saltanattan milli egemenliğe ve lozan barışı

Report
Milli Egemenlik: Devleti yönetme yetkisinin devleti kuran kişi veya
ailesinde değil, doğrudan halkta olduğu yönetimlerdir.
Saltanat: bir ülkenin yönetimin babadan oğula geçmesi ya da bir
hanedanın elinde olmasını ifade eder.
Milli
egemenlik
nedir?
Saltanat
nedir?
1906, Selanik, Mustafa Kemal Paşa,
“… eskimiş olan çürük yönetimi yıkmak, milleti hakim kılmak, özetle vatanı kurtarmak için
sizi göreve çağırıyorum.”
21-22 Haziran 1919, Amasya Genelgesi,
“Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.”
23 Temmuz-7 Ağustos 1919, Erzurum Kongresi,
“Kuvayımilliyeyi tek kuvvet olarak tanımak ve milli iradeyi hakim kılmak esastır.”
23 Nisan 1920,
“Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Açılışı” (Milli egemenliğin en önemli aşaması.)
TBMM’nin kabul ettiği 1921 Anayasası’nın bazı maddeleri;
- Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.
- Yasama ve yürütme yetkisi milletin tek ve gerçek temsilcisi olan Büyük Millet Meclisi’ne aittir.
Efendiler, bu vaziyet karşısında bir tek
karar vardır. O da milli hakimiyete
dayanan kayıtsız şartsız bağımsız yeni
bir Türk Devleti kurmak.
Peki, TBMM açıldıktan hemen sonra saltanatın
Kaldırılamamasının
nedeni nedir?
Milli mücadelede
herkes bağımsızlığı istiyordu ama bir kısım milli
egemenlik isterken, bir kısım saltanatın devamını istiyordu. Kısacası,
saltanatın TBMM açıldıktan sonra hemen kaldırılamamasının nedeni milli
mücadeleyi bölmemektir.
Kurtuluş Savaşı bittikten sonra İtilaf Devletleri Lozan Barış Antlaşması’nı
imzalamak üzere TBMM ve İstanbul Hükümeti’ni çağırmıştır. İstanbul hükümeti de
bunu kabul etmiştir.
1
Egemenlik
kayıtsız
şartsız
milletindir.
2
Yasama,
yürütme ve
yargı görevi
TBMM’ye aittir.
Bu durum Mustafa Kemal Paşa’nın saltanatın kaldırılmasıyla ilgili düşüncelerinin
haklılığını
bir defa
daha neyi
ortaya
koydu. Aynı zamanda saltanatın kaldırılması için haklı
İtilaf devletleri
burada
amaçlamışlardır?
Galip
devletler,
bu davranışıyla
Türkler arasında
çıkararak,
bir gerekçe oldu. Konu,
Türkiye
Büyük
Millet Meclisi’nde
tartışıldı.ikililik
Mustafa
Kemal
menfaatlerini
dahakendi
iyi savunacaklarını
düşünüyorlardı.
İstanbulve
hükümetinin
Paşa bir konuşma
yapıp, milletin
gayretiyle hakimiyeti
ele aldığını
saltanatın
katılma arzusu, milli mücadelenin ruhuna ve anayasaya aykırıydı.
kaldırılmasının gerekliliğini
belirtti.
Bu bir oldu bittidir. Söz konusu olan
ulusa egemenliğini bırakacak mıyız,
bırakmayacak mıyız sorusunun cevabı
değildir. Sorun, gerçekleşmemiş bir
olayı yasa ile saptamaktan başka bir
şey değildir. Bu, ne olursa olsun
yapılacaktır. Burada toplananlar meclis
ve herkes sorunu doğal bulursa,
sanırım ki uygun olur. Yoksa yine
gerçek, yöntemine göre saptanacaktır
ama belki bir takım kafalar kesilecektir.
Bu konuşmanın ardından 1 Kasım 1922’de TBMM, saltanatı
kaldırmıştır.
