Cilt ve Saç Bakımı Uygulamaları I

Report
Cilt ve Saç Bakımı Uygulamaları I
Öğr. Gör. Gizem DOĞANEL
Bu ders taslak bir şekilde oluşturulmuş olup
öğrenciler için sunulmuştur. Fikri mülkiyet
hakları ve atıf konusunda müracaat
aşamasındadır.
Saç ve Saçlı Deri
Saç; saçlar beynimizi saklayan
kafatasımızın derisinden uzanan, keratin
moleküllerinin sıkı bağlarla birbirine
bağlanarak oluşturduğu, çok katmanlı,
oldukça karmaşık bir biyolojik yapıdır.
Saçın İnsan Vücudundaki Önemi
Saçlar kafatasımızın bir travmayla karşılaşması
halinde, bu travmanın şiddetini en aza
indirebilecek esnekliği sağlayan uzantılardır.
Saçlarımız başımızı yazın güneşten, kışın
soğuktan korurlar.
Saç kafatasımızın derisini korur ve vücut ısımızı
dengeler. Saç, oluşumundaki keratin, tırnakta
da bulunan oldukça dayanıklı bir maddedir.
Saçlı Deri Beslenmesi
Saç teli saç kökünden çıkar. Saç kökü kafa
derisinin yağ tabakasına gömülmüştür ve en
uçta kalan kısmına “saç soğanı” denir. Saç
soğanında ayrıca saça rengini veren melanin
pigmentini oluşturan melanosit hücreleri de
bulunur. Saç soğanının en alt kısmında dermal
papilla denen damar yumağı bulunur. Bu yapı
saçların büyümesi ve beslenmesi için çok
önemlidir. Saç beslenmesi bu damarlar yoluyla
gerçekleşir.
Beslenmenin Saç Üzerindeki Etkisi
• Saç teli dermal papillada bulunan kılcal
damarlar ile beslenir. Saç teli dışarıdan
kullanılan doğru bakım ürünleriyle beslenirken
saç kökü kanda bulunan oksijen ve besin
maddeleri ile beslenir. Bu nedenle meyve,
sebze ve yağsız et yenmesi, ayrıca şeker
tüketiminin azaltılması gerekmektedir.
Saç sağlığında rol oynayan hücrelerin
üretiminin azalması dengesiz beslenme ile
doğru orantılıdır. Dengesiz beslenme
sonucu saç telinin oluşmasını sağlayan
hücrelerin üretimi düşmektedir.
Vitaminlerden ; çinko, demir, selenyum,
bakır, kalsiyum gibi oligo element ve
aminoasit eksikliği saç dökülmelerine
neden olur. Özellikle diyet yapılmaya
başladığında bu gibi vitamin eksiklikleri
kişilerde gözlenmektedir.
VİTAMİNLER
• A vitamini
Saç tellerinin gelişiminde yardımcı bir
vitamindir, ayrıca saçlı deri üzerinde de
faydalı etkisi vardır. Karaciğer, süt
ürünleri, yağlı balık, yumurta, ıspanak,
marul, kırmızı renkli meyve ve sebzelerde
bolca bulunan bir vitamindir.
• B4 vitamini
• Saç folikülü için çok gerekli bir
vitamindir. Patates, lahana,
yumurta sarısında, meyvelerde,
domates ve ette bulunur.
• B5 vitamini
• Saçların sağlıklı uzaması ve saç
tellerinin güçlenmesi için önemli bir
vitamindir. Karaciğerde, yer fıstığı,
brokoli, hububatlar, karnıbahar ve
avokadoda bulunan bir vitamindir.
B6 vitamini
• Saçların canlı ve parlak görünümü için
gereklidir. Kırmızı ette, balıkta, yumurta
sarısında, patateste, kuruyemişte, muzda,
lahanada ve ıspanakta bulunan önemli
bir vitamindir.
H vitamini
• Saçların dökülmesini önlemek için gerekli
vitaminlerdendir. Yapısında saç teli için önemli
bir madde olan kükürt taşır.
Sakatatlardan karaciğerde ve böbrekte,
yumurta sarısında, kuruyemişlerde, süt ve süt
ürünlerinde bulunur.
Folik asit (B9)
• Saçlara canlılık ve parlaklık
kazandırır. Karaciğerde,
lahanada, ıspanak, brokoli ve
kuruyemişte bulunur.
E vitamini
• Kan dolaşımında yararlı bir vitamindir.
Foliküllerin canlanmasını sağlar.
Bitkiler,yağlar,yağlı
tohumlar,mısır,fındık,soya,tüm buğday
kaynaklı ürünler, bazı et ve sütlü
ürünlerde bulunur.
F Vitamini
• Saç teli ve saçlı deri sağlığı için gerekli
bir vitamindir. Bitkisel yağlarda,
kuruyemişlerde ve avokadoda
yoğunlukla bulunan bir vitamindir.
MİNERALLER
• Selenyum
Brezilya fındığı, böbrek, kabuklu deniz
hayvanları ve Kuzey Amerika buğdayında
bulunan bir eser elementtir. Kepek önleyici
şampuanların yapısına sıklıkla eklenir.
Antioksidandır.
Demir
• Saç köklerini besleyici bir mineraldir.
Eksiliğinde saçlarda zayıflama ve
dökülme gözlenir. Karaciğerde,
cevizde, ette ve yumurta sarısında
bulunmaktadır.
Çinko
• Yağ üretimini dengeleyici bir
mineraldir. Deniz ürünlerinde (Balık,
karides vb), karaciğerde, kırmızı ette,
tavuk etinde, bademde, süt ve süt
ürünlerinde bulunmaktadır.
ÇİNKO VE SAÇ DÖKÜLMESİ
• İnsanlarda akut çinko eksikliği gelişmesi
durumunda ilerleyici saç dökülmesi
meydana gelebilmektedir.
Kronik
çinko eksikliğinde ise saç büyümesi
yavaşlamakta ve yaygın saç dökülmesi ile
sonlanabilmektedir. Saç hastalıklarında
çinko eksikliği temel neden olarak kabul
edilmemekte ancak esaslı bir rolü
olabileceği üzerinde durulmaktadır.
• İstatistiklere göre saçların dökülmesi
erkeklerin yüzde 57’sini kapsayan bir
sorundur. 25 yaş civarındaki erkeklerin
yüzde 25’inin saçı azda olsa dökülmeye yüz
tutmaktadır. Bu 50'li yaşlardaki erkekler
arasında yüzde 50 seviyelerine çıkmaktadır.
• Saçlardan her gün 50 ila 100 saç
teli dökülmektedir.
• Her insanda ortalama 120 bin
adet civarında saç teli vardır.
• Erkeklerin yaklaşık yüzde 60'ı saç
dökülmelerinden şikayetçidir.
• Saç telinin uzaması ayda ortalama
1,5 cm’dir.
Sağlıklı bir saç telinin taşıyabileceği ağırlık
yaklaşık 100 gramdır.
Sağlıklı bir saç teli 0,1 milimetre çapındadır.
Gün geçtikçe saç foliküllerinde daralma saç
tellerinde incelme olmaktadır. 20li
yaşlardaki genç bir kişide saç foliküllerinin yüzde
90'ı üretken seviyededir. Yaşlanma arttıkça
üretkenlik azalır.
SAÇ SAĞLIĞINI DOĞRUDAN ETKİLEYEN
BESİNLER
• Saç sağlığını korumanın yolu düzenli ve dengeli
beslenmekten geçmektedir. Tüm sağlığı etkileyen
dengesiz ve düzensiz beslenme, saç sağlığı üzerinde de
olumsuz etkisini göstermektedir. Sağlıklı ve dökülmeyen
saçlara sahip olabilmek için beslenmede protein, çinko,
B 12 vitamini, folik asit ve bakır eksikliği olmamasına özen
gösterilmesi gerekmektedir. Bu besinlerin eksikliği saç
sağlığını olumsuz yönde etkileyebilmektedir.
