Ticaret Hukuku Slaytı

Report
TİCARET HUKUKU BİLGİSİ
POLİÇE
POLİÇE
• Ticari hayatımızda uygulama alanı sınırlı
olmasına rağmen kanuni düzenlemede
kambiyo senetlerine ilişkin temel hususların
açıklandığı senet poliçedir. Poliçeye ilişkin
düzenleme TTK md. 671-775’de yer
almaktadır.
• Bu başlık altında poliçe bono ile farklı
özellikleri dikkate alınarak açıklanmaya
çalışılacaktır.
HUKUKİ NİTELİĞİ
• Poliçe bonodan farklı olarak üç köşeli bir
hukuki ilişki yaratır. Poliçe ilişkisinde
düzenleyen, poliçeyi oluşturan kişi olarak
ortaya çıkar.
• Lehtar bono ilişkisinde olduğu gibi senet
üzerindeki ilk alacaklıdır. Senet kural olarak
düzenlenerek lehtara verilir.
HUKUKİ NİTELİĞİ
• Poliçe ilişkisindeki üçüncü kişi muhataptır. Muhatap düzenleyen ile
arasındaki karşılık (provizyon) ilişkisi sebebiyle, düzenleyenin
talimatına uyarak senedi ödeyecek olan kişidir. Muhatabın varlığı
bono ile poliçenin farkını oluşturur ve bu üçüncü kişiye ilişkin
düzenlemeler bu başlık altında incelenecek temel hususları
oluşturmaktadır.
• Düzenleyen poliçe düzenleyerek bir taraftan lehtara poliçe bedelini
muhataptan tahsil konusunda yetki vermekte, diğer taraftan
muhataba lehtara ödeme yapma konusunda yetki vermektedir.
Poliçenin bu şekilde çift taraflı yetkilendirme olması, bunun havale
ilişkisi olarak nitelendirilmesi sonucunu vermektedir.
• Bu ilişkinin normal olarak işlemesinin sonucunda, muhatap poliçeyi
ödemeyi kabul etmek ve bilahare ödemek suretiyle, düzenleyene
karşı karşılık ilişkisinden kaynaklanan yükümlülüğünü yerine
getirmekte, diğer taraftan aynı ödeme ile düzenleyenin lehtara karşı
olan yükümlülüğü de sona ermektedir.
TARAFLAR ARASINDA İLİŞKİ
• Bu açıklamaya uygun olarak taraflar ve
aralarındaki ilişkiler şu şekilde şemalaştırılabilir:
– Düzenleyen >>> Muhatap arasında “karşılık” ilişkisi
– Düzenleyen >>> Lehtar arasında “bedel” ilişkisi
– Muhatap >>> Lehtar arasında “havale” ilişkisi
• Poliçe bono gibi ödeme, kredi veya teminat
fonksiyonu ile düzenlenebilir. Yukarıda kambiyo
senetlerinin genel niteliklerine ilişkin yapılan
açıklamalar, poliçe bakımından da geçerlidir.
POLİÇENİN ŞEKLİ ŞARTLARI
• Bir poliçenin düzenlenmiş sayılması için gereken
unsurlar kanunda belirtilmiştir (TTK md. 671). Bu
unsurların varlığı poliçenin oluşması bakımından
zorunludur. Poliçenin şartları iki ayrı tipte ortaya
çıkar. Bunlardan bir kısmı zorunlu unsurlardın ve
bulunmamaları geçersizliğe sebep olur. Bir diğer
grup alternatif unsurlar olarak anılırlar ve
bulunmamaları halinde, yine senette bulunan
bazı bilgilerle tamamlanmaları mümkündür.
Ancak bu ek bilgilerde de eksiklik bulunuyorsa,
eksiklik tamamlanmış sayılamayacağından, geçerli
bir poliçeden söz edilemeyecektir.
