Kaza ve Kader

Report
8.SINIF
ÖĞRENME ALANI: İNANÇ
ÜNİTE: KAZA VE KADER
HAZIRLAYAN
TALİP ORHAN
2014
Kamer Suresi
49.ayet
Kulların
iradesi
Allah’ın
ilmi
Düzen
ölçü
Evrensel
Yasalar
Rabbimizin
Takdirleri
KADER
Külli
İrade
Akıl
Değişmez
özellikler
Ecel
Ra’d Suresi
8.ayet
Rızık
değiştirilebilir
Değiştirebileceğimiz
hiçbir şey
mutlak
kaderimiz
değildir
MUTLAK
KADER ALANI
EVRENİN YASALARI
SÜNNETULLAH
KÜLLİ İRADE
ECEL
DEĞİŞTİRİLEMEZ
KENDİMİZİN ETKİLİ
OLDUĞU KADER
ALANI
DİN
Rızık
Allah’a
aittir.
Rızka
ulaşmak
için
çalışmak
gerekir.
TEVEKKÜL
TEMBELLİK
SAĞLIK
ÇALIŞKANLIK
ANNE
AHLAK
MESLEK
BABA
YÖNETİCİ
KAZANÇ
ÖĞRETMEN
BAŞKALARININ
ETKLİ OLDUĞU KADER
ALANI
Cüzi İrade
İnsan Sorumludur
Özgürlük
ve
sorumluluk
doğru
orantılıdır.
Özgürlük
arttıkça
sorumluluk
da artar
«………..
Deveni
Bağla öyle
tevekkül
et.»
Hadisi
Şerif
İnsan
Sorumlu değildir
TANIMADIĞI
İNSANLAR
Kişi
Kısmen Sorumludur
SORU: ALLAH HER ŞEYİ NİÇİN BİR ÖLÇÜYE GÖRE
YARATMIŞTIR?
ALLAH HER ŞEYİ BİR ÖLÇÜYE GÖRE YARATMIŞTIR?
Allah evrende yarattığı her varlığı belirli bir ölçü içinde, özenle
yaratmıştır. Bu nedenle Allah'ın yarattığı varlıklarda güzellik,
uyum ve denge vardır. Bu konudaki ayetlerden bazıları şöyledir:
"... Her şeyi yaratan ve bir ölçüye göre düzenleyen Allah'tır"
(Furkan suresi, 2)
"...Onun katında her şey bir ölçü (miktar ) iledir.(Rad suresi,
ayet 8)
" Biz her şeyi bir ölçüye göre yarattık" (Kamer suresi, ayet 49)
ALLAH HER ŞEYİ BİR ÖLÇÜYE GÖRE YARATMIŞTIR?
Allah, evrendeki yarattığı her varlığa yapacağı işe uygun yapı, biçim,
özellik ve yetenek vermiş; onların yaratılışını bir takım amaç ve
hikmetlere dayandırmış, boş ve yersiz hiçbir şey yaratmamıştır. Bu
konuda Yüce Allah Kur'an'da şöyle buyurmaktadır:
"Biz gökleri yeri ve ikisi arasındakileri bir oyun ve bir eğlence olsun diye
yaratmadık. Biz onları hak ve hikmetle yarattık." (Duhan suresi, 38-39.
ayetler)
"Güneşi ışıklı, ayı da parlak kılan, yılların sayısını ve hesabını bilmeniz
için aya evreler koyan Allah'tır. Allah, bunları boş yere yaratmamıştır.
O, ayetlerini düşünen bir toplum için ayrıntılı olarak açıklıyor." (Yunus
suresi, 5)
ALLAH HER ŞEYİ BİR ÖLÇÜYE GÖRE YARATMIŞTIR
SORULAR
1. Canlılar ve bitkilerdeki yaratılış düzeni tesadüfi
olabilir mi?
2. Allah, insanın evreni incelemesini ve ondaki
uyum ve dengeyi düşünmesini neden istemiştir?
3. Güneş, Ay ve Dünya’nın hareketlerinde düzen
olmasaydı sonuç ne olurdu?
4. Allah’ın her şeyi bir ölçüye göre yaratmasıyla ilgili başka
örnekler verebilir misiniz?
2. Kader ve Evrendeki Yasalar
KADER:Allah’u Teala’nın varlıkları yaratırken vermiş
olduğu özellikler, koyduğu ölçülerdir. Takdir ettiği
olayların yeri ve zamanı gelince meydana gelmesine
de kaza denir
Allah’ın ilim, irade ve tekvin(yaratma) sıfatları vardır. O,
her şeyi bilir ve dilediğini dilediği zaman yaratabilir. İşte
kaza ve kadere inanmak, Allah’ın ilim, irade ve
yaratma sıfatlarına inanmak demektir.
2. Kader ve Evrendeki Yasalar
Bu nedenle Allah, bütün evreni ve içindeki varlıkları
belirli bir plân, ölçü içinde yaratmıştır. O evrende
meydana gelecek en küçük olayları bile bildiği için,
onun bilgisi ve iradesi dışında hiçbir şey olmaz. İşte
Allah’ın ezeli olan ve her şeyi kuşatan bilgisi ile
çizdiği plan ve programa, ortaya koyduğu ölçüye
kader, zamanı gelince de bu programın bütün
ayrıntıları ile gerçekleşmesine de kaza denir.
