TTP213 Çevre Koruma

Report
TTP 213 ÇEVRE
KORUMA
ÖĞR. GÖR. TUĞÇE GÜNTER
RİSK
ANALİZİ
ÇEVRESEL
RİSK
YÖNETİMİ
TARIM VE ÇEVRE İLİŞKİSİ
Tarım dünyanın en eski ve olmazsa olmazlarından
birinci sırada yer alan çok yönlü bir sektördür.
 Toplumların
beslenmeleri,
barınmaları
ve
giyinmeleri gibi zorunlu ihtiyaçların büyük bir
kısmı
sadece
bu
sektör
tarafından
karşılanmaktadır.
 Tarım, özellikle de modern üretim yöntemleri
çevre kirliliğinin bir nedenidir. Tarımsal faaliyetler
yoluyla toprak, su, hava ve doğal denge gibi tüm
çevresel ortam etkilenmektedir.
 Diğer taraftan da çevre kirliliğinin kurbanı
olmaktadır.

 Tarım
dışı kaynaklardan yayılan zararlı
maddeler su, toprak ve havayı kirletme,
bunun sonucu olarak kültürü yapılan
tarım
ürünlerinde
zararlarla
karşılaşılmaktadır.
 Ayrıca
tarım alanları sanayi, konut ve
ulaştırma
sektörlerinin
ihtiyacı
çerçevesinde tarımsal üretim alanının
dışına kaymaktadır.
 Tarımda
bilinçsiz girdi kullanımı ve
verim artışı için yapılan uygulamalar da
çevreyi doğrudan etkiler.
 Bu nedenle insanlık tarımın çevreye
olan etkilerini azaltmak için yeni
tarımda bakış açısı geliştirmiştir.
 Sürdürülebilir
tarım
olarak
adlandırılan yeni tarım teknikleri
çevre dostu olarak görülmekte,
gelişmiş
ülkeler
tarafından
desteklenmektedir.
 Çevre
dostu tarımın yaygın iki
uygulaması bulunmaktadır.
 Bunlardan birincisi İTU (iyi tarım
uygulamaları), diğeri ise ekolojik
(organik) tarımdır.
 Ülkemizde de bu iki tarım şekli Tarım
ve
Köy
İşleri
Bakanlığınca
benimsenmiş ve bu uygulamalarla ilgili
yasal düzenlemeler de yapılmıştır.
RİSK
 Meydana
gelebilecek zararlı bir
olayın
sonuçları
ve
oluşma
olasılığının bileşkesidir.
 “Risk”
çok önemsiz bir olaydan
(kağıt kesiği), felaket düzeyinde bir
kazaya kadar çok geniş aralıkta
tanımlanır.
RİSK DEĞERLENDİRME
Tehlikeleri tanımlamak (gözlemlemek).
 Her tehlike için riskin boyutunu tahmin
etmek, saptamak ( değerlendirmek).
 Riskin kabul edilip edilemediğine karar
vermek ve riski kontrol altına almak
(kontrol altına almak).
 Bu aşamada tüm tehlikeler ve riskler
değerlendirilmeli, yazılı olarak saklanmalıdır.

Risklerin kontrol altına alınması:
Tüm risklerin belirlenmesi ve ne düzeyde
olduğunun saptanmasından sonra işyeri
ortamına yönelik çok verimli bir risk
haritası ortaya çıkacaktır.
 Bu haritada hangi risklerin düşük, orta veya
yüksek olduğu, hangi risklerin hafif, orta
veya ağır düzeyde insan sağlığını etkilediği
ya da ne düzeyde müsaade edilebilir olduğu
su yüzüne çıkacaktır.

Risklerin derecelendirmeleri düşük-ortayüksek,
hafif-orta-ağır
şeklindeki
terimlerle
ifade
edilebileceği
gibi
1,2,3,4,… şeklinde de puanlandırılabilir.
 Burada 1 en azı, son rakam ise en fazlayı
göstermektedir.
 Tehlikelerin boyutu ve tehlikelerin olma
olasılığı puanları ile bir matrix oluşturup
hangi riskin kabul edilebilir veya kabul
edilemez olduğuna karar verilebilir.

