mba8

Report
Yrd. Doç. Dr. Özgür KÖKALAN
Yönetim ve Organizasyon Teorilerinin Gelişimi
 Yönetim ve Organizasyon Teorileri 5 ana başlık altında incelenebilir:
 Klasik Yaklaşım
 Davranışsal Yaklaşım
 Modern Yaklaşım
 Değişim Adaptasyon
 Modern Sonrası ve Çağdaş Kavramlar
Durumsallık Yaklaşımı
 Durumsallık Yaklaşımı bazı bilimadamları tarafından Koşulsallık
yaklaşımı olarak isimlendirilir.
 Koşulsallık yaklaşımı ile durumsallık yaklaşımı arasında da fark vardır.
 Koşulsallık yaklaşımı, organizasyonun içinde bulunduğu çevrenin unsurları
ile belirli yönetim kavram ve teknikleri arasında fonksiyonel bir ilişki
araştırmaktadır.
 Durumsallık yaklaşımında, böyle bir fonksiyonel ilişki arama fikri mevcut
olmayıp, sadece yöneticinin daha iyi karar verebilmesi için organizasyonun
içinde bulunduğu durumu iyi tanıması gerektiği fikri mevcuttur.
Neden Durumsallık Yaklaşımına Gerek
Duyulmuştur?
 Özellikle ekonomik açıdan gelişmiş ülkelerde ortaya çıkan sosyal,
ekonomik ve kültürel değişimler, uygulamadaki yöneticilerin karşılaştıkları sorunların çözümünde, sadece klasik ve neo-klasik bakış açılarından farklı başka bakış açılarına ihtiyaç duymalarına neden olmuştur.
Klasik , Neo – Klasik Yaklaşıma Karşı
Durumsallık Yaklaşımı
 Klasik ve Neo-Klasik Yaklaşım «en iyi» yi aramış, ve tüm örgütlerin tek ve
evrensel bir örgütsel yapı ile hayatlarını sürdürmeleri gerektiğini savunmuştur.
Durumsallık yaklaşımı durumlarla ve belli bir "du- rum"daki koşulları
açıklamakla ilgilidir. Asla tek bir örgütsel yapıyı önermez…
 Klasik yaklaşım organizasyon yapısının belirlenmesinde belirli ilkelerin
uygulanmasına önem verirken, durumsallık yaklaşımı organizasyon
yapısını çeşitli içsel (internal) ve dışsal (external) koşullar arasındaki ilişkilere göre şekil alan bir yapı olarak görmektedir.
 Durumsallık yaklaşımının diğer bir özelliği de organizasyonu bir sistem olarak
ele alır.
 Durumsallık yaklaşımının diğer bir özelliği de büyük ölçüde araştırma, saha
araştırması sonuçlarına dayanır.
Organizasyon Yapısı Ve Durumsallık Yaklaşımı
 Durumsallık yaklaşımı, bir organizasyon yapısını karakterize eden belli başlı boyutlarla




(dimension) organizasyonun içinde bulunduğu durum ve koşullar arasında ilişkiyi
araştırmaktadır.
Organizasyon yapı ve işleyişine durumsallık yaklaşımı açısından bakıldığında sorun,
içinde bulunulan durum ve koşulların bu unsurları ve süreçleri nasıl etkileyeceğidir.
Başka bir deyişle durum ve koşullara göre, bu unsurlara ve süreçlere verilecek şekil farklı
olacaktır.
Durumsallık yaklaşımını daha öncekilerden ayıran en önemli farklılık budur. Örneğin
durumsallık yaklaşımına göre "demokratik liderlik en iyi (etkin) liderlik tarzıdır" diye
genelleştirmek mümkün değildir. Bu "en iyi" durum ve koşullara bağlıdır. Bazı durum ve
koşullarda otokratik nitelikteki bir liderlik tarzı en etkin liderlik tarzı olabilir.
Durumsallık yaklaşımı özellikle iki faktör üzerinde çok durulmuştur. Bunlar "teknoloji"
ve "çevre" (environment) faktörleridir. Ayrıca "büyüklük" (size) ve "organizasyonu
oluşturan personelin niteliği" de bazen ele alınmıştır.
Organizasyon ve Teknoloji
 Durumsallık yaklaşımında teknoloji sadece üretim teknolojisinin organizasyon
yapısı üzerindeki etkileri şeklinde ele alınmıştır.
 Bir organizasyonun en önemli yanı başarmayı amaçladığı iş ve bu işi yapmak için
kullandığı teknolojidir.