2. Kader ve Evrendeki Yasalar
Kader, Allah’ın varlıkları yaratırken ölçüp biçerek yaratması,
onlara değişik özellikler takdir etmesidir. Allah tarafından takdir
edilen bu özelliklerin hiçbiri
değişmez ve bunlar mükemmel bir ölçüye göre yaratılmıştır. Allah
ateşe yakıcılık Özelliği , suya donma ve buharlaşma özelliği,
canlılara büyüme, gelişme, beslenme, ölüm özellikleri, cansız
maddelere atomlardan, atomlara proton, nötron ve
elektronlardan meydana gelme özelliği, güneşe ısı ve ışık verme,
yeryüzüne depremlerle dinamiğini koruma özelliği takdir etmiştir .
İnsanı yaratırken , iki göz, iki kulak , bir kalp iki böbrek takdir etmiştir.
Bunların Hepsinde bir ölçü ve uyum vardır. İnsana düşen Allah’ın takdir
ettiği özellikleri kullanarak tabiata takdir edilen özelliklere uygun bir
yaşam sürmektir.
‘’ Biz her şeyi bir kadere (ölçüye ve düzene göre) göre yarattık.’’
(kamer:49)
‘’Sen Allah’ın yasasında (Sünnetullah) hiçbir değişiklik
bulamazsın…..’’ (Fatır:43)
“Onun katında her şey bir ölçüye göredir.”
Rad Suresi 8
2. Kader ve Evrendeki Yasalar
Bir baba oğluna isim takdir eder, elbise, yiyecek takdir eder,
bazen onu bir mesleğe yönlendirerek meslek takdir eder. Bazen de
çocuğunun sağlığına dikkat etmeyerek Ömür boyu hastalığa
mahkum eder. İnsanlar kendileri ile ilgili bir takım kararlar Verip
takdirlerde bulunabilir. Dinini seçebilir, iyi veya kötü çalışkan veya
tembel Olabilir. Bazen içkili araba kullanan birisi hiç tanımadığı birine
çarparak onu ömür boyu sakat bırakıp tekerlekli sandalyeye
mahkum eder kaderini belirler.
2. Kader ve Evrendeki Yasalar
Bir zalim Ülke yöneticisi savaş kararı alır milyonlarca çocuk, genç
ve yaşlı insanın kaderini etkiler Onları açlığa, sakatlığa ve ölüme
mahkum eder. Ülkeyi yöneten insanların yanlış yönetim Ve tutumları bir
ülke halkının kaderini değiştirip onları fakirliğe mahkum edebilir. Bunun
tersi de olabilir. İyi bir yönetici ülkenin kötüye giden talihini değiştirip o
ülke halkını mutlu edebilir.
2. Kader ve Evrendeki Yasalar
İnsanlar bütün bu takdirleri Allah’ın kendilerine vermiş
olduğu cüzi iradeyi kullanarak yaparlar. İnsanlar tarafından
yapılan takdirler değişebilir, değiştirilebilir. Belki bugün bazı
kanser türlerine yakalanan insanın kaderi ölüm olabilir fakat
ileriki yıllarda kanserin tedavisinin bulunmasıyla artık
kansere yakalanan insanların ölüm, kaderi olmayacaktır.
2. Kader ve Evrendeki Yasalar
Eğer Allah kanser mikrobunu yaratırken tedavi edilecek
özellikte yarattıysa insanlar bu tedaviyi mutlaka bulacaklardır.
İnsanların kendi iradelerini kullanarak yaptıkları Hataları
kaderim böyleymiş diyerek Allah’a havale etmeleri Allah’a yapılmış
büyük bir iftiradır.
ALLAH’IN KOYDUĞU DEĞİŞMEZ YASALAR (SÜNNETULLAH)
Yer çekimi
Suyun kaldırma kuvveti
Sürtünme
Basınç
Kütle
Işığın kırılması
Zıt kutuplar
Donma
Buharlaşma
Genleşme
Isı
Işık
Sebep: Çürük bina yapılması
Sonuç: Depremde binanın yıkılması
BİYOLOJİK YASALAR
FİZİKSEL YASALAR
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
Beslenme
Büyüme
Gelişme
Hareket
Boşaltım
Üreme
Solunum
Ölüm, ecel
Hastalık
Mikroplar
Hücre bölünmesi
Sindirim
Sebep: yetersiz beslenme,
Sonuç: hastalık
TOPLUMSAL YASALAR
İlişkisine bağlıdır
Sebep, sonuç
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
Adalet
Eşitlik
Özgürlük
Ahlak
Din
Yardımlaşma
Dayanışma
Hak,hukuk
Aile
Eğitim
Kültür
Üretim
Çalışma, rızık
Sebep: Kültür yozlaşması
Sonuç:Mili,manevi değerlerin zayıflaması
2.1)FİZİKSEL YASALAR
FİZİKSEL YASA NE DEMEKTİR?
Evrendeki yasalardan biri fiziksel yasalar, Fiziksel yasalar, maddenin oluşumu, yapısı, hareketi, değişimi ve
maddeler arası ilişkileri ile ilgili yasalardır.
FİZİKSEL YASALARIN ÖZELLİKLERİ NEDİR?