Risklerin puanlama yoluyla hesaplanması
1 (Hafif)
2 (Orta)
3 (Ağır)
1
( Az)
1
2
3
2
(Orta)
2
4
6
3 (Çok)
3
6
9
Matrix’teki her kutu, tehlike boyutu puanı ile
tehlikenin olma olasılığı puanının çarpılması sonucu
elde edilmiştir.
 Buna göre eğer 3’lü puanlama kullanılıyor ise,
riskler 1-9 puan arasında dağılmış olacaktır.
 Burada örnek olarak 1 ve 2 puanlar kabul
edilebilinir
riskleri,
3-5
puanlar
gerekli
iyileştirmeler yapıldıktan sonra kabul edilebilir
riskleri, 6-9 kabul edilemez riskler şeklinde
düşünülebilir.
 1 seviyesindeki puanların karşılığı olan riskler için
değerlendirme
yazılmayabilir. Puanlama
ve
puanların karşılığı olan değerlendirmeler her
işyerine göre değişebilir.

 Bu
aşama bir final olup daha sonra
alınacak tüm kararlara, eylemlere
rehberlik edecektir.
 Bu
açıdan bakıldığında, ayrıntılara
boğulmuş bir risk değerlendirmesi
hedefleri iyi belirleyemediği için, çok
yüzeysel yapılmış bir çalışma ise var
olan riskleri gözden kaçırdığı için
işletme açısında emek ve para
kaybıdır.
 Bir
kez risk değerlendirme sonuçları
alındıktan sonra işletmenin hangi
riskleri ne düzeyde ve ne zaman
azaltacağı veya ortadan kaldıracağına
karar vermesi gereklidir.
 Bu
karar, işin başında, risk
değerlendirmesi
çalışmasından
beklenenlere, bu iş için ayrılan
bütçeye ve insan gücüne bağlı olarak
değişecektir.
RİSK YÖNETİMİ
 Risk
yönetimi: Belirsizlikleri ve
belirsizliklerin yaratacağı olumsuz
etkileri daha kabul edilebilir bir
düzeye
indirgemeyi
sağlayan
disiplindir.
RİSK YÖNETİMİ KARAR AŞAMALARI
RİSK
YÖNETİMİ
RİSK
PLANLAMA
RİSK
DEĞERLENDİRME
RİSK
BELİRLEME
RİSK
AZALTMA
RİSK
İZLEME
RİSK
ANALİZİ
Ekolojik Risk Değerlendirme Şeması (EPA. 1998)
ÇEVRESEL RİSK VE YÖNETİMİ
 Çevresel
Risk: İnsan sağlığını veya
çevreyi
doğrudan
veya dolaylı
olarak olumsuz etkileme ihtimalidir.
 Çevresel
Risk Yönetimi
 Problemin formülasyonu
 Analiz
 Risk karakterizasyonu
Problemin Formülasyonu
 Bu
aşamada, problem açıkça
tanımlanır.
 Risk analizi ve risk özellikleri için
plan hesaplanır.
 İş, kaynak, kirleticiler, etkiler ve
ekosistem ile ilgili mevcut bilgi
bütünleşik olarak dahil edilir.
Analiz
 Kirleticiye
maruz kalma etkilerinin
ve ekolojik etkilerin özelliklerinin
belirlenerek ölçülmesi ile başlar ve
bu iki aşamanın birbiri arasındaki
ilişkileri belirlenerek, maruz kalma ve
etkiler hakkındaki tartışmalar profili
çıkarılır.
Risk Karakterizasyonu Safhası

Bu aşama, değerlendirmelerin nihai noktası
olup olumsuz ekolojik etkilerin incelenmesi
veya
tahmini
analizi,
problemlerin
formülasyonu
ve
planlamanın
sonuçlandırılmasından oluşur.

Sonuçta risk yönetim sonuçları, risk
değerlendirme kısıtları, yaklaşımları ve
kuşkuları tanımlanır.
EUREP-GAP VE ÇEVRESEL RİSK
YÖNETİMİ

EUREP üyeleri, amacı çevreye ve doğaya
en az zarar verecek şekilde en iyi tarım
yapmak olan birçok üretici, üretici
grupları, üretici organizasyonları gibi
kuruluşların bu konudaki yerel ve ulusal
kuralların geliştirilmesi ve uygulanması ile
ilgili olan tüm faaliyetlerini uygun
görmektedirler.

EUREPGAP, Zararlılarla Entegre Savaş
(IPM) ve Entegre Ürün Yetiştiriciliğinin
(ICM) tarım ürünlerinin ticari olarak
üretimi için birleştirilerek uygulanmasını
da amaçlamaktadır.