Poliçenin Zorunlu Unsurları
• Bonoda olduğu gibi poliçede de bazı unsurlar
zorunlu bazıları alternatif unsurlardır
“Poliçe” İbaresi
• Bir poliçenin düzenlenmiş sayılması için, senet
metninde “poliçe” ibaresinin bulunması gerekir.
İbarenin senet metninde değil, başlığında veya
senedin bir başka yerinde bulunması halinde,
senet poliçe olarak kabul edilemez.
• Yabancı dilde düzenlenen poliçe üzerinde
belirtilen ibarenin o dilde yazılmış olması
gerekmektedir. Eğer senet içinde birden fazla dil
kullanılmışsa, temel iradeyi en doğru ifade ettiği
kabul edilen “ödeyiniz” ibaresinin hangi dilde
yazıldığına dikkat edilmesi gerekmektedir.
“Poliçe” İbaresi
• Bu unsurda ortaya çıkan eksikliğin sonucu, senedin poliçe
olarak kabul edilmemesidir. Ancak kanuni düzenlemede
senedin emre olduğunun anlaşılması halinde, “emre yazılı
havale” olarak kabul edildiği görülmektedir (TTK md. 826).
• Emre yazılı havale kambiyo senedi fonksiyonlarının tümünü
karşılamamaktadır. Kanunda özellikle İcra ve İflas
Kanunu’nda yer alan takibe ilişkin hükümlerin emre yazılı
havale bakımından uygulanmayacağı belirtilmektedir (TTK
md. 829).
• Bunun dışında emre yazılı havalenin kabul için ibraz
edilemeyeceği, kabul edilmezse başvuru hakkının
doğmayacağı, başvuru hakkının vadeden önce ortaya çıktığı
hallerin uygulama alanı bulamayacağı hususları da
açıklanmaktadır (TTK md. 827-828).
Belirli Bir Bedelin Kayıtsız ve Şartsız Havalesi
• Bu hususta bono hakkında yapılan açıklamalar, poliçe
bakımından da geçerlidir. Özellikle bedel, faiz kaydı ve
kayıtsız ve şartsız olma konusundaki değerlendirmelere
bakılmalıdır.
• Poliçenin bir havale ilişkisi olması, ödemenin senedi
düzenleyen kişi olan düzenleyen tarafından değil muhatap
tarafından gerçekleştirilmesine sebep olmaktadır. Bu açıdan
düzenleyenin bono ilişkisinde olduğu gibi “ödeyeceğim”
açıklamasının poliçe üzerinde yer alması mümkün değildir.
Poliçede düzenleyen muhatabın adını belirterek, poliçenin
ödenmesini muhataba bildirmektedir. Bu sebeple poliçe
üzerinde havale ilişkisini belirtecek tarzda “ödeyiniz” veya
buna benzer nitelikte bir ibarenin bulunması
gerekmektedir.
Muhatabın Adı ve Soyadı
• Muhatap poliçede bedeli ödeyecek olan kişidir. Ödeyecek
kişinin senet üzerinde yer alması, bu senedin poliçe olarak
kabul edilebilmesi için zorunludur. Muhatabın ad ve
soyadının yer almaması, poliçeyi geçersiz kılar.
• Kanun her ne kadar muhatabın ad ve soyadının bulunması
gerektiğini belirtmişse de, tüzel kişilerin de poliçede
muhatap olmaları mümkündür. Yukarıda bono ilişkisinde
lehtarın ad ve soyadına ilişkin yapılan açıklamalar,
muhatabın ad ve soyadı bakımından da geçerlidir.
• Muhatabın birden fazla olması mümkündür. Bu durumda
her birinin ad ve adreslerinin yer alması gerekir. Birden fazla
muhatabın varlığı halinde bunların her birine kabul için
ibraz yapılmalıdır.
Muhatabın Adı ve Soyadı
• Poliçeyi ödeyecek kişilerin alternatif olarak gösterilmeleri mümkün
değildir. Örneğin poliçe (A) tarafından kabul edilmez veya ödenmez
ise (B)’ye başvurulması talebini içeren poliçe, geçerli değildir.