Bu yasalar, evrenseldir, deney, gözlem ve araştırmalar sonucu ortaya
sınırları için işlevlerini sürüdürler.
konulmuştur. Her varlık bu yasaların
FİZİKSEL YASALARA ÖRNEK:
Suyun kaldırma kuvveti, suyun buharlaşması, hava basıncı,
yerçekimi vb. konular fiziksel yasalarla ilgilidir. Örneğin; “Su deniz
seviyesinde ve belli bir basınç altında 100 C derecede kaynar”, ”Isıtılan
metaller genleşir”, Serbest bırakılan cisimleri düşme hızı, ağırlıkları ile
doğru orantılıdır.” gibi yasalar fiziksel yasalardır.
Yağmurun yağması, gecenin ve gündüzün, mevsim ve yılların
oluşması, ısınan suyun buharlaşması gibi olaylar Allah'ın koyduğu
fiziksel yasaların bir sonucudur.
İLGİLİ AYETLER
"Onun varlığın delillerinden biri de denizde dağlar
gibi yüzen gemilerdir" (Şura 32)
"Gece ile gündüzü birbiri ardınca getiren Allah'tır"
(Furkan 62)
"Güneş ve ay belirli bir hesaba göre hareket
etmektedir." (Rahman 5)
2.2)BİYOLOJİK YASALAR
BİYOLOJİK YASA NE DEMEKTİR?
Biyoloji, canlıların doğması, gelişimi, üremesi, canlılığın devam etmesi, canlılığın
sona ermesi gibi yaşayış evrelerini, yapı ve işlev bakımından canlıların özelliklerin
inceleyen bilim dalıdır. Biyolojik yasalar biyoloji bilimin, canlıların oluşumu,
gelişimi, üremesi ve canlılık özellikleriyle ilgili koyduğu yasalardır.
BİYOLOJİK YASALARIN ÖZELLİKLERİ
Biyolojik yasalar, fiziksel yasalar gibi evrenseldir, deney, gözlem ve
araştırmalar sonucu ortaya konulmuştur. Evrendeki biyolojik yasalar
Allah'ın çizdiği bir kaderdir.
Yüce Allah Kur'an'da bazı biyolojik yasalara dikkat çekmekte, canlıların
yapısı, büyümesi, üremesi, gelişmesi, korunması gibi konularda bilgiler
vermektedir. Bu konularla ilgili ayetlerden bazıları şunlardır:
İLGİLİ AYETLER
“O, insanı alaktan (embriyodan) yarattı.”(Alak 2)
"Biz rüzgârları aşılayıcı olarak gönderdik ve gökten su indirdik de onunla su ihtiyacınızı
karşıladık..." (Hicr 22)
"Yeryüzüne bakmazlar mı? Orada her güzel çiftten nice bitkiler yetiştirdik." (Şuara 7)
"Allah her canlıyı sudan yarattı. İşte bunlardan kimi karın üstünde sürünür, kimi de iki ayağı
üstünde yürür. Allah dilediğini yaratır. (Nur 45)
"Size tohumlar bitkiler( ağaçları) sarmaş dolaş olmuş bağlar, bahçeler yetiştirmek için üst
üste yığılıp sıkışan bulutlardan şırıl şırıl akan sular indirdik" (Nebe 14-16)
“(Ey insanlar!)Biz sizi basit bir sudan yaratmadık mı? İşte o suyu, belli bir süreye
kadar sağlam bir yere yerleştirdik biçimlendirdik…”(Mürselat 20-30)
2.3)TOPLUMSAL YASALAR
TOPLUMSAL YASA NE DEMEKTİR?
İnsanın özelliklerinden biri de sosyal bir varlık olmasıdır. Bu
nedenle toplum halinde yaşar. Toplumsal yasalar; toplumsal
oluşum, gelişim, değişim ve çözülme ile ilgilidir. Yaşam ve insan
ilişkilerini konu edinir.
TOPLUMSAL YASALARIN ÖZELLİKLERİ NELERDİR?
Sosyal bilimlerin alanıdır. İnsanlar tarafından oluşturulur.
Neden sonuç ilişkisi vardır ve evrenseldir. Toplumsal yasalar da
Allah'ın çizdiği bir kaderdir.
ÖRNEKLER
"İnsanlar arasında eşitliğin olmadığı toplumlarda bunalım ve karmaşa
dönemleri yaşanır"
"İnsanları eğitmeden hiçbir toplumsal, ekonomik ve siyasi gelişmeyi uzun
süreli gerçekleştirmek mümkün değildir"
"Gelir dağılımının adil olmadığı toplumlarda toplumsal barış bozulur"
"Kuraklık sonucu insanlar açlık ya da susuzluk tehlikesiyle karşı karşıya
kalabilirler. Bu durumda açlık ve susuzluklarını giderebilecekleri başka yerler
arayıp bularak varlıklarını sürdürebilecekleri yeni yerlere göç ederler" vb
toplumsal yasalara örnektir.