SAÇ SAĞLIĞINI BOZAN EN ÖNEMLİ
BESLENME HATASI
Beslenme hataları içinde yapılan en önemli
yanlışlardan biri, hızlı kilo kaybını sağlayacak düşük
mineral ve vitamin içeren diyetlere yönelmektir.
Bireyler kilo vermek için düşük kalorili diyetlere
yönelerek, bazal metabolizmanın altında
beslenmektedir. Bu yöntem kısa sürede zayıflama
sağlamakta fakat sağlık üzerinde olumsuz birçok
rahatsızlığın da baş göstermesine neden olmaktadır.
Hızla dökülen, cansız, çabuk kırılan saç telleri de bu
düzensiz beslenmenin bir sonucu olarak kendini
göstermektedir.
SİGARA VE ALKOL KULLANIMININ SAÇ SAĞLIĞI
ÜZERİNDEKİ ETKİSİ
• Rutin alkol ve sigara alımı kişinin sağlıksız bir yaşam
tarzını seçtiğinin de göstergesidir. Sigara ve alkol tüm
sağlığı etkilediği gibi, saç sağlığını da olumsuz yönde
etkiler. Düzenli ve sağlıklı beslenmek, alkol ve sigara
kullanmamak, saç sağlığını da olumlu yönde
etkileyecektir. Özellikle sigara kullananlarda saçların
erken beyazladığı görülmüştür. Ayrıca, sigara saçlarda
yağlanmaya kırılmaya ve özellikle beyaz saçlarda renk
değişikliğine de neden olmaktadır.
Saçın Bölümleri ve Morfolojisi
Saç İki Bölümdür:
1) Saç kökü: Saç teli saç kökünden çıkar. Saç kökü kafa
derisinin yağ tabakasına gömülmüştür ve en uçta kalan
kısmına “saç soğanı” denir. Saç soğanında ayrıca saça rengini
veren melanin pigmentini oluşturan melanosit hücreleri de
bulunur. Saç soğanının en alt kısmında dermal papilla denen
damar yumağı bulunur. Bu yapı saçların büyümesi ve
beslenmesi için çok önemlidir. Her bir saç kökü, iç ve dış olmak
üzere iki kılıf tarafından çevrelenmiştir. Saç kökünün
çevresinde ayrıca saçı kayganlaştıran sebum salgılayan sebase
bezleri de bulunur.
2) Saç gövdesi: Saçın derinin dışında kalan kısmına “saç
gövdesi” denir. Saç gövdesi keratine dönüşmüş ölü hücreler,
bunları bir arada tutan maddeler ve sudan oluşmuştur.
Bir saç teli yapısı 3 tabakadan oluşur:
- Pul tabakası(Kutikula)dış kabuk,
- Lif tabakası (Korteks) Orta kısım,
- İlik hücreleri (Medülla) iç kısım.
Saçın Yapısı
Saçlar ve Özellikleri
Saç Tipleri
Saç ve saçlı derideki yağ bezlerinden salgılanan
sebum (yağ) miktarına göre saçlar;
- normal,
- kuru
- ince telli
- kepekli
- yağlı saç tipi olarak sınıflandırılırlar.
Genetik özellikler de saç tipini belirler.
Normal Saçlar :
Normal Saç, saçın yapısını teşkil eden tüm
maddelerin (nem, sebum, protein) dengede
olduğu parlak, canlı ve sağlıklı bir saç türüdür.
Normal Saç’ın güzelliğini ve sağlığını korumak
için düzenli bir bakım yeterlidir.
• Normal Saç
• Özellikleri:
• Saç kalın ve yoğun hissedilir. Bu tip saç yeni
yıkandığın da ve şekillendirildiğinde güzel bir
parlaklığa sahiptir. Normal saç, uç bölgesinde
ekstra kremleme gerektirebilir.
Kuru Saçlar :
Saçta kuruluk derideki yağ bezleri ve dış
etkilere bağlıdır.
Çok sık fön kullanmak, rüzgar ve ısı
değişimleri, perma veya boya, saç ve saç
derisine olumsuz etkiler yaparak kuru saçlara
neden olur.
Kuru saçlar parlamaz, bakımsız ve mat bir
görünüme sahip olurlar.
• Kuru Saç
• Özellikleri:
• Kafa derisinde ki yağ bezeleri, saç gövdesini
kaplayacak kadar yeterli yağ üretmezse ve suyun
buhurlaşmasını önleyemezse, bu kuru saça neden
olur. Saç boyama, perma yapma veya ısıyla saçları
şekillendirme uygulamaları da normal saçın
kurumasına yol açabilir. Çünkü bu işlemlerle saç
yapısı zarar görür ve nemi etkin bir şekilde tutmakta
başarılı olamaz. Hasar görmüş saç
zayıftır, kolayca kırılır, sertleşir ve çatal uçlar oluşur.
• Kuru saç, orta yaşlarda saçlar aklaşmaya başlarken de
oluşabilir. Çünkü vücut doğal olarak daha az yağ
üretir.Güneşte kalma ve klorlu su da saçı kurutabilir.
• İnce telli saç
• Özellikleri:
• İnce saç çoğu zaman gevşek görünür
hacimsizdir. Her zaman yağlı olmaya bilir, daha
az saç teli vardır ya da saçın hacmi azdır. Saç
her zaman dolgun değildir ve parmaklarınız
arasında belirgin şekilde hissedilmez. İnce saç,
kimyasal veya mekanik işlemlerle çok fazla
zorlanmamalıdır. Bu durumda daha
kolay kırılabilir.
• Kepekli Saç
• Özellikleri:
• Kepek hiper keratinleşme yani aşırı keratin
oluşumu adı verilen bir durumdur. Bunun anlamı
kafa derisi hücrelerinin çok hızlı yaşlanması ve
keratinleşmenin çok hızlı gerçekleşmesidir.
Genellikle cilt hücreleri düzenli olarak yaşlanır ve
düşer ya da fırça ile temizlenir fakat aynı anda
çok fazla hücre yaşlanırsa, bunlar birbirlerine
yapışmış pullar ya da parçacıklar oluştururlar.
Fırçalamakla veya şampuanla
yıkanarak temizlenemezler.
Yağlı Saçlar
Genetik özellikler dışında hormon
düzensizlikleri, dış faktörler ve stres gibi
durumlar yağ bezlerinin fazla çalışmasına ve
dolayısıyla yağlı saçlara neden olabilir.
Saçlarınız yağlıysa, onları ılık suyla ve yağlı
saçlara uygun bir şampuan kullanarak yıkayın.
• Yağlı Saç
• Özellikleri:
• Saçın dolgun görünüşü ve gövdesi harap olmuştur,
çünkü ağır saç gövdesi kafa derisine yapışıp kalmıştır,
kökler saçı kaldırmamaktadır. Hormon faaliyetlerinin
yükseldiği (ergenlik, gebelik gibi de) dönemlerde ağır
egzersiz yapıldığında güneş de fazla kalındığın da
veya çeşitli bakım ürünleri saçınızda kalarak saçlara
ağırlık verdiği zamanlarda harekete geçen aşırı yağ
üretimi nedeni ile sorunlar ortaya çıkabilir. Çok yağlı,
saçın her gün yıkanması gerekir.
Saç Sağlığını Olumsuz Etkileyen Faktörler
- Beslenme
- Stres
- Hava şartları (Rüzgar,soğuk hava, vs)
- Saçları Çok Fırçalamak
- Saçları Sıkı Tokalarla Bağlamak
- Saçlara Çok Fazla Sıcaklık Vermek
- Saçların Güneş Işınlarına Maruz Kalması
- Saçların Klorlu veya Tuzlu Suya Maruz Kalması
- Saçlara Kimyasal İşlem Yaptırmak
- Saçları Çok Yıkamak
Saç ve Saçlı Deri İnceleme Yöntemleri
• Saçta Teşhis
Saç ve saçlı deriyi gözlemlerken saçın
dokusunu, cinsini, durumunu, esnekliğini,
saçın gözeneklerini iyi tetkik etmek gerekir. Saç
ve saçlı deri incelemeleri mutlaka aydınlık
ortamda yapılmalıdır ki doğru tespitlerde
bulunulabilsin.
