vuk md. 323 - Ankara YMM

Report
HAZIRLAYAN
Taner TAN
Maliye Bakanlığı
Vergi Müfettişi
Ankara YMM Odası Konferansı
Ankara - 2013
1
VUK’ta Alacaklar
 VUK Md. 281; “Alacaklar mukayyet değerleriyle değerlenir.
Mevduat veya kredi sözleşmelerine müstenit alacaklar
değerleme gününe kadar hesaplanacak faizleriyle birlikte
dikkate alınır.
…”
2
VUK’ta Karşılıklar
 VUK Md. 288; “Hasıl olan veya husulü beklenen fakat
miktarı katiyetle kestirilemeyen ve teşebbüs için bir borç
mahiyetini arz eden belli bazı zararları karşılamak
maksadıyla hesaben ayrılan meblağlara karşılık denir.
Karşılıklar mukayyet değerleriyle pasifleştirilmek
suretiyle değerlenir.
Amostisman kayıtları hakkındaki özel hükümler
mahfuzdur.”
Son fıkra uyarınca, amortisman mevzuu içinde
düzenlenen şüpheli alacaklar tasarruf değeriyle değerlenir.
3
ŞÜPHELİ ALACAKLAR
VE
ÖZELLİKLİ DURUMLAR
(VUK MD. 323)
4
Md. 323 – Şüpheli Alacaklar
(2365 sayılı Kanunun 55'inci maddesiyle değişen madde) Ticari ve zirai kazancın elde edilmesi ve
idame ettirilmesi ile ilgili olmak şartıyla;
1. (2455 sayılı Kanunun 3'üncü maddesiyle değişen bent) Dava veya icra safhasında bulunan
alacaklar;
2. Yapılan protestoya veya yazı ile bir defadan fazla istenilmesine rağmen borçlu tarafından ödenmemiş
bulunan dava ve icra takibine değmeyecek derecede küçük alacaklar;
şüpheli alacak sayılır.
Yukarıda yazılı şüpheli alacaklar için değerleme gününün tasarruf değerine göre pasifte karşılık
ayrılabilir.
Bu karşılığın hangi alacaklara ait olduğu karşılık hesabında gösterilir.
Teminatlı alacaklarda bu karşılık teminattan geri kalan miktara inhisar eder.
Şüpheli alacakların sonradan tahsil edilen miktarları tahsil edildikleri dönemde kar-zarar hesabına
intikal ettirilir.
5
Tartışma: Ticari ve zirai kazancın
elde edilmesi ve idame ettirilmesi
1. Görüş: Alacağın daha önce hasılat hesaplarına intikal
ettirilmiş olması gerekir.
Dayanak: Vergi Usul Kanunu’nda değişiklik yapılmasına
ilişkin 2365 sayılı Kanun’un gerekçesi;
“… Karşılık ayrılmak suretiyle, zarara intikal ettirilecek
alacağın ticari ve zirai faaliyetin elde edilmesi ve idame
ettirilmesi ile ilgili olması, diğer bir ifade ile alacağın daha
önce hâsılat hesaplarına intikal ettirilmiş olması…”
6
Tartışma: Ticari ve zirai kazancın elde
edilmesi ve idame ettirilmesi
2. Görüş: Alacağın daha önce hasılat hesaplarına intikali
zorunlu değildir. Zira kanun maddesinde, karşılık
ayrılacak tutarla ilgili daha önce hasılat hesaplarına
intikaline ilişkin bir belirleme bulunmamaktadır.
Dolayısıyla sipariş avansı olarak verilen ve geri alınamayan
alacaklar için de karşılık ayrılabilir. Zira bu alacaklar da
ticari kazancın elde edilmesi ile ilgilidir.
7
İki Özelge
12.09.2011
• “İşletmenin sonuç hesaplarını etkilemeyen, yani daha
önce karın teşekkülünü etkilememiş bir alacağın karşılık
ayrılarak yazılması mümkün değildir. Factoring
şirketlerinin hasılat kaydetmedikleri alacakları için
şüpheli alacak karşılığı ayırması mümkün değildir.”
21.06.2012
• Hizmet taahhüdü karşılığı olarak navlun avansı
ödemesinde bulunduğunuz şirketin, taahhüdünü yerine
getirmemesi ve 2011 yılında faaliyeti durdurması
nedeniyle tahsil imkanı kalmadığını belirttiğiniz
alacağınız için madde hükümlerini yerine getirdiğiniz
takdirde VUK’un 322 veya 323. maddelerine göre hareket
etmeniz mümkün bulunmaktadır.
8
Dava ve İcra Safhası
 Şeklen dava veya icra safhasına intikal, bir alacağın şüpheli
hale gelmesi için tek başına yeterli değildir. Ayrıca, ciddi bir
takip gerekmektedir. (D. Kar.)