İLGİLİ AYETLER
“…Sen Allah’ın yasasında hiçbir değişiklik bulamazsın. Sen Allah’ın
yasasında asla bir sapma da göremezsin.”(En’am 99)
“…Allah, bir topluluk kendi nefislerinde olanı değiştirmedikçe onların
durumunu değiştirmez…”(Ra’d 11)
SORULAR
1. Bilimsel Yasa ne demektir?
2. Allah evreni yaratırken niçin yasalar koymuştur?
3. Fiziksel yasa ne demektir?
4. Fiziksel yasalar ile kader arasında ne tür bir ilişki vardır?
5. Biyolojik yasa ne demektir?
6. Biyolojik yasalar ile kader arasında ne tür bir ilişki vardır?
7. Toplumsal yasa ne demektir?
8. Toplumsal yasalarla kader arasında ne tür bir ilişki vardır?
9. Fiziksel, Biyolojik ve Toplumsal yasalarla ilgili bilim dalları nelerdir?
yorumla
«Ve de ki: Hak, Rabbinizdendir. Öyle ise dileyen iman
etsin, dileyen inkâr etsin….» Kehf:29
Yukarıdaki ayet insandaki hangi özelliğe işaret eder.
3)İNSANIN İRADESİ VE KADER
İNSANIN KADERLE İLGİLİ BAZI ÖZELLİKLERİ
Evrende her varlığın bir kaderi olduğu gibi, insanın de kendi
özgü bir kaderi vardır. İnsanın kaderi, iyilik ve kötülük işleyecek
bir yapıda yaratılması, kendisine akıl ve irade gücünün verilmiş
olmasıdır. Bu nedenle kader konusu, insanın akıl, irade sahibi,
özgür ve sorumlu bir varlık olması ile yakından ilgilidir.
MÜMKÜN KADER
KAVRAM HARİTASI
KADERE İMAN
CÜZİ İRADE
DİN,
İYİ VE KÖTÜ
OLMAK,
TEMBEL VE
ÇALIŞKAN
OLMAK,
SAĞLIĞINI
KORUMAK
ÖZGÜRLÜK
SORUMLULUK
MUTLAK
KADER
KÜLLİ İRADE
KAZA VE KADER
CİNSİYET,
IRK,
ANNE-BABA,
NE ZAMAN
NEREDE
DOĞACAĞI,
ÖLÜM
CENNET
HAYIR VE ŞER
CEHENNEM
SORU: ALLAH’IN İNSANA AKIL VE İRADE
VERMESİ HANGİ SONUÇLARI DOĞURUR?
Akıl; İyi ile kötü, doğru ile yanlış arasında tercih etme
yeteneğidir. Düşünme eylemi aklın doğal bir ürünüdür. İnsan,
akıllı ve düşünen bir varlıktır. Aklı ve düşüncesi ile iyiyi
kötüden, doğruyu yanlıştan, faydayı zarardan ayırt eder.
Çevresinde olup bitenleri anlar ve değerlendirir. İnsanın akıllı
bir varlık olarak yaratılması onun kaderidir.
İrade ise, seçmek, istemek, yönelmek, tercih etmek ve
karar vermektir. Diğer bir ifadeyle irade; insanı iki şeyden
birini yapmayı tercih etmeye ve tercin ettiği şeyi yapmaya
yönlendiren güçtür. Allah, insana seçme ve seçtiğin
yapma gücü vermiştir. İrade insanın özgür bir şekilde
hareket etmesini sağlar. İnsan, aklı ile iyiyi kötüden ayırt
eder; iradesi ile de herhangi bir iş yapmaya ya da
yapmamaya serbestçe karar verir. İnsanın seçme ve
seçtiğini yapma gücünün olması onun kaderidir.
ÖZGÜRLÜK VE SORUMLULUK ARASINDA NASIL BİR
İLİŞKİ VARDIR?
İNSANIN ÖZGÜRLÜĞÜ VE SORUMLULUĞU
Özgürlük: Herhangi bir sınırlama, zorlama ve kısıtlama ve
kısıtlama olmadan düşünceleri ifade etme, iyi veya kötü
yönde davranma demektir. İnsanı diğer varlıklardan ayıran
temel özelliklerden biri de seçme özgürlüğüne sahip
olmasıdır. İnsanın eylemlerinde özgür olması ve istediğini
yapabilmesi onun kaderidir.
İNSANIN ÖZGÜRLÜĞÜ VE SORUMLULUĞU
Sorumluluk: Bir kimsenin üzerine aldığı, yaptığı ya da
yapmadığı bir işten dolayı gerektiğinde hesap vermek
zorunda olmasıdır. İnsan sorumlu bir varlıktır. İnsanı diğer
varlıklardan ayıran temel özelliklerden biri de sorumlu
olmasıdır. İnsanın sorumluluğu hür bir iradeye; seçme ve
seçtiğini yapma gücüne sahip olmasının bir sonucudur.
Bundan dolayıdır ki, Kur'an'a göre insan kendi yaşayışından
sorumlu tek varlıktır. İnsanın özgür iradesiyle yaptığı her
davranıştan sorumlu olması onun kaderidir.
İNSANIN ÖZGÜRLÜĞÜ VE SORUMLULUĞU
İnsanın eylemlerini iki kısımda ele alabiliriz. Bunlardan birincisi
zorunlu olan alandır. Örneğin, hangi anne ve babadan, ne
zaman, nerede dünyaya geleceğimiz konusunda, irademizin bir
etkisi yoktur. Ayrıca insan olarak dünyaya gelmemiz, akıl ve
özgür iradeye sahibi olmamızda da bizim bir etkimiz yoktur.
Bunlar insanın iradesi ve gücü dışında, Allah'ın dilemesi ve
yaratmasıyla olur. Bu nedenle bunlardan sorumlu değiliz.
İkinci kısım ise, bizim etkili olduğumuz, tercihli alandır.
