25.02.2013 - Sakarya Müftülüğü

Report
Dinimiz, insan sağlığına çok önem
vermiştir. Bize verilen nimetleri en iyi
bir şekilde değerlendirmemizi istemiş,
israfı da yasaklamıştır. Peygamber
efendimiz (a.s.) bize verilen
nimetlerin en kıymetlilerinden olan
sağlık ve boş vakit hakkında bizi
uyarmış ve aldanmamamızı istemiştir.
:ِ‫ن ْع َمتَانِ َم ْغبُو ٌنِفِيه َماِ َكثريٌِم َِن النَّاس‬
ِ ‫الص َحةُ َِوالْ َفَرا‬
ِّ
ُ‫غ‬
"İki (büyük) nimet vardır. İnsanların çoğu onlar
hususunda aldanmıştır:
• Sıhhat,
• boş vakit!" *
***************************************************************************************************
* [Buharî, Rikak 1; Tirmizî, Zühd 1, (2305).]
Allah (c.c.),
insanların mutluluğuna ve
saadetine vesile olan şeyleri
emretmiş, tehlikeli ve zararlı
olanları da yasaklamıştır.
İnsanların kendilerini tehlikeye
atmamalarını, kendilerine zarar
verecek şeylerden uzak
durmalarını emretmiştir
;
1
D İ N İ
2 AK L I
3 C A N I
4
4
N E S L İ
M A L I
korumayı esas almış ve bu değerlere
herhangi bir şekilde zarar verilmesini
de şiddetle yasaklamıştır.
Dinimiz; Dünya ve ahiret mutluluğunu engelleyen
kişisel, ailevi ve toplumsal huzursuzluklara yol açan
başta alkol, uyuşturucu ve kumar olmak üzere
bütün zararlı alışkanlıkları yasaklamıştır.
Dinin gayeleri açısından
Zararlı alışkanlıklara bakacak
olursak bunun gerçekten diğer
cürümlerin hepsini içine alan
bir mahiyette olduğunu ve
belirtilen beş temel gayeye
ters düştüğünü görürüz.
Alkollü içkiler, uyuşturucu vb. zararlı maddeleri
kullananların önce AKLI gider. Bu maddeler
kişiyi esir almıştır. Sağlıklı düşünemez hale gelir.
Akılla
beraber sarhoşluk anında
DİNİ de gider.
Çünkü
Hz. Peygamber (s.a.v) efendimiz;
“insanı insan yapan aklıdır,
aklı olmayanın
dini de yoktur”*
buyurmuştur.
*
* Beyhaki, Şuab-ı İman, VI, 355.
Zararlı maddeler kullanıldığında CAN
tehlikeye atılmakta NESİL de
bozulmaktadır. Bu zararlı maddeler şahsı
MADDİ .noktadan da zarara
uğratmaktadır.
ALKOL
KULLANIMI
Günümüzde yaygın olarak kullanılan
zararlı alışkanlıkların başında alkollü
içecekler gelmektedir. İnsanlar
eğlencelerine, üzüntülerine alkollü
içecekleri ortak etmişler, sevinçlerini
onunla kutlamışlar; üzüntülerini ise efkar
dağıtmak amacıyla onunla gidermeye
çalışmışlardır. Oysaki hem içene hem de
yaşanılan topluma sayısız zararları olan
alkollü içecekler Yüce Rabbimiz tarafından
haram kılınmıştır. Cenab-ı Allah şöyle
buyurmaktadır.
ْ ُ‫ين آ َمن‬
ُ‫صاب‬
َ ‫يَا أَيُّهَا الَّ ِذ‬
َ ‫وا إِنَّ َما ا ْل َخ ْم ُر َو ْال َم ْي ِس ُر َواألَن‬
َ
َ
ْ
َ
ِ ‫ن‬
َ
‫ْي‬
‫الش‬
‫ل‬
‫م‬
‫ع‬
‫م‬
‫س‬
‫ج‬
‫ر‬
‫م‬
‫ال‬
‫ز‬
ْ‫ن‬
َ
ْ
ْ
ٌ
ِ َ
ِّ
ِ
ِ ُ ‫َواأل‬
ْ َ‫ف‬
Maide ,90 ‫ُون‬
َ ‫اجتَنِبُوهُ لَ َعلَّ ُك ْم تُ ْفلِح‬
“Ey iman edenler!
