SEBZE ve MEYVE GRUBU - Antalya Halk Sağlığı Müdürlüğü

Report
SAĞLIK BAKANLIĞI
TÜRKİYE HALK SAĞLIĞI KURUMU
ANTALYA HALK SAĞLIĞI MÜDÜRLÜĞÜ
OKUL KANTİNİ
ÇALIŞANLARI HİJYEN
YÖNETMELİĞİ EĞİTİMİ
SAĞLIKLI BESLENME
SU HİJYENİ
SAĞLIK MUAYENELERİ
GIDA KAYNAKLI ZEHİRLENMELER VE
SEMPTOMLAR
SAĞLIKLI BESLENME
YETERLİ VE DENGELİ BESLENME NEDİR?
Vücudun
büyümesi, yenilenmesi ve
çalışması için gerekli olan
enerji ve besin öğelerinin
her birinin yeterli
miktarlarda alınması ve
vücutta uygun şekilde
kullanılmasıdır
Temel Besin Grupları
Dört Besin Grubu
1.Süt Grubu
2.Et-Yumurta-Kurubaklagil
Grubu
3.Meyve ve Sebze Grubu
4.Ekmek ve Tahıl Grubu
SÜT GRUBU
Başta yetişkin kadınlar, çocuklar ve gençler olmak üzere tüm yaş gruplarının bu grubu
her gün tüketmesi gerekir.
Bu grupta yer alan besinler:
Süt ve yerine geçen besinler; yoğurt, peynir ve süttozu gibi sütten yapılan besinler
İçerdiği Önemli Besinler :
Protein, kalsiyum, fosfor, B2 vitamini (riboflavin) ve vitamin B12 olmak üzere birçok
besin öğesinin önemli kaynağıdır.
SÜT GRUBU
Başlıca Görevleri:
Kalsiyumdan zengin olan bu grup kemiklerin ve dişlerin sağlıklı gelişiminde ve
hücre çalışmasında önemli rol oynar.
Her gün yetişkin bireylerin günlük 2 porsiyon, çocukların, adölesan dönemi
gençlerin, gebe ve emzikli kadınlarla menopoz sonrası kadınların 3-4
porsiyon süt ve yerine geçen besinleri tüketmeleri gerekir. Bir orta boy su
bardağı (200 cc) süt veya yoğurt ile iki kibrit kutusu büyüklüğünde peynir
bir porsiyondur.
ET-YUMURTA-KURUBAKLAGİL GRUBU
Bu grupta yer alan besinler:
Et, tavuk, balık, yumurta, kuru fasulye, nohut, mercimek gibi besinler bulunur. Ceviz, fındık,
fıstık gibi yağlı tohumlar da bu grupta yer alır.
İçerdiği Önemli Besinler :
Protein, demir, çinko, fosfor, magnezyum, B6, B12, B1 ve A vitamini, posa (kurubaklagiller)
içerir.
ET-YUMURTA-KURUBAKLAGİL GRUBU
Başlıca Görevleri:
Hücre yenilenmesi, doku onarımı ve görme işlevinde görev alan besin öğelerini
sağlarlar.
Kan yapımında görevli en önemli besin öğeleri bu grup tarafından sağlanır.
Sinir, sindirim sistemi ve deri sağlığında görev alan besin öğeleri en çok bu
grupta bulunur.
Hastalıklara karşı direnç kazanılmasında rolü olan en önemli besin grubudur.
ET-YUMURTA-KURUBAKLAGİL GRUBU
•Etler iyi kalite protein kaynağıdır. Özellikle protein gereksiniminin arttığı,
hızlı büyümenin olduğu bebeklik, çocukluk dönemlerinde diyette mutlaka yer
alması gerekir.Günlük 2-3 köfte kadar et-tavuk-balık-hindi tüketilmelidir.
•Yumurtanın protein kalitesi yüksek olduğu için bebek ve çocuklar tarafından
her gün bir adet tüketilmesi yararlıdır.
•Özellikle kuru baklagillerin haftada 2-3 kez tüketilmesi önerilmektedir.
•Yeterli ve dengeli beslenmede günlük miktar fındıkta 15-20 adet (30 gr)
veya cevizde 5-6 adet (30gr) olmalıdır.
SEBZE ve MEYVE GRUBU
Bu grupta yer alan besinler
Bitkilerin her türlü yenebilen kısmı sebze ve meyve grubu altında toplanır.
İçerdiği Önemli Besinler :
Mineraller ve vitaminler bakımından zengindirler. Folik asit, A vitaminin ön
öğesi olan beta-karoten, E, C, B2 vitamini, kalsiyum, potasyum, demir,
magnezyum, posa ve diğer antioksidan özelliğe sahip bileşiklerden
zengindirler.
SEBZE ve MEYVE GRUBU
