Eleştirel söylem çözümlemesi

Report
SÖYLEMDEN
İDEOLOJİYE:
ELEŞTİREL SÖYLEM
ÇÖZÜMLEMESİ
Nalan Büyükkantarcıoğlu
İletişim, zihinlerarası anlam aktarımı olarak
tanımlanabilir. Dilsel iletişim ise, bireyin zihninde
yalnızca kendisi için açıklık taşıyan anlamsal
oluşumları başka zihinlere aynı açıklıkla anlatabilmesi
için doğal dil denilen dizgeyi uygun bir biçimde
kullanması, diğer bireyin de bu dilsel girdileri kendi
zihninde benzer anlamsal oluşumlara dönüştürmesi
sürecidir.
Lamb’a (1999) göre, insan dış
dünya gerçekliğini algılama
biçimlerine bağlı olarak zihninde
bu gerçekliğin öznel izdüşümü
denilebilecek bir zihiniçi
gerçeklik modeli oluşturur.
Anlamlandırma hem dilsel birimlerin
hem de dış dünya gerçekliğine ilişkin
olguların zihiniçi kavramsal bir düzlemde
buluşturulmaları ile gerçekleşmektedir.
Bu kavramsal düzlemin nasıl
modellendiği, deneyimlenen toplumsal
gerçeklik olgularının türü ile yakından
ilgilidir.
Bakhtin (1986) “Konuşmayı kim
gerçekleştiriyor?” (Who is doing the
talking?) ve “Kime hitap ediliyor?” (Who
is being addressed?) sorularını sorarken,
bir yandan iletişimde karşılıklı etkileşime
(dialogicality) dikkat çekmek; öte yandan
da dili kullanmanın toplumsal yapılanma
içindeki işlevini vurgulamak ister.
Söylem, zihindeki yoğun ve karmaşık ilişkiler
ağı içinden amaca göre seçilip bir araya
getirilen anlamsal oluşumların iletişimi
sağlayacak dilsel koşullara göre düzenlenerek
tümce boyutunu aşan yapılarla yansıtılmasıdır.
Söylem bireysel olduğu kadar, hiç kuşkusuz
ortak paydada, bir toplumsal bilişin (social
cognition) de göstergesidir (van Dijk).
Bu çalışmanın amacı, dilbilimde
eleştirel söylem çözümlemesi olarak
adlandırılan böylesi bir inceleme
yöntemini genel ilkeleri, amaçları ve
kuramcıları açısından tanıtmak ve bir
örnek çözümleme ile açıklamaktır.
İdeoloji sözcüğü “yanıltıcı bilinçlenme”
ya da “iktidara sahip yönetici sınıfın
fikirleri” anlamlarında kullanıldığı gibi,
“toplumsal düşünceler ve değerler
dizgesi” ya da “dünya görüşü” anlamında
da kullanılmaktadır (Kress).
Genel olarak ideolojinin toplumsal,
tarihsel, kültürel ve politik süreçler içinde
oluşarak algılanan gerçekliği koşullayan;
dile yansıyarak söylemin yapılanmasında
rolü olan her türlü bilgi, düşünce ve
değerler bütünü olduğu söylenebilir
(Büyükkantarcıoğlu).
İdeoloji kavramının nesnel, sabit, düzenli
bir değerler bütünü olmadığından;
dolayısıyla, öznel, değişken ve düzensiz;
diğer bir deyişle, algılama biçimine göre
tanımlanan değerler bütünü olduğundan
söz edilebilmektedir (van Dijk).
İdeolojinin içindeki anlamlar:
 “Yanıltıcı” gerçeklik
 Ne “doğru”
 Nesnel bir “doğruluk”
 “Sanal doğruluk”
 “Haklı”
 “Güç” (power)
Neyin “bilgi” olarak tanımlandığı, hangi
ideolojinin güç kazanmış olduğu ile yakından
ilgilidir (Foucault). Bu nedenle eleştiri kuramı
geleneği içinde;
 bilgiyi neyin oluşturduğu,
 söylemin bilgiler dizgesine dayalı toplumsal
kurumların işleyişi içinde nasıl oluştuğu,
 ideolojinin toplumsal kurumları nasıl
etkilediği,
 insanların belli bir toplumsal yapıda gücü nasıl
elde ettikleri ve bu gücü söylemde nasıl
sürdürdükleri inceleme gerektiren olgular
olarak öne çıkmaktadır (Wodak).