Burada kendi seçimimiz, irademiz etkilidir. Eğitimimizle ilgili
sorumluluklarımızı yerine getirmek, ahlâklı olmak, iyi bir
insan, iyi bir vatandaş olmak bizim elimizdedir. Bunun
aksine kötü huylu olma yolunu da seçebiliriz. Bunlardan
arasından seçim yapmak bizim kendi tercihimizdir. Bu alan
bizim sorumlu olduğumuz alandır. Çünkü burada özgür
irademizi kullanmaktayız. Bu da gösteriyor ki, insan
özgürlüğü oranında sorumludur.
EMEK VE RIZIK ARASINDA NASIL BİR İLİŞKİ VARDIR?
RIZIK ALLAH’TANDIR İFADESİNİ YORUMLAYINIZ.
3.2)İNSANIN ÇABASI:EMEK VE RIZIK
A.EMEK
EMEK NE DEMEKTİR?
Emek; bir işin yapılması için harcanan beden ve kafa
gücüdür. Diğer bir ifadeyle emek; İnsanın bir amaca ulaşması,
bir yarar elde etmesi için zihinsel ve bedensel olarak çaba sarf
etmesi, gayret göstermesidir.
NİÇİN ÇALIŞMAK VE EMEK SARF ETMEK ZORUNDAYIZ
İnsan, barınma, beslenme, korunma gibi ihtiyaçlarını
karşılayabilmesi için çalışmak zorundadır. Ayrıca bilgili,
kültürlü, görgülü bir insan olmak için okuyup ilim öğrenmek,
bilimsel araştırma ve incelemelerde bulunmak, bu konularda
başarılı olmak için de çalışmak gerekir. Bu gün bilimsel ve
teknik alanlarda yapılan, hayatımız kolaylaştıran pek çok alet
ve buluşlar çalışmakla gerçekleşmiştir.
NİÇİN ÇALIŞMAK VE EMEK SARF ETMEK ZORUNDAYIZ?
BİZE NE KAZANDIRIR?
Hayatta mutlu ve başarılı olmanın temel anahtarı çalışmaktır.
Çalışan insan, kazancıyla kendisinin ve aile bireylerinin ihtiyaçlarını
karşılar. Böylece rahat, huzurlu ve onurlu bir yaşam sürerler. Gelirini
artırdığında yoksullara, düşünlere maddi yardımda bulunur. Yeni iş
alanları açmak suretiyle ülkesinin kalkınmasına yardımcı olur. Bu durum
insana mutluluk verir ve onu huzurlu kılar. Aynı zamanda Allah'ın
doğuştan verdiği yeteneklerimizi geliştirir. Böylece hem bedenen hem
de ruhen sağlıklı, başarılı bir birey haline getirir.
DİNİMİZDE ÇALIŞMANIN VE EMEK SARF ETMENİN ÖNEMİ NEDİR?
Çalışmak Allah'ın bir emridir. Bu nedenle
dinimizde çalışmak bir ibadettir. Dinimiz insanların
çalışmalarını, huzurlu ve onurlu bir hayat sürmelerini
ister. Kur'an, insanın ancak çalışarak birtakım şeyleri hak
edebileceğini, emeğinin karşılığını mutlaka göreceğini
bildirmiştir. Konu ile ilgili olarak Yüce Allah Kur'an'da
şöyle buyurmaktadır: "İnsan ancak çalıştığının karşılığına
sahip olur. Onun çalışması şüphesiz görülecek ve ona
karşılığı tastamam verilecektir" (Necm 39-41)
DİNİMİZDE ÇALIŞMANIN VE EMEK SARF ETMENİN ÖNEMİ NEDİR?
Kur'an'ın emirlerini en iyi şekilde uygulayan peygamberimiz de
çalışmış ve zamanını en iyi ve en verimli şekilde planlamıştır. "İki
günü birbirine eşit olan ziyandadır, aldanmıştır" buyurarak, her türlü
başarı ve gelişme, ilerleme ve verimli olmak için zamanın en iyi bir
şekilde kullanılmasının gereğini ifade etmiştir. Dilenmeyi yasak eden
peygamberimiz, Zekeriya (as)'ın marangoz olduğunu, Hz. Davut'un da
el emeği ile geçindiğini söylemiştir. Bir sözünde "İnsan elinin
kazandığından daha hayırlı bir lokma yememiştir" buyurarak,
çalışmanın önemini belirtmiştir.
RIZIK NE DEMEKTİR?
Rızık; Sözlükte yararlanılması için verilen bağış, nasip,
gıda, yiyecek ve faydalanılan şey demektir. Terim olarak ise,
canlıların ihtiyaç duyduğu ve yararlandığı Allah tarafından
sağlanan her türlü nimet anlamına gelir. Rızık vermek canlıların
her türlü ihtiyacını karşılamaktır.
ARSLAN VE KÖTÜRÜM TİLKİ
Bir gün adamın biri avlanmak için ormana gider. Geceyi orada
geçirmeye karar verir. Fakat yırtıcı hayvanlardan korktuğu için, büyük
bir ağaca çıkar. Ağaçta iken bir inilti duyar. Etrafına bakınır ve aşağıda
kötürüm bir tilki görür. Adam:
— Acaba bu tilki ne yer, ne içer?... diye düşünürken uzaktan bir
aslanın geldiğin görür. Aslanın ağzında bir ceylan vardır.