IPM/ICM uygulamaları, uzun vadeli ve
sürdürülebilir bir tarımsal üretim için
EUREP üyeleri tarafından mutlak gerekli
olarak kabul edilmektedir.
Bütün üreticiler şu konularda
kesinlikle kararlı olduklarını
gösterebilmelidirler:





Ürünün kaliteli ve güvenli olduğuna dair
tüketicinin güvenini sağlamak,
Doğayı ve yabani hayatı koruyarak, çevre
üzerindeki yıkıcı etkileri en aza indirmek
Kimyasal zirai ilaçların kullanımını en aza
indirgemek
Doğal kaynakların daha etkin bir şekilde
kullanımının geliştirilmesi;
Çalışanların sağlığı ve iş güvenliğinin sağlanması
yönünde bir tutum içerisinde olunması.
İyi tarım uygulamalarında yeni üretim alanlarında
risk değerlendirmesi majör kriterdir
1. “Yeni tesis”
tanımına göre
yeni bir tarım
sahası mıdır?
HAYIR
Üretim sistemine
risk yok, risk
değerlendirmesi
gerekli değildir
HAYIR
HAYIR
EVET
2. Önceki üretim
süreçlerinin şimdiki
üretime risk yaratması
mümkün mü?
EVET
EVET
3. Çevre faktörleri mevcut
üretime risk doğuracak
şekilde değişti mi?
Muhtemel risk,
risk
değerlendirmesi
yapınız.

Kontrol Noktası: Yeni üretim alanlarıyla ilgili
olarak, ürün, üretici ve çevre sağlığı gibi konuların
dikkate alındığı ve bu alanın üretim açısından
uygunluğunu inceleyen bir risk değerlendirmesi
yapılıyor mu?

Uygunluk Kriteri: Bu kısımda gıda, üretici ve
çevre sağlığı açısından yapılan bir risk araştırması
mevcut
olup,
arazinin
kullanılmaya
başlanmasından önce toprak tipi, erozyon, yeraltı
suyunun kalitesi ve derinliği, sürdürülebilir su
kaynaklarının, üretim alanı ve yakın alanların
üzerindeki etkileri gibi konuları içermektedir.
Arazinin ilk kullanımı şunları
kapsamalıdır:

Önceki
ürünler:
Örneğin
pamuk
üreticilerinin yoğun olarak kullandıkları ve
kalıntı bırakan herbisitler daha sonra
üretimi yapılan hububat ve diğer ürünler
üzerinde uzun süreli etkiler bırakabilir.

Endüstri ve Askeri kullanım: Örneğin
daha önce araç parkı olan alanlarda yoğun
petrol kirliliği söz konusu olabilir.

Arazi dolguları ve mayın tarlaları: Toprak
altında, daha sonra üretimi yapılacak olan
ürünlerin
kontaminasyonuna
neden
olabilecek kalıntılar veya arazide çalışan
kişilerin ani göçüklere maruz kalmalarına
neden olabilecek beklenmeyen durumlar
olabilir.

Doğal vegetasyon: Hastalık, zararlı ve
yabancı otları barındırabilir.
Toprak tipi şunları kapsamalıdır:





Üretilmesi düşünülen ürünlere yapısal uygunluk
Erozyona karşı hassasiyet
Üretilmesi düşünülen ürünlere kimyasal açıdan
uygunluk
Erozyon:
Yapılacak çalışma ürün verimini etkileyecek,
toprak ve suyun yüzeysel olarak kaymasına neden
olacak daimi üst tabaka toprak kaybının olduğu
veya olabileceği konusunu değerlendirmelidir.
Arazi şekli
 Drenaj deseni
 Su baskını ve erozyona karşı sorumluluk
 Arazi tesviyesi ve yamaç
 Toprak erozyonu
 makinelerin idaresinden sorumlu işçilerin
güvenliği
 hasat edilen ürünlerin taşınması
 Rüzgara maruz kalmak: Kuvvetli yoğun
rüzgarlar ürün kaybına neden olabilir.