Gözle izlenimler:
• Mat
• Pelteleşmiş
• Solmuş renk
• Çatallaşmış uçlar
Dokunma ile izlenimler:
• Kuru
• Çatlak
• Pütürlü
• Islakken süngerleşmiş
• Kırık uçlar
Tarama esnasında:
• Esneklik yok
• Saç keçeleşir (özellikle ıslakken)
Genel göstergeler:
• Emiş gücü yüksektir (su, permanant, dekolore, saç
boyaları ve şekillendiricileri daha çok emer)
• Saç geç kurur
• Alkali ortamda kabarma fazladır (özellikle
permanantda tehlike arz eder)
• Dökümü ve esnekliği azalır (permanantda ve
şekillendirildiğinde saç dayanıklı olmaz).
•
•
•
•
•
Yönelteceğimiz değişik sorular da saç ve saçlı
deriyi teşhis etmemize yardımcı olur. Örneğin:
Permanant yaptırdınız mı? Yaptırdıysanız en son
ne zaman?
Saç rengini açtırdınız mı? Açtırdıysanız en son ne
zaman?
Kına ve rastık yaptırdınız mı? Yaptırdıysanız en
son ne zaman?
En son ne ne zaman kestirdiniz?
Defrize yaptırdınız mı? Yaptırdıysanız en son ne
zaman?
• Saçı ve Saçlı Deriyi İncelerken Kullanılan Araç
Gereçler
• Wood lamb
• Bilgisayarlı saç analiz cihazı
• Mikroskop
• Elektron mikroskobu
• Biyopsi
• Patoloji
• Direkt mikroskop
• Wood Lamb
Wood ışığı, 365 mm dalga boylu bir ultravioleA ışığıdır. Nikel oksitli filtresi olan özel lambalar
ile elde edilir. Bu ışık ile deri lezyonlarının
incelenmesi, karanlık bir odada yapılır.
•
•
•
•
•
•
•
•
Bazı hastalıklarda Wood ışığı muayenesi ile şu
sonuçlar alınır:
Mikro sporum infeksiyonları -Parlak yeşil
Favus (kellik) -Mat yeşil
Trikofiton tonsurans infeksiyonları -Yok
Trikofiton violaceum infeksiyonları -Yok
Tinea versikolar -Sarı-yeşil
Eritrazma- Mercan kırmızısı
Psödomonas intertrigosu -Sarımsı veya mavimsi
yeşil
Psoriasis - Kırmızı (bazen)
Bilgisayarlı Saç Analiz Cihazı
Mikroskop:
Mikroskop altında izlenimler: Pul tabakası
kalkmış veya yok olmuştur.
Biyopsi:
Genellikle elektron mikroskobu,
immünofloresan veya kültür için rutin
histolojik preparat hazırlamakta olup trefin ile
küçük deri parçaları alınır. Keskin, tek
kullanımlı 2–6 mm çapında zımba biyopsi
aletleri kullanılır. Bu şekilde alınan 4 mm’den
küçük çapta biyopsiler için sütur koymak
gerekmez.
Patoloji:
Biyopsi ve patoloji cilt doktorları tarafından
yapılmaktadır.
Deri Tanımı, Yapısı ve Ekleri
CİLT(DERİ) NEDİR?
Cildimiz, vücudumuzun dış yüzeyini kaplayan,
kendini yenileyen ve sürekli nefes alan yaşayan bir
organımızdır.
Bir diğer tanım olarak deri veya cilt; insanlar ve
hayvanların vücutlarını kaplayan en üst katman
olup, altında barındırdığı kas ve organları koruyan
ve doku tabakalarından oluşan bir örtü sistemi
organıdır.
Cildimiz üç ayrı tabakadan oluşur.
Üst deri (epidermis)
- Stratum corneum
- Stratum lucidum
- Stratum granulosum
- Stratum spinosum
- Stratum germinativum
Orta deri (dermis)
- Papiller Katman
- Retiküler Katman
Alt deri (Subkutan Tabaka )
•
•
•
•
Cilt yapısı 3 ana bölümde incelenir
Epidermis Tabakası
5 tabakadan oluşur:
Stratum Corneum (boynuzsu katman): Balık pulu gibi birbirlerine sıkıca
yapışan ve devamlı olarak alttan gelen yeni hücrelerce yenilenen bir
katmandır. Bu hücreler bir proteinli madde olan keratini içerir. Bu katmanın
yüzeyi asidik bir madde ile kaplıdır.
Stratum Lucidum (şeffaf katman): Bu katman küçük ve şeffaf hücrelerden
oluşur. Vücutta kıl olmayan yerlerde bulunur.
Stratum Granulosum (granüllü katman):Dikenli hücreler katmanı üzerinde
iki üç sıra ip şeklinde hücrelerden yapılmış Stratum Granulosum bulunur.
Buradaki hücreler atrofye (zayıflamış) olmuş durumdadır. Hücreler
arasında köprüler bulunmaz.
Stratum Spinosum (dikenli katman):Bazal katmanın üzerinde deri yüzeyine
paralel olarak yerleşen 6–7 sıra polygonal (dikenli) hücrelerden yapılmış
katmandır. Bu hücreler birbirine prostoplazmik (hücre zarı) uzantılarla
bağlıdırlar. Hücreler arası boşluklarda lenf bulunur.
Stratum Germinativum (temel katman): Bu katman devamlı
olarak yeni hücreler yapar ve üst katmanlara yollar. Bu
katmanda yer alan bir başka önemli hücre tipi melanositlerdir.
Bu hücreler MELANİN adı verilen koyu renkli pigmentleri
yapar. Melanin, dış ortamdan cilde gelen zararlı ultra viyole
ışınlarının daha alt katmanlardaki hassas hücrelere ulaşmasını
engeller. Bu ışınlar, hassas hücreleri yok edebilirler. Siyah ırk
insanlarında bu pigment daha fazla miktarda bulunur. Yaz
aylarında ve karlı ortamlarda güneş ışınları nedeni ile bu
pigment yapımı artar ve cilde daha koyu bir renk verir.
• Epidermis katmanındaki hücreler doğar, yaşar ve ölürler yani
dökülürler. Yaşlanan hücreler cilt yüzeyinden dökülür. Yeni
hücreler temel katmanda yapılmaya devam eder. Yeni yapılan
hücreler gelişir, yeni hücreler yapmak üzere bölünür ve
sonunda 2 haftalık bir yolculuk ile en üst katmandan dökülen
hücrelerin yerini alırlar. Bu yer değiştirme işlemi yaşam
boyunca sürer. Yaşlanma ile birlikte hücrelerin dökülme ve
yerine geçme işlemleride yavaşlar.
• Dermis Tabakası
Bu bölüm, bağ dokunun ön planda olduğu ve
damardan çok zengin bir katmandır. Çok sayıda kan
ve lenf damarı yanı sıra, sinirler, ter bezleri, yağ
bezleri (Sebase Bezler), kıl folikülleri ve bazı yardımcı
yapılar bulunur. Bu katman cilde tatbik edilen
maddeleri emen katmandır. Bu katmanda yapılan yağ
(sebase) ve ter cildin asidik örtüsünü oluşturur.
Sebase bezlerin aşırı çalışması sivilce ve siyah
noktaların oluşumuna neden olurlar.
Dermis 2 tabakadan oluşur:
• Papiller Katman: Çok önemli cilt yapıları olan KOLLAJEN ve
ELASTİN liflerinin bol bulunduğu bir katmandır. Kollajen ve
elastin cilde esnekliğini, gerginliğini veren protein yapısındaki
liflerdir. Her hangi bir şekil değişikliğinde, cildin tekrar eski
şeklini almasını sağlarlar. Altaki katmanlarda hücre ve
damarların gelişmesi için uygun ortam yaratırlar.
• Retiküler Katman: Bu katman yağ doku hücrelerinin, kan ve
lenf damarlarının, yağ bezlerinin, ter bezlerinin, kıl
foliküllerinin ve bu kılların hareketini sağlayan errector pilli
kasların bulunduğu katmandır.
