Sunum - Milli Eğitim Vakfı

Report
SINIF İÇİ İLETİŞİM
VE
İNSAN İLİŞKİLERİ
M.HAMDİ İLHAN
İLETİŞİM
U→O→T ilişkisine dayanır.
Yani, her olumlu davranışın (tepki) öncesinde olumlu
bir uyarıcı bulunduğu gibi, her olumsuz davranışın
öncesinde de mutlaka olumsuz bir uyarıcı vardır.
Eğitimcilerin, anne-babaların görevi, meydana gelen
olumsuz davranışları yargılamak yerine, bu davranışlara
yol açan nedenleri arayıp bulmaktır.
1
 Çevresiyle iyi iletişim kurmayı amaçlayanlar kabul etmenin,
sevginin, güven vermenin, onurlandırmanın; kötülemekten, inkar
etmekten, küçümsemekten, alay etmekten, utandırmaktan,
korkutmaktan daha olumlu sonuçlara yol açacağını göz ardı
etmemelidirler.
 Nefretin de,
Korkunun da,
Şaşkınlığın da,
Sevginin de bir dili vardır.
Bizim için doğru olan sevginin dilini kullanabilmektir.
 İnsan önce kendisini sevebilmeli, varlığından mutluluk
duyabilmelidir. İletişimin ilk adımı bireyin kendisi ile barışık olmayı
başarabilmesidir.
2
İLETİŞİME İLİŞKİN
ÖRNEKLER
3
ERİDLBMKİLDEEĞİZBBİLKEMEER
4
“EZBERE BİLMEK, BİLMEK DEĞİLDİR.„
Monteigne
(Denemeler)
5
Sabahtan uğradım ben bir güzele
Ağlatmadı güzel, güldürdü beni
Ben güzelden böyle vefa ummazdım
Ak göğsü üstünde kondurdu beni
Karacaoğlan
Gönül ne gezersin sarp kayalarda
İniver aşağı yoldan gidelim
Bir güzel sevmekle gönül eğlenmez
Güzeli çok olan ile gidelim
Karacaoğlan
6
Bana Kâfir dedi müftü efendi
Tutalım ben ona diyem müselman
Yarın varınca rûz-î cezaya
İkimiz de çıkarız anda yalân
Dest bûs-î arzûsuyla ölürsem dûstlar
Mezarımdan bir kûze eyleyin
Yarın yüzüne sûnun yâresu
7
Ezberleme:
A- Öğrenmeye engel olur.
B- Zihinsel gelişmeyi yavaşlatır.
C- Otoriter yönetimlere bireyi yatkınlaştırır.
Yetişkinlerin,
“Bu çocuklar bizi anlamıyor, dinlemiyor.” ya da “Ben senin yaşında
iken” diye başlayan yakınmalarının anlamlı bir yönü yoktur.
Çünkü küçüklerin, yeniyetmelerin “büyükleri anlamak” diye bir
mecburiyetleri yoktur; oysa yetişkinlerin “çocukları ve gençleri
anlamak” diye bir mecburiyetleri vardır.
Unutmayınız ki, delikanlılık biraz da “delicesine bir yaşam”
demektir.
Yetişkinlerin yeni yetmelerden yakınmadıkları bir çağ yoktur. Bu
dünün yeni yetmeleri olan bugünün yetişkinleri için de öyledir. Yarın
da öyle olacaktır.
8
Bireyin hareketi gereksinimleri yönündedir.
BİREY
X
AMAÇ
ENGEL
9
Bir amaca yönelen bireyin engellenmesi
bireyde gerilim yaratır. Engellenmenin tekrar
edilmesi
gerilimi
şiddete,
çatışmaya
dönüştürebilir. Gerilimi azaltmanın en doğru
yolu engelleri azaltmak, ayıplar, yasaklar,
günahlardan bireyi uzaklaştırmaktır.
10
Sınav, eğitim-öğretim sürecinin en zor ve
sorunlu aşamalarından birisidir.
