ُ ِخ َذ‬
َ ‫ان لَ ُه َع َمل‬
َ ‫ إنْ َك‬،‫ون ِدينار َو ِدرْ َهم‬
َ ‫َشىْ ٍء ِم ْن ُه َف ْل َي َت َحلِّ ْل ُه ِم ْن ُه ْال َي ْو َم ِمنْ َقب ِْل أنْ الَ َي ُك‬
‫ أخرجه‬.[‫ح ِب ِه َف ُح ِم َل َعلَ ْي ِه‬
ِ ‫صا‬
ِ ‫ وإنْ لَ ْم َت ُكنْ لَ ُه َح َس َنات أ ُ ِخ َذ ِمنْ َس ِّي َئا‬،‫ِم ْن ُه ِب َق ْد ِر َم ْظلَ َم ِت ِه‬
َ ‫ت‬
. ‫البخاري والترمذي‬
- Hz. Ebu Hureyre (r.a) anlatıyor: "Rasulullah (a.s) buyurdular ki:
"Kimin üzerinde kardeşine karşı ırz veya başka bir şey
sebebiyle hak varsa, dinar ve dirhemin bulunmadığı
[kıyamet (ve hesaplaşmanın olacağı)] gün gelmezden
önce daha burada iken helalleşsin. Aksi takdirde o gün,
salih bir ameli varsa, o zulmü nisbetinde kendinden alınır.
Eğer hasenatı yoksa, arkadaşının günahından alınır, kendisine
yüklenir." [Buhârî, Mezalim 10, Rikak 48; Tirmizî, Kıyamet 2, (2421).]
Îman, kalbin amelidir.
Îman, kalbin amelidir. Çünkü imanın yeri kalptır.
Kuran’ı Kerimde imanın kalbe ait bir salih amel
olduğu, Nuh (a.s.)’ın oğlunun Allah’ı inkar ve isyan
etmesini “salih olmayan bir amel” işlediği ifade
edilerek bildirilmiştir:
َ
َ
َ
َ
َّ َ ْ ْ َ ْ ُ َّ ُ ُ َ َ
ُ
َ
ْ
َ
َ
ُ
ٍ ٍ ‫قال يانوح ِإنه ليس ِمن أه ِلك ِإنه َعمٌ َِْ ص ِال‬
“(Allah) ey Nuh! O (gemiye binmeyen) oğlun senin
ailenden değildir. O’nun yaptığı salih olmayan bir
ameldir…” (Hud, 11/46).
İMAN ve AMEL İLİŞKİSİ
Kur’an’da iman ile salih ameller
arasında o kadar kuvvetli bir bağ
kurulmuştur ki, imanın zikredildiği yerde
peşinden hemen salih amel gelmektedir.
Gölgenin simayı takip ettiği gibi salih
amel de Kur’an‘da imanı takip etmiş, adeta
salih amel kalpteki imanın dışa yansıması
olmuştur.
Gereğini yerine getirilmeyen “iman”
zayıf ve samimiyetten uzaktır.
İslam’ın manevi iklimine girdikten sonra,
onun geniş imkan ve nimetlerinden yararlanabilmek
için imanın gereğini yerine getirmek gerekiyor:
İmanın gereği ameldir, iman, amel etmeyi gerektirir.
Mü’min, kalbine imanın sevgisini, aklına
ilim ve hikmeti, günlük yaşamına ibadeti, huyuna
ve ilişkilerine ahlakı uyarlarsa kamil bir mü’min
olabilir.
Gereği yerine getirilmeyen iman zayıf ve
samimiyetten uzaktır.
İman ve Amel İlişkisi
İman-amel
ilişkisi
konusunda
itikadî
mezhepler farklı kananatlere sahip olmuşlardır.
Ehl-i sünnet bilginlerine göre amel, imandan
bir cüz sayılmamıştır. Ancak iman soyut bir inançtan
ibaret de kabul edilmemiştir. Ehl-i sünnet bilgilerine
göre amel, imanın aslı için şart değilse de kemali için
bir şart olarak görülmüş, amelsiz imanın,
zayıflayacağı belki de yok olabileceği ifade edilmiş ve
imanın salih amellerle beslenmesinin
geregi
vurgulanmıştır.