İçki, kumar, dikili taşlar (putlar)
ve fal okları
şeytan işi birer pisliktir.
Bunlardan kaçının ki,
kurtuluşa eresiniz.
ُ َ‫إِنَّ َما ي ُِري ُد ال َّش ْيط‬
‫ضاء فِي‬
َ ‫ان أَن يُوقِ َع بَ ْينَ ُك ُم ْال َع َدا َوةَ َو ْالبَ ْغ‬
‫ص َّد ُك ْم َعن ِذ ْك ِر ه‬
َّ ‫ّللاِ َو َع ِن ال‬
‫صالَ ِة فَهَ ْل‬
ُ َ‫ْال َخ ْم ِر َو ْال َم ْي ِس ِر َوي‬
Maide, 91 ‫ُون‬
َ ‫أَنتُم ُّمنتَه‬
Şeytan, içki ve kumarla sizin
aranıza düşmanlık ve kin sokmak ve
sizi Allah'ı anmaktan ve namazdan
alıkoymak ister. Artık bunlardan
vazgeçtiniz değil mi?”
Bu ayette geçen içki, ‘hamr’ sözcüğünün
karşılığıdır. Hamr aklı örten, onu haps ederek
işlemez hale getiren şey demektir. Kur'an ve
hadiste içki ile alakalı yasak dile getirilirken
kullanılan “hamr” kelimesi dikkat çekicidir.
Çünkü bu kelime özellikle belli bir maddeye
has değildir. Belli bir duruma sebebiyet veren
değişik maddeleri de içine alır.
Yani
bazı cahillerin dediği gibi
yasaklanılan yalnız şarap
değil aklı gideren bütün
maddelerdir. Dolayısıyla
bu niteliğe giren yani
insanın aklını başından
alan her tür içki,
uyuşturucu vs. hepsi
haramdır
Bugün alkol oranı az olması
sebebiyle bazı içeceklerin
kullanımı sanki mümkünmüş gibi
telakki edilmektedir.
ister az olsun ister çok olsun içinde
alkol bulunan içecekler dinimizde
haram kılınmıştır. Bir hadiste
Sevgili Peygamberimiz bu hususu
şöyle ifade etmektedir.
"Sarhoşluk veren her içki haramdır."
[Buhârî, Eşribe 3, Vudu, 71; Müslim, Eşribe, 67; Nesai, Eşribe, 23;
Ebu Davud, Eşribe,5; Tirmizi, Eşribe, 2; İbn Mâce, Eşribe, 9]
Bir
başka
hadiste
Peygamber
Efendimiz «Her sarhoş edici şey
haramdır. Bir farak (küp) içildiği
takdirde sarhoşluk veren bir şeyin tek
avucu da haramdır.»* buyurarak,
alkollü içeceklerin –ister alkol oranı az
olsun ister çok olsun- tamamından
uzak durulması gerektiğini ve bu
içeceklerin bizlere haram olduğunu
bildirmektedir.
------------------------------------------------------* [ Ebu Davud, Eşribe,5; Tirmizi, Eşribe, 4; İbn Mâce, Eşribe, 10]
Alkollü içecekler yasak olduğu gibi bunların
içilme aşamasına gelinceye kadar yapılan tüm
çalışmalar da yasaklanmıştır..
Bir hadis-i şerifte bu durum şu
şekilde beyan edilmektedir
‫ض َي َّ‬
‫ّللاُ َع ْنه قال‬
‫وعن أنس َر ِ‬
‫بى صلى ّللا عليه وسلم في ال َخ ْمر َع َش َرة‬
‫لَ َع َن النَّ ُّ‬
‫ص َرهَا‬
‫اص َرهَا َو ُم ْعتَ ِ‬
‫َع ِ‬
‫َ‬
‫اربَهَا َو َساقِيَهَا‬
‫ش‬
‫َو ِ‬
‫َو َحا ِملَهَا َوال َم ْح ُمولَةَ إلَ ْي ِه‬
‫َوبَائِ َعهَا َو ُم ْبتَا َعهَا‬
‫َو َوا ِهبَهَا‪َ ،‬وآ ِك َل ثَ َمنِهَا‬
Hz. Enes (radıyallâhu anh) anlatıyor:
"Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) hamrla
ilgili olarak on kişiye lanet etti:
*sıkana ve sıktırana, (Hammaddesinden
şarap yapmak maksadıyla)
*içene ve sâkilik yapana,
*taşıyana ve taşıtana,(imalathâneden veya
depodan, toptancıdan perakendeciye veya
müstehlike kadar)
*satana ve satın alana,
*bağışlayana, bunun parasını yiyene."