 Değerleme
gününde
gerekmektedir.
de
bu
takibin
devam
etmesi
 Mahkeme tarafından kesin olarak karar verilmediği sürece
alacağın şüphelilik vasfı devam etmektedir.
9
Dava ve İcra Safhası
 İcra takibine geçilmiş alacaklar için, başka firmalar
tarafından icra takibine geçildiği gerekçesi ile şüpheli
alacak karşılığı ayrılamaz. Bu nedenle her halükarda
kendisi icra takibine geçecek.
 Dava ve icra safhası tanımı, borçlunun iflası halinde
alacağın iflas masasına kaydettirilmesini de içerdiğinden,
borçlu şirket aleyhine açılan iflas masasına ait dosyaya,
alacakla ilgili belgelerin ve davaya müdahil olmak
istenildiğinin belirtir dilekçenin eklenmesiyle, söz konusu
alacak için şüpheli alacak karşılığı ayrılabilir.
10
Küçük Alacak
 Dava ve icra takibine değmeyecek küçük alacaklar için de
karşılık ayrılabilir.
 Dava ve icra takibine değmeyecek derecede küçük alacağın
tutarının ne olduğu ya da bu tutardan ne anlaşılması
gerektiği Kanun metninde açıklanmamıştır.
 Bu tutarı, firmanın ölçekleri içinde değerlendirilebilmek
mümkün olduğu gibi, dava ve ya icra takibi yapılması
halinde harcanacak tutarla mukayese yapılarak da tespit
etmek mümkün olacaktır.
 Alacağın yazı ile istenmesine ilişkin olarak ispat önem
taşımaktadır. Bu gibi durumlarda, yazıların taahhütlü
olarak gönderilmesi tercih edilmelidir.
11
Alacağın Teminatsız Olması
Gerekmektedir
 Alacağın teminatsız olması gerekir.
 Menkul rehni veya gayrimenkul ipoteği şeklinde ayni bir
teminata bağlanmış alacaklar için karşılık ayrılamaz.
 Kefalete bağlı alacaklar da şüpheli alacak uygulaması açısından
teminatlı alacak olarak değerlendirilir. Kefilin ödeme
yapmaması veya teminat olarak alınan çek ve senetlerin
karşılıksız çıkması durumunda, her iki borçlu nezdinde dava
veya icra takibinin başlatılması gerekmektedir.
 Bazı durumlarda, alacağın ne kadarlık kısmının teminatlı
olduğunun tespitinde zorluklarla karşılaşılabilmektedir. Bu
durumda, kısmen de olsa karşılık ayrılamaz. Zira teminatlı
kısım bilinememektedir. (Bu yönde Danıştay kararları da
bulunmaktadır.)
12
Belirsizlik: Teminatlı Alacaklarda
Teminat Tutarının Tespiti
 Örneğin, teminat gayrimenkul ipoteği şeklinde tesis
edilmiş ise, teminat tutarının tespiti açısından, emlak
vergisi (VUK 268. Vergi Değeri) değeri mi dikkate
alınacaktır?
13
Haciz Konulması Teminat Olarak
Değerlendirilir mi?
 İcra İflas Kanunu Md. 257; rehinle temin edilmemiş ve
vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısının, borçlunun
yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz
mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten
haczettirebilir.
 Dolayısıyla,
alacaklıların alacaklarının tahsili için
borçluların mallarına icra daireleri aracılığıyla uygulattığı
hacizler, teminat kapsamında değerlendirileceğinden,
alacakların hacze konu edilmiş kısmı için şüpheli alacak
karşılığı ayrılması mümkün değildir.
14
Şahsi Kefaletten Kaynaklı Alacaklar
 Şahsi kefalet nedeniyle alacaklısına ödenen ve asıl
borçlusundan tahsil edilemeyen alacağın ticari işletme için
şüpheli alacak olması mümkün değildir. Zira, bu alacaklar
kazancın elde edilmesi ve idamesine yönelik değildir.
15
İhtiyarilik
 Kanun metninde geçen, “Yukarıda yazılı şüpheli alacaklar
için değerleme gününün tasarruf değerine göre pasifte
karşılık ayrılabilir.” ifadesi, şüpheli alacak karşılığı
ayrılmasının mükellefler için bir seçimlik hak olduğunu
göstermektedir. Şartların sağlanması halinde, mükellefler
karşılık ayırma veya ayırmama noktasında serbesttirler.
 Ayrıca, karşılık ayrılmaması nedeniyle, geçmiş yıllara
ilişkin olarak düzeltme beyannamesi verilmesi de kabul
edilmemelidir. Zira, mükellefin hür iradesiyle şartların
sağlandığı yıl karşılık ayırmadığı kabul edilecektir.