Haricî ve Mutezile mezhepleri, ameli imandan cüz saymışlar
ve ameli olmayan kimsenin mümin olmayacağını ileri
sürmüşlerdir. Ancak bu görüş isabetli değildir. Kur'an-ı
Kerîm'de;
ُ َ َ ُ َ َ َّ َّ
َ
َّ
‫ات‬
َ ِ ‫ِإن ال ِذين آمنوا وع ِملوا الص‬
ِ ‫الح‬
"İman edenler ve salih amel işleyenler..." diye başlayan pek
çok ayetin yanısıra Tahrim Suresi 8. ayette açıkca görüleceği
üzere Yüce Allah,
َّ ‫ين آ َمنُوا تُوبُوا إِلَى‬
‫واا‬
َ ‫يَاأَ ُّي َها الَّ ِذ‬
ُ َ‫ّللاِ تَ َوبَ ن ص‬
‫و ن‬
“Ey Müminler Allha’a nasuh tevbesi ile tevbe edin”
buyurarak günahkâr müminlere “iman edenler” diye hitap
etmektedir. Bu, amelin imandan bir cüz olmadığını ifade eder.
Amelin Kabulu İçin İman Gereklidir
Bir amelin salih olabilmesi için ameli işleyen kimsenin mümin
olması, şirk ve gösterişten uzak durması, ameli iyi bir niyet ve
ihlasla yapması ve amelin İslam’ın prensipleriyle çatışmaması
gerekir. İnanmayan bir insanın yaptığı güzel, faydalı, işler
“salih amel” kapsamında değerlendirilemez.
Çünkü amelin sıhhati için imanın gerekli olduğunu Yüce
Kitabımız Kur’an şöyle ifade etmektedir:
ُ ُ ُ ُ‫ان َف َقدْ َح ِب َط َع َم‬
ِ ‫َو َمنْ َي ْكفُ ْر ِب ْاْلِي َم‬
“Kim iman (esasalarını)inkar ederse o kimsenin ameli
boşa gider”
( Maide,5/5)
Yüce Allah inkar edenlerin amellerini fırtınalı
bir günde rüzgarın şiddetle savurduğu küle ve
seraba benzetmektedir. Mümin olmayanlar, kıyamet
gününde yaptıkları amellerden hiçbir şey elde
edemeyeceklerdir:
ْ ‫َم َثل ُ ا َّلذِينَ َك َف ُروا ِب َر ِّب ِه ْم أَ ْع َمالُ ُه ْم َك َر َما ٍد ا‬
ُ ِ ‫ش َتدَّ ْت ِب‬
ٍ ِ‫الري ُح فِي َي ْو ٍم َعاص‬
‫س ُبوا َع َُى‬
َ ‫ف ََل َي ْق ِد ُرونَ ِم َّما َك‬
ِّ
َ
‫الض ََلل ُ ا ْل َبعِي ُد‬
َّ ‫ش ْي ٍء َذلِ َك ه َُو‬
“Rablerini inkar edenlerin durumu şudur: Onların
işleri, fırtınalı bir günde rüzgarın şiddetle savurduğu
küle benzer. (Dünyada) kazandıkları hiçbir şeyin
(ahirette) yararını görmezler. İşte bu derin
sapıklıktır.”(İbrahim 14/18 )
İman Ameli Netice Vermeli
İmanın tesiri davranışa yansımazsa
davranışın tesiri imana sirayet eder.
Mevlana’nın dediği gibi,
“İnandığınız gibi yaşamazsanız
yaşadığınız gibi inanmaya başlarsınız.”
Kalbinizde iman ve İslam’ın
ilkelerinden başka, iman ve İslam’la çelişen
düşünce ve anlayışlara da yer verirseniz,
iç çatışma yaşar, bunalıma girersiniz.
Bir gün İbrahim Ethem’e demişler ki:
-Bu sene havalar çok kurak geçiyor, bitkiler
kurudu, kıtlık hüküm sürüyor, biz yağmur
duasına çıkıyoruz, sen de bize katıl. O Allah
dostu şöyle cevap vermiş:
-Siz kulluğunu bilin, O Rabliğini bilir. Siz
Allah’ın güzel kulları olun, o yağmur da
yağdırır, ekini de bitirir, rızkı da bol bol
ihsan eder.
İman söz vermek, amel ise
verdiği sözü yerine getirmektir.
İman ile Müslüman oluruz,
salih amel ile Allah’ın rızasını
kazanır ve Allah’ın salih kulları
arasına gireriz. Cennete ise
amelimizin miktarı ile değil
amelimizdeki ihlas ile
girebiliriz.
İman söz vermek, amel
ise verdiği sözü yerine
getirmektir.
Er kişi sözünde durur.

similar documents