Başlıca Görevleri:
Büyüme ve gelişmeye yardım ederler.
Hücre yenilenmesini ve doku onarımını sağlarlar.
Deri ve göz sağlığı için temel ögeler içerirler. Diş ve diş eti sağlığını korurlar.
Kan yapımında görev alan ögelerden zengindirler.
Hastalıklara karşı direncin oluşumunda etkindirler.
Doygunluk hissi sağlarlar. Barsakların düzenli çalışmasına yardımcı olurlar.
Dengesiz beslenmeye bağlı şişmanlık ve kronik hastalıkların (kalp
damar
hastalıkları, hipertansiyon, bazı kanser türleri) oluşma riskini azaltırlar.
SEBZE ve MEYVE GRUBU
Tüm sebze ve meyveler besin değeri içeriği ve ekonomik olması açısından
mevsiminde, bol ve ucuz bulunduğu dönemlerde en az 5 porsiyon meyve
ve sebze tüketilmesi önerilmektedir.
Örneğin ;
1 porsiyon meyve = 1orta boy elma veya 1 orta boy portakal veya 1
büyük boy mandalina
1 porsiyon sebze = 4-5 yemek kaşığı sebze yemeği veya 1 kase salata
EKMEK ve TAHIL GRUBU
Bu grupta yer alan besinler
Buğday, pirinç, mısır, çavdar ve yulaf gibi tahıl taneleri ve bunlardan yapılan un,
bulgur, yarma, gevrek ve benzeri ürünler bu grup içinde yer alır.
EKMEK ve TAHIL GRUBU
İçerdiği Önemli Besinler ve Başlıca Görevleri:
Tahıl ve tahıl ürünleri vitaminler, mineraller, karbonhidratlar (nişasta, lif) ve
diğer besin öğelerini içermeleri nedeniyle sağlık açısından önemli besinlerdir.
Tahıllar, protein de içerir. Bu proteinin kalitesi düşük olmakla birlikte
kurubaklagiller ya da et, süt, yumurta gibi besinlerle bir arada tüketildiklerinde
protein kalitesi arttırılabilir. Tahıl tanelerinin yağı vitamin E’ den zengindir.
Tahıllar B12 dışındaki B grubu vitaminlerinden zengin, özellikle B1 vitaminin
(tiamin) en iyi kaynağıdır. Bu vitaminler tahıl tanelerinin çoğunlukla kabuk ve
özünde bulunur.Mineraller ve vitaminler bakımından zengindirler. Folik asit, A
vitaminin ön öğesi olan beta-karoten, E, C, B2 vitamini, kalsiyum, potasyum,
demir, magnezyum, posa ve diğer antioksidan özelliğe sahip bileşiklerden
zengindirler.
EKMEK ve TAHIL GRUBU
•Tam tahıl ürünlerini tüketin.
•Tüketilecek miktar bireyin ağırlık ve bedensel çalışma durumuna göre değişir.
Az hareketli, şişman bireylere günde 3 ince dilim ekmek (75 g) yeterli iken zayıf
bireyler, ağır işte çalışanlar bunun 3-5 katını yiyebilirler.
•Tam tahıl ürünleri günde 6 porsiyon (6 dilim ekmek veya 3 dilim ekmek, 1
kepçe unlu çorba, 4 yemek kaşığı pilav gibi) tüketilebilir. Ağır işte çalışan ve
enerji gereksinimi fazla olanlar bu gruptan daha fazla tüketebilirler.
• Protein ve vitamin içeriğini arttırmak için diğer besinlerle (kuru baklagiller, süt
ve ürünleri) birlikte tüketin
OBEZİTE NEDİR?
Obezite, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından "Sağlığı
bozacak ölçüde vücutta anormal veya aşırı yağ birikmesi"
olarak tanımlanmaktadır.
OBEZİTENİN YOL AÇTIĞI SAĞLIK
PROBLEMLERİ
 Vücut sistemleri (endokrin sistem,
dolaşım sistemi, solunum sistemi,
gastrointestinal sistem, genitoüriner
sistem, kas iskelet sistemi, deri) ve
psikososyal durum üzerinde yarattığı
olumsuz etkilerden dolayı pek çok
sağlık problemlerine neden olmaktadır.
 Obezitenin çeşitli hastalıklarla ilişkisi bilinmekte olup morbidite ve
mortaliteyi artırıcı etkisi de ortaya konulmuştur.

