Sevgili Peygamberimiz ve İletişim Ahlakı (Sunum)

Report
Hz. Peygamber (sas) ve
iletişim ahlakı
İletişimin Tanımı
Genellikle dil aracılığı ile haberleşme,
ilişki kurma sözlü alışveriş, iki yada
daha çok kimse arasında bir anlaşma
bir yakınlaşma dogmasını sağlayan ve
karşılıklı konuşmaya dayalı ilişki,
diyalog olarak tanımlanmıştır.
Peki iletişimdeki örneğimiz kim ?
Tabi ki güzel ahlakı tamamlayan ve bize her
konuda olduğu gibi iletişimde de örnek olan
Hz. Peygamberimizdir.
"Ben güzel ahlakı tamamlamak
için gönderildim."
(Ey Muhammed!)
Rabbinin yoluna
hikmetle, güzel öğütle
çağır ve onlarla en
güzel şekilde mücadele
et!...)
(Nahl, 16/125)
Peygamber efendimizin aile içindeki
iletişimi
Hz. Peygamber aile içi iletişimde öncelikle
sevgi ve hoşgörü ilkesini esas almıştır.
Esleriyle, çocuklarıyla ve akrabalıyla iletişim
kurarken sevgi ve hoşgörüye önem
vermiştir.Aile içinde kimseyi ayıplamaz,
küçük düşürmez.Yanlış davranışları bile
güzellikle çözerdi.
Hz. Peygamber aile
içi iletişimde önemli
olan sevgiyi, sözleriyle ve
davranışlarıyla bizzat
göstermiştir.
Ve sevgiyi açıkça
göstermekten çekinmemiştir.
"Sizden biri, bir başkasını sevdiğinde bu sevgisinden onu
haberdar etsin.« (Ebu Davud 35/ edeb 122)
Hz. Peygamber aile içi iletişimde yardımlaşmayı
da esas almıştır. O, evlilikte
esler arasında önemli olan ilkeleri bizzat
uygulamıştır. Ev islerinde eslerine yardım etmiş,
eslerinin her türlü sıkıntılarıyla yakından
ilgilenmiş, onlara her konuda destek olmuştur.
“En olgun imana sahip mümin huyu en
güzel ve ailesine karşı en nazik, lütufkar
olanıdır (Nesai, Timizi ve Hakim)
Hz. Peygamber sıla-i rahimin öneminden
bahsetmiş, akrabalarıyla her zaman yakından
ilgilenmiş, onlarla olan iletişimini hiçbir
zaman koparmamıştır.
’’Rızkının çoğalmasını, ömrünün uzamasını
isteyen kimse, akrabasını kollayıp gözetsin’’
(Buhari, Edep 12)
"Akrabasının yaptığı iyiliğe aynıyla karşılık veren, onları
koruyup gözetmiş sayılmaz. Akrabayı koruyup gözeten
adam, kendisiyle ilgiyi kestikleri zaman bile, onlara iyilik
etmeye devam edendir." buyurmuşlardır.
( Buhari, Edeb, 15)
Peygamber Efendimiz çocuklarla karşılaştığında
büyükler gibi selam
verirdi. Onlarla sır paylaşırdı.
Çocuklara değer verir en yorgun
olduğu zamanlarda bile onları incitmezdi.
Bir toplulukta,
Daha çok çocuklarla meşgul olur, onlarla
konuşurdu.
"Bir baba çocuğuna güzel ahlâktan daha hayırlı
bir şey veremez." buyurmuştur.
(Timizi, Birr, 33)
Efendimiz; “Çocuğu olan onunla çocuklaşsın”
buyurmuştur.
Peygamberimizin göbeği
üzerine akıtan torununu
almak isteyen Ebu Leyla bin
Abdurrahman’a,
Peygamber Efendimiz
şöyle buyurdu:
“Oğlumu bırakın hacetini tamamlayıncaya kadar onu
korkutmayın”
Hz. Peygamberimizin iletişim metotları
Hz. Muhammed (sav)'in kendini
tanıtması :
Ben sadece tebliğciyim, hidayet edip doğru yola
ileten Allah'tır."
"Ben muallim olarak gönderildim."
Bedir savaşında bazıları kendi nöbetlerini
O'na ikram etmek isteyince onlara:
"Ne siz benden daha güçlüsünüz ne de
Ben, sizin aldığınız sevaptan müstağniyim."
demiş ve empatik bir tavırla, insanlarla
kendisi arasında eşitlik duygusuna dikkat
etmiştir.
Bireyin özelliklerini dikkate alması:

Hz. Muhammed (sav), insan insana
diyaloglarında da bireysel farklılıklara
dikkat etmiştir.