[Tirmizî, Büyû 59, (1295); İbnu Mâce, Eşribe 6, (3381).]
İÇKİNİN YASAKLANIŞINDA Kİ
TEDRİCİLİK
İçkinin yasaklanışı tek seferde olmamış, tedricen, birkaç
aşamada gerçekleşmiştir. Bununla ilgili inen ayetler sırasıyla
şu şekildedir.
"Hurma ve üzüm ağaçlarının meyvelerinden içki yapıyor
güzel rızık ediniyorsunuz, bunda aklı eren bir kavim için
elbet bir ibret vardır" (en-Nahl, 16/67)
"Sana
içkiyi ve kumarı sorarlar, de ki. "Onlarda hem büyük
günah hem de insanlar için bazı faydalar vardır. Ancak
günahları faydalarından daha büyüktür" (el-Bakara, 2/219)
Ey iman edenler, siz sarhoşken ne söyleyeceğinizi bilinceye
kadar namaza yaklaşmayın" (en-Nisa, 4/43).
Ey iman edenler! İçki, kumar, dikili taşlar (putlar) ve
fal okları şeytan işi birer pisliktir. Bunlardan kaçının
ki, kurtuluşa eresiniz.
Dinen haram edilen alkolü tıp da insan vücudu için zehir gibi
zararlı olarak göstermiştir.
Alkol deyince,
midede gastrit ve ülser,
bağırsaklarda iltihap,
karaciğerde siroz,
kalpte kalp kası bozukluğu,
beyinde telâfi edilemeyen sinir dokusu tahribâtı ve
sinir bozuklukları hatıra gelebilen hastalıklardan sadece bir
kısmıdır.
Bu ise "Şu muhakkak ki, hamr (içki) deva değildir, bilakis
hastalık vericidir." (*) hadis-i şerifini açıkça teyid etmektedir.
Yıllarca alkol konusunda çalışma yapan Amerikalı bir tıp
profesörü beyin hücrelerindeki tahribatın daha ilk kadeh içkide
başladığını ispat etmiştir.
*İbn-i Mâce, Tıp 27
Alkollü içkilerin
sindirim sistemi,
sinir sistemi,
solunum sistemi,
dolaşım sistemi,
cilt ve metabolik bozuklukları,
adale bozuklukları meydana getirdiği tespit edilmiştir.
Ayrıca
vitamin eksikliği yaptığı,
bağışıklık sistemini bozduğu,
nesli tahrip ettiği,
üreme sistemini bozduğu yapılan tespitler arasındadır.
Alkolün bazı hastalıklara iyi geldiğini
söyleyenler vardır.
Amerikan Tıp Birliği bu konudaki kesin ifadesi
şöyledir:
Alkollü içkilerin tedavi edici bir ilaç gibi ve
vücuda faydalı bir gıda gibi kullanılmasının
hiçbir ilmi temeli yoktur.
Yaptıkları yanlışa bir kılıf uydurmak isteyenler
alkolün bazı hastalıklara iyi geldiğini
söylemişlerdir.
Böyle bir şey kesinlikle mümkün değildir.
Alkol uyutucu bir maddedir. Kanda
erimiş olan alkol kısa bir zamanda
dolaşım sistemi vasıtasıyla vücuttaki
bütün organlara, bilhassa beyne
gider. 100 trilyon gibi büyük bir
rakamla ifade edilen bütün vücut
hücrelerini alkol istisnasız teker teker
kuşatır. Yani bir kadeh içki içen
şahısta vücudun bütün hücreleri
zarar görür.