16
Tartışma: Şüpheli Alacak Karşılığının
Ayrılacağı Dönem
 1. Görüş: Alacağın, şüpheli hale gelmesi açısından, Kanun
maddesinde gösterilen niteliklere sahip olup olmadığının
önemli olduğu, dönemin değişmesiyle alacağın şüpheli
olma niteliğini kaybettiğinin kabul edilemeyeceği, alacağın
şüpheli hale geldiği dönemin geçirilmesi ve yeni değerleme
günlerinde de tasarruf değerini muhafaza edecek olan
alacak için karşılık ayırma imkanının ortadan kalkacağının
kabul edilmesi halinde, kanunda öngörülmeyen bir
nedenle, kanunla tanınan bir hakkın bertaraf edilmesine
neden olacağı yönündedir.
17
Tartışma: Şüpheli Alacak Karşılığının
Ayrılacağı Dönem
 2. Görüş: Şüpheli hale gelen alacaklar için karşılık ayrılması,
VUK’ta
amortisman
müessesesi
içinde
“Alacaklarda
Amortisman” başlığı altında düzenlenmiştir. Bu nedenle, özel
bir hüküm bulunmadığı takdirde alacaklar için ayrılacak
amortisman için de genel hükümler geçerli olacaktır.
 Ayrıca, maddede geçen “Şüpheli alacaklar için değerleme
gününün tasarruf değerine göre pasifte karşılık ayrılabilir.”
şeklinde yer alan hükmün, mükelleflerin diledikleri yılda
şüpheli alacak karşılığı ayırabilecekleri biçiminde
değil,
alacağın şüpheli hale geldiği yılın değerleme gününde karşılık
ayırabilecekleri biçiminde anlaşılması gerekmektedir. Aksi
halde, mükellefler zararlı oldukları dönemlerde karşılık
ayırmama, karlı oldukları dönemlerde karşılık ayrıma yoluna
giderek vergi planlaması yaparak, ödenmesi gereken vergiyi
azaltacaklardır.
18
Vade Tarihi ile Yasal Takibin Farklı
Dönemlerde Olması Durumu
 28.03.2012 tarihli Özelge
“Karşılıksız çıkan çekin karşılıksız çıktığına ilişkin kaydın
yapıldığı dönem itibariyle dava veya icra takibine başlanılması
gerekmekte olup, bu dönemde karşılık ayrılmayan alacaklarınız
için
müteakip
yıllarda
karşılık
ayrılması
mümkün
bulunmamaktadır.”
 Bu özelgeye göre, vade tarihi ile yasal takibin farklı dönemlere
rastlaması durumunda, karşılık ayrılması mümkün değildir.
 Vade tarihinin dönem sonuna denk gelmesi durumunda yasal
takip açısından yeterli süre yoksa ne yapılacaktır? Daha sonraki
dönemde yasal takibe başlanması durumunda karşılık ayrılması
mümkün olmayacak mıdır?
19
Alacağın Vadesinin Uzatılması
 Borçlu ile anlaşarak yeni bir ödeme planına bağlanan
alacaklar için, artık ortada yeni bir alacak oluştuğundan
karşılık ayrılması mümkün değildir.
20
Aciz Vesikası
 İcra İflas Kanunu’nun 143. maddesinde düzenlenmiştir.
 Haczedilen
malların paraya çevrilmesi neticesinde
alacağının tamamını alamayan alacaklıya, alacağının
ödenmemiş miktarını bildiren ve icra memuru tarafından,
hiç resim ve harca tabi olmadan tevdi kılınan bir vesikadır.
 Aciz vesikasının verilmesi ile alacaklının alacağı son
bulmaz, aksine bu alacak borçluya karşı mevcut olmakla
devam eder.
 Söz konusu bu alacaklar için VUK 323. maddeye göre
karşılık ayrılabilir.
21
Borçlunun İflası
 İflas halinde alacaklının borçluyu dava etmesi veya icra yoluyla
takip edebilmesi yasal olarak mümkün bulunmamaktadır.
 İflas halinde, alacaklılar iflas masasına başvurur ve iflas edenin
varlıkları paraya çevrilir, elde edilen para alacaklılara dağıtılır.
 Amaç; alacağı tahsil etmek olduğundan iflas masasına kaydı
yaptırılan alacaklar icra safhasına intikal edilmiş sayılmaktadır.
 İflas kararı alacağın şüpheli hale geldiğini gösterir ve alacaklıya
şüpheli alacak karşılığı ayırma imkanı sağlar. Ancak mahkeme,
borçlunun herhangi bir ödeme yapamayacağına karar verirse o
zaman alacak değersiz hale gelmiş sayılır ve doğrudan gider
yazılabilir.