• Subkutan Tabaka
• Cildin en içte kalan kısmıdır. Besleme,
salgılama ve ısı değişiminin sağlandığı
katmandır.
DERİNİN FONKSİYONLARI
DERİNİN GÖREVLERİ:
- Koruma görevi
- Depo görevi
- Isı denetim görevi
- Boşaltım görevi
- Emilim görevi
- D vitamini sentez görevi
- Duyu görevi
- Solunum görevi
- Estetik görevi
Koruma görevi: Deri vücudun dış yüzeyini
saran, dış etkilere karşı koruyan, dayanıklı ve
kendini yenileme özelliği olan, iç organlarla dış
ortamı birbirinden ayıran ve koruyan örtüdür.
Depo görevi: Alt deri ve deri altı tabakası lenf
ve kan damarları yönünden zengindir. Bu
nedenle deri, kan, su, suda eriyen
maddeler,yağ ve karbonhidrat
deposudur.(Derinin %60-70’i sudur.)
Isı denetim görevi : soğuk havalarda otonom
sinir sisteminin etkisi ile kıl kası faaliyete
geçerek deri yüzeyinin porların kapanmasına
neden olur ve böylece soğuk havanın vücuda
girmesini engeller. Sıcakta ise ter kaybı ile
vücut ısısının bir kısmı vücut dışına atılır.
Böylece vücut ısısı dengede kalmış olur.
Boşaltım görevi: deri ile günde 500 ml su
kaybı olmaktadır. Terle birlikte birçok
metabolizma artığı maddeler dışarı atılır.
Böylece böbreklerin yükü azalır.
Emilim görevi: yağ ve yağda eriyen bazı
maddeler deri tarafından emilir. Isı ve nem
emilimini kolaylaştırır. Bazı gazlar (civa, iyot,
aseton,alkol, buharları emilen gazlar
arasındadır.), vitaminler,hormonlar da deri
yoluyla emilebilir.
D vitamini sentez görevi: D vitamininin ön
maddesi deride bulunur. Güneş ışınlarının
etkisi ile kullanılabilir hale gelir.
Duyu görevi: Dermise yerleşen duyu
sinirlerinin epidermise ulaşan alıcı uçları ile
ağrı,ısı, sıcak, soğuk, temas gibi duyuları
alabilir.
Solunum Görevi: Porlardan alınan
oksijen,dermisin üst tabakasındaki kılcal
damarlar vasıtasıyla karbondioksit ile yer
değiştirir. Buna deri solunumu denir.
Estetik görevi: İnsanın güzel görünümünü
sağlıklı bir cilt verir. Deri altı tabakası derinin
altında yastık oluşturarak, derinin düzgün
görünmesini sağlar.
Cildi Koruyan Fizyolojik Parametreler
Asit Manto (Cildin Asit Koruyucu Mantosu):
Cildin üzerindeki terin buharlaşması sırasında geriye kalan
yağ asitleri, diğer asitler ve suda çözünen kimyasal
elementler tarafından oluşur. Bu doğal koruma sistemi (asit
koruyucu mantosu) enfeksiyonları önleyerek hastalık
yaratan virüslerin de yaşama şansını azaltır. Cildi tüm dış
etmenlerden ve hava koşullarından korumayı sağlar. Sağlıklı
bir cildin asit koruyucu mantosu, organik bir rahatsızlık veya
uygun olmayan bakım maddeleri, kötü hava koşulları gibi
nedenlerle bozulursa pH değeri rahatlıkla baz değere
dönüşür, bunun sonucunda da çeşitli cilt rahatsızlıkları
oluşur (örneğin, egzama, hassasiyet). Cildin asit ve alkali
içeriği pH diye adlandırılan bir kavramla ifade edilir. Bu
değer bir ölçüdür ve vücudun değişik yerlerinde farklı
değerlere sahip olabilir. Bu değer 0–14 arasında bir skala ile
ölçülür.
Asit değeri: 0–7,
Baz değeri: 7–14,
Nötr: 7 değerdedir.
pH ölçüsü bakım maddelerinin asit, nötr, alkali
olup olmadığını tespit eder. İnsan cildi üzerinde
ürünün tesirinin ölçülebilmesi için bu son derece
önemlidir. İnsan cildinin normal pH değeri 4.2 ila
6 arasında asit değeridir. Bu nedenle ciltte bakım
kremleri yumuşak bir asit değeri gösterir. Cilt
temizleme maddeleri olarak kullanılan kısa süreli
etkili temizleme sütlerinin pH değeri nötrdür.
Tonikler ise 5.5 asir değere göre ayarlanmıştır.
Ciltte alkali değere sahip hiçbir ürün
kullanılmamalıdır. Cildin pH değerinin yapısını
bozar, cildi kurutur. Bunlara örnek; sabun, kolonya
gibi alkali özellikte maddelerdir.
Lipit Manto:
Deri yüzeyinde asit manto ile birlikte bulunan koruyucu
bir örtüdür. Yağ bezleri salgısı sebum ile epidermisin
yüzeysel katlarının salgılarından ortaya çıkar. Hafif yağlı
homojen bir nitelik taşır. Epidermisin yumuşaklığını
sağlar, nem kaybını önler. Asit manto lipid (yağ) manto
ile birlikte bakterilere karşı sağlam bir koruyucu engel
oluşturur (yağ-ter). Ter alt katlardan gelen yağla
(sebum) birlikte bir film tabakası (doğal kozmetik)
oluşturur. Buna kozmetik ve tıpta “dışa doğru koruyucu
mantosu” denir. Bu tabakaya vücuda faydalı bakteriler
yerleşerek dıştan gelen zararlı bakterilere karşı hazır
bulunur. Bu faydalı tabakanın korunması, cildin sık sık
temizlenerek ve yeni filmin meydana gelmesine imkan
vermekle mümkündür.
Nem Faktörü:
Vücudumuzun %70’i sudur ve bu su miktarının
%13’ü epidermiste bulunur.Olgunlaşmış deride
ise bunun yarısı kadar su ihtiva eder. Deri her
yönüyle hidrofil (su emen) bir kumaş gibidir.
Ciltteki su kaybının sonucu cildin kuruması,
çatlaması ve sonuçta kırışmasıdır. Biyolojik
yaşlılıkta bu uzun bir süreç içinde oluşur. Dış
etkenler örneğin güneş nem dengesini bozduğu
için cilt normal fizyolojik sürecinden daha çabuk
yaşlanır.
CİLDİ YIPRATAN FAKTÖRLER
1. Dış Etkenler
a) Güneş ışınları (UV-A, UV-B, UV-C)
b) Rüzgar
c) Soğuk-sıcak-kuru hava
d) Kireçli su
Bunlar ciltte su kaybına, kurumaya ve bunlara
bağlı olarak ciltte pullanma ve çatlamaya yol
açabilirler.
2. Kimyasal Maddeler, Alkaliler (Sabunlar,
Deterjanlar, Şampuanlar)
Cildimizin 1 cm karesinde 1 milyon bakteri vardır,
bu cilt florasını meydana getirir. Sabun bu cilt
florasını bozar. Sabun yağ asitlerini alkali
tuzlarından olup, cilt pH’ını alkaliye kaydıran ve
cildin hirolipid yapısını bozan bir maddedir.
Ayrıca, sudaki Mg ve Ca iyotlarını çöktürerek
cildin kurumasına, incelmesine ve pul pul
dökülmesine yol açar. Yağlı ciltlerdeki yağ salgısını
arttırır, gözenekleri kapatarak sivilce, komedon,
mantar ve pişiklerin oluşmasına yol açar. Cilt
temizliğinde en önemli olay cildin nem ve yağına
dokunmadan temizlemektir.
3. Makyaj Artıkları:
(Boyalı, kokulu malzeme, saç boyaları, pudra,
fondöten) Cilt gözeneklerini kapatarak cildin
oksijenlenmesine engel olurlar.
4. Sigara, Alkol, Kafein:
Kan akımının azalmasına neden olurlar. Cildin
beslenmesini engellerler.
