YAHYA KEMAL - mahmuttalhaucar.net

Report
YAHYA KEMAL
ANISINA
Yahya Kemal;




2 Aralık 1884 yılında Üsküp’te
doğmuştur.
Asıl adı Ahmet Agâh’tır.
İlköğrenimini Özel Mekteb-i
Edep’te tamamladı.1892’de
Üsküp İdadisine girmiştir.Bir
yandan da İshak Bey Camii
Medresesi’nde Arapça ve
Farsça dersleri almıştır.
İstanbul Vefa Lisesi
mezunudur.
Sultan II.Abdülhamid baskısından dolayı
Paris’e kaçmıştır.Fakat orada hiçbir siyasi
faaliyete katılmayarak sanat çevrelerinde
kendini yetiştirmiştir.
 Darüşşafaka’da Edebiyat ve Tarih
öğretmenliği yapmıştır.Arkadaşlarıyla
”Dergâh” dergisini kurmuştur.Yazılarıyla
Milli Mücadeleye destek vermiştir.


1923 yılında Urfa Milletvekili
seçilmiştir.Çeşitli ülkelerde diplomatik
görevler alarak Türkiye’yi temsil
etmiştir.Lozan Konferansı’na
katılmıştır.Pakistan Büyükelçisi iken emekli
olmuştur.
1957’de tedavi için Paris’e gitmiştir.Ve aynı
hastalık yüzünden bir yıl sonra Cerrahpaşa
hastanesinde vefat etmiştir.
 Yahya Kemal ölümünden kısa bir süre
önce şu beyiti söylemiştir.

“Ölmek kaderde var;yaşayıp köhnemek hazin,
Buna bir çare yok mudur yâ Rabbelâlemin?”
YAHYA KEMAL’İN EDEBî ÇEHRESİ VE
ZİHNİYETİ

Cumhuriyet dönemi Türk şiirinin en büyük
temsilcilerinden birisidir.Edebiyata atıldığı
ilk vakitler büyük divân şairi Bakî’nin bir
taklitçisi olarak eleştirilmiştir.Fakat şair
”Gemiler geçmeyen bir Umman da“ kendi
şairlik abidesini kurarak kendini kanıtlar.
Yahya Kemal;
Bazı edebiyatçılar tarafından Türk şiirinde
Necip Fazıl Kısakürek ve Mehmet Akif’ten
sonra şiiri en rahat söyleyen,hecelerde
zorlanmayan bir şair olarak tanımlanmıştır.
 Bazı şiirlerini 30 yıl gibi bir zamanda
yazdığını söylediğinde bu konunun
nedenini şiirlerinin vermek istediği anlamı
tam vermesinin gerekli olduğunu
söylemiştir.


Mehmet Akif’in hayranlarından biri Yahya
Kemal’e:”Üstadım dün akşam Akif’in bütün
şiirlerini okudum.Onun aruza,kafiyeye bu
derece hâkim oluşuna hayran kaldım.O
kadar ki Akif,patlıcancıya bile aruz ve
kafiye ile patlıcan sattırıyor.“deyince,Yahya
Kemal yanıtı yapıştırmıştır:”Vallahi benim
bildiğim,aruz ve kafiye şiir yazmak için
icad edilmiştir,patlıcan satmak için değil.“
Bunun sebebi;

Şairin ”mükemmeliyetçi“ yapısıdır.Dize
çalışması titizliği ”az ve güç yazıyor“
izlenimi uyandırmıştır.Yaşadığı sürece hiç
kitap yayınlayamaması bu,izlenimi
pekiştirmiştir.Karşıtları tarafından ”Esersiz
Şair“ olarak eleştirilmiştir.Fakat Yahya
Kemal o eleştirilere en güzel cevabı ”Mısra
Haysiyetimdir“sözüyle dile getirmiştir.
Şiirlerinde dili,sözcüklerini özenle seçilerek
yerli yerinde kullanılmasına,biçim
mükemmelliğine,ahenk,musiki ve uyağa
önem vermiştir.
 İç ahengi her şeyden üstün tutmuş,şiiri
”musikiden başka türlü musiki“ kabul
etmiştir.


Yahya Kemal bu
mükemmeliyetçi ve
kuralcı tavrıyla
Mehmet Akif’ten
ayrılır.Beyatlı şiirin
ahengini redife
dayandırmıştır.Ve şair
redifi ”şiirin temel
taşı“ olarak
nitelendirir.