 Şüpheli alacak karşılığının iflas masasına kaydının yapıldığı
dönemde ayrılması gerekmektedir.
22
İflas Masasına Yazdırmama
 Alacaklılar tarafından, iflas kapanıncaya kadar iflas
masasına alacağın yazdırılması mümkündür.
 İflas masasına alacağını yazdırmayan bir mükellefin, söz
konusu alacak için şüpheli alacak karşılığı ayırması
mümkün değildir. Zira, alacağın iflas masasına
yazdırılmaması, o alacağın takip edilmediğini ve o
alacaktan vazgeçildiğini gösterir.
 Ayrıca, iflas masasına yazdırılmayan alacak için, iflasın
kapatılmasıyla birlikte kaza-i bir hükme dayanarak
alacağın değersiz olduğu gerekçesiyle, değersiz alacaktan
(VUK 322) bahsetmek de mümkün değildir.
23
KDV ve ÖTV’nin Durumu
 334 GT uyarınca, alacağın ilgili dönem kayıtlarına girmiş
olması ve KDV beyannamelerinde beyan edilmiş olması
şartıyla, KDV içeren şüpheli alacaklarda, KDV için de
karşılık ayrılabilir.
 ÖTV
açısından henüz yapılmış bir düzenleme
bulunmamaktadır. Ancak genel kanı, tahsil edilmeyen
ÖTV için de karşılık ayrılabileceği yönündedir.
24
Kamu Kuruluşlarından Olan
Alacakların Durumu
 1. Görüş: Kamu kuruluşlarından olan alacaklar için karşılık
ayrılamaz. Karşılık ayrılmada temel unsur, oluşması beklenen
bir zararın varlığıdır. Bir kamu idaresi likidite durumu sebebiyle
borcunun ödenmesini geciktirebilir. Ancak ödememesi ihtimali
hiçbir zaman söz konusu olamaz. Kamu harcamaları bütçe
kanunu kapsamında yapılmaktadır ve karşılıkları bütçede yer
almaktadır. Bu bakımdan kamu borçları kanun teminatı
altındadır. Dolayısıyla, bu alacakları madde metninde yer alan
teminatlı alacak olarak düşünmek gerekir.
 İcra İflas Kanunu 82. Md. uyarınca, Devlet malları
haczedilemez.
25
Kamu Kuruluşlarından Olan
Alacakların Durumu
 2. Görüş: Kamu kuruluşlarından olan alacaklar için de,
kanunda yer alan şartlarında sağlanması halinde karşılık
ayrılabilir. Kanun ve ilgili düzenlemelerde borçlunun
niteliğine ilişkin bir belirleme yapılmamıştır. Ayrıca,
kanun maddesinde kast edilen teminat, alacağın
miktarına yönelik olarak somut bir biçimde karşılık teşkil
eden şeydir. Bu anlamı ile de kamu idarelerinden teminat
istenmesi mümkün değildir.
 İcra İflas Kanunu’nun 82. maddesinde, Devlet mallarının
haczedilemeyeceği belirtilse de, kamu kurum ve
kuruluşları aleyhine yasal takibat yapılmasını engelleyen
bir hüküm mevcut değildir.
26
İştiraklerden Olan Alacaklar
 Ticari ilişkilerden olması kaydıyla, şartların varlığı halinde
karşılık ayrılabilir.
27
Adi Ortaklıklardan Olan Alacaklar
 Adi ortaklığın borçlarından dolayı ortaklar şahsen ve
müteselsilen sorumlu olduğundan, adi ortaklıktan alacaklı
olanların karşılık ayırabilmesi için, ortaklardan her biri için
ayrı ayrı takibat yapılması gerekmektedir.
28
Factoring Şirketleri
 Factoring şirketleri, 6361 sayılı Kanun kapsamında faaliyet
yürütmektedir.
 En az 5 kurucu ortakla anonim şirket şeklinde kurulurlar.
 Faaliyet izinleri BDDK tarafından verilir ve faaliyet izinleri
Resmi Gazete’de yayımlanır.
29
Factoring Şirketlerinde Şüpheli Alacak
 Faktoring şirketi Kurulca belirlenen usul ve esaslar
çerçevesinde kambiyo senetlerine dayalı olsa bile, bir mal
veya hizmet satışından doğmuş fatura ile tevsik edilemeyen
alacaklar ile Kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde
tevsik edilemeyen mal veya hizmet satışına bağlı doğacak
alacakları devir alamaz veya tahsilini üstlenemez. Aynı
faturaya dayalı birden çok faktoring şirketine yapılan kısmi
temliklerin toplam tutarı fatura tutarını aşamaz.