Aslan, ağacın dibine gelir. Ceylanı parçalar, bir güzel karnını doyurur
ve çekilir gider. Aslan gidince, kötürüm tilki sürüne sürüne ceylandan
arta kalanları yemek üzere yaklaşır. O da, aslanın artıkları ile karnını
doyurur.
ARSLAN VE KÖTÜRÜM TİLKİ
Ağaçtaki adam başlar düşünmeye:
"Yaaa... der. Demek ki kötürüm bir hayvanın bile yiyeceğini Allah
ayağına gönderiyor ve onu aç bırakmıyor. Öyle ise, ben niye böyle
çalışıp yoruluyorum?!.. Bundan sonra ben de bir köşeye çekilip
beklemeliyim...
Bu düşünce ile adam, yol üzerindeki bir mağaraya girer, başlar
beklemeye. Bir gün, iki gün, üç gün bekler. Fakat gelen giden olmaz.
Kimse ona yiyecek, içecek bir şey getirmez. Sonunda adam açlıktan
baygın düşer.
ARSLAN VE KÖTÜRÜM TİLKİ
Uyku ile uyanıklık arasında kendisine şöyle seslenildiğini işitir:
— Kalk, be hey budala adam! Ne yatıp duruyorsun! Elin ayağın
tutuyorken, bu miskinlik, bu tembellik niye?!.. Niçin kendini kötürüm
ve sakat tilki yerine koyuyorsun? Git, aslan gibi ol, avlan. Hem kendin
ye, hem de artanı ile başkaları geçinsin!...
Bu sözleri duyan adam, gerçeği anlar. Mağaradan çıkar. Çalışmak ve
helal rızk kazanmak üzere köyünün yolunu tutar.
SORU: HİKAYEDEN NASIL BİR SONUÇ ÇIKARABİLİRİZ?
yorumla
“Allah,
kimseye gücünün üstünde bir şey teklif etmez. Herkesin
kazandığı iyilik kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır.”
(Bakara suresi 286. ayet.)
soru
1. Dinimiz emek ve çaba sarf etmeyi neden önemsemektedir?
2. Bütün peygamberlerin bir meslek sahibi olması neyi gösterir?
3. İslam dini, çalışmadan kazanmayı ve üretmeden tüketmeyi neden
hoş karşılamaz?
4. Temiz yoldan kazanmak, kazancı da gerekli ve güzel yerlerde
harcamak, emek ve rızık açısından neden önemlidir?
3.3)DÜNYA HAYATININ SONU:ECEL VE ÖMÜR
ECEL VE ÖMÜR NE DEMEKTİR?
İnsanın doğumundan ölümüne kadar geçen sınırlı zaman
dilimine "ömür" denir. Ömrünü tamamlayan her varlığın yaşamı sona
erer. İşte ömrün bittiği, hayatın sona erdiği zamana "ecel" denir. Ecel
kelimesi Kur'an'da ölüm vakti ve ömrün bitim anı gibi anlamlarda
kullanılmıştır.
YARATILAN HER VARLIĞIN BİR SONU VARDIR
Yaratılan her varlığın bir sonu vardır. Kur'an'da her varlığın
bir eceli, sonu olduğu şöyle belirtilmiştir: "Biz gökleri, yeri ve ikisi
arasındakileri ancak hak ile ve belirli bir süre(ecel) için yarattık."
(Ahkaf 3)
Yaşadığımız dünyanın ve evrenin de bir sonu vardır. İşte bu günde
dünyanın ömrünün bitmesine, evrenin yok olmasına "Kıyamet",
bu olayın gerçekleşmesine de "kıyametin kopması" denir. Kur'an,
evrenin sonu olan kıyameti ecel kavramıyla açıklamıştır
SORU: ÜLKELERİN ORTALAMA ÖMÜRLERİN FARKLI FARKLI OLUŞUNU VE
ORTALAMA ÖMRÜN YÜKSELİŞİNİ NASIL YORUMLAYABİLİRİZ?
Ecel ve ömür kavramlarını kaderle kavramıyla nasıl ilişki kurabiliriz?
Biraz önceki ayetlerden anlıyoruz ki, insanın eceli
değişmemektedir. Allah insanın ecelini ne öne almakta ne
de sonraya bırakmaktadır. Onun doğal ömrünü
tamamlaması ancak gerekli önlemlerin alınmasıyla
mümkündür. Bu açıdan insan ölümlerine neden olan
hastalıklar, trafik kazaları ve ölümler karşısında "Bu benim
kaderimdir, ne yapalım kader böyleymiş" diyerek önlem
almamak, tedavi olmamak, bunların nedenlerini
sorgulamamak dinimizce uygun değildir.
Ecel ve ömür kavramlarını kaderle kavramıyla nasıl ilişki kurabiliriz?
İnsanın ecelinin tamamlanmasına engel olan durumlar
ortaya çıkarıldıkça ve gerekli önlemler alındıkça insanın
doğal ömrünü tamamlayabilme olasılığı daha yüksek
olacaktır. Gelişmiş ülkelerde ortalama ömrün uzun, az
gelişmiş ülkelerde daha kısa olması buna delil olarak
değerlendirilebilir. Bunun için doğal ölümler dışında yangın,
hastalık, trafik kazaları, afetler sonucu meydana gelen ölüm
olayları sorgulanmalı ve bu konuda gerekli önlemler
alınmalıdır.