İnsülin direnci – Hiperinsülinemi

Tip 2 Diabetes Mellitus

Hipertansiyon

Koroner arter hastalığı

Hiperlipidemi – Hipertrigliseridemi

Metabolik sendrom

Safra kesesi hastalıkları

Bazı kanser türleri (kadınlarda safra kesesi,
endometriyum, yumurtalık ve meme kanserleri,
erkeklerde ise kolon ve prostat kanserleri )

Osteoartrit

Felç

Uyku apnesi

Karaciğer yağlanması

Astım

Solunum zorluğu

Gebelik komplikasyonları

Menstruasyon düzensizlikleri

Aşırı kıllanma

Ameliyat öncesi ve sonrası komplikasyon risklerinin artması

Ruhsal sorunlar (Anoreksiya nevroza (yemek yememe) veya Blumia
nevroza (kusarak yediği besinlerden yararlanmama), Binge eating
(tıkınırcasına yeme), gece yeme sendromu gibi ortaya çıkabilir veya
bir şeyi daha fazla yiyerek psikolojik doyum sağlamaya çalışma)

Toplumsal uyumsuzluklar

Özellikle sık aralıklarla ağırlık kaybetme ve
kazanma sonucunda deri altı yağ dokusunun
fazla olması nedeniyle deri enfeksiyonları,
kasıklarda ve ayaklarda mantar enfeksiyonları