Beyni vücudun idare merkezi,
bir santral gibi düşünelim.
Alkol beyne geldiği zaman :
*Beynin faaliyetlerine zarar verir.
*İnsanın karar verme gücünü bozar.
*Utanma hissini kaldırır.
*Görme ve konuşmayı bozar.
*Ölçüsüz, kaba lüzumsuz ve bıktırıncaya kadar çok
konuşurlar.
*İşitmeyi ve kasların düzenli çalışmasını bozar.
*Yalpalayarak yürürler . Dengelerini zor sağlarlar.
İşte böyle bir durumda ki şahıs, düşünmeyen
aklını kullanmayan,
dış dünyayla alakası azalmış,
utanma hissi zayıflamış,
sadece solunum, dolaşım, ve sindirim gibi
otomatik faaliyetlerle yaşayan bir kimsedir.
Ama daha da fazla alınan içki bu faaliyetleri de
durdurur.
Şahsın kalbi durur, solunum felcinden
ölümüne yol açar.
Böyle çok insanlar bir defada fazla içki
aldıklarından dolayı masa başında kalıp
ölmüşlerdir.
İşte alkoliklerin hali ortada.
Cemiyete, maddi ve manevi yönden, hem
yük, hem de problem olan insanlar haline
gelmişlerdir.
Sarhoş gelişigüzel ve abuk sabuk söylemeye
başlar. Yaptığı her işin en iyisini yaptığına
emindir.
Meselâ, bir sarhoşa yazı yazdırsanız
(sarhoş olmadan önce iyi yazsa da) hatalarla
dolu bir yazıyı önünüze getirecektir. Ama o,
en hatasız bir yazı yazdığını zanneder.
İlk yudumla birlikte, alkol ağız ve yemek borusu ile temas ettikten sonra, ciddi miktarda
kana karıştığı ilk durak olan mideye gelir. Ancak alkolün kana karışması en çok ince
bağırsaklarda olur.
Büyük bir kısmı ince bağırsaklarda kana geçen alkol, derhal merkezi sinir sistemimizi
etkilemeye başlar. Birkaç dakika sonra beyne geçerek sinir hücrelerini etkiler ve mesaj
iletimini yavaşlatır.
İçmeye devam edilirse, beyindeki görme, denge, konuşma ve muhakeme ile ilgili sinir
merkezleri etkilenmeye başlarlar. Bu arada alkolün baskılayıcı etkilerini yenebilmek
için, kalp kası zorlanır ve nabız artar.
Biraz daha içilirse şuur kaybı meydana gelebilir. Daha da devam edilirse, alkolün
kandaki oranı alkol zehirlenmesi seviyesine ulaşır, solunum yetmezliği nedeni ile ölüm
kaçınılmaz olur.
Alkol oldukça yavaş yakılır. 100 gram saf alkolün vücutça yakılması yaklaşık 10 saat
sürer.
Karaciğerde yakılan her bir gram alkol için 7.1 kilokalori açığa çıkar. Yapılan
araştırmalara göre ABD'de insanlar genel olarak kalori ihtiyacının yüzde 10'unu
alkolden karşılamaktadır. Alkoliklerde bu oran yüzde 50 olup ciddi beslenme
bozuklukları görülür.
Alkol karaciğer yetmezliği yanında, kalp hastalığı ve kanser
riskini de arttırır. Beyinde hücre kaybına yol açar, uzun sürede
beyin hücrelerindeki dejenerasyon artar, psikiyatrik bozukluklar
başlar.
Ama alkolün en büyük etkisi,
sağlığı bozmasının yanında,
aileleri ve arkadaşlıkları parçalaması,
hapishane ve hastaneleri doldurmasıdır.*
* Kaynak: http://tuhafbilgiler.blogspot.com/2007/08/nasl-sarho-olunuyor.html#ixzz2LMuSQL4s
Alkolün zararlarından bir tanesi de
trafik kazalarına, dolayısıyla maddi zararlarla
beraber masum insanların hayatlarına malolmasıdır
Alkolden sonra alışkanlık yapan maddeler
şunlardır.
Morfin, eroin, esrar, LSD, kokain.