MECLİS OSMANLI HANEDANI’NIN YÖNETİMİNE SON VERDİ
Padişah Ülkeyi Terk Etti
17 Kasım 1922
Ülkenin terk edilmesinin nedeni oluşacak tepkiler olarak açıklandı
Saltanat
Kaldırıldı
VI. MEHMET VAHİDEDDİN’İN ARDINDAN TBMM, YENİ HALİFEYİ SEÇTİ
Yeni Halife Abdülmecid
19 Kasım 1922
Abdülmecid’e halifelik unvanı devlet işlerine karışmaması karşılığında verildi
Saltanat
Kaldırıldı
SALTANATIN KALDIRILMASIYLA:
❶ Osmanlı hanedanlığının yönetimi
sona erdi.
❷ Millet egemenliğine geçildi.
❸ Yönetimdeki çift başlılık ortadan
kalktı.
❹ Laiklik alanında ilk yenilik yapıldı.
Saltanatın kaldırılmasının sonuçları nelerdir?
İstanbul, Osmanlı’nın başkenti olacak ama uluslararası bir statüde olacak ve
uluslararası bir komisyon tarafından yönetilecek.
Ege Bölgesi ve Ege Adaları Yunanistan’a bırakılacak, Doğu Anadolu’da bağımsız
Ermenistan, Doğu Karadeniz’de Pontus devleti kurulacak.
Mecburi askerlik kaldırılarak, yalnızca iç güvenlik için 15.000 jandarma olmak üzere
50.700 kişilik bir kuvvet bulundurulacak, ayrıca askerin ağır silahları olmayacak.
Kapitülasyonlar yeniden uygulanmaya konularak, tüm devletler tarafından
kullanılabilecek.
Azınlıklara en geniş haklar verilecek ve azınlıkların istedikleri devletin
Sevr
Sevr’e
Antlaşması’nın
göregeçmesine
sınırlarımız
maddeleri
nelerdi?
vatandaşlığına
izinnasıldı?
verilecek.
Osmanlı ekonomik konuların hiçbirine tek başına karar alıp uygulamayacak.
Devletlerin her biri bir üye verecekler, bu üyelerden bir komisyon oluşacak ve bu
mali komisyon bütçeyi karara bağlayacak.
İtilaf Devletleri, birçok anlaşmaya tanıklık etmiş olan İsviçre’ye anlaşmazlıklar çıkarmak
amacıyla her zaman yaptığı gibi İstanbul Hükümeti’ni ve TBMM’yi çağırdı. Ama, TBMM’nin
yaptığı bir yenilik, İstanbul Hükümeti’nin Lozan’a gelememesine neden oldu.
Bu yenilik hangisi olabilir?
Lozan görüşmelerinin başlayacağı sıralarda
TBMM, Saltanatı kaldırınca Osmanlı resmen tarihe karıştı.
Böylece Lozan Konferansı’na gelecek bir İstanbul Hükümeti, kalmadı.
Îtilaf Grubu
İngiltere
Fransa
İtalya
Japonya
Romanya
Yunanistan
Yugoslavya
Türkler Adına
Konferansa kimler katılmıştır?
TBMM
ABD
SSCB
Bulgaristan
TBMM Hükümeti’nin Lozan‘daki beklentileri;
1- Misak-ı Milli'yi gerçekleştirmek.
2- Anadolu'da bağımsız bir Ermeni Devleti'nin kurulmasını engellemek.
3- Kapitülasyonları kaldırmak.
4- Türkiye ile Yunanistan arasındaki (Doğu Trakya, Ege adaları, nüfus
değişimi) sorunları çözmek.
5- Türkiye ile Avrupa devletleri arasındaki (ekonomik, siyasal, hukuksal)
sorunları çözmek.
6- O Türkiye'nin tam bağımsızlığını dünyaya tanıtmak.