5. Stres, Yaşam Tarzı, Çalışma Ortamı,
Uykusuzluk
Çeşitli hormon salımlarını değiştirir. Hormonal
dengesizlikler oluşur, bunlara bağlı ciltte
kuruma, yağlanma veya sivilce oluşumu
görülür.
6. Yanlış Beslenme:
Dengesiz beslenme ve vitamin eksiklikleri
cildin dayanıklılığını azaltır. Çabuk
yıpranmasına neden olur.
7. Hava Kirliliği
Egzoz gazı, havadaki kimyasal buhar ve asitler
(kurşunlu, sülfürlü atıklar) gibi maddeler cildin
tahrişine ve yıpranmasına yol açar.
-
CİLT SAĞLIĞINI ETKİLEYEN FAKTÖRLER
Cilt aşağıdaki etkenlere bağlı olarak değişik oranlarda
yaşlanır:
Stres,
İhmal ve dış etkenler,
Aşırı güneş / UV ışınları,
Rüzgar, tuzlu su ve kirli hava
Fizyolojik ve psikolojik bozukluklar
Ani ve aşırı kilo kaybı
Kullanılan ilaçlar,
Dengesiz- kötü beslenme,
Aşırı alkol, sigara cildin görünümünü bozar.
CİLT TÜRLERİ
-
Cilt Tipleri :
Kuru cilt
Yağlı cilt
Normal cilt
Karma cilt
Yaşlı cilt
Akneli cilt
Hassas (Kuperozlu) cilt
Kuru Cilt
Kuru cilt tipi, ince gözenekli ve düzgün yüzeyli, hassas
bir yüzeye sahiptir. Ciltte gözle görülür pullanma ve
aşırı gerginlik hissi vardır. Kuruluk nedeniyle dışarıdan
gelen etkilere karşı tepki gösterir. ve hassasiyet
oluşur. Cilt olgunlaştıkça yağ eksikliği nedeniyle kurur
ve kırışıklıklar da artar. Cilt üzerinde, pullanmalar ve
kılcal damarlar(kızarıklıklar) yüzeyde görülebilir.
Bakım uygulanmadığı takdirde cilt esnekliğini
kaybeder ve kırışıklıklar derinleşir.Bu cilt tipinde
komedon'a(siyah nokta)rastlanmaz.
Yağlı Cilt
Yağlı cilt, gözeneklerin oldukça açık olduğu,
parlak görüntüye sahip bir cilttir. Cilt yapısı
kaba ve parlak görünür. Ciltte sürekli yağlanma
vardır. Yağ bezlerinin fazla çalışması nedeniyle
bu ciltler siyah nokta(komedon) ve
sivilce(iltihaplı sivilce) oluşumuna eğilimlidir.
Normal cilt:
Normal cilt tipi, genç yaşlarda düzgün, narin ve
pembemsi bir görüntüye sahiptir. Cilt düzgün,
nem ve yağ bakımından dengelidir. Siyah
nokta(komedon)görülmez. Yaşın ilerlemesiyle
gerginlik hissi de artar ve ilk kırışıklıklar
oluşmaya başlar. Cilt canlılığını kaybetmeye
başlar.
Karma Cilt
Karma ciltlerde farklı cilt bölgesi mevcuttur. T
bölgesi(alın, burun, çene) yağlı, bu kısımlarda
gözenekler açık, siyah nokta(komedon) vardır. Bu
bölgede cilt daha kalındır ve fazla yağ üretir. Yanak
kısımlarında ise cilt daha normal ya da kurudur. Kuru
olan yanak bölgesinde gerilme hissi daha fazladır.
akdeniz insanının cilt tipidir. Karma cilt bazen ters
karma olarak karşımıza çıkar. T bölgesi kuru yada
normal, yanak bölgesi yağlı olarak görülebilir. Ters
karma cilt tipine çok ender olarak rastlanır.
Yaşlı cilt:
Vücut yaşlandıkça faaliyetler yavaşlar ve hücre
yenilenme hızı düşer.Hücrenin, yaşam ritminin
yavaşlaması sonucu oluşan bir cilt tipidir. Ölü
hücreler kat kat yığılarak sonuçta cilde kaba bir
görünüm verir. Yağ hücrelerinin daha yavaş
çalışmaları ise derin çizgilere ve gevşemeye
neden olur. Sürekli bir nemlendirici
kullanılmazsa deri kurur ve kırışır.
Yaşlı cilt genellikle elastik değildir. Bunun
tespiti için yüz ya da boyunda küçük bir alan
baş parmak ve işaret parmağı arasında fazla
sıkıştırılmadan ileri çekilmelidir. Eğer cilt
bırakıldığında hemen ilk haline dönüyorsa
elastikiyeti mevcuttur. Eğer normal durumuna
daha yavaş dönüyorsa elastik değildir.
Akneli cilt:
Ergenlik döneminde hormonların fazla
çalışmasından dolayı yağ bezleri fazla yağ
salgılar ve ciltte problemler görülür. Sivilce,
akne, siyah nokta ve cilt üzerinde parlak
bölgelerin oluşumu yetişkinlik dönemine kadar
devam edebilir. Bu nedenlerden dolayı cildin
erken yaşlarda bakımı çok önemlidir.
Hassas (Kuperozlu) cilt:
Bu tür ciltlerde, cilt yüzeyinde yanmalar,
kızarıklıklar, kılcal damar çatlakları, güneşten
dolayı oluşmuş lekeler görülür. Ciltte dış
etkenlerden kaynaklanan hassasiyet
oluşabileceği gibi yanlış ürün kullanımından
kaynaklanan kızarıklıklarda görülebilir. Cilt ısı
farklılıklarından aşırı derecede etkilenir.
CİLT YAŞLANMASI
Yaşlanma, hücrelerden organlara kadar
tüm yapılarda fonksiyonların giderek
azaldığı/yavaşladığı bir süreçtir. Canlı
organizmanın büyüme ve gelişmesinde
zamanla meydana gelen gerilemelerin
toplamı ve fonksiyonel açıdan yeteneklerin
azalması olarak da tanımlanabilir.
Yaşlılıkla meydana gelen değişikliklerde fiziksel,
psikolojik, biyolojik, sosyal yaşlanmanın iç içe olduğunu
söylemek mümkündür. Dolayısıyla, biyolojik, psikolojik ve
sosyal yaşın iç içe geçmesi ve birbirini etkilemesi, kişinin
gerçek yaşam sürecini belirlemektedir.
YAŞLANMAYA BAĞLI OLARAK DERİ VE EKLERİNDE
MEYDANA GELEN DEĞİŞİKLİKLER
Deri yaşlanması iki olgunun sonucudur;
1. İntrensek (kronolojik) Yaşlanma: Bu tür yaşlanma
sadece zamana bağlı olarak oluşan değişiklikleri
içerir.
2. Foto Yaşlanma: Çevresel etkilere, özellikle de güneş
harabiyetine bağlı olarak gelişen yaşlanma sürecidir.
Kronolojik yaşlanma özellikle derinin fonksiyonlarında
fizyolojik değişikliklerle karakterize olup, kaçınılmaz
evrensel bir olaydır. Bunun aksine foto yaşlanma ise ne
evrensel ne de kaçınılmazdır. Foto yaşlanma güneşe
maruz kalan deride oluşan morfolojik ve fizyolojik
değişikliklerle karakterizedir.
1. İNTRENSEK YAŞLANMANIN ÖZELLİKLERİ
Klinik olarak zamana bağlı kronolojik yaşlı deri, kuru ve
soluk görülür. İnce kırışıklıklar mevcuttur. Laksisite bir
ölçüde artmış ve bir dizi iyi huylu tümör oluşmuştur.
Histolojik olarak bu tip yaşlanmada en önemli ve çarpıcı
değişiklik ise dermo epidermal bileşkenin düzleşmesidir.
Bunun sonucu olarak dermis ve epidermis arasındaki
yüzey küçülmüştür. Öyle ki, bu küçülmeden dolayı derinin
her iki tabakası arasında iletişim ve besin maddelerinin
transferi azalmıştır.