Ayrıca alkol oranının düşük tutulup sanki zararı
yokmuş gibi sunulması gibi, uyuşturucu maddelerden
olan ekstasi (ecstasy) gibi haplarda gençlere zararları
yokmuş ve bağımlılık yapmıyormuş gibi sunulmaktadır.
Oysaki insan vücuduna özellikle de akla zarar veren bu
maddelerin hepsi insanlık için birer tehlikedir. Bir başka
madde bağımlılığı ise özellikle sokak çocuklarının
kullandığı, bazı zamk, boya maddeleri gibi ürünlerde
bulunan eter, aseton, benzin, tiner vs. gibi uçucu
maddelerin solunum yoluyla alınmasıdır ki, bu da
alkolün yaptığı etkiye benzer bir etki yapmaktadır.
Bunlar da alkol gibi az bir miktar alınarak başlanır
ve ölüme kadar giden sonuçlara yol açabilir.
Çünkü bunların az bir kullanımı bile bağımlılık
yapar. Bağımlılık teşekkül ettikten sonra, o kimsenin
o alışkanlıktan kurtulması hemen hemen
imkânsızdır.
Dinimiz uyuşturucu maddelerin hangi yoldan
olursa olsun vucüda alınmasını ve kullanılmasını
haram kılmıştır.
Bu konuda,
Diyanet Vakfının
İlmihalindeki
Fetva şu şekildedir.
«İslâm’ın emir ve yasaklarındaki genel amaçlar dikkate
alındığında İslâm’ın bu konudaki yasağının sadece şaraba
veya belirli alkollü içkilere mahsus olmadığı, aklî ve ruhî
dengeyi bozan, sinir sistemini uyuşturup beynin işlevlerini
etkileyen, kişinin irade ve düşünme gücünü tamamen veya
kısmen yok eden her türlü keyif verici uyuşturucunun da aynı
yasak kapsamına girdiği görülür. Hatta bugün modern tıp,
psikoloji ve toplum bilimleri esrar, afyon, eroin, kokain gibi
uyuşturucu maddelerin insan sağlığı ve toplum düzeni için
içkiden de zararlı ve tehlikeli olduğunda birleşmektedir. Şu
halde haram hükmünün illeti olan sarhoş etme, uyuşturma
özelliğini taşıyan maddeleri vücuda almak haram hükmünü
alır.»*
------------------------------------------------------------------------* TDV İslam İlmihali, c.II, s.69-70»
Uyuşturucu maddelerin insanlar üzerinde
birçok olumsuz tesirleri vardır.
Bunları şu başlıklar altında zikredebiliriz.
1.Bu maddelerin müşterek özelliği kullananları bağımlı
yapmasıdır. Hatta eroinin bir defa damardan verilmesi dahi,
kullanan şahsı bu zararlı maddenin müptelası haline
getirebilmektedir.
2.Bu maddeleri kullanan şahısta aynı tesirin meydana
gelebilmesi için, zamanla kullanılan maddenin devamlı
artırılması gerekir ki, buda o maddeye karşı talebin artması
anlamına gelir.
3.Bu tip maddeler hep kanunsuz satıldığı için fahiş fiyatlarla
satılırlar. Şahsın maddeye karşı bağımlılığı artıkça ve alma gücü
azaldıkça elde bulunan her şey harcanmaya başlar, hatta para
bulunmazsa hırsızlık yoluna gidilir. Buda suçun ve suçluların
4.Özellikle eroinman olan insanların sosyal ve ailevi hayatları
bozulmaktadır. Bu maddeleri kullananların ailesine ve
çocuklarına karşı ilgisi azalır ki, bu durumda kişinin istikbalini
mahvettiği gibi toplumların da geleceğine zarar vermektedir.
Çünkü toplumların temel taşı ailedir.
5.Madde bağımlılığın bir başka tehlikesi ise vücuda verdiği
zarardır. Bu maddeleri kullananlar manen ve madden adeta
çökmüş gibidirler. Asabiyet, ruhi gerginlik, sinirlilik,
uykusuzluk vs. gibi haller görülür. Ayrıca bağırsak, mide
hastalıkları, karaciğer büyümesi ve yağlanması, böbrek
hastalıkları, kansızlık, deride sivilce ve yaralar ortaya çıkar. Göz
adalelerinde felçler gözükür.