 Teknoloji bir organizasyonda;
 Kişileri
 Grupları
 Örgütsel İlişkileri
 Yönetim ve süreçleri…
Teknolojiyi, genel olarak, inputları output'a çevirmeye yarayan teknik araçlar topluluğu
olarak tanımlamak mümkündür. Bu araçlar fiziksel araçlar olabileceği gibi (makine,
teçhizat, donanım vs), fikirsel araçlar (çeşitli modeller, programlar, kavramlar)
şeklinde de olabilir
 Yönetim ve organizasyon alanında bilimsel metot kullanılarak
yapılan saha araştırmaları (field study) örnekleri olarak şu çalışmalar
ele alınmıştır:
 Woodward Çalışması
 Aston Grubu Çalışması (Birmingham Çalışması)
 Tavistock Enstitüsü Çalışmaları (Trist-Bamforth Çalışması - İngiliz Kömür
Madeni Çalışması)
 James Thompson'un Temel Teknolojiler Sınıflaması
 Charles Perrovv'un Rutin - Rutin Olmayan İş Sınıflamaları
Woodward Çalışması
 Bir organizasyonu karakterize eden yukarıda belirttiğimiz yapısal (struc-
tural) ve davranışsal (behavior) unsurlarla teknoloji arasındaki ilişki Joan
Woodward tarafından araştırılmıştır.
 Woodward'in ilk amacı, klasik yaklaşımın öne sürdüğü iddiayı, yani her
yer ve koşulda geçerli en iyi organizasyon yapısı ve yönetim sistemi
bulunduğu iddiasını test etmek olmuştur.
 Ancak araştırma sonuçlarının bu iddiayı desteklememesi üzerine, veriler
yeniden incelenmiş ve organizasyonların kullandıkları teknoloji ile
organizasyon yapıları arasındaki ilişkiler ele alınmıştır.
 Araştırmanın ilk amacına uygun olarak Essex bölgesindeki 100 imalat
işletmesinden aşağıdaki konularla ilgili veriler toplanmıştır:
 İşletmenin geçmişi, amaçları
 Kullanılan imalat süreç ve metotları
 İşletmenin organizasyonu ve yönetiminde kullanılan çeşitli formlar ve rutin süreçler
 işletmelerin ticari başarısını değerlemeye yarayacak çeşitli rakamlar.
Yapılan araştırmalar sonucunda aşağıdaki farklılıklar tespit edilmiştir:
 Yönetim kademeleri sayısı medyan = 4 olmak üzere 2 ile 12 arasında değişmiştir.
 Tepe yöneticilerinin kontrol alanı medyan = 6 olmak üzere 2 ile 18 arasında
değişmiştir.
 İlk kademe yöneticilerin (first line supervisors) kontrol alanı medyan = 38 olmak
üzere 10 ile 90 arasında değişmiştir.
 İmalat işçilerinin kurmay personele olan oranı 1 / 1 ile 10 / 1 arasında; direkt
işgücünün endirekt işgücüne olan oranı da yine 1 / 1 ile 10 / 1 arasında değişmiştir.
 Woodward ve ekibi işletmeler arasındaki sözü edilen bu farklılıkların
nedenlerini araştırmaya başlamışlardır. İşletmelerin başarıları (etkinlikleri) ile
organizasyon yapıları karşılaştırılmıştır. (Karlılık, Pazar payı gibi)
 Buna göre işletmeler ortalamanın üstünde, ortalama ve ortalamanın altında
olmak üzere üç grupta toplanmıştır. Ancak işletmelerin başarı durumları ile
organizasyon yapıları arasında düzenli bir ilişki bulunamamıştır.
 Bunun üzerine, yukarıdaki organizasyon yapı farklılıklarını açıklamak üzere
işletmelerin imalat türleri ve büyüklükleri incelenmiş fakat yine düzenli ve
anlamlı bir ilişki bulunamamıştır.
 Daha sonra araştırmacılar dikkatlerini işletmelerin kullandıkları teknoloji
üzerinde yoğunlaştırmışlardır. Woodward ekibi teknolojiyi "imalat metot ve
süreçleri" olarak tanımlamıştır. Bazı işletmelerin basit ve fazla çapraşık olmayan
metot ve süreçlerle inputları output'a dönüştürebilecekleri, diğer bazılarının ise
bu konuda son derece kompleks bir faaliyetler, aletler ve teçhizat topluluğu
kullanabilecekleri düşünülmüştür.