EPİDERMİS
Hücre yenilenmesi azaldığından epidermis incelmektedir.
Kronolojik yaşlanmada ilk gözle görülür değişiklik,
stratum corneumda rastlanır. Ortalama kalınlığı
değişmemekle birlikte stratum corneumun bariyer işlevini
sağlayan nötral lipitlerin oluşum hızı azalmaktadır.
DERMİS
Dermiste kollajen ve elastin miktarı ile birlikte mast
hücresi ve fibroblastların sayı ve hacimlerinin azalması
deride
kırışıklık
ve
elastisitenin
azalmasıyla
sonuçlanmaktadır. Kronolojik yaşlanma neticesi gelişen
işlemsel fonksiyonel değişiklikler, yara iyileşmesinin de
azalmasına
neden olur. Çünkü
keratinosit ve
fibroblastların çoğalma ve kapasitesi azalmıştır, sitokin
üretimi yavaşlamıştır, kollajen ve elastik lif sentezi
düşmüştür. Bunun yanında yaşlı deride kuruluk sık
rastlanan ve beklenen bir bulgu olmakla birlikte
düşünülenin aksine dermiste su içeriği artmaktadır.
YAĞ DOKUSU
Deri altı yağ dokusu genel olarak puberteden 70 yaşa
kadar sabit bir oranda artar. Ancak, bu artış özellikle
kadınlarda belirgin olmak üzere bölgesel farklılıklar
gösterir. Örneğin yüz ve el sırtlarında az, karın ve
kalçalarda fazladır. Yaşlılarda bu doku yüz, el, sırtı, ayak
bileği civarı ve ayak tabanında incelme ile birlikte ayak
problemlerini de beraberinde getirmektedir
2. FOTO YAŞLANMA
Yaşlanmada evrensel faktörler derinin yapısal ve işlevsel
bütünlüğünü giderek daha çok etkiler. En önemli çevresel
faktörlerden biri olan ultraviyole ışınlarının etkisi ile
deride foto yaşlanma adı verilen bir tablo ortaya
çıkarmaktadır. Kronolojik yaşlanmadan oldukça farklı
gelişen bu tablo klinik olarak da deride kabalaşma,
kırışıklık, benekli pigmentasyon, gevşeklik, telenjiektazi
vb. değişikliklerle kendini gösterir. Foto yaşlanmayı,
kronolojik yaşlanmadan ayıran en önemli farklardan biri
de önlenebilir olmasıdır.
YAŞLILIKTA İNSAN DERİSİNDE AZALAN
FONKSİYONLAR
-
Hücre yenilenmesinde,
Bariyer fonksiyonunda,
Kimyasal arınmada,
Hislerin algılanmasında,
Mekanik korunmada,
Yara iyeleşmesinde,
-
İmmün cevaplarda,
Isı ayarlanmasında,
Ter salgılanmasında,
Yağ salgılanmasında,
D vitamini üretiminde,
DNA onarımında
azalma.
YAŞLI CİLDE BAKIM ÖNERİLERİ
Günümüzde yaşlı popülasyonunun giderek arttığı ve bu
bireylerin yaşamlarını sosyal açıdan eskiye oranla daha
aktif geçirme isteğinde olduklarını görmekteyiz. Bu
yüzden de sağlıklı ve güzel bir görünüşe sahip deri ve
eklerinin varlığı oldukça önem taşımaktadır. Bu nedenle
deri ve eklerinde oluşan yaşlanmayı geciktirmeye yönelik
tedbirlerin alınması, yaşlılık dönemine ait deri ve
eklerindeki kronolojik ve foto yaşlanmanın tanınması ve
düzeltilmesi günümüzde oldukça güncellik kazanmıştır.
Yaşama, bir evrim süreci olarak baktığımızda, değişme ve
alışmanın yaşam boyu sürdüğünü söyleyebiliriz. Her
dönemin kendine özgü sorunları ve güzellikleri vardır.
Yaşlılığın üstünlüğü bu dönemde de kişinin kendi
gereksinimlerini ve en önemlisi dünyayı daha iyi tanıyor
olmasıdır. Elde ettiği deneyimler ve zamanında kazandığı
iyi yaşam alışkanlıkları, uygun bakım kozmetiklerinin
doğru kullanımı yaşam boyu sürecek öğrenme, keşfetme
dürtüsüne yön verecektir.
Bu nedenle deri ve eklerinde meydana gelecek
değişikliklerle mücadeleye yardımcı olacağına inandığımız
çözüm önerilerini şu şekilde sınıflayabiliriz.
1. Koruyucu (profilaktif) önlemler,
2. Tedavi edici (terapötik) yöntemler.
1- Koruyucu Önlemler:
Öncelikli olarak sağlıklı güzel görünüşe sahip bir yaşamın
sürdürülmesi için kimyasal açıdan ele alınması gereken
tedbirler vardır. İnsanın sağlıklı bir şekilde yaşamını
sürdürmesi için yaşamsal öneme sahip eser elementlerin
ve vitaminlerin alınması, düzenli ve dengeli beslenme,
çevresel kirlenmeyle hava, su ve topraktan gelen toksik
elementlerin vücuda girişinin ve birikmesinin önlenmesi,
radyasyon ve çevresel etkilerle dokulara zarar vererek
doku tahribatına ve değişikliğe neden olan maddelerin
(oksidanların) zararlarının önlenmesi gerekmektedir.
Güneş koruyucuları; ultraviyole radyasyonunun foto
yaşlanma ve cilt kanseri gibi zararlı etkilerinden insan
cildini korumak ve güneş duyarlılığı ile fototoksisiteyi
azaltmak için yaygın olarak kullanılmaktadır. Küçük
yaşlardan itibaren güneş koruyucuların sürekli ve düzenli
kullanımı yaşlanmayı geciktirici ve önleyici bir yöntemdir.
Ancak bu alışkanlığın sonradan değil küçük yaşlardan
itibaren edinilmesi gerekir. Bunun için de eğitim yaşındaki
gençlere güneş güvenliği kavramı aşılanmalıdır.
Cildi koruyan, canlandıran, besleyen, enerji ve elastikiyet
kazandıran kozmetik ürünlerin kullanımı da yaşlanmaya
karşı alınacak önlemlerde etkilidir.
1. Tedavi Edici Yöntemler:
a) Kozmetik Yöntemler




Retinoik asit içeren kozmetik ürünler,
C Vitamini veya soya izoflavinleri içeren kozmetik
ürünler,
AHA veya PHA içeren kozmetik ürünler,
Mikrodermabrazyon
b) Dermatolojik / Tıbbi Yöntemler



Tüm kimyasal peelingler (Fenol, TCA, AHA),
Lifting,
APTOS
c) Cerrahi Yöntemler


Korreksiyon,
Lifting operasyonu
d) Diğer Yöntemler


Botox,
Doldurma (Filling metodu: kollagen, Hyaluronik
asit vb.)
Cildi İnceleme Yöntemleri
Cildin Gözlemlenmesi:
Cilt teşhisi yaparken cildin makyajsız ve natürel olması gerekir.
Cilt çıplak gözle teşhis edilirken şunlara dikkat edilmelidir:
Cildin tipine göre
a) Yağ durumu
b) Nem durumu
c) Gözeneklerin durumu
Cildin yapısına göre
a) Kırışıklık durumu
b) Elastikiyet
c) Cilt kalınlığı
d) Cildin tonusu (kas gerilme)
e) Kasların şişme durumu
f) Hassasiyet
Cilt bozukluklarına göre
a) Komedon
b) Sivilceler
c) Pigment lekeleri
d) Yaşlılık lekeleri vb.
Cildi İncelerken Kullanılan Araç
Gereçler
Lup (Büyüteç Lambası)
Lup, yansımasız bir ışıkla büyütme sağlayarak
ciltteki kusurları analiz etmeye yarar. Lamba
özellikle siyah ve beyaz noktaların çıkarılması
ve sivilcelerin temizlenmesi sırasında yardımcı
olur.