6.Madde bağımlılığı kişiyi ölüme götüren bir unsurdur ki,
almış olduğu bur dozdan fazla ekstra bir doz alırsa
zehirlenerek ölürler
• GENÇLİK VE ZARARLI ALIŞKANLIKLAR:
Günümüzde sigara kullanımı, alkol tüketimi, fuhuşun
yaygınlaşması, esrar, eroin ve extazi gibi uyuşturucu
maddelerin kullanımı ve kumar oynama gibi zararlı
alışkanlıklara en çok müptela olanların başında
gençler gelmektedir.
Alkol ve Uyuşturucu Bağımlılığının Sebepleri:
Gençlerin alkol ve uyuşturucuya başlamalarında
aile
arkadaş çevresi
kitle iletişim araçları
son derece önemli rol oynamaktadır. İnsanlarda fıtrî olarak merak
ve özenme duygusu vardır. Ancak bu duygular, gençlerde daha
ağır basmaktadır. Gençler veya gençlik dönemine girmekte olan
çocuklar, kendileri için zararlı olan nesneler ve fiiller hususunda
yeterli derecede aydınlatılmaz ve bilinçlendirilmezlerse, diğer
insanların yapıp ettikleri şeyler kötü de olsa, bu merak ve özenme
duygusu sebebiyle kötü ve haram olan şeylere tevessül etmeleri
kaçınılmazdır. Gençleri alkole alıştıran sebeplerden birisi de
biradır. Bir yudumla bir şey olmaz diyerek başlar ve bir zaman
sonra alkolik olur. Daha da ileri giderek kötü çevrenin de etkisiyle
uyuşturucu maddeleri kullanmaya da başlar ve önü alınamaz bir
hal alır. Alkol bağımlısı olan gençlerin çoğu işte bu noktada ihmal
edilip onlara yol gösterilmezse, istikballerini yitirip, felakete
İçki Ve uyuşturucunun Toplumsal Zararları:
Alkol ve uyuşturucunun sağlık açısından olduğu
kadar sosyal açıdan da zararları tamir edilemeyecek
ölçüde büyüktür.
Ahlâkî, ticarî maddî, manevî, ailevî ve dinî yönden
zararları tarif edilemeyecek ölçülerdedir. Aile kavgaları,
boşanmalar, boşanan ailelerin çocuklarının sefaleti,
yaralamalar, öldürmeler, trafik kazaları, iş cinayetleri,
uyuşturucuya alışanların para temini için akıl almaz
yolsuzlukları, israflar bunlardan bazılarıdır
Bir araştırmaya göre trafik kazalarının % 60'ı, cinayetlerin
% 85'i, tecavüz olaylarının % 50’si, boşanma olaylarının %
80'i alkol kullanımından kaynaklanmaktadır.
İşte Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bu çok yönlü
zararlara dikkat çekmek için
‫ال تشرب الخمر فإنها مفتاح كل شر‬
“İçki içmeyin.
Çünkü o bütün kötülüklerin
anahtarıdır”*
diye uyarıda bulunmuştur.
* [İbn Mâce, eşribe, 1]
S
İ
G
A
R
A
*** Sigara: Hükmü konusunda farklı görüşler
bulunmakla beraber, günümüz tıbbının insan
vücuduna çok zararının olduğunu ispatladığı
zararlı bir maddedir. İlk başta keyif almak için
başkalarından özenerek, bir taneyle bir şey
olmaz denilerek başlanılır. Daha sonraları stres
atmak bahanesiyle içilir ve sonunda tiryaki
olunur. Bile bile kendi vücudunu yakar insan
ama bunun farkında değildir. En sonunda da
ölüme kadar yol açabilen hastalıklar…
Sigara ve sigaraya benzer diğer ürünleri birkaç
boyutuyla ele almakta fayda vardır.
Sigara içmenin fıkhi boyutu hakkında çeşitli
görüşler ortaya konmuştur. Ortaya konan
görüşler zaman ve şartlar değiştikçe ve sigaranın
kişiye verdiği zararlar tam anlamıyla ortaya
çıktıkça ve bu konuda tıbbi veriler ortaya
kondukça değişmiştir. Genel anlamda olay üç
ana başlık altında değerlendirilmektedir.