• Düzenleyenin kendisini muhatap göstererek poliçe düzenlemesi
etmesi mümkündür (TTK md. 673). Bu durumda ilişki bono ilişkisi
gibi değerlendirilir. Çünkü bonoyu düzenleyen kişi de aynı zamanda
ödeyecek olan kişidir.
• Buna karşılık yine de böyle bir poliçe bono değildir, düzenleyenin
sonradan poliçeyi kabul etmesi gerekir. Kabul gerçekleşmediği
takdirde düzenleyen asıl borçlu değil, başvuru borçlusu sıfatıyla
sorumlu olur ve bunun için başvurunun maddi ve şekli şartlarını
oluşturan ibraz ve protestonun gerçekleştirilmesi gerekmektedir.
Ayrıca düzenleyenin sorumluluğuna ilişkin zamanaşımı süresi de üç
değil bir yıldır.
Lehtarın Adı ve Soyadı
• Poliçenin kime veya kimin emrine
ödeneceğinin poliçe üzerinde bulunması
gerekir. Bu konuda bononun şartlarına ilişkin
açıklamalar dikkate alınmalıdır.
Düzenleyenin İmzası
• Poliçede düzenleyenin imzasının bulunması bir
geçerlilik şartı olarak öngörülmüştür. Yukarıda
kambiyo senetlerinde imzaya ve bonoda
düzenleyenin imzasına ilişkin açıklamalar,
düzenleyenin imzası bakımından da geçerlidir.
Düzenleme Tarihi
• Poliçenin düzenlendiği tarihin senet üzerinde
bulunması bir geçerlilik şartı olarak
öngörülmüş bulunmaktadır. Bu hususta
bonoda düzenleme tarihine ilişkin verilen
açıklamalar incelenmelidir.
Düzenleme Yeri
• Poliçenin düzenlenme yerinin poliçe üzerinde
bulunması gerekir. Bu konuda bonoya ilişkin
bölümde, bononun düzenleme yeri hakkında
yapılan açıklamalar değerlendirilmelidir.
• Bonoda düzenleme yerinin bulunmaması halinde
düzenleyenin imzasının yanında yazılı bulunan
yer, senedin düzenleme yeri sayılmaktadır (TTK
md. 777). Poliçe ilişkisinde bu eksikliğin,
düzenleyenin imzası yanında bulunan yer şeklinde
doldurulduğu görülmektedir (TTK md. 672, f. 4).
Ödeme Yeri
• Poliçenin ödeme yerinin bulunması kanuni bir zorunluluktur. Bu
konuda bonoya ilişkin açıklamalar incelenmelidir.
• Bono ilişkisinde ödeme yerinin bulunmaması halinde eksiklik,
düzenleyenin adresi dikkate alınarak doldurulmaktadır. Poliçe
ilişkisinde ödemeyi gerçekleştirecek kişinin muhatap olması
sebebiyle, farklı bir sonuca varılması zorunludur. Bu sebeple ödeme
yerinin eksikliği, muhatabın adının yanında gösterilen yerin ödeme
yeri olarak kabul edilmesiyle doldurulmuştur (TTK md. 672, f. 3).
• Yukarıda adresli ve ikametgâhlı bonoya ilişkin yapılan açıklamalar,
poliçe ilişkisi bakımından da geçerlidir. Ancak bu ihtimalde farklılık
düzenleyenin değil, muhatabın adresi dikkate alınarak
değerlendirilmelidir.
3. Vade
• Vade poliçede yer alması gereken unsurlardan
biri olarak belirtilmektedir. Ancak bu unsur da
alternatif unsur olarak düzenlenmiştir. Çünkü
bulunmaması halinde poliçenin
“görüldüğünde ödenecek” bir poliçe olarak
hüküm ifade etmesine sebep olur (TTK md.
672, f. 2).
• Bonoda vadeye ilişkin açıklamalar, poliçe
ilişkisi bakımından da geçerlidir.