Cilt Dürbünü:
Cilt dürbünü cilt incelemek için kullanılan
gelişmiş bir büyüteç lambasıdır. Tek yönlü bir
büyüteç aynası ile estetik uzmanı müşterinin
cildini incelerken aynı zamanda müşteri de
aynada kendisini görebilir. Buzlu camın ardına
yerleştirilen ve aynayı çevreleyen ışık çemberi
yüzü çok iyi aydınlatır.
Wood Lamb:
Wood lambası estetik uzmanı tarafından cildin durumunu tespit etmek için
kullanılır. Oda karanlık olmalıdır.
Cilt Durumunun Wood Lambla Belirlenmesi:
Kalın corneum tabakası = Beyaz flüoresan
Ciltte ölü hücreler = Beyaz noktalar
Normal ve sağlıklı cilt = Mavi-beyaz
Yeterli nemi olmayan cilt = Mor flüoresan
Susuz cilt = Açık leylak
Nemli cilt = Parlak flüoresan
Yağlı bölgeler ve comedonlar = Oranj
Pigmentasyon ve koyu noktalar = Kahverengi
Derinin renk bozuklukları =Kahverengi
Wood lamba bakılırken cilt analizi yapılan kişi ışık kaynağına bakmamalıdır
Bilgisayarlı Cilt Teşhis Cihazı:
KLASİK MASAJ MANİPÜLASYONLARI
Masaj, Vücuttaki yumusak dokular üzerine yapılan sistematik ve
bilimsel el hareketleridir.
Masajın hemen hemen tüm dünyada eski bir geçmişe sahip olduğu
bilinmektedir.Başlangıç tarihi M.Ö. 3000 yıllarına kadar giden masajın en
eski uygulamasının bu dönemlerde Çin ve Hindistan’da yapıldığını
kaynaklardan öğrenmekteyiz. Hint kültüründe masajın çok ayrı bir yeri
vardır.Hindistan’ın koruyucu tanrısı “Vişnu’nun karısı Lakşmi’yi kocasının
ayaklarına masaj yaparken tasvir eden heykeller vardır.
Kayıtlar Eski Çin’de 5000 yıl öncesinden beri kullanılan bir masaj ve
egzersiz sisteminin bulunduğunu göstermiştir.
İran, Mısır ve japonya’daki eski medeniyetlerin halkları masaj sanatını
kozmetik amaç için kullandılar. Vücut ve deriye güzelleşmek için yağ ve
parfüm sürüldüğü zaman tedavi edici özelliklerde kazandıklarını keşfettiler.
M.Ö. 2000’li yıllarda Mısırlılar sağlığı geliştirme ve hastalıkları
gidermede masajdan yararlandılar.
Antik dönemde Ege uygarlıklarında zeytin yağıyla karıştırılan güzel
kokulu otlarla masaj yağları hazırlanırdı.Homeros (İ.Ö 1000) ünlü İliada,
Odessa destanlarında kahramanların yıkandıktan sonra vücutlarını güzel
kokulu yağlarla oğduklarını belirtmiştir.
M.Ö. 500 yıllarında Yunan tarihçi Heredot egzersiz ve masajın
hastalıkların tedavisinde kullanıldığından, masaj manipulasyonlarından olan
Öfloraj ve Friksiyondan bahsetmektedir. Bu tarihlerde öfloraj hakkındaki
prensipler belirlenmeye başlandı. Bu yıllarda masaj kalpden uzağa doğru
yapılıyordu. Uygulanan tedavi boyunca değiştiriliyordu. Masajın
başlangıcında hafif, sonrasında daha derin ve daha çabuk, sonlarına doğru
ise daha yavaş manipulasyonlar yapılıyordu.
M.Ö.(460-377)’ de Hipokrat ise omuz çıkıkları ve kas yırtıklarından
sonra friksiyon; kabızlıkta ise yoğurma tarzında hareketleri önermiştir.
Hipokrat, bu tarihlerde dolaşım sisteminin tam anlasılamamış olmasına
rağmen öflorajın kalbe doğru yapılmasının daha yararlı olacağını ileri sürdü.
Eczacılığın babası sayılan, kimine görede tarihteki ilk spor hekimi kabul
ediln Romalı Gallen (M.S.130-200) Gladyatörlere karşılaşma öncesi ve
sonrasında “yağla kızarana dek ovarak masaj yapmıştır. Gallen masaj
hareketlerinin yönünün kas lifleri yönünde olması gerektiğini de belirtmiştir.
Dönemin ünlü Türk tıp bilgini İbni Sina (M.S. 980-1037) da masajın
yararlarından söz etmiştir.Beş kitapdan oluşan El kanun Fit Tıp isimli serinin
ilk kitabı olan Külliyat’ta beden eğitimi ve sağlıklı yaşamla ilgili görüşlerine
yer vermiştir.Sağlığın korunması için egzersiz yapmanın ve beraberinde
masajın yararlarına değinmiştir.
Ortaçağ Avrupa’sında karanlık bir engizisyonun sürdüğü dönemde
masaj yasaklanmış, Rönesansla birlikte yeniden kullanılmaya başlanmıştır.
18.y.y ‘da masaj teknikleri daha da gelişmeye başlamış ve bu konuda
farklı görüşler ileri sürülmüştür. Çeşitli görüşlerin olduğu bu dönemde Peter
Henry Ling ve Metzger’in çalışmaları ile İsveç Masajı oluşturulmuş,
uygulama teknikleri, endikasyonları ve kullanılan masaj hareketleri ( öfloraj,
friksiyon, petrisaj, tapotmen) belirlenmiştir. Bunlardan sonra Amerika’da
Mitchell ve Kellogg, İngiltere’de Cyriax ve Mennel masaj üzerine
çalışmışlardır.
Batıda ilk olarak masaj hakkındaki Çin yapıtları Fransızca’ya
çevrilmiştir. Günümüz masaj terminolojisinin büyük ölçüde Fransızca
olmasının nedeni budur.
Daha sonraları çeşitli araştırmacılar masaj teknikleri üzerinde çalışarak,
farklı amaçlar için uygulanabilecek farklı masaj tekniklerini geliştirmişlerdir.
Günümüzde en çok kullanılan masaj tekniği Klasik Masajdır. Bu teknik
Ling ve Metzger’den sonra Albert Hoffa tarafından geliştirilerek bugün
uygulanan klasik masajın temelini oluşturmuştur.
Hoffa masaj manipulasyonlarını öfloraj ( sıvazlama), friksiyon (dairesel
hareketler), petrisaj (yoğurma), Tapotmen (vurma) ve Vibrasyon (Titreştirme)
olarak beş ama grupta ele almıştır. Hoffa’nın geliştirdiği klasik masaj
manipulasyonları, diğer masaj tekniklerininde temelini oluşturmuştur.
KLASİK MASAJIN GENEL PRENSİPLERİ
Masör: Masaj yapmayı meslek olarak seçen erkeklere denir.
Masöz: Masaj yapmayı meslek olarak seçen bayanlara denir.
Masör ve masözün elleri iri, kuvvetli, her iki elini de eşit derecede
kullanabilmelidir. Eller soğuk ve nemli olmamalıdır. Masör ve masöz temiz ve
bakımlı olmalıdır. Ayrıca kişiliği oturmuş ve güvenilir olmalıdır.
Masör ve Masözün Kıyafeti: Sade, temiz rahat hareket etmeye izin
verecek şekilde olmalıdır. Kısa kollu üniformalar en pratik olanlarıdır.
Masaj odası: Her zaman temiz, kişiyi rahatlatacak şekilde sade
döşenmiş olmalıdır. Oda sıcaklığı 23-26 C arasında olmalıdır. En önemli
faktörlerden biri de odanın gürültü ve ışık durumudur.Işık mankenin gözüne
direkt olarak gelmeyecek şekilde ayarlanmalıdır. Ayrıca gevşemeyi
sağlayacak uygun bir müzik de etkili olabilir.