TBMM iki konuda kesinlikle taviz vermek istememiştir. Bunlar;
1- Kapitülasyonlar
2- Doğu Anadolu’da kurulması istenen Ermeni Devleti
20 Kasım 1922'de Lozan görüşmeleri başladı. Konferansın ilk gününden
itibaren Osmanlı borçları, Türk - Yunan sınırı, Boğazlar, Musul, Azınlıklar,
Kapitülasyonlar üzerinde uzun tartışmalar olmuş, ancak birçok konuda
taraflar taviz vermeyince anlaşma sağlanamayınca 4 Şubat 1923'te
görüşmeler kesilmiştir
Çok ıstırap çektik, çok kan akıttık.
Bütün medeni uluslar gibi hürriyet
ve istiklal istiyoruz.
Tarafları yeniden barış masasına oturtmak amacı ile arabulucular devreye
girmiş ve 23 Nisan 1923'te görüşmeler yeniden başlamıştır.
Görüşmelere katılan devletlerin karşılıklı tavizler vermesi sonucunda 24
Temmuz 1923'te Lozan Barış Antlaşması imzalanmıştır.
SINIRLAR
a)Suriye Sınırı
20 Ekim 1921 tarihli Ankara Antlaşması'nda belirlenen sınırlar
kabul edilmiştir.
Caber kalesi Türk toprağı olduğu, Türk muhafızları ve
bayrağının burada bulunması kabul edilmiştir.
Önemi:
Misak-ı Milli'de yer almasına rağmen Hatay sınırlarımız dışında
kalmıştır.
Ancak 1938 yılında Hatay bağımsızlığını ilan etmiş ve 1939
yılında Hatay Meclisi kararıyla topraklarımıza katılmıştır.
b)Irak Sınırı
Musul-Kerkük sorunundaki anlaşmazlıktan dolayı sınır belirlenememiştir. Sınırın daha
sonra Türkiye ile İngiltere arasında yapılacak olan ikili görüşmelerle belirlenmesine karar
verilmiştir.
Önemi:
Irak sınırı Lozan'da çözümlenememiştir. Musul meselesinde çözüme ulaşılamaması,
barışı geciktireceğinden dolayı bu sorunun çözümü konferans sonuna bırakılmıştır.
Türkiye, İngiltere'nin elinde bulunan Mısır, Irak, Sudan üzerindeki haklarını tanımış,
Kıbrıs'ın İngiltere'ye ait olduğunu kabul etmiştir.
c) Batı Sınırı
Mudanya Ateşkes Anlaşması'yla belirlenen Meriç nehri iki ülke
arasında sınır kabul edilmiştir.
Yunanistan, Edirne'nin bir mahallesi olan ancak Meriç nehrinin
batısında kalan Karaağaç'ı savaş tazminatı olarak Türkiye'ye
vermeyi kabul etmiştir
d) Adalar
Boğazların güvenliği açısından Bozcaada ve İmroz adaları
Türkiye'de kalmıştır.
Midilli, Sakız, Sisam gibi Ege adalarının Yunanlılarda kalması
ancak, adaların silahlandırılmaması da kabul edilmiştir.
Balkan Savaşlarında kaybedilen Ege adaları geri alınamamış,
Oniki Ada da İtalya'ya bırakılmıştır.
Lozan Antlaşmasına göre Yunanistan’ın adaları silahsızlandırmaması
gerekirken, antlaşmayı ihlal ederek bir çok adayı silahlandırmıştır.
KAPİTÜLASYONLAR
Lozan'ın en çok tartışılan konusu, hiç taviz verilmeden
çözülmüş ve kapitülasyonlar kesin olarak kaldırılmıştır.
Önemi:
Türkiye'nin ekonomik, siyasal ve hukuksal alanda
gelişmesini engelleyen sınırlamalar ortadan kalkmıştır.