 Woodward araştırması organizasyonun bütünü ile ilgilidir.
 Woodward ve ekibi araştırma konusu olan işletmelerin kullandıkları
imalat metot ve süreçlerini;
 Bunların işletme içindeki tarihsel gelişimine
 Bu süreçlerle çeşitli teçhizat ve donanım arasındaki ilişkilere
 Süreçlerde yapılan faaliyetlerin tekrarlanan cinsten olup olmadığına ve
birbirleri ile ilişkilerine göre, gruplamışlar ve bunun sonucu olarak üç ayrı
teknolojik düzeyi belirlemişlerdir.



Birim (unit) veya küçük partiler üretimi (small batch production)
Kitle üretimi (mass production) veya büyük partiler üretimi (large batch production)
Süreç üretimi (process production)
Toplanan verilerin bu şekilde gruplanması ile işletmelerin organizasyon yapıları ve
yukarıda bahsedilen yapısal farklılıklar arasında düzenli ve anlamlı ilişkiler
belirlenmiştir30
 Birim üretimine dayanan teknolojide output, kendine yeterli birimler içinde ve
müşteri spesifikasyoniarına göre imal edilmektedir. Faaliyetler genellikle arka
arkaya tekrarlanan cinsten değildir. Teçhizat kullanımı her siparişte değişiktir.
Standartlaşma hemen hemen yoktur.
 Kitle üretimi ile ilgili teknolojide ise output'un büyük partiler halinde üretimi
söz konusudur. Output büyük ölçüde standarttır. Süreç içindeki faaliyetler ve
kullanılan teçhizat arasındaki ilişkiler az çok belirli ve tekrarlanan cinstendir.
 Süreç üretimi ile ilgili teknoloji ise kitle üretiminin daha gelişmişidir. Output
tamamen standarttır. İmalat sürecindeki faaliyetler, imalat akışı ve kullanılan
teçhizat arasındaki ilişkiler tamamen belirli ve tekrarlanan cinstendir. Büyük
rafineriler, kimyevi maddeler üretimi, kâğıt üretimi bu tür teknolojiye bir
örnektir.
Birim
Üretimi
Kitle
Üretimi
Süreç
Üretimi
1. Medyan
Yönetim Kademesi
3
4
6
2. Medyan
Tepe Yönetici Kontrol Alanı
4
7
10
3. Medyan
İlk Kademe Yönetici Kontrol Alanı
23
48
15
4. Medyan
Direkt / Endirekt İşgücü Oranı
9/1
4/1
1/1
5. Medyan
İmalat İşçisi / Kurmay Personel Oranı
8/1
5.5/ 1
2/1
Bulgular
 Birim teknolojide küçük ve samimi grupların mevcudiyetini, katılmanın
(participation) yüksek olduğunu, iş ilişkilerinde katılığın olmadığını ve
müsaade edici bir ortamın (permissiveness) bulunduğunu
 Kitle üretiminde ise görevlerin açık seçik belirlendiğini, emir komuta
kurmay çatışmasının bulunduğunu ve endüstriyel ilişkilerin genellikle iyi
olmadığını,
 Süreç teknolojide ise durumun birim teknolojiye benzediğini
belirlemiştir33. Ayrıca, birim üretimi ve süreç üretiminde sözlü iletişimin
yazılı iletişimden daha fazla kullanıldığı, kitle üretiminde ise durumun
bunun tersi olduğu belirlenmiştir.
 Bu bulguların organizasyon yapı ve dinamiği açısından anlamı nedir?
Tekonoloji Türü
Birim
Kitle
Süreç
Organizasyon Yapısı
Muhtemel Sonuç
Mekanik
Başarısızlık
Organik
Başarı
Mekanik
Başarı
Organik
Başarısızlık
Mekanik
Başarısızlık
Organik
Başarı
 Birim teknoloji kullanan işletmelerde, personel arası ilişkiler ve iletişim organik
yapı tarzında olmak zorundadır. Her şey müşteri spesifikasyonuna göre şekil
almaktadır. Faaliyetlerin rutin olmaması ve her an sorunların ortaya çıkma
ihtimali standartlaştırmayı engellemektedir.
 Benzer şekilde süreç üretimi yapan işletmelerde de kullanılan teçhizat ve
donanımın çapraşıklığı ve otomasyonun mevcudiyeti daha az personeli
gerektirmektedir. Mevcut personel de teknik açıdan bilgili ve becerili
olduğundan çok yakından kontrole gerek kalmamaktadır.