Masaj masası: Ne fazla sert nede fazla yumuşak, mankenin rahatlıkla
yatabileceği ve masörün de fazla güç harcamadan, yorulmadan
çalışabileceği şekilde olmalıdır. Yükseklik masörün boyuna göre değişşe de
standart ölçüler 70-80 cmdir. Masa alanı için en uygun ölçüler ise 90x190
cmdir. Ayrıca masörün elinin altında bir adet 15x50cm silindir yastık ve iki
adet 25x50cm dikdörtgen destekleme yastıkları bulunmalıdır.
Masaj süresi: Tam masajlar 30-45 dk yerel masajlar ise 15-20 dk
sürebilir. Bu süre hiç kuşkusuz mankenin fiziğine ve endikasyona bağlıdır.
Masaj manipülasyonlarının sertliği: Masaj yapılan herkesin doku
bulguları ve acıya dayanıklılığı değişik olduğu için bu konuda bir kural
vermek olanaksızdır. Ancak genel bir ifadeyle “masaj gereği kadar yumuşak,
yeteri kadar sert olmalıdır” denilebilir.
Masajda kullanılan kaydırıcılar: Masaj sırasında masör ile mankenin
derisi arasındaki sürtünmeyi azaltmak için bazı yağlar ve kremler
kullanılmaktadır. Masajda en sık kullanılan yağlar şunlardır:
Vazelin veya mineral yağlar (Vazeline alerjisi olanlar için)
Kold krem (uygulama rahatlığından dolayı tercih edilebilir)
Kakao yağı ( deri beslenmesine ihtiyaç duyulduğu durumlarda)
Bebek yağı
Talk pudrası( nemli ve aşırı yağlı bazı ciltlerde)
Badem yağı
Susam yağı
Kekik yağı
Fıstık yağı ve aromatik yağlar ve karışımlar da kullanılabilir.
Sabun cildi kuruttuğu için pek tercih edilmez.
MASAJIN KULLANIM AMAÇLARI
1- Estetik ve güzellik amacıyla
2-Ağrıyı azaltmak için
3-Kasları egzersize hazırlamak
4-Egzersiz sonrası kasların toparlanmasına yardımcı olmak
5- Kişiye psikolojik yönden destek olmak
6-Diğer tedavilerin etkinliğini artırmak amacıyla kullanılabilir.
KLASİK MASAJ MANİPÜLASYONLARI
1- Öfloraj: Sıvazlama
Yüzeyel Öfloraj
Derin Öfloraj
2-Friksiyon: Dairesel hareketler
3-Petrisaj: Yoğurma
Pincing: Cimdikleme
Wringing: Burarak yoğurma
Rolling: Yuvarlama
4-Presyon: Baskı
5-Perküsyon: Tapotment: Vurma-Darbeleme
Hacking: El kenarıyla vurma
Clapping: Avuçiçiyle vurma
Slapping: Parmakiçiyle vurma
Tapping: Parmakların uç kısmıyla vurma
Beating: Yarı açık yumruklama
Pounding: Tam yumruklama
6-Vibrasyon: Titreşim
Shaking: Sallama, Silkeleme
Yüzeyel
Öfloraj:
Klasik masaja
öflorajla başlanır ve öflorajla bitirilir. Tek
elle, iki elle, el sırtıyla ve parmaklarla
yapılır.
Yüzeyel öflorajda uygulanan basınç çok
azdır ve hareketin hızı sabittir. K.masajda
el temasını kesmemek amacıyla ve ara
maddelerin eşit dağıtılması için yapılır.
Yüzeyel Öflorajın sedatif(yatıştırıcı), ağrı
giderici ve kas spazmını azaltıcı etkisi
vardır.
Derin Öfloraj:
Sırt masajında derin öfloraj
Öfloraj kalp yönüne
doğru derin basınçla uygulanırsa buna
derin öfloraj denir.Hareketin yönü kas
liflerine ve kalbe doğrudur.
Yüzeyel venlerde kan akımı hızlanır.
Metabolitlerin vücuttan atılımı hızlanır.
Kılcal damarlardaki sıvı birikimleri venöz
boşluklara
itillerek
lenf
dranajına
yardımcı olur.
Ayrıca pasif ısınmayı sağlar
Friksiyon:(Dairesel hareketler):
Belirli bölgeler üzerine basınçla
yapılan küçük dairesel hareketlerdir.
Baş parmak, parmak uçları ve iki
elle desteklenerek yapılabilir.
Friksiyonda derinin kayması
istenmez.
Friksiyon
Kas içindeki nodülleri dağıtmak,
yapışık deriyi ve derin yapıların
yapışıklıklarını açmak amacıyla
yapılır.
Petrisaj( yoğurma): Masajın
en kuvvetli manevrasıdır.
Tek el veya iki elle yapılan
yoğurma hareketleriyle kas
sıkıştırılır ve esnetilir. Kas tıpki
bir hamurun yoğurulmasına
benzer tarzda hareket ettirilir.
Petrisaj, öflorajın tersine yüzeyel
fasyayı ve onun altındaki
dokuları hedef alır.
Uyluk masajında petrisaj (wringing)
(sıkıştırma):Çift elle eller birbirine ters
yönde hareketlendirilerek yoğurma
yapılır.
Yoğurma hareketi kasların
dinlendirilmesinde ve atıkların
uzaklaştırılmasında son derece
etkilidir.
Kan dolaşımında hızlanma, ve
vazodilasyon görülür. Deride
kızarıklık, deri esnekliğinde
artma ve yapışık dokularda
çözülme görülür.
Boyun masajında pincing(cimdiklem
Dar sahalarda kullanılır.
Kaslar baş parmak ve işaret
parmağı arasında sıkıştırılarak
yoğurulur.
Rolling (yuvarlama)
Kaslar her iki el karşılıklı olarak
yukarı aşağı hareketlendirilerek
yoğurulur.
Kalça
ve
kol
kaslarına
uygulanabilir.
Presyon(Baskı):
Baskı uygulayarak kasların
gerginliğini gidermek ve mankeni
rahatlatmak için yapılır.
Avuçiçi, el sırtı ve parmaklarla
yapılabilir.
Sırt bölgesinde presyon uygulaması
Perküsyon-Tapotment(Vurma):
Kaslara uyarı verilerek, şok etkisi ile
kasları canlandırmak için yapılır.
Perküsyonda,
diğer
masaj
manipülasyonlarında olduğu gibi
dolaşımı artırıcı bir etki beklenmez.
Damarlarda önce bir daralma ve
ardından genişleme olur. Kasılıp
genişme
sonrasında
kas
aktivitesinde hafif bir artma beklenir.
Hacking: Elin dış kenarıyla ardarda yapılan
vuruşlardır. Omuz bölgesi, uyluk ve baldırda
sıklıkla kullanılır.
Vuruşlar
esnasında
kasılmalar gözlenebilir.
dokularda
Clapping: Sağ ve sol el kubbe biçimine
getirilmiştir. Avuçiçlerinde sıkılaşan
havayla beraber ritmik vuruşlar yapılır.
Slapping:
Parmakların
iç
kısımları bilek hareketleri ile
vücuda çarptırılarak uygulanır.
Daha çok deri uyarısı istendiği
durumlarda yapılır.
Tapping: Parmakların uç kısmıyla
yapılan darbeleme şeklidir. Tempolu
olarak dokuya uyarı verilir.
Beating: Yarı açık durumdaki
yumrukla
ve
elin
kenar
kısımlarıyla uygulanır.
Pounding: Tamamen sıkılmış
yumrukla ve omuz hareketleriyle
yapılır.
Masajın
en
sert
manipülasyonudur. Kalın kas
yapısına
sahip
bölgelere
uygulanır.
Vibrasyon(Titreştirme): El veya parmaklarla
yapılan titreşim hareketidir. Kas gerginliğini
gideren ve ağrıyı azaltan özelliği vardır.
Shaking(Sallama): Vibrasyona göre
daha uzun frekanslarla yapılan
hareketlerdir. Şekilde görüldüğü gibi
bütün
kolun
sallanması
gibi
yapılabilir.

similar documents