Türkiye'deki yabancı ticari kurumlar belli ve kısa bir geçiş
sürecinden sonra Türk kanunlarına kayıtsız şartsız uymayı
kabullenmiştir
İtilaf Devletleri kapitülasyonların devamını sağlama
çalışmalarıyla Yeni Türk Devleti'nin bağımsızlığını kabul
etmek istemediklerini ortaya koymuşlardır
Kapitülasyon: Osmanlı Devleti'nde yabancılara verilen ekonomik, adli, idari
vb. hak ve ayrıcalıklardır.
Osmanlı Devleti’nin iyi niyetle ekonomiyi canlı tutmak amacıyla ilk kez
Venedik ve Cenevizlilere vererek başlanan kapitülasyonlar birçok devlete
verilmiş ve Osmanlı Devleti’nin yıkılışının temel sebebi olmuştur.
BOĞAZLAR
Boğazların idaresi, başkanlığını bir Türk'ün yapacağı
uluslararası komisyona bırakılmıştır.
Boğazların her iki yakasında 20'şer km.lik askerden
arındırılmış bölge oluşturulmuştur.
Oluşturulan askersiz bölgeye olağanüstü bir durum
yaşandığında Türkiye'nin asker sokabileceği
kararlaştırılmıştır.
Boğazlardan ticaret gemilerinin serbestçe geçmesine
karar verilmiştir. Savaş gemilerine ise tonaj sınırlaması
getirilmiştir.
Önemi:
Boğazlar Komisyonu'nun kaldırılamaması Türkiye'nin
bağımsızlık ve egemenliğini sınırlandırmıştır.
Boğazların bütün milletlere açıklığı kabul edilmiştir.
Türkiye Devleti’nin bağımsızlık anlayışını kısıtlayan boğazlar ile ilgili
maddeler 1936 yılında Montreux (Montrö) Boğazlar Sözleşmesi ile tekrar
düzenlenmiş ve komisyon kaldırılarak tüm yetki ülkemize devredilmiştir.
.
BORÇLAR
Daha çok Fransa ile aramızda problem olan borçlar
sorunu aşağıdaki şekilde çözümlenmiştir:
Duyun-u Umumiye (Genel Borçlar) idaresi kaldırılacaktır.
Osmanlı Devleti'nden ayrılan devletlere Osmanlı
borçlarından hisse verilecektir.
Osmanlı borçlarının büyük bölümünü TBMM ödeyecektir.
Borçlar Türk lirası olarak ve taksitler halinde ödenecektir.
Önemi:
Yeni Türk Devleti Osmanlı Devleti'nden kalan asırlık
sorunlardan birini daha çözmüştür.
Osmanlı borçlarının kabul edilmesi Yeni Türk Devleti'ni
Osmanlı Devleti'nin devamı şeklinde göstermektedir.
Lozan'dan sonra borçların ödenmesinde Türkiye ile
Fransa arasında bazı sorunlar yaşanmıştır.
Türkiye Osmanlı Devleti'nden kalan bütün borçları 1954
yılında bitirmiştir.
ERMENİSTAN SORUNU
Sevr Antlaşması ile Doğu Anadolu'da kurulmasına karar
verilen Ermeni Devleti'nden vazgeçilmiş ve bölgenin Türk
toprağı olduğu kabul edilmiştir.
İSTANBUL’UN BOŞALTILMASI
Lozan Antlaşması TBMM Hükümeti tarafından
onaylandıktan altı hafta sonra işgal kuvvetleri İstanbul'u
boşaltacaktır.
6 Ekim 1923 tarihinde İtilaf Devletleri İstanbul'u
boşaltmışlardır.
AZINLIKLAR
Türkiye'deki bütün azınlıklar Türk vatandaşı kabul
edilmiştir.
Azınlıklara Türk vatandaşlarına tanınan tüm haklar
tanınmış, ayrıcalıkları ise kaldırılmıştır.
Türkiye'deki en kalabalık azınlık durumunda bulunan
Rumların İstanbul'da yaşayanlar hariç Yunanistan'a
gönderilmesi kararlaştırılmıştır.