Örneğin eşinin doğurduğu siyah çocuğun
kendisinden olmadığı iddiasıyla
reddetmek isteyen bir bedevi ile
aralarında şöyle bir diyalog geçmiştir.
"Senin develerin var mı?" "Evet." "O develerin
renkleri nasıldır?" "Kırmızıdır." "Bunların içinde
beyazı siyaha çalan boz deve var mı?" "Evet,
onların içinde boz renkli develer elbette vardır."
"Öyleyse bu boz renklerin nereden geldiğini
düşünüyorsun?" "Ya Rasûlallah bu soyunun damarıdır,
ona çekmiştir." "Belki bu oğlan da eski bir soy köküne
çekmiştir (yani ona benzemiştir).
" Hz. Muhammed (sav) bedevinin anlayacağı dilden, yaşadığı
hayattan bir benzetme ile seviyesini dikkate alarak konuşmuş,
Muhatabın tecrübesinden de faydalanarak, ikna
edici üslupla, âdeta sonucu bedeviye söylettiren bir
yöntemle problemi çözmüştür.
Toplumun özelliklerini dikkate
alması:
Hz. Peygamber'in farklı farklı muhatapları
olmuştur. O, yerken, içerken, giyinirken
yaşadığı bölgenin şartlarına göre hareket
etmiştir.

Yine O, konuşurken, hutbe irad ederken,
kendisini dinleyen ilk muhataplarının yeteneklerini sürekli gözetmiş, örneklerini,
muhataplarının yaşadığı ve iyi bildiği bir
dünyadan seçmiştir. Hayvanlardan deve,
bitkilerden hurma O'nun başlıca
örneklerini teşkil etmiştir.

Hz. Muhammed (sav), bütün çağları ve
bütün insanlığı kapsayacak mesajlarını
iletirken, özellikle ilk muhataplarının akıl
ve düşüncelerine, algı ve kabiliyetlerine
göre iletişimde bulunmak gibi, oldukça zor
bir sorumluluğun bilinci içinde hareket
etmiştir.
Her fırsatta insanlarla iletişim kurmaya
çalışması:
◦ Hz. Peygamber de, çevresindeki insanlarla canlı
bir iletişim içinde olmuş, yanına gelene iyi
davranmış, gelmeyenleri de ziyaret ederek
mesajını ulaştırmaya gayret etmiştir. Ayrıca,
misafirperverlik ve misafire ikramda bulunma,
gelmeyene gitme, ilişkiyi kesmeme, hasta
ziyaretinde bulunma, cenazelere katılma O'nun
günlük işleri ve tavsiyeleri arasındadır.