1. Sigaranın zararlarını bilmeyen veya önemsemeyen bir grup
bilgin, tütün kullanma (pipo, nargile vb. de dahil), sigara içme
hakkında dinde açık bir hüküm bulunmadığını, şâri‘ tarafından
açık bir yasak gelmediğini ileri sürerek sigara içmenin mubah
olduğu görüşünü ileri sürmüştür.
2. Diğer bir grup İslâm bilgini ise, sigara içmeyi doğru
bulmamakla birlikte, “haram” da diyemedikleri için “mekruh”
olarak nitelendirmişlerdir.
3. Üçüncü bir grup ise, sigara içmeyi, özellikle tiryakilik
derecesinde sigara alışkanlığını sağlık açısından zarara ve
ekonomik yönden israfa yol açtığı, nafaka yükümlülüğünü ihlâl
ettiği gerekçesiyle “haram” saymışlardır.*
* TDV, İslam İlmihali, c.II, s. 67
Sonuç olarak;
Hem içene hem de o ortamda bulunan şahıslara ve
çevreye verdiği zararlar, israf ve hakların ihlâline yol
açabileceğinin kuvvetle muhtemel olması dikkate
alınarak, sigara içmenin kural olarak dinen “harama
yakın mekruh” sayılması gerekir. Ancak bedene verdiği
zarar ilmen ve tıbben açıklık ve kesinlik kazanmışsa,
açık bir israfa ve kişinin nafaka yükümlülüğünü
etkileyip aile fertlerinin ve bakmakla yükümlü
bulunduğu kimselerin nafakasını kısmasına yol
açıyorsa, zorunlu harcamalardan ve aslî ihtiyaçlarından
bile fedakârlık yapmaya zorluyorsa, o takdirde sigara
içmenin dinen de “haram” olduğu söylenebilir. *
* TDV, İslam İlmihali, c.II, s. 68
Sigara ve sigara ürünlerinin hepsinin kişiye maddi ve
bedeni zarar getirdiği, malını israf boyutunda
harcamaya götürdüğü ve bazı insanlar için maddi
külfet getirmese bile özellikle orta kesim ve dar gelirli
aileler için maddi anlamda külfet getirdiği, kişiye
eşinin ve çocuklarının hakkına girmesine sebep olduğu
aşikardır.
Sigaranın tıbbi boyutu ise,
incelenmesi gereken en önemli hususlardadır.
Özellikle tıbbın gelişmesi sigara ve sigara ürünlerinin insanlar
üzerinde bir çok zararları olduğunu ortaya çıkarmıştır.
Bu zararları şu başlıklar altında zikredebiliriz.
1.Ülkemizde yılda yaklaşık 100 bin kişi sigara ve bağlı
hastalıklardan hayatını kaybetmektedir.
2.Sigara dumanının içerdiği karbon monoksit kan dolaşımına
girerek pıhtılaşmaya yol açmakta ve atardamarların iç duvarlarına
zarar vererek kalp krizlerine neden olmaktadır.
3.Koroner kalp hastalıklarından ve bu hastalıkların yol açtığı
ölümlerden korunmak için atılacak ilk adım, sigara ve
dumanından uzak durmaktır.
.
4.Sigara dumanı; katran, karbon monoksit ve
nikotine ek olarak, amonyak, arsenik, hidrojen
siyanür ve metan gibi son derece zehirli olan 4
binden fazla kimyasal madde içermektedir.
5.Sigara kullanımı, insan vücudunun savunma
sistemini çökertmekte ve sayısız hastalık ve
ölümlere zemin hazırlamaktadır.
6.Sigara; akciğer, ağız boşluğu, yemek borusu,
boyun, pankreas, mesane, böbrek, mide ve kan
kanserine yol açmaktadır.
7. Sigara ayrıca; peptik ülser, kronik bronşit, felç,
astım, reflü, erken menopoz, diş eti iltihabı, kemik
erimesi ve katarakt hastalıklarına zemin hazırlarken,
hamilelerde erken doğum ve düşük doğum ağırlığı
risklerini de beraberinde getirmektedir.