Poliçenin İhtiyari Unsurları
• Poliçe üzerine konması zorunlu olmayan ancak
kanunda konulmasına izin verilen bir takım
kayıtlar bulunmaktadır. Bu kayıtlardan bir kısmı
bonoya ilişkin açıklamalarda yer almaktadır. Bu
açıdan sorumsuzluk kaydı, menfi emre kaydı ve
protestosuz kaydı belirtilebilir. Bunlar hakkında
yukarıda bono başlığı altında yapılan açıklamalar
incelenmelidir. Diğer taraftan poliçe ilişkisi
bakımından önem taşıyan diğer bazı kayıtlar da
bu başlıkta incelenecektir.
Kabule Arz Yasağı
• Düzenleyen poliçenin muhataba bir süre ibraz edilmemesini
isteyebilir. Bu istek özellikle muhatapta henüz bir karşılığın
oluşmadığı durumlarda ortaya çıkar. Örneğin karşılık
muhataba gönder
• ilen malların bedeli olarak ortaya çıkacaktır ve mallar henüz
teslim edilmemiştir. Muhatap kendisine teslim
gerçekleşmediğinden, kabul işlemini yapmaktan
kaçınabilecektir. Bu temel ilişki sebebiyle düzenleyen
poliçenin kabul için ibrazını, malların teslim edilmesini
umduğu tarihten sonrasına ertelemek isteyebilir.
• Kanun düzenleyene bu konuda imkân tanımış ve poliçe
üzerine konacak bir kayıtla arzın belirli bir süreyle veya
süresiz yasaklanmasına olanak tanımıştır (TTK md. 692).
Kabule Arz Yasağı
• Ancak bu imkânın üç tür poliçe için kullanılması mümkün
değildir. Bunlar ikametgahlı poliçe, adresli poliçe ve
görüldükten belirli bir süre sonra ödenecek poliçedir.
• Kabule arz yasağının sadece düzenleyen tarafından
konulabileceği hüküm altına alınmıştır. Böyle bir kaydın
ciranta tarafından konması, cirantanın sorumsuzluk kaydı
koyması hükmünde kabul edilmektedir.
• Poliçe üzerinde kabule arz yasağı bulunmasına rağmen
poliçe kabul için arz edilir ve kabul edilirse, kabul geçerlidir.
Buna karşın muhatap kabulden kaçındığı takdirde, hamil
protesto düzenleyerek başvuru hakkını kullanamaz. Hamilin
vadeyi beklenmesi ve ödememe halinde başvuru hakkını
kullanması gerekir.
Kabule Arz Mecburiyeti
• Poliçenin süre gösterilerek ve gösterilmeksizin kabule arz edilmesi
mecbur kılınabilir (TTK md. 692). Kabule arz mecburiyeti sadece
düzenleyen tarafından değil, cirantalar tarafından da konabilir.
Ancak kabule arzı düzenleyen tarafından yasaklanan poliçelerde,
cirantanın kabule arz mecburiyeti koyması yasaklanmıştır.
• Kabule arz mecburiyeti düzenleyen tarafından konulduğu takdirde,
aksine davranış başvuru hakkını düşmesi sonucunu doğurur. Ciranta
tarafından konulan kayıt ise sadece bu ciranta bakımından geçerlidir.
• Süreli arz mecburiyetinin konulduğu durumlarda, kabul için arzın bu
sürede yapılıp yapılmadığı ancak kabul şerhinde yer alan tarihle
belirlenebilir. Bu sebeple muhatap kabul şerhine tarih yazmamışsa,
tarihin bir protesto ile belirlenmesi gerekir.
Poliçenin Unsurlarında Eksiklik ve Açık (Beyaz)
Poliçe
• Eksik ve açık bonoya ilişkin yukarıda yapılan
açıklamalar, poliçe için de geçerlidir.
POLİÇEDE KABUL
• Düzenleyen muhatapta bulunan karşılığı üzerinde,
poliçe düzenleyerek tasarruf eder. Poliçenin havale
niteliği, lehtarı tahsil konusunda, muhatabı ise ödeme
konusunda yetkilendirme sonucu doğurur.