HZ. ÖMER VE KADER ANLAYIŞI
Ömer İbni Hattâb radıyallahu anh Şam'a doğru yola çıktı. Serg denilen yere
varınca, kendisini orduların başkomutanı Ebû Ubeyde İbni Cerrâh ile komuta
kademesindeki arkadaşları karşıladı ve Şam'da vebâ hastalığı başgösterdiğini ona
haber verdiler. İbni Abbâs'ın dediğine göre, Hz. Ömer ona:
– Bana ilk muhacirleri çağır, dedi; ben de onları çağırdım. Ömer, onlarla istişare
etti ve Şam'da vebâ salgını bulunduğunu kendilerine bildirdi. Onlar, nasıl hareket
edilmesi gerektiğinde görüş birliğine varamadılar. Bazıları:
– Sen belirli bir iş için yola çıktın; geri dönmeni uygun bulmuyoruz, dediler.
Bazıları da:
– Halkın kalanı ve Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in ashabı senin
yanındadır. Onları bu vebânın üstüne sevketmenizi uygun görmüyoruz, dediler.
Bunun üzerine Hz. Ömer:
– Yanımdan uzaklaşınız, dedi.
HZ. ÖMER VE KADER ANLAYIŞI
Daha sonra:
– Bana ensarı çağır, dedi; ben de onları çağırdım. Fakat onlar da muhacirler gibi
görüş ayrılığına düştüler. Hz. Ömer:
– Siz de yanımdan gidiniz, dedi. Sonra:
– Bana Mekke'nin fethinden önce Medine'ye hicret etmiş olan ve burada
bulunan Kureyş muhacirlerinin yaşlılarını çağır, dedi. Ben onları çağırdım;
onlardan iki kişi bile görüş ayrılığına düşmedi ve:
– Halkı geri döndürmeni ve bu vebânın üzerine onları götürmemeni uygun
görüyoruz, dediler. Bunun üzerine Hz. Ömer insanlara seslendi ve:
– Ben sabahleyin hayvanın sırtındayım, siz de binin, dedi. (Bu şehre girmeden
geri dönüyoruz anlamına geliyordu). Ebû Ubeyde İbni Cerrâh radıyallahu anh:
– Allah'ın kaderinden mi kaçıyorsun? dedi.
HZ. ÖMER VE KADER ANLAYIŞI
Hz. Ömer:
– Keşke bunu senden başkası söyleseydi ey Ebû Ubeyde! dedi. Ömer, Ebû
Ubeyde ile görüş ayrılığına düşmek istemezdi. Sözüne şöyle devam etti:
– Evet Allah'ın kaderinden yine Allah'ın kaderine kaçıyoruz. Ne dersin, senin
develerin olsa da iki tarafı olan bir vadiye inseler, bir taraf verimli diğer taraf
çorak olsa, verimli yerde otlatsan Allah'ın kaderiyle otlatmış; çorak yerde
otlatsan yine Allah'ın kaderiyle otlatmış olmaz mıydın?
SORU: HZ. ÖMER’İN «Allah'ın kaderinden yine Allah'ın kaderine kaçıyoruz.»
SÖZÜNÜ YORUMLAYINIZ.
soru
1. Ömür ve ecel ne demektir?
2. Eceli Kaza ve Eceli Müsemma nedir?
3. İnsanın eceli ve ömrü arasındaki ilişki nedir?
4. Dünyada yaşayan varlıklar yanında evrenin de bir sonu var mıdır?
5. Dünya hayatının son bulması yok oluş mudur?
6. Dünya hayatının son bulması ahiret hayatının başlaması hangi olayla gerçekleşecektir?
7. Dünya hayatının sonlu olmasının, insanın zamanı iyi değerlendirmesine katkısı nasıl olur?
TEVEKKÜL NE DEMEKTİR?
Tevekkül, Allah'a teslim olmak, güvenmek, dayanmak, bağlanmak
ve sığınmak demektir. Dini terim olarak ise, bir amaca ulaşmak için
gerekli olan her türlü önlemi alarak; elinden gelen tüm gayreti
gösterdikten sonra kalben Allah'a bağlanıp ona güvenmek, sonucu
Allah'tan beklemek demektir.
İnançlı insanın özelliklerinden biri de, yaptığı ve yapacağı işlerde Allah'a
güvenmesidir. Bilinçli bir Müslüman gücü oranında elinden gelen tüm
gayreti gösterdikten sonra sonucu ve başarıyı Allah'a bırakır. Çünkü
Allah'ın destek ve yardımı olmadan hiçbir şeyin gerçekleşmeyeceğini
bilir. Her şeyin sahibi olan Allah'ı dua ederek, ona güvenir.
Tevekkül kader inancının bir sonucudur.
Gerçek anlamda tevekkül güzel bir davranıştır. Allah Müslümanlara
tevekkülü emretmiş, tevekkül edenleri sevdiğini belirtmiştir. Konu ile
ilgili ayetlerden bazıları şunlardır:
"... İnananlar yalnız Allah'a güvensinler" (Ali İmran 102)
"... Allah'a güven, doğrusu Allah kendisine güvenenleri sever." (Ali
İmran, 158)
"... Allah'a inanıyor ve teslim olmuşsanız, ona güvenin" (Yunus suresi,
ayet 84)
Sevgili Peygamberimiz, devesini başıboş bırakıp, tevekkül ettiğini
söyleyen bir kişiye şu sözlerle uyarmıştır: "Önce deveni bağla, sonra
Allah'a tevekkül et" (Tirmizi)
DOĞRU TEVEKKÜL ANLAYIŞI NEDİR?