Yahudilerden Hz. Peygamber'e hizmet eden bir
çocuk vardı. Hastalanınca onun ziyaretine gitti. Baş
ucuna oturdu ve bu esnada onun Müslüman
olmasını arzuladığını bildirdi. Çocuk yanı başındaki
babasına bakınca, babası da Hz. Peygamber'e
uymasını istedi ve çocuk Müslüman oldu. Genel
yaklaşım ve tavsiyesi, "...senin vasıtanla Allah'ın bir tek
kişiye hidayet vermesi, senin için kırmızı develere sahip
olmaktan daha hayırlıdır." şeklinde olan Hz.
Peygamber, bu çocuğun Müslüman olması üzerine
sevinç ve memnuniyetini "Onu, benim vesilemle
ateşten kurtaran Allah'a hamd olsun." sözleriyle dile
getirmiştir.
Empati kurarak karşısındaki kişileri
etkilemesi:
 Allah, Elçisini "And olsun, içinizden size öyle
bir peygamber geldi ki, sıkıntıya uğramanız
O'na ağır gelir; size düşkün, müminlere
şefkatli, merhametlidir..Tevbe, 9/128)
 şeklinde tanıtmış, kendisine, "Ben de sizin
gibi bir insanım." demesini emrettiği
Elçisinin empatik tavrına dikkat çekmiştir.
Hz. Peygamber de bir hadisinde
inananların, birbirlerini ve hissettikleri
duygularını karşılıklı olarak anlamaya
çalışmalarını isteyerek: "Nefsim kudretinde
olan Allah'a and olsun ki, bir kul kendisi için
istediğini komşusu veya kardeşi için
istemedikçe tam iman etmiş olamaz."
buyurmuştur.( Müslim, l/İman, 7 )(I, 67)
İnsan sevgisini öne çıkarması:
Canım kudret elinde olan Allah'a yemin ederim ki,
sizler iman etmedikçe cennete giremezsiniz.
Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız.
Yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir şey
söyleyeyim mi? Aranızda selamı yayınız."
buyurmuştur.
İnsanları ve onların değer verdiği
şeyleri önemsemesi:
"(Onların) Allah'tan başka yalvardıklarına
sövmeyin ki, onlar da bilmeyerek sınırı aşıp
Allah'a sövmesinler!.." (Kur'an, Enam (6): 108)
Ebu Cehil ’in oğlu İkrime ’nin Müslüman oluşu
Hz. Peygamber: "Hoş geldin süvari
yolcu!" diyerek onu güler yüzle
karşıladı. Öte yandan çevresindeki
arkadaşlarına da , "İkrime aranıza
katılıyor, onu gördüğünüzde babası
Ebû Cehil'e sövüp hakaret etmeyin,
çünkü ölüye yapılan hakaret, hayatta
olanı incitir." buyurdu. (Kettânî,
Terâtib, c. 1, s. 271.)
Hediye vererek insanların gönlünü
kazanması:
Peygamber Efendimiz dostlukları kuvvetlendirme,
sevgiyi pekiştirme, gönül kazanma, İslam'a
yönlendirme, muhtemel kötülükleri önleme,
hizmet ve başarıyı ödüllendirme gibi çeşitli
amaçlarla, beşeri bir âdete uyarak çevresindeki
insanlara hediye vermiş ve başkalarının
hediyelerini de kabul etmiştir.
Hz. Nuayman el-Ensarî, Hz. Peygamber döneminde
oldukça fakir olmakla beraber Hz. Peygamber'e
karşı aşırı bir muhabbeti vardı. Medine'ye taze
meyve veya süt gelince hemen onlardan alıp
Resulullah'a getirerek,"Ey Allah'ın Resulü, bunu
senin için satın aldım ve sana hediye ettim." derdi.
Birkaç gün sonra malın sahibi Nuayman'dan malının
bedelini istediği zaman, o kişiyi Resulullah'a getirip;
"Ey Allah'ın Resulü, şu adamcağızın mallarının
bedelini versene." derdi. Rasulullah da, "Ey
Nuayman, sen onu bize hediye etmedin mi?" diye
sorduklarında, Nuayman, "Ya Rasulullah, alırken
onun parası yanımda yoktu. Senin de ondan yemeni
istiyordum, onun için alıp getirdim." deyince,
Rasulullah güler ve satıcıya parasını öderdi.
İlahî mesajı, insan
zihninin işleyiş ve
algılayış yeteneğini
dikkate alarak, bir
anda değil de,
zamana yayıp, önce
basit ve kolay
olandan başlayarak,
yani tedricî olarak
iletmiştir.
Veda Hutbesinde Hz.
Peygamber "Sizden burada
bulunanlar sözlerimi burada
bulunmayanlara ulaştırsın. Belki
burada bulunan, kendinden
daha anlayışlı ve sözlerimi
daha iyi muhafaza edecek birine ulaştırır."
"Kendisinden sorulan bir bilgiyi gizleyen ve onu
insanlara ulaştırmayan kişiye kıyamet günü
ateşten gem vurulur." buyurmuştur.
İyiliği tercih etmesi, intikam alma
yoluna gitmemesi
Olumsuz tepkilere karşı sabır ve
tahammül göstermesi
Bazen sosyo-psikolojik bir baskı, bazen
de uyarı, azarlama ve müdahale etme
yoluna gitmesi
İnsanların akıl ve duygularına hitap
etmesi
Latife ile öğretmesi, ve yaşlılarla iletişimi
Bir gün yaşlı bir kadın Peygamberimize gelerek: "Ya
Rasulullah ! Cennete girmem için bana dua eder
misiniz?" dedi. Peygamber (s.a.v) Efendimiz: "Sen
bilmiyor musun, ihtiyarlar cennete giremez. deyince,
kadın üzüntüsünden ağlamaklı hale geldi.
Hz. Peygamber: (gülerek) "üzülme, sen yaşlı olarak
değil bir genç kız olarak cennete gireceksin" der.
(Buhari)
İletişim İnsanî Bir Haktır
“Müslüman’ın Müslüman’da altı hakkı vardır.
Bunlar, karşılaşınca selâmlaşmak, hapşırdığı
zaman afiyet ve iyi dilekte bulunmak,
çağırdığında davetine katılmak, tavsiye
isterse öğüt vermek, hasta olunca ziyaret
etmek, ölünce cenazesine gitmek.” (Müslim,
Selâm, 6; Ahmed, Müsned, II, 68)