Suyun değerlendirilmesi şunları
kapsamalıdır:





Su kalitesi: İSO 17025 veya eşdeğer ülkesel bir
standarda göre mikrobiyolojik ve kimyasal
analizleri yapabilecek kapasitede olan uygun bir
laboratuar tarafından tespit edilmelidir.
Bulunabilirlik: Bütün yıl boyunca veya en azından
söz konusu üretim sezonu boyunca yeterli olması.
Kullanım izni: Ürünün ihtiyaç duyabileceği
miktarların garanti edilmesi
Diğer kullanıcıların hakları
Çevresel etki: Legal olması yanında, bazen
çıkarılan suyun miktarı bu su kaynağına bağlı olan
flora ve fauna üzerine ters etkiler.
Etki analizleri şunları kapsamalıdır:
Dahili:
 Tarım
makinelerinin
kullanımından
kaynaklanan toz, duman ve gürültü
problemleri.
 Taban arazilerinin mil akışı veya yüzeyden
kimyasal akışı ile kontaminasyonu.
 İlaçlamadan kaynaklanan bulaşma
 Ürüne gelen zararlılar, kalıntıları veya
hayvan gübresi uygulamaları

Harici:
 Yoğun trafiği olan yollar dahil, endüstriyel
ve taşıma ile ilgili yapılardan kaynaklanan
duman eksoz ve toz.
 Yukarı
alanlarda
yapılan
tarım
uygulamalarından meydana gelen yüzeysel
mil akışı, kimyasal akışı.
 Yakın doğal ve koruma alanlarından
kaynaklanan zararlı istilası.
 Yakınlardaki
yerleşim
yerlerinde
yaşayanlardan kaynaklanan hırsızlık olayları

 Birlikte
yürütülen diğer tarım
faaliyetleri.
 Pazarlara
ulaşmak amacıyla
uygun taşıma imkanının varlığı.
 Uygun işçi bulunabilirliği.
 Girdilerin bulunabilirliği.
ATIK
YÖNETİMİ
 Atık:
Üretim
ve
kullanım
faaliyetleri sonucu ortaya çıkan,
insan ve çevre sağlığına zarar
verecek şekilde doğrudan veya
dolaylı biçimde alıcı ortama
verilmesi sakıncalı olan her türlü
maddedir.

Atık
Yönetimi:
Atığın
kaynağında
azaltılması, özelliğine göre ayrılması,
toplanması, geçici depolanması, ara
depolanması, geri kazanılması, taşınması,
bertarafı ve bertaraf işlemleri sonrası
kontrolü ve benzeri işlemleri içeren bir
yönetim biçimidir.

Entegre Atık Yönetimi: Atık Yönetiminin
entegre olarak tüm atıklara beraber
uygulanmasıdır.
Çevre ve Orman Bakanlığı’nca
Önerilen Atık Yönetim Piramidi
Atık Yönetim Piramidi üst basamaktan alt
basamaklara doğru değerlendirilir. Yani ilk aşama
atığın
oluşmasının
önlenmesi, eğer
bu
sağlanamıyorsa atığın Minimizasyonu, diğer bir
deyişle atığın en aza indirilmesi amaçlanır.
 Daha sonra atığın Yeniden kullanımı eğer bu da
mümkün olmuyorsa önce geri dönüşüm ve sonra
enerji geri kazanımı amaçlanır. Bu uygulanan
yöntemlerden sonra elimizde kalan atığa yada bu
yöntemleri uygulayamadığımız atığa yapılacak en
son işlem bertaraftır (Düzenli Depolama, yakma
gibi).

ATIK YÖNETİMİ NASIL
YAPILMALIDIR?

Yetkili / Sorumlu Belirlemek : Atığa ait
işlemlerin tek elden ve sorunsuzca
yürütülebilmesi için ilk adım olarak bu
konuda bir sorumlu belirlenmeli ve bu kişi
tarafından yeterli sayıda personelden
oluşan bir Çevre birimi oluşturulmalıdır.
Sorumlu tarafından atık toplamakla görevli
personeller, atık geçici depolama alanı
sorumlusu gibi diğer görev paylaşımları da
yapılmalıdır.

Atığın Tanımlanması: Tesiste ortaya çıkan
tüm atıklar ilk önce tanımlanmalı ve
kaynakları belirlenmelidir. İlk olarak belediye
tarafından alınan evsel nitelikli katı atıklar,
ambalaj atıkları ve endüstriyel nitelikli
atıklar (tehlikeli atıklar, atık yağlar,
kontamine (herhangi bir tehlikeli atık/atık
yağ bulaşmış) ambalaj atıkları belirlenmelidir.
Bunların oluşum sıklığı ve miktarları tespit
edilmelidir. Bu atıkların hangi mevzuata tabi
olduğu, nasıl toplanması, taşınması, geçici
depolanması gerektiği, maksimum depolama
süresi gibi hususlar belirlenmelidir.