Evrendeki olaylar bir düzen ve yasalar çerçevesinde, sebepsonuç ilişkisi içinde olmaktadır. İnsanlar akıl ve iradeleriyle sebepleri
bulabilirler. İnsan evrende geçerli olan yasaları gözeterek, çalışır,
çabalar, sebeplere sarılır, ondan sonra Allah'a güvenir. Bir çiftçi tohum
ekmeden ürün elde edemez. Çiftçi tarlasını zamanda sürmeli, ekmeli,
gübrelemeli ve sulamalıdır. Sonra da bol ve iyi ürün alabilmek için
Allah'tan yardım dilemelidir. Çalışmadan başarıya ulaşılamaz. Bir
öğrenci önce derslerin devam edecek, doğru, dürüst çalışacak,
ödevlerini zamanda yapacaktır. Sonra Allah'tan yardım isteyerek başarılı
olmasını dileyecektir. Kısaca gerçek anlamda tevekkül eden kimse işinin
gereğini yapar ve sonucu Allah'tan bekler.
DOĞRU OLMAYAN TEVEKKÜL ANLAYIŞI NEDİR?
İnsanın çalışmayı bırakıp, tembellik ederek, kendisinin
yapması gereken işleri Allah'a havale etmesi, doğru bir
tevekkül anlayışı değildir. Örneğin bir öğrenci dersine
çalışmadan "Ben Allah'ın yardımına güveniyorum, Allah bana
yardım eder" diyerek sınava girmesi yanlış bir düşüncedir.
Çalışmadan, hiçbir çaba göstermeden başarılı olmaya
beklemek tembelliktir, miskinliktir.
yorumla
Çalış!” dedikçe şeriat, çalışmadın, durdun,
Onun hesabına birçok hurâfe uydurdun!
Sonunda bir de “tevekkül” sokuşturup araya,
Zavallı dini çevirdin onunla maskaraya!
Mehmet Âkif ERSOY, Safahat, s. 240.
Şiirde hangi tutum ve davranışların eleştirildiğini söyleyiniz.
KADER İNANCININ FAYDALARI
1.
Kadere inanan kişi başarıya ulaşmak için çalışması gerektiğini bilir ve çok çalışır,
2.
Rızkı elde etmek için emek sarfeder,
3.
Allah’ın evrene koyduğu yasaların değişmeyeceğini bilir bu yasalara uygun davranışlar sergiler
4.
Akıl ve iradesini doğru ve güzel şeyleri seçmek için kullanır,
5.
Kendi yaptığı yanlışlardan başına gelenlerden dolayı bu benim kaderimmiş deyip kolay yolu
seçmez,
6.
Yapılabilecek tüm şeyleri yaptıktan sonra işin gerisini Allah’a bırakır Allah’ın kendisine yardım
edeceğine inanır,
7.
Allah tarafından zaman zaman hastalık, kıtlık vb. şeylerle imtihana tabi tutulacağını bilir.
Bunun için isyan etmez. Akledip gerekli tedbirleri alarak en az zararla atlatmaya çalışır.
5)AYETE’L KÜRSİ
Bismillahirrahmanirrahim
Allahü lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyûm
Lâ te’huzühû sinetün ve lâ nevm
Lehû mâ fis-semâvâti vemâ fil ard
Menzellezî yeşfeu indehû illâ biiznihi
ya’lemü mâ beyne eydîhim vemâ halfehüm
velâ yühîtûne bişey’in min ilmihî illâ bimâ şâe
vesia kürsiyyühüssemâvâti vel ard
Velâ yeûdühü hıfzuhumâ
ve hüvel aliyyül azîm.
ANLAMI
Allah, O’ndan başka ilah yoktur.
Diri (hayat sahibi) ve yaratıklarının üzerinde gözeticidir.
O’nu uyuklama da uyku da tutmaz.
Göklerde ve yerde olanların hepsi O'nundur.
O'nun izni olmadan yanında kim şefaat edebilir?
O kullarının yaptıklarını ve yapacaklarını bilir.
O’nun ilminden -dilediği kadarı hariç- hiçbir şey kavrayamazlar.
O’nun kürsüsü, gökleri ve yeri kaplamıştır.
Onları koruyup gözetmek O’na asla ağır gelmez.
O, çok yücedir, çok büyüktür.
MUTLAK KADER
ÖLÜM
DEPREM
HASTALIK
ÜŞÜME DUYGUSU
ACIKMAK
DOĞAL FELAKETLER
EĞİTİM-ÖĞRETİM İHTİYACI
MUTLAK KADERİ DEĞİL
SİGARADAN ERKEN ÖLÜM
ÇÜRÜK BİNADA ÖLMEK
TEDAVİ OLAMADAN ÖLMEK
BANK ÜZERİNDE ÜŞÜYEREK ÖLMEK
AÇLIKTAN ÖLMEK
ÖNLEM ALINMADIĞI İÇİN ÖLMEK
EĞİTİM-ÖĞRETİM İHTİYACININ ENGELLENMESİ
TEŞEKKÜRLER
HASAN POLATKAN ORTAOKULU
2013

similar documents