 Kitle üretiminde ise üretimin ekonomik olması üretimin büyük partiler halinde
olmasına bağlıdır. Bu ise standart bir malı, iyi ve hassas bir iş akışı ile planlamayı
gerektirmektedir. Bunun sonucu olarak görevler açık ve seçik tanımlanmalı ve
kişilerarası iş akışı daha önceden belirlenmelidir. Dolayısıyla bu tür bir teknoloji,
formal bir organizasyon yapısını gerektirmektedir
Aston Grubu Araştırması
Aston Grubu organizasyon yapıları İle ilgili olarak üç ana değişken üzerinde
durmuştur. Bunlar:
 Faaliyetlerin yapılandırılması: Bu değişken personelin davranışı ve yapacağı işlerin
önceden belirlenmesi, formal ve yazılı iş yapma yöntem ve rutininin geliştirilmesi,
ihtisaslaşma, standartların geliştirilmesi, işbölümü, yönetim kademeleri gibi
unsurları içermektedir.
 Otorite yoğunlaşması: Bu değişken organizasyonda karar verme yetkisinin nasıl ve
hangi kademelerde kullanıldığı ile ilgilidir.
 İş akışının kontrolü: Bu değişken iş akışının çeşitli gayri-şahsi (impersonal) yöntem
ve usullere mi bağlandığı yoksa bu kontrolün emir-komuta personelinin kararlarına
mı bırakıldığı ile ilgilidir.
 Aston Grubu organizasyonun büyüklüğü (size) arttıkça, organizasyonda
ihtisaslaşma ve formalleşmenin de arttığını belirlemiştir.
Organizasyon ve Çevre
 Yönetim ve organizasyonda durumsallık yaklaşımının üzerinde önemle
durduğu diğer bir koşul (contingency), organizasyonların içinde faaliyette
bulundukları çevre (environment) olmuştur.
 Pek çok araştırmacı çevre koşullarının organizasyonları nasıl etkilediğini,
çevre koşullarına bağlı olarak organizasyon yapılarının, karar
mekanizmalarının, liderlik tarzlarının vs farklılık gösterip göstermediğini
araştırmıştır.
Çevre Anlamı ve Kavramsallaştırılması
 Çevre'yi, organizasyonun sınırları dışında kalan her şey olarak tanımlamak
mümkündür.
 Bu dönemde çevre koşullarını ayrı ayrı unsurlar açısından incelemek daha
çok kullanılan bir metot olmuştur. Örneğin çevre koşulları, dengelilik (stability), değişirlilik, değişim hızı, komplekslik (çapraşıklık), belirsizlik gibi
boyutlar açısından incelenmiş ve bu boyutlara uygun olan organizasyon
süreçleri araştırılmıştır.
Yazar(lar)
Çevre Boyutları
Emery ve Trist (1965)
İlişkisiz
Karşılıklı İlişkili
Terrebery (1968)
Durgun
Çalkantılı (turbulent)
Thompson (1967)
Homojen Dengeli
Heterojen Değişken
Aldrich (1972)
Dengelilik Yoğunlaşmış Homojen Dengesizlik Dağınık (dispersed)
Heterojen
Child (1972)
Basit Durgun
Çapraşık (kompleks) Değişken
Burns ve Stalker (1961)
Az Değişirlilik
Yüksek Değişirlilik
Lawrence ve Lorsch (1969)
Dengeli
Değişir
Hinings (1974)
Kestirilebilir (predictable)
Kestirilemez
Çevre, organizasyon yapı ve süreçlerini etkileyen bir koşul olarak ele
alındığında, çevresel koşulların yukarıdaki boyutlarla ifade edilen
niteliklerine göre "en uygun" sayılacak yapı ve süreçler farklı olacaktır.
Örneğin çevresel koşulların durgun ve kestirilebilir (predictable) olduğu bir
ortamda faaliyet gösteren bir organizasyonun yapısı, çalkantılı bir ortamda
faaliyet gösteren bir organizasyonun yapısından ve kullandığı süreçlerden
farklı olacaktır.
 Bu dönemde çevre ile ilgili pekçok araştırma yapılmıştır. Bazıları
şunlardır:
 Burns ve Stalker Çalışması
 Lawrence Lorsch Çalışması
 Emery Trist Çalışması
 James Thompson Çalışmaları
 Robert Duncan Çalışması
BURNS –STALKER ÇALIŞMASI
 İngiltere'de 20 endüstri işletme üzerinde yapılmıştır.