• Buna karşın muhatap sadece poliçenin düzenlenmesi
ve tedavüle çıkartılması neticesinde sorumlu hale
gelmez. Çünkü muhatabın kambiyo senetlerinde
sorumluluğun kaynağı olan imzası, poliçe üzerinde
bulunmaz. İşte muhatabın sorumluluğunun ortaya
çıkması için senet üzerinde imzasının bulunması
gerekir.
POLİÇEDE KABUL
• Poliçenin sorumluluk oluşturmak için muhatap
tarafından imzalanması işlemi poliçenin kabulü
olarak isimlendirilmektedir. Kabul sadece poliçe
ilişkisinde ortaya çıkabilir. Bonoda üçüncü kişi
olan muhatabın yokluğu kabulü imkânsız
kılmaktadır.
• Kaldı ki düzenleyen kişinin aynı zamanda kabul
eden gibi sorumlu olduğu kanunda
belirtilmektedir (TTK md. 779). Çek ilişkisinde ise
kabul yasaklanmış bulunmaktadır (TTK md. 784).
POLİÇEDE KABUL
• Kabul poliçenin muhatap tarafından ödeneceği
konusunda açıklık kazandırır. Muhatap kural
olarak düzenleyen ile arasındaki karşılık ilişkisi
sebebiyle poliçeyi kabul eder.
• Ancak taraflar arasında herhangi bir karşılık ilişkisi
bulunmasa bile poliçenin kabul edilmesi
muhatabı sorumluluk altına sokar. Senet
üzerindeki tüm diğer sorumluluklar gibi kabul
sorumluluğunun da mücerret olduğu, diğer bir
ifadeyle temel ilişkinin sakatlığının kabulü geçersiz
kılmayacağı belirtilmelidir.
POLİÇEDE KABUL
• Düzenleyen ile muhatap arasında bir karşılık
ilişkisi bulunmasına rağmen muhatabın kabul
zorunluluğu bulunmamaktadır. Düzenleyen
tarafından kendi üzerine çekilen poliçeyi kabul
etmeyen muhatap, hamile karşı herhangi bir
sorumluluk altına girmez.
• Buna karşılık düzenleyen ile aralarındaki temel
ilişkiden kaynaklanan bir sorumluluk ortaya
çıkabilir. Bu sorumluluk kambiyo senetleri
hukukuna tabi bir sorumluluk değildir.
Kabule Arz
• Kabulü elde etmek için senedi elinde
bulunduran kişinin senedi muhataba sunması
gerekir. Bu sunma işlemi kabul için arz olarak
adlandırılır ve kanunda özel düzenlemeye tabi
tutulmuştur.
• Poliçe kabul amacıyla muhataba arz edilir.
Kabule arzın muhatabın ikametgâhında
yapılması gerekir.
Kabule Arz
• Kabul için ibraz zorunluluğu sadece kabulün mecburi
kılındığı veya görüldüğünden bir süre sonra ödenecek vadeli
poliçelerde ortaya çıkar. Bu son tip poliçede vadenin
belirlenmesi bakımından kabule arz zorunluluğu
getirilmiştir. Bunlar dışında hamilin vadeye kadar
bekleyerek poliçeyi doğrudan ödenmek üzere arz etmesi
mümkündür. Ancak hamil bakımından poliçeyi vade
öncesinde kabul için arz ederek muhatabın kabulünü alması
faydalıdır. Zira böylelikle başvuracağı bir senet sorumlusu
kazanmış olacaktır.
• Kabule arz işlemi poliçenin düzenlenmesinden itibaren
yapılabilir. Ancak poliçe düzenlenmeden muhatabın
kabulünün alınması, kabulün geçerliliğini etkilemez. Benzer
olarak açık poliçenin kabul edilmesi de mümkündür.