Eleştirel söylem çözümlemesi
(critical discourse analysis- CDA),
söylemin ardında yatan ideolojiyi
dilbilim temelli bir yaklaşımla ortaya
çıkarma yöntemidir.
ESÇ, söylemin çözümlenmesine
neomarksist bir yaklaşım olarak
yorumlanabilir. Bu açıdan politik bir
süreçtir. Yöntem, toplum eleştirisine güç
ve ekonomi temelli bir bakış açısı ile
yaklaşırken, söylemi Foucault ve Bakhtin
gibi kuramcıların görüşlerinden
etkilenerek tümüyle ideolojik ve
göstergebilimsel bir yapı olarak tanımlar.
Fairclough söylemde iç içe geçmiş
üç boyutun bulunduğunu belirtir:
 metin
(text) boyutu
 söylemsel pratik (discursive practice)
boyutu
 toplumsal pratik (social practice)
boyutu
ESÇ inceleme bulguları temelde nasıl
sorusunu yanıtlamaya yöneliktir. Örneğin
kadınların ve erkeklerin nasıl konuştuğu, ağız
ve lehçe farklılıkları açısından ses- yada
sözcük-birimsel seçimlerin nasıl olduğu,
konuşma özelliklerinin toplumda nasıl
dağılım gösterdiği, resmiyet dereceleri ve dil
kullanım ilişkisi, iletişimin nasıl
yapılandırıldığı gibi.
Dilbilimcilerin bu alana en önemli
katkısı, dile yönelik bilgilerine
dayanarak söylem çözümlemesi
çerçevesinde özgün bir yöntem
geliştirmiş olmaları; çağımızdaki
toplumsal ve politik olguları dilbilim
açısından mercek altına almalarıdır.
Konuşan (speaker) dilin (a) dünyayı
algılama biçimini yansıtan düşünsel
(ideational), (b) toplumsal ilişkileri
sağlayan kişiler arası (interpersonal) ve
(c) dilbilgisel kurallara göre birimleri
bağlantılayarak daha geniş metinlerin
kurulmasını sağlayan metinsel (textual)
işlevleriyle zihnindeki anlamsal
oluşumları aktarır (Berry).
Söylemde izlenen sözcük ya da
sözdizimsel yapılar rastlantısal değil, bu
yapıların ardında yatan ideolojileri
yansıtan seçimlerdir. Bu modele
dayanarak yapılan bir ESÇ’de
sözdizimsel yapının ideolojik işlevi
geçişlilik (transitivity), kiplik (modality)
ve konu yapılanması (thematic
construction) açılarından ele alınır.
Bu süreçlere bağlı olarak tümcede
tanımlanan katılımcılar, bu katılımcıların
birbirlerine göre eyleme kılıcı ya da
eylemden etkilenen durumları, eylemleri
ne tür yer ve zaman ilişkileri içinde
gerçekleştirdikleri, anlamın ilgili olarak
da ideolojinin ve güç ilişkilerinin
yorumlanmasında açıklayıcı olabilirler.
ÖR.: “Devlet özel araçlardan alınan
vergileri artırıyor”
 devlet: kılıcı
 özel araç sahipleri: eylemden
etkilenen (açıkça adı geçmese de)
 Burada güç ve yaptırım ilişkisi
belirtiliyor.
ÖR.: “Dışarı çıkabilirsin” (öğretmenöğrencisine)
 Öğretmen: kılıcı
 Öğrenci: etkilenen
 Bu tümcenin kipi izin verme yetkisinin
öğretmene ait olduğunu gösteriyor,
böylece öğretmen ve öğrenci arasındaki
güç ve konum ayrımını belirtmektedir.