Akif bütün yapıtlarında aruz ölçüsü
kullanmıştır.Aruzda kusur sayılan imâle ve
zihâf gibi uygulamalar Akif’in
manzumelerinde hemen hemen hiç yoktur.
Aruz’u konuşma dilinin kalıplarına en iyi
şekilde uygulayan şair sayılması da bu
nedenledir.Aruzu en az Akif kadar iyi
kullanan Yahya Kemal,bu bakımdan Akif’i
eleştirir.
Edebiyat tarihçileri ”Dört Aruzcular“ olarak
adlandırılan içlerinde ”Tevfik
Fikret,Mehmet Akif Ersoy,Ahmet Haşim’in“
bulunduğu kavrama Yahya Kemallide
koymuştur.
 Şair şiirlerinde aruz ölçüsünü kullandığı
halde ”Ok“ adlı eserini hece ölçüsüyle
yazmıştır.


Edebiyatçılar dünyasında Tevfik Fikret ile
yaptığı kalem kavgaları önemli yer tutar.
Tevfik Fikret’in gerek İstanbul’a kızdığı ve
nefret ettiği için gerekse 20.yüzyıl
başlarındaki baskılı ve sıkıntılı dönem
yüzünden İstanbul’u anlattığı ve ağır bir
sövgü içeren ”SİS“ adlı şiirine karşılık
Yahya Kemal buna çok sert olan bir şiir
olan ”SİSTE SÖYLEYİŞ“ adlı şiiri yazarak
aydın çevresine ve halka umut vermiştir.

Şair Osmanlıya
hayrandır ve bunu
şiirlerinde açıkça
görmek
mümkündür.Onun
Boğaziçi ve Türk
musikisi hayranlığına,
tabiat güzelliklerinin
yanı sıra tarihi
değerleride eklemek
gerekir.
İstanbul’u şiirlerinde en
çok işleyen
şairlerimizden biridir.
 Osmanlının En güzel
eserlerini barındıran
İstanbul’a hayrandır.


Şiirlerinde Türk tarihinin,
Türk sanatının başarılı
geçmişini ,çevresinin
güzelliğini ve bunlar
karşısındaki kişisel
duygularını dile getirmiştir.
YAHYA KEMAL VE AHMET HAMDİ TANPINAR

Yahya Kemal üniversitede Edebiyat ve Tarih
muallimliği yaptığı sıralarda Ahmet Hamdi de
öğrencisi olmuştur.Ahmet Hamdi Yahya
Kemal’e ve edebi kişiliğine sevgisini, yazmış
olduğu Beş Şehir adlı eserinin başında kitabı
Yahya Kemal’e ithaf ederek şöyle dile
getirmiştir:
Yahya Kemal’e İthaf
”Yahya Kemal’in derslerinden-fakültede
hocamdı-ayrıca eski şiirlerinin lezzetini
tattım.Galib’i,Nedim’i,Bâki’yi,Nâili’yi ondan
öğrendim ve sevdim.Yahya Kemal’in
üzerimdeki asli tesiri şiirlerimdeki
mükemmeliyet fikri ile dil güzelliğidir.Dilin
kapısını bize o açtı.(…)

Millet ve tarih hakkındaki fikirlerimizde bu
büyük adamın mutlak denecek tesiri vardır.
Beş Şehir adlı kitabım onun açtığı düşünce
yolundadır,hatta ona ithaf edilmişti.İki
defasında da bu kitap bulunduğum yerde
basılmadı ve ben bu ithafı yapamadım.“
TANPINAR
Üzerine Makaleler.s.570)
AHMET HAMDİ
(Edebiyat

Ahmet Hamdi ne kadar
Yahya Kemal’in yolunu
izlemek istese de –belki
devrinin
gereklerindendir–onunla
ayrıldığı bazı noktalar
olmuştur.