Kaynağında Ayrı Toplama: Tüm atıkların
kaynağında ayrı toplanması için bu atıkların
oluştuğu yerlere yeterli büyüklükte ve
sayıda atığın türüne ve niteliğine uygun
konteynırlar konmalıdır(Tehlikeli atıklar için
kapalı konteynırlar kullanılmalıdır.

Her bir konteynırlar üzerine, içerisine
atılacak atığın türünü belirten bilgi ve uyarı
etiketleri yazılmalıdır. Eğer mümkünse farklı
atıklar için farklı renklerde konteynırlar da
kullanılabilir. Bu şekilde bir uyulama atıkların
kaynağına ayrı toplanmasındaki başarıyı
yükseltecektir.
 Personel
Eğitimi: Gerek atık
yönetiminden sorumlu ekibe, gerekse
tüm
personele
atık
yönetimi
konusunda
eğitim/bilgi
verilmeli,
herkesin üzerine düşen vazifeler
bildirilmeli ve atıkların ayrı toplanması
konusunda
herkesin
hassasiyet
göstermesi hususları hatırlatılmalıdır.

Geçici Atık Depolama Sahası Kurulması:
Kaynağında farklı konteynırlarla ayrı olarak toplanan
atıkların tesis içerisinde güvenli ve mevzuata uygun
şekilde geçi depolanması için bir “Geçici atık
Depolama Alanı” kurulmalıdır.

Tehlikeli atıklar, ambalaj atıkları ve evsel atıklar için
farklı depolama sahaları kurulabilir. Tehlikeli atıkların
geçici depolanacağı alan; tesis sahası içerisinde,
sızdırmaz beton zeminli, üzeri kapalı, dökülme ve
sızıntılara karşı önlem alınmış, farklı atıklar için farklı
bölümler oluşturulmuş ve farklı atıkların bu
bölümlerde ayrı olarak uygun şekilde (gerektiğinde
konteynır içerisinde) depolanacağı bir alan olmalıdır.

Bu alandaki bölümlerde depolanan atıkların
isimleri yazılır. Bölümlere ve
atık
depolanması
için
eğer
konteynır
kullanılıyorsa konteynır üzerine atığın kodu,
depolama tarihi gibi bilgiler yazılır. Bu
bölüme yetkisiz kişilerin girişlerine karşı
önlem alınır. Ayrıca bu sahada yangına ve acil
durumlara karşı tedbir alınır.

Aynı şekilde ambalaj atıkları ve evsel atıklar
için kullanılan alanda yağmur, rüzgar gibi
etkenlerle atıkların etrafa dağılmasına karşı
önlem alınır.

Ön İşlem: Ambalaj atıkları, tehlikeli atık ile
kontamine olmuş ambalajlar (mesela boya
tenekeleri) depolanırken ve taşınması
esnasında daha az yer kaplaması için
mümkünse sıkıştırılmalıdır.

Sulu atıklar ise mümkün olduğunca
susuzlaştırılmalıdır. Bu önlemler ağırlık ve
maliyet
açısından
firmaya
önemli
ekonomik avantaj sağlamaktadır.

Atıkların Bertaraf / Geri Kazanıma
Gönderilmesi: Geçici depolama alanındaki
atıkların bertaraf/geri kazanımı için araştırma
yapılmalı bu konuda lisanslı tesislerle
görüşme yapılarak atığı alacak yetkili tesis
seçilmelidir.