 Burns ve Stalker şu sorunun cevabını araştırmışlardır: İşletmelerin or-
ganizasyon yapıları ve yönetim uygulamaları (süreçler) dış çevre koşulları
tarafından nasıl etkilenmektedir.
 Burns ve Stalker'in saha sosyolojisi (field-sociology) ve sosyal antropoloji
ile ilgili araştırmalarda yaygın olarak kullanıldığını belirttikleri bu
metotla, başta işletme tepe yöneticileri olmak üzere pek çok yönetici
mülakata tabi tutulmuş, çeşitli alanlarda gözlemler yapılmış ve
davranışları etkileyen ilke ve yöntemler belirlenmiştir.
 Burns ve Stalker'in incelediği işletmeler arasında sun'i ipek işletmesi bir aşırı
ucu (extreme) oluştururken elektronik işletmeleri de öbür aşırı ucu
oluşturmuştur.
 Rekabetin çok kuvvetli olduğu bir endüstri dalında çalışan suni ipek işletmesi
için maliyetleri minimumda tutmak ve mümkün olduğu kadar etkin çalışmak
yaşamının ilk şartları olmaktadır. Buna karşılık elektronik endüstrisinde sürekli
olarak yenilik yapmak ve daha gelişmiş parçaları kullanmak, esnek ve yaratıcı
olmak başarının temel şartlan olmaktadır.
 Suni ipek işletmesinde merkezi, iş tariflerinin ayrıntılı olarak yapıldığı ve
ayrıntılı politika, ilke ve yöntemlere dayanan bir yönetim tarzının bulunmasına
karşılık; elektronik işletmelerinde görev tanımlarının ayrıntılı olmasından
bilinçli olarak kaçınılmış, emir- komuta zinciri açık bir şekilde belirlenmemiş,
personelin yaptığı iş haftadan haftaya veya aydan aya değişen ve sorunların
çözümünde otorite'den hareket yerine bilgi'den hareketi esas alan bir yönetim
tarzı belirlenmiştir.
 Burns ve Stalker, "çevre" unsurunu "teknoloji ve pazardaki değişme hızı"
boyutuna göre incelemişlerdir.
 Buradaki değişme hızı yeni buluşların ortaya çıkması, teknolojik yenilikler,
yeni ve değişik mal talebindeki artış gibi konuları içermektedir.
 Teknoloji ve pazar ile ilgili bu tür değişimler ve değişim hızı işletmelerdeki
yönetim süreçlerini etkileyen en önemli unsur olarak belirlenmiştir.
 Bu çalışmalar sonucu, Burns ve Stalker, işletmelerdeki organizasyon
yapılarını "mekanik" (mechanistic) ve "organik" (organic), olmak üzere iki
grupta sınıflandırmışlardır.
 Mekanik organizasyon yapısı, çevre koşullarının durgun ve dengeli
(stable), değişim hızının çok az olduğu durumlarda en uygun yapı; organik yapı ise çevre koşullarının sürekli ve hızlı olarak değiştiği durumlarda
en uygun organizasyon yapısı olarak belirtilmektedir
 Burns ve Stalker'in araştırmaları sonucu ulaştıkları genel sonuç şu ol-
muştur. Eğer organizasyon yapısı ile organizasyonda kullanılan süreçler
çevre koşullarına bağlı olan bir bağımlı değişken olarak ele alınırsa, "en
iyi" sayılacak bir organizasyon yapısına ulaşmak için izlenecek bir seri ilke
(prensip) yoktur.
 Çevre koşullarının özelliklerine göre uygun olan organizasyon yapısı
değişecektir. Çevre koşullarının hızla değiştiği bir ortamda çalışan
işletmeler için organik organizasyon yapısı uygun olacaktır.
 Oysa çevre koşullarının durgun ve dengeli olduğu durumlar için mekanik
organizasyon yapısı daha uygun olacaktır.
 Durumsalllık yaklaşımı kapsamında teknoloji ve çevre faktörlerinin
örgütsel yapı üzerindeki etkisini araştıran pek
gerçekleştirilmiştir. Yapılan tüm çalışmaların sonucunda,
çok
çalışma
 Örgütler için tek ve doğru bir örgütsel yapının olamayacağı,
 Örgütlerin kullandıkları teknoloji, bulundukları çevre gibi faktörlere göre
doğru örgüt yapısına ulaşacakları saptanmıştır.
Durumsallık yaklaşımı önemli bir mihenk taşıdır. Bu dönemden sonra tek ve
doğru düzen hemen hemen hiç düşünülmemiştir.

similar documents