30
Factoring Şirketlerinde Şüpheli Alacak
 1. Görüş: Her türlü factoring işleminde alacak, satıcının
mülkiyetinden çıkarak factoring şirketine geçmektedir.
Dolayısıyla bu alacak için şüpheli alacak ayırma hakkı factoring
şirketinindir.
 2. Görüş: Factoring işlemi rücu edilebilir factoring türüne göre
yapılıyorsa, alacak factore sadece tahsil etme yetkisiyle
devredildiği için, bu alacaklar tahsil edildikleri ana kadar
satıcının mülkiyetindedir. Dolayısıyla dönem sonlarında bu
alacaklarla ilgili değerlemede satıcıya aittir.
İşlem rücu edilemez factoring türüne göre yapılıyorsa, şirket
devraldığı alacağı borçlusundan tahsil edemezse, kendisine bu
alacağı devreden satıcısına rücu edemez. Burada factoring
şirketi borçlusuna karşı asıl alacaklı olarak yer almaktadır. Satış
söz konusudur. Dolayısıyla söz konusu haklar factore aittir.
31
Yurtdışından Alacaklar
 Yurt dışından olan alacaklar için iş yapılan firmanın
mukim olduğu ülkenin mahkemelerinde dava açılması
veya ilgili ülkenin icra mevzuatı uyarınca icra takibine
başlanılması halinde karşılık ayrılabilir.
 Dava
veya icra takibine ilişkin belgelerin yurtdışı
temsilciliklere onaylatılması, dava ve icra takibinin ispatı
açısından önem arzetmektedir.
32
Konkordato Talep Edilen Alacaklar
 Konkordato, elinde olmayan nedenlerle ödeme güçlüğüne
düşen iyi niyetli borçluları korumak için, İcra İflas Kanunu’nda
düzenlenmiş bir müessesedir.
 Yapılan korkordato anlaşmasına göre alacaklılar, borçluya karşı
alacaklarının bir kısmından vazgeçer ve kalan alacakları için
belirli bir vade tanırlar. Borçlu bu vadede taahhüt ettiği borcunu
ödeyerek, borcun tamamından kurtulur.
 Bu durumda konkordato anlaşması, alacağın şüpheli hale
geldiği anlamına gelmez. Dolayısıyla, konkordato anlaşmasına
bağlı alacaklar, şüpheli alacak sayılmazlar.
 Ancak, konkordato yoluyla alacağın vazgeçilen kısmı ise,
alacaklı açısından değersiz alacak (VUK 322), borçlu açısından
ise vazgeçilen alacak (VUK 324) mahiyetindedir.
33
Alacağın Temliki
 Temlik, mülk olarak verme, bir hakkın diğer bir kişiye





devredilmesidir.
Alacağın temliki işlemi yazılı yapılmak zorundadır. Temlik
senedinde; temlik edilen alacak, temlik eden, temlik etme
iradesi bulunmalıdır.
Temlik eden alacağı devretme borcu altına girmiş olur.
Alacağın temliki ile alacağa bağlı fer’i haklar da geçer. Buna faiz
de dahildir.
Alacak temlik edilince alacaklının malvarlığından çıkıp, alacağı
devralana geçmiş olur.
Kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklı,
borçlunun rızasını aramaksızın alacağını üçüncü bir kişiye
devredebilir.
34
Alacağın Temliki
 BK Md. 186; bir akit ilişkisinde borçlu durumunda
bulunan kişi, alacağın devredildiğini, devreden veya
devralan tarafından kendisine bildirilmemişse, önceki
alacaklıya; alacak birkaç kez devredilmişse, son devralan
yerine önceki devralanlardan birine iyi niyetle ifada
bulunarak borcundan kurtulabilecektir.
35
Alacağın Temliki
 Alacağın temliki durumunda, alacaklı açısından takip yapılacak kişi
yeni borçlu olacaktır. Dolayısıyla, kanunda yer alan şartların
gerçekleşmesi halinde yeni borçludan olan alacak için şüpheli alacak
karşılığı ayrılabilecektir.
 Örnek; (B) borçlusunun (X) kişisinden olan alacağını, alacaklı (A)
şirketine devretmek suretiyle borcunu ödemesi mümkündür. (A)
şirketi yeni borçlusu (X) kişisinden olan alacağı için vadesinde
ödenmediği gerekçesiyle dava açması ve (X) kişisinin alacağın devri
işleminden haberdar olmadığı, ödemeyi (B) kişisine zaten yaptığını
ileri sürmesi ve davanın (A) şirketi açısından olumsuz sonuçlanması
durumunda, (A) şirketinin alacağı tahsil edilememiş olacaktır.