Kayıtların Tutulması: Yapılan tüm işlemlere
ait kayıtların düzenli olarak tutulması gerekir.
Bu
da
atık
beyan
formlarının
düzenlenmesinde, atık Yönetim Planlarının
hazırlanmasında ve olası revizyonlarda
kolaylık sağlar.
KİŞİSEL
KORUNMA
ÖNLEMLERİ
çalışma çevresine ait
koruyucu önlemlerin yetersiz kaldığı
veya imkânsız olduğu durumlarda en
son olarak meslek hastalıklarının
önlenmesi için kişisel korunma
önlemlerine başvurulur.
 İş kazalarından korunmada da önemli
bir yer tutan kişisel korunma
araçlarının mutlaka kullanılması gerekir.
 İşyerindeki
 Kişisel
korunma araçları;
 Solunum
sisteminin
korunması
(Solunum cihazları veya maskeler)
 Vücudun
korunması
(Ellerin
korunması, gözlerin korunması, başın
korunması,
ayakların
korunması,
kulakların korunması)
Meslek Hastalıklarından Korunma
İlkeleri:
meslek hastalıklarına
sebep olabilecek faktörleri her zaman
tamamen ortadan kaldırmak mümkün
değildir.
 Bu sebeple, meslek hastalıklarından
korunmak için bu faktörlerin insan
sağlığı üzerindeki zararlı etkilerini en
aza indirmek veya zararsız hale
getirmek amacıyla işyerinde bir takım
önlemlere başvurmak gerekir.
 İşyerlerinde
 Meslek
hastalıklarından korunma
ilkeleri
başlıca
üç
bölümde
incelenebilir:
 Tıbbi korunma önlemleri,
çalışma çevresine ait
korunma önlemleri,
 İşyerindeki
 İşçiye
ait korunma önlemleri
TIBBİ KORUNMA ÖNLEMLERİ
Giriş Tıbbi Kontrolleri: İşe
yeni alınan kişilerin, yapacağı işe
fiziksel ve ruhsal olarak uygun olup
olmadığının
tespit
edilmesi
amacıyla yapılan tıbbi muayeneyi
kapsar. Yeni bir işe girerken alınan
sağlık raporları gibi.
 İşe
TIBBİ KORUNMA ÖNLEMLERİ

Periyodik Tıbbi Kontroller: Bir işte çalışan
kişilerin belirli aralıklarla (üç ay, altı ay, bir yıl
gibi) tıbbi muayeneden geçirilerek, yaptıkları
işten etkilenip etkilenmediklerinin tespit
edilmesi amacıyla yapılan kontrolleri kapsar.
Buna portör muayene de denir. Periyodik
tıbbi muayenelerin sonucunda tespit edilen
bulgulara göre çalışanların tedavisi yapılmalı
ve aynı işe devam edip edemeyeceği de
doktor tarafından belirlenmelidir.
TIBBİ KORUNMA ÖNLEMLERİ
 Eğitim
ve
Uyarma: Sakıncalı
çalışma
şartlarının
tespit
edilmesiyle, bu sakıncalı şartlardan
korunma yolları bütün çalışanlara
öğretilmeli,
gerekli
uyarılar
yapılmalıdır.
İŞYERİNDEKİ ÇALIŞMA ÇEVRESİNE AİT
KORUNMA ÖNLEMLERİ
sağlığa zararlı etkilerin
büyük bir bölümü, işyeri havasına
yayılan maddelerden (duman, toz, buhar,
gaz vb. gibi.) ve işyerindeki fiziksel
şartlardan ileri gelmektedir. Bazen de
zararlı maddelerle doğrudan doğruya
elle temas söz konusudur. İşyerindeki
bu tehlikeler yok edilerek veya en aza
indirilerek çalışma çevresi zararsız hale
getirilebilir.
 İşyerlerinde
Bu amaçla başvurulacak yöntemleri
şöyle sıralayabiliriz:
a)Kullanılan
Zararlı
Maddenin
Değiştirilmesi:
Kullanılan zararlı maddenin, zararsız veya daha az zararlı
maddeler ile değiştirilmesidir.
b)Kapalı Çalışma Yöntemi: Zararlı maddenin
değiştirilmesi olanağı bulunmayan durumlarda tehlikeli
işlemlerin tamamen kapalı olarak yapılmasıyla zararsız hale
getirilebilir.
c)Ayırma: Çalışma sırasında zararlı madde oluşumu
görülen ya da sağlığa zararlı gürültü, ışın gibi fiziksel
faktörlerin ortaya çıktığı iş çeşitlerinin ayrılması esasına
dayanır. Böylece hem işyeri çevresi temiz tutulmuş olur,
hem de zararlı etkilerden dolayı daha az sayıda işçi
etkilenir.
d)Nemli (ıslak) ÇalışmaYöntemi:
Özellikle tozlu işyerlerinde uygulanır.
Çalışma
ortamı
ıslatılarak
veya
nemlendirilerek çalışma sırasında tozun
çalışma ortamına dağılması önlenir. Bazı
işyerlerinde döşemeler, duvarlar ve
tezgâhlar yıkanır veya yaş bezle silinebilir.
e)Sürekli Temizlik ve Bakım: İşyeri havasının
zararsız halde bulundurulmasını sağlamak amacıyla
tehlikeli olabilecek yere dökülen maddelerin
hemen kaldırılması, işyeri temizliği meslek
hastalıklarından korunma ile ilgili önlemlerden
biridir. İşyeri ortamına dağılmış tozlarda sürekli
olarak temizlenmezse hava akımları ile yeniden
işyeri ortamına dağılarak işyeri ortam havasını
kirletir. Ayrıca, zehirli ve zararlı maddelerin
aktarıldığı, depolandığı kapların ve makinelerin
bakımları yapılmaz ise meydana gelebilecek
kaçaklar ortam havasının kirlenmesine sebep olur.
f)Havalandırma: İşyerine ve işin özelliğine
göre düşünülerek yapılmalıdır.
 İki çeşit havalandırma vardır:
1.Yerel (lokal) havalandırma: Özellikle
yoğun toz ve gaz meydana gelen işlerde
kullanılan bir havalandırma yöntemidir.
Örneğin; zımpara taşlarında, taşlama
sırasında meydana gelen toz, çalışma
ortamına yayılmadan emici bir cihazla
tutulabilir.
2.Genel
Havalandırma:
Genel
havalandırmanın amacı, çalışanlara gereken
taze havayı temin etmektir. Genel
havalandırma, daha az toksik organik
sıvılardan meydana gelen buharlar için
kullanılır. Tozlu işyerlerinde ise bazen,
tozlar devamlı olarak işyeri havasında
yüzer vaziyette tutulmakla fayda yerine
zararlı etkinin arttığı da görülebilir.
Bu sebeple genel havalandırmanın belirli
şartlara düzenlenmesi gerekir ve şu hususların
göz önünde bulundurulması yararlı olur:
Havalandırmada aspirasyonla temin edilen temiz
hava miktarı, ortamdaki zehirli maddelerin
konsantrasyonlarına ve işyerinin büyüklüğüne
göre tayin edilmelidir.
 Temin edilen temiz hava mevsime uygun olarak
ısıtılmalı ve serinletilmelidir.
 Havanın giriş ve çıkış ağızları; havalandırmada
kullanılan tüm havanın kirlenmiş bölgeden
geçmesini temin edecek şekilde düzenlenmelidir.