8.Sigara kullanan hamile bayanların bebekleri
fiziksel ve zihinsel özür riskiyle karşı karşıya iken,
sigara içen annelerin sütlerinde bulunan dioxin
maddesi ise öldürücü etkiye sahip bir zehirdir.
9.Sigara içmeyi bir kez deneyen her dört kişiden
üçü sigara tiryakisi olmaktadır. *
* www.yesilay.org.tr
Zararlı Alışkanlıklara Karşı Alınması Gerekli
Tedbirler:
En başta Yüce dinimizin emirleri ve yasakları doğrultusunda bu
zararlar insanlara anlatılmalı, güzellikle okul çağında ki gençler
bilinçlendirilmeli. Bunun için de okul ile aile arasında sıkı bir bağ
olmalı. Bu noktada ebeveynlere çok büyük görevler düşmektedir.
Anne baba çocuğunla ilgilenmeli, kimlerle arkadaşlık yaptığına
dikkat etmelidir. Çünkü çocuğun sorumluluğu onlara aittir. Yüce
Rabbimiz Bu noktaya dikkatlerimizi çekerek “yakıtı insanlar ve
taşlar olan cehennem ateşinden kendinizi ve ehlinizi koruyun”
diyerek yavrularımıza sahip çıkmamız gerektiğini emretmekte,
Efendimiz (a.s.)’da ailemizin çobanı olduğumuzu ve gözetimimiz
altında olanlardan sorumlu olduğumuzu vurgulamaktadır. Bu
sebeple çocuklarımıza sahip çıkmalı, öncelikle onlara iyi örnek
olmalıyız. Çocuklarımızı kötü yollara düşmeden önce onlara iyi
alışkanlıklar kazandırmalıyız. Boş zamanlarını iyi kullanma ve kitap
okuma alışkanlığı kazandırılmalı. Kültürel ve sportif faaliyetlere
katılmaları sağlanmalı.
SONUÇ:
Fert, toplum ve devletin kurumları olarak bu tehlikeyi
görmezlikten gelemeyiz. Bunun için gerekli tedbirler
mutlaka alınmalı, alkol ve uyuşturucu maddeler ile
mücadeleye devam edilmelidir. Yalnız polisiye
tedbirlerin yeterli olmadığı hususunda hemen hemen
herkes görüş birliği içerisindedir. Eğitime önem
verilmeli özellikle gençlerin bu batağa düşmemeleri için
gerekli tedbirler alınmalı.
Eğitimden söz açılmışken, din eğitiminden bahsetmemek
mümkün değildir. Sağlıklı bir din eğitimi, iyilikleri, sosyal adalet
ve dayanışmayı desteklediği gibi, her türlü kötülüklerin, fuhuş,
içki ve kumar alışkanlıklarının azalmasına da yardımcı olur. Bu
alanda bütün insanların, özellikle de yetişmekte olan gençlerin
dinin moral desteğine ihtiyaçları vardır.
Bu itibarla yeni nesiller, inanç boşluğundan kurtarılmalı, onlara
büyük idealler, büyük hedefler gösterilmelidir. Anne ve babalar,
çocuklarının kimlerle arkadaşlık yaptığını, hangi çevrelerde gezip
dolaştığını takip etıneli çocuklarının bu zehirli tuzaklara
düşmemesi için ellerinden gelen tedbirleri almalıdırlar.
Eğitim kurumlarında konu ile ilgili dersler konmalı, özellikle
televizyonlar, terör olaylarında can verenler gibi, alkol ve
uyuşturucu tuzağında ölümle pençeleşenleri de sık sık ekrana
getirmelidirler. Ekranda gösterilen kutlama törenleri, belgesel ve
diziler ile her türlü reklamlar, alkol ve uyuşturucuya teşvik
niteliği taşımamalı, toplumu alkolizme götüren yollar
tıkanmalıdır.
Hiçbir anne-baba çocuğunu bu şekilde görmek istemez.
Not: Bu vaazın hazırlanmasında, D.İ.B. yayınlarından,
Prof. Dr. Alparslan Özyazıcı’ya ait «Alkollü İçkiler, sigara ve Diğerleri»
isimli eserden yararlanılmıştır.

similar documents