Ergenlik - Adolescence

Report
Ergenlik - Adolescence
Dr. Mustafa Ergün
Ergenlik (Adolescence), 12-19 yaş arasındaki
çocukluktan yetişkinliğe geçiş dönemidir.
Ergenliğin en önemli yönü onlu yaşlardaki (teenagers, 13-19
yaşlar arası) çok kökten bedensel değişikliklerdir. Ergenliğin
başlamasıyla Freud’un psikoseksüel gelişiminin son dönemine
(genital stage) girilmiş olunur.
Erinlik (Puberty) çocukluğun bittiğini ve cinsel olgunluğun başladığını
gösteren çok hızlı gelişim dönemidir.
Ergenlerin cinsel olgunlaşma hızları değişiktir; erinliğin başlaması da her iki
cinsiyet için 6-7 yıllık bir aralıkta olur.
Üremeden doğrudan sorumlu Birincil ve dolaylı sorumlu ikincil cinsiyet
özelliklerinin gelişiminden (primary sex characteristics, secondary sex
characteristics) hormonlar sorumludur. Birincil cinsiyet özelliği erkeklerde
penis, kadınlarda da uterus’dur. İkincil cinsiyet özellikleri de, mesela her iki
cinsteki kıllanmalardır.
Çocuklukta erkek ve kızlar aşağı yukarı aynı miktarda erkeklik (androgen) ve kadınlık
(estrogen) hormonu salgılarlar. Erinliğin başlamasıyla hipofiz bezinin salgı salmaya
başlaması bütün vücudu etkiler; adrenalin, iç salgı bezleri ve cinsel salgı bezleri
çalışmaya başlar. Erinliğin ne zaman başlayacağı genetik, çevresel ve sağlık faktörlerine
bağlıdır.
Kızlar genellikle erinliğe
11-12 yaşlarında ve
erkeklerden biraz önce
girerler.
12-13 yaş civarında
kızların çoğunda adet
kanamaları
(menstruating)
başlamıştır. Bu yaştan
itibaren kız çocukları
hamile kalabilirler.
Testosterone hormonu seviyesinin artmasıyla 12-14
yaşındaki erkek çocuklarda erinlik başlar. Bu
zamandan itibaren yetişkin kızları hamile
bırakabilirler. Bu yaşlardaki çocuklar uyurken
boşalmalar ve ıslanmalar (nocturnal emissions, ıslak
rüyalar) görüleblir.
Farklı boy ve ağırlıktaki ergen kız ve oğlanların
karşılaşacakları genel sakarlıklar, duygusal iniş-çıkışlar
ve deri problemleri (acne vulgaris, veya sivilceler)
yaygındır. Bunlar ve diğer değişmeler çocuklarda büyük
bir bunalım, huzursuzluk ve hayal kırıklığı nedeni
olabilirler.
Ergenlikte sağlık sorunları
Yeme bozuklukları: Şişmanlık (Obesity): Ergenlerin yaklaşık %15-20’si şişmandır.
Şişmanlama kaygısı ve telaşı çocukları bir aşırı zayıflama (anorexia nervosa, veya
açlıktan öme) durumlarına düşürebilir. Aşırı iştahsızlık (anorexia) aynı zamanda
yeyip kusma (bulimia nervosa) hastalığına da düşürebilir.
Ergenlikte sağlık sorunları
Bunalım (Depression): Ergen bunalımı genelde hormonal değişmelere,
hayatta karşılaştıkları zorluklara, beden görünüşleri hakkındaki kaygılarına
bağlıdır. Bunun onlu yaşlardaki trajik sonucu intihar olabilir.
Ergenlikte sağlık sorunları
Madde kullanımı (Substance abuse): Ergenler arasındaki bağımlılık yapan
madde kullanımı her geçen yıl artıyor ve kullanılan uyuşturucu veya
bağımlılık yapan madde çeşidi ve miktarı çoğalıyor.
Ergen cinselliği
Ergenlerin cinsel faaliyetleri bazen istenmeyen hamilelikler, cinsel yoldan geçen
hastalıklar, kürtaj, bağımlılık yapan madde kullanımı, suç işleme, cinsel taciz, AIDS
ve okul başarısızlıklarına neden olmaktadır.