Ahmet Hamdi’de Yahya Kemal gibi
Sembolizm akımından etkilenmiştir.Ve
eserlerinde
”musiki,his,hayal,zaman,psikoloji“kavramlarına önem vermiştir.Ve onda da Yahya
Kemal gibi ”Hayatımızda kaybolan şeylerin
ardından duyulan üzüntü ile yeniye karşı
beslenen iştiyak“kavramı belirmiştir.Bu
üzüntü ve iştiyakı hayatlarında
yaşamışlardır.
İstanbul,Yahya Kemal’in
”Baktım,konuşurken daha bir güzeldin
mısrasıyla övdüğü güzele benzer.
Doğrusuda budur.İstanbul,ya hiç sevilmez;
yahut çok sevilmiş bir kadın gibi sevilir;
yâni her halinde,her hususiyetine ayrı bir
dikkatle çıldırarak.“
Beş Şehir/134
şeklinde ifade etmiştir.
Fakat Ahmet Hamdi Beş Şehir’de;
”Yahya Kemal’in merhamet ve sevgi şiiri
asırların yığdığı bu havayı bizde muhafaza
edecek.“dediği halde o muhafazayı
başaramamıştır.
Yahya Kemal’in çok güzel söylediği;
”Eslaf kapıldıkça güzelden güzele
Fer vermiş o neşveyle gazelden gazele
Sönmez seher-i haşre kadar şi’r-i kadîm
Bir meş’aledir devredilir elden ele“
beyitlerindeki kastedilen şi’r-i kadîm olan
”divan şiiri“ muhafaza edilmemiştir.
Ahmet Hamdi bu ölümsüz meşaleyi
devralamamıştır.

Ayrıca Yahya Kemal,
döneminde Hamîdî
Tuğra’dan şikayetle
Mehmet Akif’le ortaktır.
İkiside II.Abdülhamid’in
baskısından sıkıntı
çekmişlerdir.
Şair devrinin sorunlarını ve sıkıntılarını bu
şekilde ifade etmiştir;
”Neler çeker bu gönül söylesem şikayet olur“
 Fakat şair;
”Bilmem kime yahut neye uyduk gittik
Gâhi meye gâhi neye uyduk gittik
Erbâb-ı zekâ riyayı mezhep bizler
Dil-i divâneye uyduk gittik“
dediği Rubai’sinde dönemin yöneticilerini
ve halkı sert bir şekilde eleştirmektedir.

Ayrıca şair alçak dünya için alçaklara boyun
eğmeyeceğini;
”Baş eğmeyiz edâniye dünyâ-yı dün için
Ettik fedâ zevâhiri şevk-i derun için
Sattık mete-i ömrü meyl-i la’l-gün için
Nevbet çalınca rihlet-i mülk-i sûkûn için
Allah’adır tevekkülümüz,itimadımız“
taştiriyle ifade etmiştir.

Şiirlerinde geçmişe ve
Osmanlıya olan
sevgisini çok güzel bir
şekilde ifade etmiştir.Ve
bizim kültürümüzü en
iyi muhafaza ve edecek
şey ”maneviyâtımız“
olduğunu bilmemizdir.
”Kendi gök kubbemiz altında bu bayram saati
Dokuz asrında bütün halkı,bütün memleketi
Yer yer aksettiriyor mâvileşen manzaradan
Kalkıyor tozlu zaman perdesi her an oradan“
diyen şair ”zaman perdesi“nin aradan kalkıp
dokuz asır boyunca toprak ve millet
bütünlüğünün gerçekleştiği anı Süleymaniye
Camiinde kılınan bir bayram namazında bulur.
Burada tarih,millet,vatan toprağı,sanat,din ve
yaşayış şekli bir arada idrak edilmektedir. Şair
bu güzel sanat eseri olan Süleymaniye’yi;
kendi sanat eseri olan bu güzel dizelerde
edebileştirir.
 Ayrıca şairin annesinin ruhuna hediye ettiği ,
”Ezan-ı Muhammedi“de ezanın bütün dünyada
yankılanması için keşke I.Selim daha uzun
yaşamış olsaydı der:
”Sultan Selim-i Evvel’i râmetmeyüp ecel
Fethetmeliydi âlemi şân-ı Muhammedi“
Ayrıca şairin ”Bir Tepeden“ adlı şiirindeki
güzel bir dörtlüğünde İstanbul’aduyduğu
büyük sevgiyi sanatlı bir dille anlatır;
”Irkın seni iklimine benzer yaratırken
Kaç fethe koşan tuğlar ufuklarla yarışmış
Tarihini aksettirebilirsin diye çehren
Kaç fâtihin altın kanı mermerle karışmış.“
 Bu beyitler adetâ bütün fetihlerin sebebini
özetler.

Musikiye çok önem veren şair;
”Çok insan anlıyamaz eski musikimizden
Ve ondan anlamayan bir şey anlamaz bizden “
diyerek bestekarları anmıştır.