 Bu durumda, (A) şirketinin kanunda yer alan şartların gerçekleşmesi
durumunda, (B) kişisinden olan alacağı için şüpheli alacak karşılığı
ayırabilmesi mümkün olacaktır.
36
Döviz Cinsinden Olan Alacaklar
 VUK Md. 280 uyarınca, yabancı paralar borsa rayiciyle, şayet
yabancı paraların işlem gördüğü bir borsa yoksa Maliye
Bakanlığı’nca tespit edilecek kur ile değerlenir.
 Kanunun 323. maddesinde şüpheli hale gelen alacaklar için TL
veya yabancı para gibi bir ayrıma gidilmemiştir. Dolayısıyla,
yabancı para cinsinden olan şüpheli alacaklar da VUK Md. 280
maddesine göre değerlenmelidir.
 Yabancı para cinsinden alacak şüpheli hale geldiği sırada bu
alacak için o günkü döviz alış kuru ile değerleme yapılmakta ve
ortaya çıkan kur farkı kambiyo kar veya zararı hesabına
aktarılmaktadır.
 Aynı zamanda, dönem sonunda kur farkı kadarlık tutar karşılık
tutarını da etkileyeceğinden, değişen bir şey olmayacaktır.
37
Hatır Senetleri
 Her ne kadar işletmenin muhasebe kayıtlarında görünseler
de, bunlar işletmenin ticari ve zirai kazancının elde
edilmesi için yapılan bir mal satışı veya hizmet ifası
sonucu doğmamışlardır.
 Şüpheli alacak karşılığı ayrılmasında alacağın, ticari ve
zirai kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgili
olması bir ön şarttır. Bu ön şartın bulunmaması halinde
diğer şartlar mevcut olsa dahi karşılık ayrılamaz.
38
Çeklerdeki Vade Sorunu
 Ödeme araçlarından biri olan çeklerin de tahsil edilememesi
durumunda ve kanundaki şartları taşıması halinde şüpheli alacak
olarak değerlendirilmesi mümkündür.
 Çekin ne zaman şüpheli hale geldiği durumu önem taşımaktadır.
 5941 sayılı Çek Kanunu’na göre, 01.01.2012 tarihinden itibaren keşide
tarihinden önce ibraz edilen çekin karşılığının hesapta bulunması
şartıyla hamile ödeme yapılması mümkün olabilecek, hesapta
karşılığının kısmen veya tamamen bulunmaması durumunda ise
keşide edilen çek karşılıksız işlemine tabi tutulmayacak ve bankanın
yasal sorumluluk kapsamında hamile herhangi bir ödeme yapması
mümkün olmayacaktır.
 Yani,
5941 sayılı kanuna göre yeni tip çek olarak
isimlendirebileceğimiz çekin karşılıksız muamelesinin tabi
tutulması, ancak keşide tarihinden sonra ibraz süresi içerisinde
yeniden ilgili bankaya ibraz edilmesiyle mümkün olabilecektir.
Dolayısıyla hukuki takip keşide tarihinde de ödenmemesi
durumunda (karşılıksız çıkması durumunda) mümkün olabilecektir.
39
Karşılık Ayrılan Alacağın Tahsil
Edilmesi
 Şüpheli alacakların sonradan tahsil edilen miktarlarının,
tahsil edildikleri dönemde kar-zarar hesabına intikal
ettirilecekleri hükme bağlanmıştır. Dolayısıyla bu tutarlar
gelir yazılacak ve karşılık hesapları kapatılacaktır.
40
Tahsilin İmkansız Hale Gelmesi
 Alacak, değersiz alacak haline gelirse, şüpheli alacaklara
ilişkin karşılık hesapları kapatılır. Alacak şüpheli hale
geldiğinde gider kaydı yapıldığı için, değersiz hale gelen
şüpheli alacak için yeniden gider kaydı elbette ki
yapılamayacaktır.
41
İflas Ertelemesi
 İflas
ertelemesi müessesesi İİK’nın 179. maddesinde
düzenlenmiştir.
 Bir sermaye şirketi ya da kooperatifin borca batıklığının
bildirilmesi ve mahkemece de tespiti halinde kural olan
mahkemenin iflas kararı vermesidir.
 Ancak, idare ve temsil ile vazifelendirilmiş kimseler ya da
alacaklılardan biri, şirket veya kooperatifin mali durumunun
iyileştirilmesinin mümkün olduğuna dair iyileştirme projesini
mahkemeye sunarak iflasın ertelenmesini isteyebilir. Mahkeme
projeyi ciddi ve inandırıcı bulursa, iflasın ertelenmesine karar
verir.
 6183 sayılı Kanun kapsamındaki amme alacakları da dahil
olmak üzere hiçbir takip iflas ertelemesi süresince yapılamaz.