Ergen
hamilelikleri ve
kürtajlar
Sık sık cinsel
faaliyet
Cinsel benlik ve ergenlikte yönlendirme
Cinsel yönlenme / yönlendirme (sexual orientation), bir
kişinin karşı cinse mi, kendi cinsine mi yoksa ikisine
birden veya hiçbirine mi yönlendiği konusudur.
Karşı cinse yönelen kişilere heterosexual, kendi cinsine
yönelenlere homosexual denir. İngilizcede erkek
homoseksüeller için gay denirken, kadın
homoseksüellere lesbian denir. Her iki cinse de ilgi
duyanlara bisexuali hiçbir cinse ilgi duymayana asexual
denir. Bu cinsel yönlenmeler hakkında biyolojik,
psikolojik, sosyal ve hepsinin karması olan interaktif
teoriler vardır.
Ergen hamileliği (teenage pregnancy)
Ergenlerin hamile kalması da çocuk doğurması da, hem anne
hem de çocuk açısından tehlikelidir. Ergenin bedeni henüz
çocuk doğurmak için tam gelişmemiştir, şartlar dolayısıyla
düzgün tıbbi yardım alamaz, doğumdan sonra çocuğunu
besleyemeyebilir.
Çocuk gelinler ve anneler (teenage mothers) de benzer
problemlerle karşılaşırlar.
Ergenlikte bilişsel gelişim
Piaget’nin bilişsel gelişim aşamalarında
12 yaşından itibaren soyut işlemler
(formal operations) dönemi başlar.
Bu dönemde çocuklar soyut düşünmeye
ve olgulardan sonuç çıkarmaya başlarlar.
Gelişmelerin sonunda ne olacağını
tahmin ederler, sorunlarla esnek olarak
uğraşıp çözümler gelişirebilirler,
denenceleri test edebilirler, kendilerinin
doğrudan yaşamadığı olaylardan da
sonuç çıkarabilirler.
Akıllı insan aklını kullanır. Daha
akıllı insan, başkasın aklını da
kullanandır.
Hz Ali
12 yaşındaki bütün çocuklar bu kademeye birden girmezler, bazıları çok sonra
girer.
Araştırmalar, soyut ve eleştirel düşünmenin öğretilebileceğini göstermektedir.
Robert Sternberg, üç yönlü zeka teorisini savunuyor:
Bunlar zekanın testlerle geliştirilen bilgi işlem yapma,
problem çözme ve sonuç çıkarma yanı (componential),
öğrenilenleri yeni durumlara transfer etme yanı
(experiential) ve şartlara ve ortama uydurarak pratik
uygulama yanı (contextual). Burada söylenmeden
anlama, hissetme, sezme gibi duygular da önemlidir.
Bu tip düşünme biçimlerinin hepsi ergenlikte geliştirilir.
Ahlaki gelişim ve hüküm verme
Ahlaki gelişim, bilişsel gelişimin bir başka yönüdür. Ahlaki gelişim içinde de
genelde bir şeyin doğru veya yanlış olduğu hakkında hüküm verme vardır.
Lawrence Kohlberg, üç temel ve altı alt aşamalı bir ahlaki gelişim teorisi
ortaya koymuştur.
1) Gelenek Öncesi Düzey (preconventional):
a) Bağımlı ahlak (Ceza ve İtaat eğilimi): Kurallara ve otoriteye körü körüne
bağlılıktır. Bu durumlar ben merkezci açıdan değerlendirilir.
b) Bireysellik, Karşılıklı Çıkara Dayanan Alışveriş: Bu dönemde doğru olan şey,
diğer insanların ihtiyaçlarını da dikkate alan, somut ve adil karşılıklı alış-veriştir.
Bu evredeki kişi “ne kadar alırsam o kadar veririm” şeklinde bir yargıya sahiptirler.
2) Geleneksel Düzey (conventional ): Bu düzeyde aile, grup yada ulusun beklentisi kendi
başına değer taşır. Sosyal düzen ve beklentilere sadakat.
a) Kişiler Arası Uyum Eğilimi: Kurallara bağlı, doğru, iyi (niyetli) insan olmaktır.
b) Toplumsal sistem ve vicdan (Kanun ve Düzen Eğilimi): Doğru, bireyin topluma,
bireylere, kurumlara katkıda bulunmasıdır. Kurallara uymanın nedeni, toplumsal
sistemin -düzenin- korunmasıdır.