Hz. Muhammed (sallallâhu aleyhi ve sellem),
iletişim sürecinin kesilmesini hoş görmemiş; her
ne sebeple olursa olsun, kesilen karşılıklı diyalog
ve ilişkilerin yeniden devam ettirilmesi gereğini
vurgulayarak; “Müslüman’ın din kardeşine üç
günden fazla dargın durması helâl olmaz.” (Müslim,
Birr, 23; Ahmed, Müsned, I, 176) buyurmuştur.

“Sen, affedici ol, iyiliği emret ve
kendini bilmezlere aldırma.”
(A’râf, 199) mealindeki âyetleri
de, iletişim sürecine verilmesi
gereken ilgi ve önemi vurgular.

Ayrıca Hz. Muhammed (sallallâhu aleyhi ve sellem)
de, “Kim bir kötülük görürse onu eliyle değiştirsin.
Şayet eliyle değiştirmeye gücü yetmezse, diliyle
değiştirsin. Buna da güç yetiremeyen, kalbiyle karşı
çıksın.” (Müslim, İman, 78; Tirmizî, Fiten, 11)
sözüyle, olumsuz davranışlar karşısında bile,
derecesine göre gösterilmesi gereken iletişim
aşamalarına işaret etmiştir.

O, sözlerini öğrenip gereğini yerine
getirene ve sözlerini başkalarına iletene
“Allah (cc) yüzünü ak etsin.” (İbn Mâce,
Mukaddime, 18) diye dua eder.
“Allah’ın rahmetiyle Sen onlara karşı yumuşak
davrandın. Eğer kaba ve katı kalpli olsaydın, şüphesiz
etrafından dağılır giderlerdi” buyurulmaktadır.
( Al-i İmran, 3/159)
KAYNAK
http://www.yeniumit.com.tr
Yrd. Doç. Dr.Yusuf Macit(Hz Muhammed’in Bazı İletişim İlkeleri)
http://www.sonpeygamber.info
HZ. PEYGAMBER VE AİLE İÇİ İLETİSİM
Nihal DİRİCAN yüksek lisans tezi
http://www.kunfeyekun.org/forum/peygamber-efendimiz-s-a-v-inhayati/peygamber-efendimizin-aile-ici-iliskiler-ilgili-ogutleri29619/#ixzz2QQAEuydk
http://www.usveihasene.com/ic_peygmbrmzn_ahlaki_faziletleri.htm
HAZIRLAYAN: NESRİN ÇAKIR
ERENLER MÜFTÜLÜĞÜ AKŞEMSETTİN KURAN KURSU
ÖĞRETİCİSİ

similar documents