Kabule Arz
• Kabulün yapılabileceği sürenin sonu, kabule arz mecburiyeti
konulmuş olup olmadığına göre değerlendirilir. Eğer bu
yönde bir kayıt konulmuşsa, kayıtta belirtilen tarihe kadar
kabule arz işlemi yapılmalıdır. Bu yönde bir kayıt yoksa
vadenin belirleniş şekli kabule arz süresini de ortaya
çıkartmaktadır.
• Belirli gün ve düzenlenme tarihinden belirli bir süre vadeli
poliçelerin vadeye kadar (TTK md. 691), görüldüğünde veya
görüldükten bir süre sonra ödenecek poliçelerin düzenleme
tarihinden itibaren bir yıl (TTK md. 693, f. 1) içinde kabul
için arzı gerekir. Özellikle vadede yapılan kabule arz sonrası,
kabule arz değil ödememe protestosunun düzenlenmesi
gerektiği kabul edilmektedir.
Kabule Arz
• Poliçe kabul edilmek üzere muhataba teslim
edilmelidir. Muhatabın poliçe üzerine imza atabilmesi
için, poliçeyi eline alması gerekir. Ancak diğer taraftan
poliçenin muhataba terk edilmesi, tamamen onun
zilyetliğine bırakılması da doğru değildir.
• Önemli olan muhatabın poliçeyi imzalayabilecek kadar
elde tutmasıdır. Eski düzenlemede poliçenin muhatabın
eline verilmesinin gerekli olmadığı yönündeki doktrinde
eleştirilen ifade, yeni kanunda poliçenin muhataba
bırakılmasının gerekli olmadığı şeklinde düzeltilmiştir.
Kabule Arz
• Muhatap düşünme süresi istiyorsa, hamilin bu süreyi
tanıması zorunludur. Kanunda bu süre takip eden iş
günü olarak belirlenmiştir (TTK md. 694). Bu durumda
poliçenin muhatapta kalması söz konusu değildir. Hamil
takip eden ilk iş günü poliçeyi tekrar ibraz etmelidir.
• Poliçe muhatap tarafından hamile iade edildiğinde,
kabul beyanından dolayı sorumluluk oluşmuş olur.
Çünkü muhatap poliçeyi geri vermeden önce kabul
beyanını çizebilir. Kanun bu konuda bir karine koymuş
ve kabul beyanının çizilmesi halinde bunun vadeden
önce yapılmış sayılacağını açıklamıştır (TTK md. 699).
Kabule Arz
• Muhatap böylece tedavülde bulunan senetten haberdar
olur ve kabul beyanını koyduktan sonra vade konusunda
hazırlığını da yapabilir.
• Poliçenin hamil veya herhangi bir zilyet tarafından kabule
arz edilebileceği kanunda öngörülmüştür (TTK md. 691). Bu
düzenlemeden kabul beyanında bulunacak muhatabın,
kabul için ibraz eden zilyedin meşru hamil olduğunu
araştırma yükümlülüğünün bulunmadığı ve düzenleyen ile
arasındaki ilişkide bunu gerekçe gösteremeyeceği
anlaşılmaktadır.
• Birden fazla muhatap bulunduğunda, poliçenin bunların her
birine kabul için ibraz edilmesi gerekmektedir. Birden fazla
muhataptan herhangi birinin kabulden kaçınması halinde,
başvuru hakkının doğacağı kabul edilmektedir.
Kabulün Şekli
• Kabulün şekli kanunda belirlenmiştir (TTK md.
695). Buna göre muhatabın poliçeye “kabul
edilmiştir’ veya benzer bir ibare yazarak
imzalaması gerekir. İmza konusunda genel
açıklamalar incelenmelidir.
• Uygulamada kabul beyanı poliçenin ön yüzünde
ve sol kenara yazılmaktadır. Ancak bu husus
kanuni bir zorunluluk değildir. Poliçenin arka
yüzünde, alonj üzerinde veya ön yüzde başka bir
yere yazılmış olması da mümkündür.
Kabulün Şekli
• Kabul beyanında tarihin yer alması gerekli değildir. Bu durumun
istisnası görüldükten belirli bir süre sonra ödenecek poliçelerdir.