Kas-iskelet sistemi problemleri
SU HİJYENİ
SU NEDİR? SUYUN İŞLEVİ NEDİR?
Kişi sağlığı ile ilgili en önemli etmenlerden biri olan
su yaşam için en gerekli maddelerden biridir.
Kişinin vücut ağırlığının % 63-70’i sudur. Sağlıkla
ilgili konularda su denildiği zaman içme suyu ile
birlikte kullanma suları da düşünülmelidir. Çünkü
su vücuda sadece içme suyu olarak değil
yıkanmak, besin hazırlamak vb. için kullanılan
kullanma suyu olarak da girer.
Su kimyasal formülü H2O olan bir bileşiktir. Akışkan bir maddedir.
Rengi ve kokusu yoktur. Sıvı, katı ve gaz halinde bulunabilir.
SAĞLIKLI SU NEDİR?
Kimyasal, fiziksel, mikrobiyolojik ve radyoaktivite yönünden İnsani
Tüketim Amaçlı Sular Hakkında Yönetmelikte belirtilen parametre
limitlerine uygun olan sular sağlıklı su olarak tanımlanır.
Yönetmeliğe göre üç türlü içeceğimiz vardır.
Bunlar: Kaynak suları, içme suları, içme ve kullanma suları.Mineralli
sular bu kapsam dışındadır.
Bütün dünyada olduğu gibi su ve besinlerle bulaşan enfeksiyon
hastalıkları ülkemizde de halk sağlığı sorunu olarak önemini
korumaktadır. Bu hastalıklar önemli salgınlara neden olmaktadırlar.
SULARIN DEZENFEKSİYONU
NEDİR?
Bir suyun içerdiği patojenik mikroorganizmaların elimine edilerek
güvenli içilecek duruma getirilmesine suların dezenfeksiyonu denir.
Kısaca suların hastalık yapıcı ve kirlilik yapan mikroorganizmalardan
arındırılmasıdır.
İçme ve kullanma suları ise kaynağı bir yer altı kaynak suyu
olabileceği gibi genellikle yüzey sularının arıtılması sonucu şebekeye
verilen sulardır. Her içme kullanma suyu toplum tarafından içilebilir
birincil su kaynağı olmalıdır.
Yüzey sularının arıtılması kendine has teknikleri ve kimyasal
işlemleri olan birsüreçtir. Bu suların en temel özelliği son aşamada
dezenfeksiyon işlemine tâbi tutulmalarıdır. Bu amaçla yaygın olarak
kullanılan dezenfektan madde ise klordur.
•İçme suyu olarak temiz su kullanmalı
•Temizliğinden emin olunmayan sular kesinlikle
içilmemeli
•Şüpheli durumlarda su kaynatılmalı veya filtre
edilmeli
SAĞLIK MUAYENELERİ
2 Kasım 2011 tarihli 663 sayılı Resmî Gazetenin “SAĞLIK BAKANLIĞI VE BAĞLI
KURULUŞLARININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE
KARARNAME”sinin 58. maddesinin
(11) 24/4/1930 tarihli ve 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanununun;
a) 126 ncı maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Madde 126- Gıda üretim ve satış yerleri ve toplu tüketim yerleri ile insan bedenine temasın söz konusu olduğu temizlik
hizmetlerine yönelik sanatların ifa edildiği iş yeri sahipleri ve bu iş yerlerinin işletenleri, çalışanlarına, hijyen konusunda bu iş
yerlerindeki meslek ve faaliyetin gerektirdiği eğitimi vermeye veya çalışanların bu eğitimi almalarını sağlamaya, belirtilen eğitimleri
almış kişileri çalıştırmaya, çalışan kişiler ise bu eğitimleri almaya mecburdurlar. Bizzat çalışmaları durumunda, iş yeri sahipleri ve
işletenleri de bu fıkra kapsamındadır.
Bulaşıcı bir hastalığı olduğu belgelenenler ile iş yerinin faaliyet ve hizmetlerinden doğrudan yararlananları rahatsız edecek nitelikte
ve görünür şekilde açık yara veya cilt hastalığı bulunanlar, bizzat çalışan iş yeri sahipleri ve işletenleri de dâhil olmak üzere,
alınacak bir raporla hastalıklarının iyileştiği belgeleninceye kadar, birinci fıkrada belirtilen iş yerlerinde çalışamaz ve
çalıştırılamazlar. Çalışanlar, hastalıkları konusunda işverene bilgi vermekle yükümlüdür.”
b) 127 nci maddesi aşağıdaki şekilde düzenlenmiş ve Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
“Madde 127- 126 ncı maddede belirtilen iş yerlerindeki hijyen eğitimine yönelik hususlara, bu iş yerlerinde çalışmaya engel
bulaşıcı hastalıkların ve cilt hastalıklarının neler olduğuna, iyileşme hâlinin belirlenmesine, hangi meslek ve sanat erbabının 126