3) Gelenek Ötesi Düzey (postconventional): Bireyin, başkaları ve otoriteden bağımsız
olarak izlemek istediği ahlak ilkelerini seçtiği ve kendine özgü değerler sistemini
örgütlediği düzeydir. İlk düzeyde otorite kişinin tamamen dışındadır. İkinci düzeyde kişi
otoriteyi içselleştirmiştir, ancak sorgulamaz. Bu üçüncü düzeyde ise kişisel otorite oluşur.
a) Sosyal Sözleşme Eğilimi: Bireysel farklılıklar gözetilir ve doğal karşılanır. Her birey
kendi tercihini yapma hakkına sahiptir.
b) Evrensel Ahlak İlkeleri Eğilimi: İlkeler evrensel adalet ilkeleridir: insan haklarının
eşitliği ve bireysel kişiler olarak insanların onuruna saygı.
Bu tabloya göre birey, çocukluktaki en somut ve yüzeysel ahlak anlayışından en
somut ve derin ahlak anlayışına doğru ergenlik ve yetişkinlik evreleri yaşar.
Kohlberg’e göre bu gelişim aşamaları evrenseldir ve her aşama kendinden bir
önceki aşama gerçekleştikten sonra kendini gösterir. Fakat her bireyde ahlaksal
gelişim aşamalarının tümünün gerçekleşmesi beklenemez. Her birey, sosyal ve
kültürel çevresine bağımlı olarak kendi koşulları içerisinde ahlak gelişmesini
sürdürür.
Bu nedenle bireyler arasında aşama farklılıkları gözlenebilir ve her birey altıncı
aşamaya kadar çıkamayabilir.
Ahlaki gelişim kısmen empati kurabilme, utanma,
suçluluk hissetme gibi duyguların gelişime de
bağlıdır.
Çocuklar empati işaretlerini ilk yaşta vermeye
başlarken utanma 2 yaşında, suçluluk duygusu ise
3-4 yaşlarında başlamaktadır.
Kohlberg teorisine alternatif bir ahlaki gelişim teorisi de Carol Gilligan
tarafından ileri sürülmüştür. Burada kadın ve erkeğin farklı biçimlerde
hüküm verdikleri; erkeklerin daha ziyade adalet, kadınların ise
merhamet ve acıma duyguları ile hareket ettiği belirtilmektedir.
Ergenlikte kimlik arayışı
Freud, genital dönemin bütün ergenliği
ve yetişkinliği kapsadığını söyler.
Buna karşılık Erikson, ergenlerin
karşılaştığı esas çatışmanın kimlik
şaşkınlığı ve karmaşası (identity versus
identity confusion) olduğunu belirtir.
Ergenler, birçok çatışmanın arasında bir
de şahsiyet geliştirmekle uğraşırlar.
Bunun için bir taraftan kendi varlıklarını
ispat etmeye çalışırken diğer yandan
toplumsal roller alarak, toplumsal
kimliğe katılmaya çalışırlar. Meslek
seçme, dini ve siyasi/etnik gruplara
katılma gibi olgulara rastlanır.
Kadınlarla erkeklerin kişilik gelişimlerinde farklar vardır: Kadınlar samimi
arkadaşlık ilişkileri ararken erkekler bağımsızlık ve başarı peşinde koşarlar.
Erinlikteki hormonal değişiklikler ergenin duygularını da değiştirir.
Cinsel duygu dalgalanımları yanında toplusal değerler ve otorite baskısı ile de
mücadele eder.
Ergenlerin bağımsız olmak için evden ve kardeşlerinden ayrılması da hem kendi
hem da yakınlarının hayatında önemli dalgalanmalara neden olur.
“Ankara'dan abim gelmiş
evde bir bayram havası
annem babam beni çok severmiş”
Grup Gündoğarken
Ergenlerde çocuk suçluluğu
Ergenlerdeki arkadaş baskısı (Peer pressure), onları
bazen antisosyal ve suç davranışlarına iter.
Çocuk suçluluğunun iki türü var:
Yasa tarafından cezalandırılabilecek suçlar (soygun
gibi), yasalar tarafından cezalandırılmayacak suçlar
(okulu kırmak gibi).
Ergenler, özellikle erkekler kırıp dökme şeklinde suç
işlemeye daha eğilimlidirler.

similar documents