42
İflas Ertelemesi
 Karar doğrultusunda, önceden başlamış olan takipler
durur, yani söz konusu takipler iptal olmaz. Takip yasağı
sadece yeni başlayacaklar için geçerlidir. Yani önceden
başlamış takiplere dayalı hacizlerin kaldırılacağı
düşünülmemelidir.
 Erteleme kararının verilmesi, firmadan alacağı olanların
alacaklarını tahsil etme imkanını ortadan kaldırmamakta,
sadece icra takiplerini engellemektedir.
 Erteleme kararı, dava açsın açmasın tüm alacaklılar
bakımından sonuç doğurmaktadır.
43
İflas Ertelemesi ve Şüpheli Alacak
 03.05.2011 tarihli Özelge;
“Gerek alacaklı olunan şirket hakkında iflasın ertelemesi
kararının verilmesi ile iflasa ilişkin şartların varlığının
tamamen ortadan kalktığından söz edilemeyecek olması,
gerekse iflası ertelenen borçlu şirketin takibi İKK hükümleri
uyarınca engellendiği hususları birlikte değerlendirildiğinde
iflası ertelenen şirketten tahsil edilemeyen ve kanuni takibi
de imkan olmayan alacaklar için mahkemece iflasın
ertelenmesine ilişkin kararın verildiği hesap döneminde
şüpheli alacak karşılığı ayrılması mümkün bulunmaktadır.”
44
DEĞERSİZ ALACAKLAR
(VUK MD. 322)
45
Madde 322- Değersiz Alacaklar
Kazai bir hükme veya kanaat verici bir vesikaya göre
tahsiline artık imkan kalmayan alacaklar değersiz
alacaktır.
Değersiz alacaklar, bu mahiyete girdikleri tarihte
tasarruf değerlerini kaybederler ve mukayyet kıymetleriyle
zarara geçirilerek yok edilirler.
İşletme hesabı esasına göre defter tutan mükelleflerin
bu madde hükmüne giren değersiz alacakları, gider
kaydedilmek suretiyle yok edilirler.
46
Değersiz Alacaklar
 Alacak, bilanço veya işletme hesabı esasına göre defter
tutan ticari veya zirai kazançla iştigal eden işletmelere ait
olmalıdır.
 Alacak ticari işle veya işletmeyle ilgili olmalıdır.
 Alacağın tahsili, kazai bir hükme veya kanaat verici bir
vesikaya göre imkansız hale gelmelidir.
 Tüm hukuki yolların tüketilmiş olması gerekir.
47
İflas ve Değersiz Alacak
 Borçlunun iflas etmiş olması tek başına değersiz alacak
yazmak için yeterli değildir. İflasın açılmasıyla birlikte,
iflas masasına yazdırılan alacakların tahsil edilmesinin
mümkün olmadığını söylemek yanlış olur. Bu aşamada
alacak şüphelidir. Ancak iflas neticesinde alacağın tahsili
kesin olarak yapılamayacaksa bu durumda değersiz alacak
olur.
48
Şüpheli Alacak-Değersiz Alacak
 Şüpheli alacaklar tahsil edilme ihtimali olan alacaklar
olduğu halde, değersiz alacaklar tahsil edilme imkanı
kalmayan alacaklardır. Bu nedenle bu alacaklar için
karşılık
ayırmaya
gerek
olmaksızın
doğrudan
giderleştirilirler.
49
Değersiz Alacakta Kanaat Verici Vesika
 Alacaktan vazgeçildiğine dair konkordato belgesi.
 Alacaktan vazgeçildiğini gösteren mahkeme tutanakları.
 Borçlunun miras bırakmadan ölümü ve mirasçıların mirası
reddettiğini gösteren belge.
 Borçlunun yurtdışına kaçması ve haciz edilebilecek malı
olmadığını gösterir belge.
 Borçlunun gaipliğine ilişkin mahkeme kararı ve buna bağlı
olarak herhangi bir mal varlığının bulunmadığına dair
resmi belge.
gibi vesikalar.
50
Tarafların Kendi Arasında Anlaşması
 Resmi şekilde düzenlenmiş olmayan, tarafların kendi
aralarında
düzenledikleri
alacaktan
vazgeçme
anlaşmalarının kanaat verici belge olarak kabul edilmesi
mümkün müdür?