ncı madde kapsamında olduğuna ilişkin usûl ve esaslar, Sağlık, İçişleri ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlıklarınca müştereken
çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.
126 ncı maddede belirtilen iş yerlerinde bulaşıcı bir hastalık veya bir salgın hastalık çıkması durumunda, bu hastalıkla alakalı
gerekli incelemeler, analiz masrafları iş yeri sahipleri ve işletenlerince karşılanmak üzere ilgili kurumlar tarafından yapılır.
126 ncı maddede belirtilen iş yerlerinde bulaşıcı bir hastalık veya bir salgın hastalık çıkması hâlinde doğacak hukukî sorumluluklar
ile bu durumdan zarar gören kişi veya kurumların hukukî yol vasıtasıyla talep edebilecekleri tazminat ödemeleri veya olabilecek
diğer ödemeler iş yeri sahiplerine ve işletenlerine aittir.”
BESİN ZEHİRLENMELERİ
BESİN ZEHİRLENMESİ NEDİR?
Besin zehirlenmesi, herhangi bir yiyecek ya da içeceğin tüketimi sonucu
meydana gelen enfeksiyon veya zehirlenme durumuna verilen genel
isimdir
Genellikle hijyenik yönden uygun olmayan koşullarda hazırlanan ve
pişirilen besinlerde üreyen bakteriler, besin zehirlenmelerine neden
olmaktadır. Çoğunlukla hafif seyirli ve kısa süreli hastalıklar olmalarına
karşın, zehirlenmeye yol açan besinle ve kişiyle ilişkili bazı faktörler,
hastalığın zaman zaman daha ağır seyretmesine hatta ölümcül
olmasına yol açabilir. Besin kaynaklı hastalığa herkes yakalanabilir
ancak bağışıklık sistemi zayıf olanlar, bebekler, çocuklar, gebeler ve
yaşlılar daha duyarlıdır.
ZEHİRLENME BELİRTİLERİ NELERDİR?
Besin zehirlenmelerinin belirtileri hastalığa neden olan bakteri veya
toksinin özelliği, besinin ne oranda bakteri veya diğer ajanlar ile
kirlendiği, tüketilen miktar ve kişinin bakteriye karşı gösterdiği
duyarlılığa göre değişiklik göstermekle birlikte, pek çoğunda mide
bulantısı, kusma, karın ağrısı, ishal, karında kramplar şeklindedir.
Besin zehirlenmeleri genellikle ani başlar ve hastalık belirtisi 30 dakika
ile 72 saat arasında ortaya çıkabilir.
BULAŞMA YOLLARI NELERDİR?
Bakteriler, kendi başlarına hareket edemezler. Besinlere bulaşabilmeleri için mutlaka bir
aracıya gereksinim duyarlar. Bu aracılar, insanlar, hayvanlar ve böceklerdir. Bakteriler
besinlere hasta ya da taşıyıcı insan yoluyla bulaşabildiği gibi, “çapraz bulaşma” adı
verilen yolla da bulaşabilir.
Çapraz bulaşma; temiz bir yiyeceğe besin olmayan ve bakteri içeren etmenlerden bakteri
bulaşmasına denir.
Çapraz bulaşmaya neden olan besin dışı etmenler;
•Eller
•Araç-gereçler
•Doğrama tahtaları,
•Mutfak tezgahları,
•Mutfakta kullanılan bez ve süngerler,
•Giysiler,
•Öksürme, hapşırmadan kaynaklanan damlacıklar,
•Bakteri bulaşmış ya da potansiyel riskli besinlerden sızan sıvılarla temas etmiş olan her
türlü yüzeydir.
BESİN ZEHİRLENMESİNDEN
ŞÜPHELENİLİYORSA NE YAPILMALIDIR?
•Kusma ve ishal vücudun zehire gösterdiği tepkilerdendir. Bu nedenle
şikayetlerin başlamasını takiben 24 saat içerisinde kesinlikle bulantı ve ishali
önleyici ilaçlar kullanılmamalıdır.
•İshal ve kusmayı arttıracak düşüncesiyle hiçbir şey yememek yanlış bir
davranıştır. İshal tedavisinin en iyi şekli dinlenmek ve bol miktarda sıvı ( temiz
içme suyu, ayran, maden suyu, şekersiz çay vb.) tüketmektir.
•İshal geçene kadar yoğurt, pirinç lapası, haşlanmış patates gibi besinler
tüketilmeli, bağırsak hareketliliğini arttıran çiğ sebze, erik, kayısı, incir, üzüm,
karpuz gibi meyveler tüketilmemelidir.
•Meyveler iyice yıkandıktan ve kabuğu soyulduktan sonra tüketilmelidir.
•Kanlı ishal, boyun sertliği, şiddetli baş ağrısı, ateş varlığında ve süresi
2 günden fazla devam ediyorsa en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.
BESİN ZEHİRLENMESİNDEN KORUNMA
YOLLARI NELERDİR?-1