İşyerindeki hava akımına göre; kirletici
kaynak işçi ile aspirasyon çıkışı arasında
bulunmalıdır.

Kirli havayı dışarı atan aspirasyon kanalı,
çıkan kirli havanın pencere, kapı, hava deliği
vb. gibi yerlerden tekrar girişini önleyecek
yerlerde olmalıdır.
g)İşyeri Üretim ve Planlaması:
Uygunsuz, zararlı tesirler yaratacak
hammadde ve atıkların meslek
hastalıkları diğer hastalıklar yönünden
araştırılarak
işyerinin
kuruluşu
sırasında planlanması gerekir.
h)İşyeri Ortamında
AnalizlerYapmak:
Zaman
Zaman
Bazı işyerlerinde alınan koruyucu önlemlere
rağmen tehlikelerin tamamen ortadan
kaldırıldığını kestirmek mümkün değildir.
Ayrıca alınan tedbirlerin ne kadar etkili
olup olmadığını tespit etmek amacıyla
zaman zaman çeşitli analizlerin yapılmasına
ihtiyaç duyulabilir.

Bu analizler sonucunda işyeri ortamının
sağlığa elverişli olup olmayacağına karar
verilir. Zararlı ve zehirli maddelerin
depolandığı veya işlendiği kısımlarda
yapılacak bakım ve onarım işlerinde
önceden ortamda ölçümler yapılması ve
daha sonra bakım ve onarım çalışmalarına
izin
verilmesi
de
çalışanları
zehirlenmelerden korur.
İŞÇİYE AİT KORUNMA ÖNLEMLERİ

KİŞİSEL KORUNMA ÖNLEMLERİ

SOLUNUM

VÜCUT BÖLGELERİNİN KORUNMASI

similar documents