51
Kanaat Verici Belge-Özelge
 04.09.2013 tarihli özelge;
“Maddede ifade edilen kanaat verici bir belgeden söz edebilmek için,
alacaktan açıkça vazgeçildiğini gösteren bir
belgenin ya da tahsil
imkansızlığını gösteren bir delilin varlığı şarttır. Vergi mevzuatımızda
kanaat verici belgelerin neler olduğu hususunda kesin bir hüküm olmamakla
birlikte, gerek Danıştay’a intikal eden ihtilaflar sonucu verilen kararlarda
gerekse Gelir İdaremizin uygulamalarında; alacaktan vazgeçildiğini
gösteren ve inandırıcı olan anlaşmalar ve benzeri vesikalar (mektup,
muhasebe evrakı ve yazılı her türlü belge gibi), borçlunun kesin olarak
yurt dışına çıkmış olduğunu gösteren belgeler kanaat verici belge olarak
kabul edilmektedir.”
 28.08.2012 tarihli özelge;
“Gerek doğuşu gerekse vazgeçilmesi bakımından belli ve inandırıcı sebepleri
olmak şartıyla alacaktan vazgeçildiğini gösteren anlaşmalar (Alacaklının tek
taraflı irade beyanı ile alınmasından vazgeçilen alacakların, değersiz alacak
olarak zarar kaydı mümkün değildir.) kanaat verici vesikalardan sayılır.”
52
Zarar (Gider) Yazılacak Dönem
 Değersiz hale gelen alacak nedeniyle oluşan zarar, alacağın
değersiz hale geldiği yılda zarar hesabına geçirilerek yok
edilmelidir.
 Bu durum mutlak bir zorunluluk olduğundan, değersiz hale
geldiği dönemden daha sonraki dönemlerde zarar kaydının
yapılması mümkün değildir. Nitekim, değersiz hale gelen
alacakların zarar yazılması alacağın amortismanı niteliğindedir.
Bu nedenle de amortismanlara ilişkin genel hükümler değersiz
alacakların zarar yazılması için de geçerlidir.
 Ayrıca değersiz alacakların, zarar kaydedilmesinden sonra
tahsil edilmesi halinde, tahsil edilen tutarları tahsil edildikleri
dönemde gelir olarak kaydedilir.
53
VAZGEÇİLEN ALACAKLAR
(VUK MD. 324)
54
Madde 324- Vazgeçilen Alacaklar
 Konkordato veya sulh yoluyla alınmasından vazgeçilen
alacaklar, borçlunun defterlerinde özel bir karşılık hesabına
alınır. Bu hesabın muhteviyatı vazgeçildiği yılın sonundan
başlayarak üç yıl içinde zararla itfa edilmediği takdirde kar
hesabına naklolunur.
55
Vazgeçilen Alacaklar
 Vazgeçilen alacaklar, borçlu yönünden gelir niteliğindedir.
 Bilanço esasına göre defter tutan
mükellefler için
geçerlidir.
İşletme hesabı esasına göre defter tutan
mükellefler vazgeçilen alacakları aynı yıl gelir kaydederler.
 Vazgeçilen alacaklar, borçlunun defterinde özel bir karşılık
hesabına alınır. Alacaktan vazgeçildiği yılın sonundan
başlayarak 3 yıl için zararla itfa edilmezse, kar hesabına
alınır.
 3 yıllık sürenin hesabında, borcun vazgeçilen alacak
niteliğini kazandığı yılda dahildir.
56
Vazgeçilen Alacaklar
 Eğer borçlu çeşitli nedenlerle borçlarını ödeyemeyecek
duruma düşmüş ise ve bu durum kanıtlanabiliyorsa,
vazgeçilen alacak, değersiz alacak olarak kabul edilebilir.
Aksi halde, özel anlaşmalarla tahakkuk etmiş bir alacaktan
vazgeçilmesi vergi uygulamasında kabul edilmez.
 284 No.lu Tebliğ ile sulh anlaşmasının notere tasdik
ettirilmesi veya noter huzurunda düzenlenmesi
zorunluluğu getirilmiştir. Ancak bu durum, 1999 deprem
felaketine maruz kalan bölgelere özel, spesifik bir
düzenlemedir. Dolayısıyla, noter huzurunda olmakla
beraber,
işin
mahiyetine göre değerlendirilmesi
gerekmektedir.
57
Vazgeçilen Alacaklar
 Alacağın
vazgeçildiği işletme bünyesinde (borçlu)
bünyesinde, bekleme süresi içerisinde doğan zarar,
öncelikle karşılık hesabına alınmış olan vazgeçilen
alacaktan mahsup edilir.
 Geçmiş yıl zararları, kaynağı ne olursa olsun, vazgeçilen
alacaktan mahsup edilemez.
 Örneğin, 2010 yılında özel fona alınan vazgeçilen alacak,
2010, 2011 ve 2012 yıllarında oluşacak zararlardan mahsup
edilebilir. Ancak, 2012 yılında da zarar mahsubu olmazsa,
2012 yılında kara eklenir.
58
İLGİNİZ İÇİN
TEŞEKKÜR EDERİM..
59

similar documents