Ve duygulu şair milletimizin geçirdiği en
sıkıntılı zamanlarda milli mücadeleye destek
için şu güzel dörtlüğü söylemiştir;
Şu kopan fırtına Türk ordusudur Yarabbi!
Senin uğrunda ölen ordu budur Yarabbi!
Tâ ki yükselsin ezanlarla müeyyed nâmın
Galib et,çünkü bu son ordusudur İslâmın

Bu dörtlüğün son iki mısrası bir Mütareke
Ramazanında Beyazıt Camiinin minareleri
arasındaki mahyaya yazılmış ve okuyanlara
”âmin“ dedirtmiştir.
Yahya Kemal şiirlerinde
İstanbul’un birçok semtinden
bahsetmiştir.Bunların
arasında;
 Kandilli
 Göksu
 Kanlıca
 İstinye
 Üsküdar
 Koca Mustafa Paşa
 Fenerbahçe
 Çamlıca
 Çubuklu
 Erenköy
 Moda
 Yakacık şairin hususi
övgüsüne mazhar olmuştur.

Ayrıca Yahya Kemal-Beş Şehir’de Ahmet
Hamdi’nin bahsettiği edebiyat sohbetlerindeAhmet Haşim’le beraber bulunmuştur.Ve
Yahya Kemal’le Ahmet Haşim’in ortak
noktalarından biride duygusallıkları ve hayali
bir aleme özlemleridir.Bunun sebebi ikisinin
de erken yaşta annelerini kaybetmiş olmaları
olabilir.
 Ayrıca iki şairde hece ölçüsüne tepki
göstermiş ve aruza bağlı kalmışlardır.


Yahya Kemal ve Ömer
Seyfettin ikilemesinde
ise bir çatışma
görülür.

Yaşça birbirlerine emsal olan bu iki sanatçı
eserlerinde birbirlerinin isimlerini kullanmasalar
da birbirlerini eleştirmektedirler.Bunun sebebi
Ömer Seyfettin ve arkadaşlarının dilde
sadeleştirmeyi istemeleridir.

Yahya Kemal’in Ömer Seyfettin’i
küçümsediği ve bunu çevresine aksettirdiği
anlaşılmaktadır.Hocası Yahya Kemal’in çok
tesirinde kalan Ahmet Hamdi Tanpınar
”Yahya Kemal“ adlı kitabında devrin bir
haritasını çizerken,birkaç cümle ile Ömer
Seyfettin’e de küçümser bir tavırla yer
vermiştir.
Yahya Kemal dilde sadeleşmeye giden
sanatçılara;
”Şiir bir nağmedir.Lakin Frenklerin kuğu
nağmesi dedikleri çok nadir ve halis bir
cevherdir.“
demiştir.Bu cevher ise eserlerinden anlaşıldığı
gibi divan şiiridir ve Türk milletinin
anlaşılabilmesi için onun tadılması
gerekmektedir.
İki sanatçının görüşleri sanki bir tartışmanın
diyalogları şeklindedir.Fakat bu diyaloglarda
bizzat isim kullanılmamıştır.
 Ve Yahya Kemal bu çatışmada Yakup Kadri ile
ortak bir nokta meydana getirmiştir.


Yakup Kadri ilk yazılarında Yeni Lisan
hareketlerine çatarken,Ömer Seyfettin’in
makalesinde çok açık seçik ifade ettiklerini
görmezlikten gelmiş ve tasfiyeden yana
olan grupları(Türk Derneği gibi)hedef
almıştır.
Yetişme tarzları,görüş
ve mizah farklılıkları
ve aynı dönemde eser
vermeğe başlamış
olan bu üç şahsiyet
birbirlerine zıt gibi
görünseler de bazı
ortak noktaları vardır.
 Her üç yazarda batı
edebiyatının örnek
alınması gerektiğine
inanmışlar ve ondan
faydalanmışlardır.


Bu ifadelerden hareketle; Yahya Kemal ve
Ömer Seyfettin sadece çıkış noktaları
bakımından farklıdırlar.Biri Türkçe
açısından her şeyi görürken,diğeri sanat
açısından ele almaktadır.
Yahya Kemal ve Emsali Bütün Sanatçılarımızı
Rahmetle Anıyoruz.Geçmişimizi Bilmeden ve
Geçmişimize Çıkmadan Geleceğe Işık
Tutamayız.

similar documents