•Besinleri güvenilir yerlerden satın almaya özen gösterilmelidir.
•Her türlü gıda maddesi satın alırken etiket bilgisi okunmalı, üretim ve son
kullanma tarihi, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından üretim izni olup
olmadığı ve saklama koşullarına dikkat edilmelidir.
•Pastörize edilmemiş süt ve süt ürünleri kesinlikle kullanılmamalıdır.
•Kırık, çatlak, dışkı ile kirlenmiş yumurta satın alınmamalı, yumurtalar
kullanılmadan hemen önce mutlaka yıkanmalıdır.
•Dondurulmuş besinleri satın alırken ambalajı altında ve içinde buz kristalleri
olmamasına dikkat edilmeli, orijinal paketlerinde -18°C’de satın alınmalıdır.
•Dondurulmuş besinler, buzdolabı sıcaklığında veya mikrodalga fırında
çözdürülerek kullanılmalı, çözdürme işlemi oda sıcaklığında veya kalorifer,
soba üstüne bırakılarak kesinlikle yapılmamalıdır.Bir kez çözdürülmüş olan
besinleri tekrar dondurmayın.
BESİN ZEHİRLENMESİNDEN KORUNMA
YOLLARI NELERDİR?- 2
•Çabuk bozulabilen besin maddeleri satın alındıktan sonra açıkta ve oda
sıcaklığında bırakılmamalı, tüketilene kadar buzdolabı ısısında muhafaza
edilmelidir.
•Besinleri hazırlama, pişirme ve servisinde kişisel hijyen kurallarına uyulmalı,
eller yemek hazırlamadan önce ve sonra iyice yıkanmalı, tuvalet sonrası el
temizliğine özen gösterilmelidir.
•Çapraz bulaşmayı önlemek amacıyla çiğ besinler ile pişmiş yiyecekleri ayrı
raflarda , pişmiş yiyecekleri üst raflarda ve üzeri kapalı şekilde depolayın .
•Çiğ ve pişmiş besinleri birbirinden ayrı hazırlama yüzeylerinde ve ayrı araç
gereçler ile hazırlayın.
•Mümkünse yemekler günlük olarak hazırlanmalı, artan yemeklerde yeniden
ısıtma söz konusu olacaksa bir kereden fazla tekrar ısıtma işlemi
yapılmamalıdır.
•Kırmızı et, tavuk, balık, süt ve ürünleri gibi kolay bozulabilen riskli besinler
uygun süre ve sıcaklıklarda pişirilmeli, pişmiş yemekler oda sıcaklığında
1 saatten fazla bekletilmemelidir.
BESİN ZEHİRLENMESİNDEN KORUNMA
YOLLARI NELERDİR?- 3
•Pişirdikten sonra hemen tüketilmeyecek yemekler, hızla soğutularak yeniden
servis edilene kadar buzdolabında saklanmalıdır.
•Özellikle çiğ et, yumurta ve kümes hayvanları gibi besinleri hazırlamadan önce
ve hazırladıktan sonra eller uygun sıcaklıkta sabunla yıkanmalıdır.
•Konserve satın alırken, alt ve üst kapakları şişkin, kutusu hasar görmüş,
kapağı gevşemiş ve son kullanma tarihi geçmiş olanlar kesinlikle satın
alınmamalıdır.
•İçme sularının güvenilir kaynaklardan satın alınmasına özen gösterilmeli,
güvenilirliğinden emin olunmadığında kaynatıldıktan sonra içilmelidir.
•Özellikle dışarıda ve açıkta satılan yiyeceklerin tüketiminden kaçınılmalıdır.
•Tahıl, kurubaklagil ve kuruyemiş gibi kuru gıdalar nemsiz, kuru ve 15°C -20°C
arasındaki sıcaklıklarda muhafaza edilmelidir.
•Sebze ve meyveler iyice yıkandıktan sonra tüketilmelidir.
BESİN ZEHİRLENMESİNDEN KORUNMA
YOLLARI NELERDİR?- 4
•Sebze ve meyvelerin temizliğinde kesinlikle deterjan gibi kimyasal maddeler
kullanılmamalıdır.
•Kullanılan bezler, tutaçlar ve süngerler mikropların bir yerden başka bir yere
taşınması için en iyi araçlardır. Bu nedenle, her kullanım sonrası bezler
dezenfekte edilmeli, ıslak ve sıkılı halde bırakılmamalıdır.
•Her kullanımdan sonra besinleri hazırlarken kullanılan tüm araç gereçler ve
yüzeyler deterjanlı sıcak su ile yıkanıp iyice durulanmalıdır.
•Özellikle riskli grup içinde bulunan çocuklarımızı gıda zehirlenmelerinden
korumanın başlıca unsuru sağlıklı beslenme çantasıdır. Sağlıklı beslenme
çantası sadece bu çantanın içine giren sağlıklı besinlerden oluşmamaktadır.
Aynı zamanda besinler kadar önemli olan beslenme çantasının ve içine konan
saklama kaplarının temizliğidir. Her kullanım sonrasında bu kaplar deterjanlı
sıcak su ile yıkanıp iyice durulanmalıdır.

similar documents