Bunlarda vadenin belirlenmesi, ancak kabul beyanının tarih içermesi
ile mümkün olur. Muhatap bu durumda kabul beyanına tarih
atmaktan kaçınırsa, hamilin durumu bir protesto ile tespiti
gerekmektedir.
• Ancak muhatabın kimliğinin bilinmesi karşısında, kanun muhatap
tarafından ön yüze atılan imzanın kabul hükmünde olduğunu da
belirtmiştir. Bu şekilde atılan bir imzanın, aval olarak anlaşılması da
mümkün değildir. Arka yüzde yer alan açıklama içermeyen imzanın
ise kabul olarak yorumlanması mümkün değildir.
• Kabulün temsil yoluyla gerçekleşmesi mümkündür. Bu konuda
öncelikle temsile ilişkin genel açıklamalar değerlendirilmelidir. Bu
durumda temsil ilişkisinin senetten anlaşılması gerekir. Temsil
yetkisini belirtmeksizin muhatap adına ön yüze imza atan kişi, kabul
beyanında değil aval beyanında bulunmuş olarak sayılır.
Kabulün Kayıtsız ve Şartsız Olma Zorunluluğu
• Tüm diğer kambiyo taahhütleri gibi kabulün de kayıtsız ve şartsız
olması gerekir (TTK md. 696). Kanunda kabul bakımından
konulabilecek iki şart bulunmaktadır. Bunlardan ilki kısmi kabuldür.
Bu durumda hamil kabul edilmeyen kısım için başvuru hakkını
kullanabilecektir. Yine kanunda ödeme yeri değişikliğinin
konulmasına izin verilmektedir (TTK md. 697).
• Poliçede kabul beyanına konan şart hakkında diğer kambiyo
taahhütlerinden farklı bir çözüm benimsenmiştir. Buna göre kayda
ve şarta bağlanmış kabul geçersiz olmakla birlikte, kabul edenin
yazdığı şartlar kapsamında sorumluluğunun doğduğu hüküm altına
alınmıştır. Bu düzenlemenin sonucunda hamilin bir taraftan kabul
edilmeme sebebiyle başvuru hakkını kullanabileceği, diğer taraftan
kabulden belirtilen şartlara göre muhataba başvurabileceği
belirtilmektedir.
Kabulün Sonuçları
• Kabul beyanı muhatabı poliçenin asıl borçlusu durumuna
sokar. Buna bağlı olarak kabul eden muhatap, poliçeyi
vadesinde ödemek yükümlülüğü altına girer. Bu
yükümlülüğünü yerine getirmediğinde poliçe bedeli, faiz,
masraf ve komisyonla birlikte kendisinden istenebilecektir.
• Asli senet borçlusu olması sebebiyle başvuru hakkının
düşmesine yol açan sebepler, kabul edenin sorumluluğunu
ortadan kaldırmayacaktır. Bu açıdan ödeme için arzın veya
protesto çekilmesinin ihmal edilmiş olması halinde bile
kabul edenin sorumluğu sürecektir.
• Kabulün diğer kambiyo taahhütleri gibi mücerret nitelik
göstermesi, kabul edenin düzenleyen ile arasındaki temel
ilişkiden doğan savunmaları, hamile karşı ileri sürmesini de
sınırlayacaktır.
Kabul Etmemenin Sonuçları
• Poliçenin kabul edilmemesi, muhatabın poliçeden dolayı sorumluluk
altına girmemesi anlamına gelmektedir. Kabul etmeyen muhatabın
vadede ödeme yapması da olağan olmadığından, hamilin durumu
risklidir. Bu risk sebebiyle vadenin gelmemiş olmasına rağmen,
hamilin başvuru borçlularına başvurma imkânı tanınmıştır. Bu
amaçla hamilin kabul etmeme protestosu çekmesi gerekmektedir.