Buna karşılık Batı Trakya hariç Yunanistan'da yaşayan
Türklerin de Türkiye'ye gönderilmesi kabul edilmiştir.
Önemi:
Bütün azınlıklar Türk vatandaşı kabul edilerek yabancı
devletlerin Türkiye'nin içişlerine karışması engellenmiştir.
Alınan kararlarla azınlıkların ayrıcalıklarına son
verilmiştir.
Osmanlı Devleti'nin önemli özelliklerinden olan çok
ulusluluk Türkiye'de sona ermiştir
YABANCI OKULLAR
Yabancı okullar Türk kanunlarına ve diğer okulların bağlı
bulundukları tüzük ve yönetmelik hükümlerine uyacaklardır.
Türk hükümeti bu okulların öğrenimini düzenleyecektir.
Önemi:
Türkiye'de kurulmuş olan yabancıların okulları Türk Milli
Eğitimi'ne bağlanmış ve denetim altına alınmıştır.
PATRİKHANE
I. Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı boyunca azınlıklar ve
dış güçlerle birlikte hareket eden Fener Patrikhanesi'nin,
yabancı kiliselerle ilişki kurmaması şartı ile Türkiye'de
kalması kabul edilmiştir.
Önemi:
Fener Patrikhanesi'nin siyasi ayrıcalıkları sona
erdirilmiştir.
SAVAŞ TAZMİNATI
Yunanistan savaş tazminatı olarak Karaağaç'ı Türkiye'ye
bırakmıştır.
Lozan Antlaşması'nın Sonuçları ve Önemi ise;
1- Bu antlaşma ile itilaf Devletleri Misak-ı Milli'yi ve Türk Devleti'nin
bağımsızlığını kabul etmiştir.
2- Askeri zaferler bu antlaşma ile siyasi zafere dönüşmüştür.
3- Yunanistan'la aramızdaki sorunlar çözülmüştür.
4- Lozan Antlaşması, geçerliliğini uzun süre koruması bakımından
dünyaya örnek olmuştur. Kesinlikle süreli bir antlaşma değildir.
5- Bu antlaşmaya göre, Türkiye açısından I. Dünya Savaşı sona ermiştir.
6- Türk Bağımsızlık Savaşı'nın başarıya ulaşması sömürge altında
bulunan milletleri harekete geçirmiştir.
7- Türk milletine zorla kabul ettirilmeye çalışılan Sevr Antlaşması'nın yerine
Türk milletinin birlik ve bütünlüğünü koruyan bir anlaşma yapılmıştır.
Sizce Ankara başkent olmaya uygun mudur?
1
Cumhuriyet öncesi Ankara’da hangi
Temsil
heyetininyapıldı?
merkezi Ankara olmuştur.
çalışmalar
2
TBMM’nin merkezi burası olmuştur.
3
Bazı anlaşmalar burada yapılmıştı.
“Bir defa Boğazlar askeri bakımdan tamamıyla açık,
tamamıyla emniyetsiz vaziyette. Lozan Antlaşması'yla elde
edebildiğimiz neticeler ve tarihi şartlar bizi endişeye sevk
ediyor. Ayrıca Anadolu'nun ortasında bulunarak ve bir
Anadolu hükümeti olarak yeni devleti çalıştırmak istiyoruz"
Başkentimizin neresi olacağı sürekli tartışılmakta ve bu da TBMM otoritesine zarar
vermekteydi. Bazı nedenler değerlendirildi ve yeni Türk Devleti’nin başkentinin
Ankara olmasına karar verildi. 13 Ekim 1923’te Ankara, başkentimiz oldu.
Ankara neden başkent seçilmiştir?
1
• Anadolu’nun ortasında bulunması
4
• TBMM’nin Ankara’da açılması ve
Kurtuluş Savaşı’nın merkezi’nin
burası olması
2
• Siyasi ve askeri yönden güvenli
olması
5
• Atatürk’ün şehri başkent olarak
görmesi
3
• Ulaşım ve iletişiminin kolay olması

similar documents