ÖR.: “2. Dünya Savaşında çok insan
öldürüldü” vs. “Almanlar 2. Dünya
Savaşında çok insanın ölümüne
neden oldular”
 Bu iki tümce arasındaki en önemli
fark, ikinci tümcede Almanların
olumsuz bir eylemde doğrudan kılıcı
olarak tanımlanmasıdır.
Wodak, de Cilia, Reisigl, Liebhart,
Fairclough gibi kuramcıların
oluşturdukları Viyana Okulunda
çözümlemede birbiriyle ilişkili üç boyut
belirlenmiştir:
 (1) içerik (contents),
 (2) stratejiler (strategies),
 (3) dilsel uygulama araçları ve biçimleri
(means and forms of realisation).


Kimlik tanımları, dilde açık yansımalar olarak
sözcük, deyim ya da atasözlerinde izlenebilir.
Örneğin kadınlar için;
“Eksik etek, saçı uzun aklı kısa, elinin hamuru
ile erkek işine karışmak, kaşık düşmanı, vb.”
Erkekler için ;
“Erkek adam ağlamaz, aslan gibi adam, kadın
gibi ağlamak , vb.”
Kimlik tanımları ayrıca söylemin
bütünlüğü içine yayılmış örtük
ideolojik göstergelerde de izlenebilir.
ESÇ, söylemdeki bu türden örtük
ideolojik göstergelerin açıklığa
kavuşturulmasında dilbilimsel bir
yöntem olarak kullanılabilir.
ÖRNEK ÇÖZÜMLEME – Bir TV
reklamında evin hanımı arka planda
eşinin ve çocuğunun görüntüleri
izlenirken konuşmaktadır:
“... (1) Eşim çok titiz. (2) Eve girdiği anda oğluna
dayanamıyor. (3) Hem de o kıyafetle. (4) Halbuki
gömlekleri pek kıymetlidir. (5) Aralarına girmiyorum.
(6) Ama öyle lekeler oluyor ki, ancak yüksek ısıda
çıkar. (7) Ee canım gömlekler yüksek ısıda yıkanır mı
hiç? (8) Şimdi yeni Ariel Otomat var. (9) Yüksek ısıya
gerek yok. (10) Ariel Otomatın yüksek termoaktif
kabarcıkları düşük ısılarda bile en zor kir ve lekeleri
çıkarıyor. (11) Mükemmel temizlik sağlıyor. (12) İki
kafadar çok eğleniyorlar. (13) Bazen düşünüyorum da
aslında iki çocuğum var benim.”
Daha önce de belirtildiği gibi Viyana
Okulu, metinde (a) içeriğin, (b)
stratejilerin, ve (c) dilsel
uygulamanın belirlenmesi olarak üç
aşamalı bir çözümleme yöntemi
önermektedir. Aşağıda bu üç süreç
bağlamında örtük ideolojiler
ayrıştırılmaktadır.
Örnek metnin içeriğinde büyük ölçekli düzlemin ilk
aşaması olarak şu ana temalar belirlenmiştir:
1. eş olarak erkek kimliğinin dilsel yapılandırılması,
2. baba olarak erkek kimliğinin dilsel yapılandırılması,
3. eş olarak kadın kimliğinin dilsel yapılandırılması,
4. anne olarak kadın kimliğinin dilsel yapılandırılması,
5. ev kadını olarak kadın kimliğinin dilsel
yapılandırılması,
6. reklamı yapılan ürünün dilsel yapılandırılması.
Tablo: Yapılandırıcı Stratejiler (Büyük ölçekli düzlem)
Kimlik ulamları
Stratejiler (kadının söyleminde)
kadın
“örnek” olarak betimleme stratejisi
olumlu kimlik sunumu- 1 (ev
kadını)
olumlu kimlik sunumu- 2 (eş)
olumlu kimlik sunumu- 3 (anne)
bağdaştırma stratejisi
kadın ve ürün
farklılaştırma stratejisi
davranış betimleme
tutum betimleme
erkek
uslamlama stratejisi
neden-sonuç belirleme
bağdaştırma stratejisi
baba ve çocuk

similar documents