• Hamil kabul etmeme durumunda protesto çekmeyerek vadeyi
beklemeyi de tercih edebilir. Bu ihtimalde vadede ödeme için
ibrazın ardından, ödememe protestosu çekerek başvuru
borçlularına başvurabilecektir.
• Muhatabın kabulden kaçınması, düzenleyen ile aralarındaki karşılık
ilişkisine aykırılık oluşturabilir. Bu durumda düzenleyenin genel
hükümlere göre muhataba başvurması mümkündür. Buna karşın
kambiyo senedine dayanması mümkün değildir, zira muhatabın
poliçe üzerinde imzası bulunmamaktadır.
POLİÇENİN TEDAVÜLÜ
• Poliçenin tedavülü ciro yoluyla olur. Ciro
yukarıda bono bahsinde incelenmiştir. Burada
yer alan açıklamalar poliçe bakımından da
geçerlidir.
POLİÇEDE AVAL
• Yukarıda avale ilişkin verilen açıklamalar poliçe
ilişkisi bakımından da geçerlidir. Ancak poliçe
ilişkisinde bonodan farklı olarak kim lehine
verildiği belirtilmeyen avalin, düzenleyen
lehine verilmiş olduğu esası getirilmiştir (TTK
md. 701, f. 3).
POLİÇEDE ÖDEME
• Poliçenin ödenmesi bakımından bononun
ödenmesine ilişkin ilkeler geçerlidir. Ancak
poliçe ilişkisinde asli borçlu muhatap
olduğundan ödeme için ibrazın buna
yapılmasa gerekmektedir.
POLİÇEDE BAŞVURU HAKKI
• Bonoda başvuru hakkına ilişkin açıklamalar poliçe ilişkisi bakımından
da geçerlidir. Ancak poliçe ilişkisinde kabulün varlığı, vadeden önce
başvuru hakkını ortaya çıktığı hallerde değişiklik
gerçekleştirmektedir. Gerçekten yukarıda kabul bahsinde incelendiği
gibi, muhatabın kabulden kaçınması, hamilin başvuru hattının
doğması sonucunu vermektedir. Poliçe bakımından başvuru
hakkının vadeden önce doğduğu başka bir hal, kabule arzı
yasaklanmış poliçelerde düzenleyenin iflasıdır (TTK md. 713).
• Poliçe ilişkisinde asıl borçlu kabul edendir. Düzenleyen başvuru
borçlusudur. Bu sebeple düzenleyene başvurabilmek için başvuru
hakkının maddi ve şekli şartlarının yerine getirilmesi gerekmektedir.
• Başvuru hakkının doğması ve kapsamı konusunda bono hakkında
yapılan açıklamalar dikkate alınmalıdır.
POLİÇEDE ZAMANAŞIMI
• Poliçede zamanaşımı konusunda bonoda yapılan açıklamalar dikkate
alınmalıdır. Ancak üçlü ilişkinin tarafları da dikkate alınarak zamanaşımı
sürelerinin tekrar edilmesi doğru olur:
• Hamil tarafından kabul edene karşı açılacak davalarda ve yapılacak
takiplerde zamanaşımı süre üç yıldır. Bu süre vadeden itibaren başlar. Bu
zamanaşımı süresi aynı zamanda başvuru borçlusu olup ödeme yaparak
kabul edene başvuran alacaklılar bakımından da uygulanacaktır.
• Hamil tarafından düzenleyen de dahil olmak üzere tüm başvuru
borçlularına karşı açılacak davalar ve takipler bakımından zamanaşımı
süresi bir yıldır ve bu süre protestonun düzenlenmesinden veya
protestodan muafiyet kaydı bulunuyorsa vadeden itibaren başlar.
• Bir başvuru borçlusu tarafından bir diğer başvuru borçlusuna karşı açılacak
dava ve takipler bakımından zamanaşımı süresi altı aydır ve bu süre
alacaklı durumundaki başvuru borçlusunun ödeme yaptığı veya bononu
kendisine karşı dava ve takip yoluyla ileri sürüldüğü tarihten itibaren
başlar.

similar documents