 Sınavlarda sorulan sorular işlenen tema yada
üniteler sonucunda edinilen bilgi , beceri ve
davranışları ölçebilmelidir; hatta daha önceki
aylarda
yada yıllardaki kazanımları dahi
ölçebilmelidir.
 Ne yazık ki, günümüz eğitim sistemi böyle bir
çalışmadan yoksundur. Bu yüzden sistemden
beklenen insan ile çıkan insan çoğu kez birbirine
benzemiyor.
11
 Öyle ki, Anayasamızın 42. Maddesinde ve
1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanununda
belirtilen insanın nitelikleri; seviye belirleme
sınavları, Anadolu Liselerine giriş sınavları,
Üniversiteye
giriş
sınavlarında
aranan
niteliklerle göz ardı edilmiştir.
Özetle söylemek gerekirse, bir üst öğrenime
geçişte uygulanan sınavlar bu yasaların
öngördüğü niteliklerin önüne geçmiştir. Yani
daha fazla soru çözmek ulusal ve evrensel
eğitimin değerlerinin üstüne çıkmıştır.
12
EĞİTİM SERÜVENİMİZDE GİRDİ VE ÇIKTILAR
GİRDİLER
13
ÇIKTILAR
14
KORKU APTALLAŞTIRIR.
EĞİTİMDE DİSİPLİN BİLGİDİR.
YETKİN ÖĞRETMENLERİN
DERSLERİNDE DİSİPLİNSİZLİK
OLMAZ.
15
 Eğitim bireyde bulunmayan bir özelliği ona kazandıramaz. Ama
bireyin genlerinde var olan özelliklerini geliştirebilmesi için eğitim
çok gereklidir. Eğitim zekayı tetikler.
Bugüne değin dünyada alaylı bir bilim insanına rastlanmamıştır.
16
Zeka birey için çok önemli bir gizil güçtür. Ancak, doğru bilgi ve akılla
desteklenmeyen zeka güvenilir bir güç değildir.
Yolu bilgi, üzerinde yürüyen arabayı zeka olarak kabul edersek, yolun kenarındaki
trafik uyarıcılarını da akıl olarak kabul edebiliriz. Trafik uyarılarının bulunmadığı yolda
kazaya uğrama olasılığı yüksektir.
Akıl sonradan edinilen bir özelliktir; bu özelliğin
kazanılmasında eğitimin etkisi büyüktür.
Bir anlamda akıl, deneyimlerimizin toplamıdır.
Bir bilim insanımız, “yenilgi en büyük
öğretmendir; fakat çok pahalıya gelir size” diyor.
Salt zeka, kenarlarında
trafik işareti bulunmayan
bozuk bir yolda yürüyen
sürücü gibidir. Böyle bir
sürücünün kazaya
uğrama olasılığı çok
yüksektir.
17
 “Tema„ların sıraya konması çok önemlidir. Çünkü kitaplardaki
temaların sırası pedagojik bir dizi içinde sıralanmamış olabilir.
Zümre toplantılarının
unutulmamalıdır.
böyle
bir
gerekçeye
dayandığı
 Bakanlığın program çalışmalarını dikkatle izlemeli, özellikle
Türkçe ders kitaplarındaki okuma parçalarının dilbilgisi
konularıyla tutarlı bir ilişki içinde olup olmadıkları
değerlendirilmelidir. Ders kitaplarındaki ünite ve temalar içerik
yönünden incelenmeli, işin uygulayıcıları olarak önünüze konan
her şeye “eyvallah” dememelisiniz. Değerlendirme yapmadan
kabullenmek tebâ kültürünün bir yansımasıdır.
18
Öğrenme giderek kolaylaşan bir süreçtir. Ancak
her ünite ya da tema için öğrenme tam olarak
gerçekleşmedikçe süreç giderek zorlaşır.
5
4
3
2
1
Kullanılan zaman
Tam Öğrenme=
Kullanılması Gerekli zaman
= 1
19
BOZUK İLETİŞİM
ÖRNEKLERİ
20
18
9
Eğitim-Öğretim çalışmaları öğrencilerin ilgilerine göre
düzenlendiğinde sınıf tekrar eden öğrenciler görülmediği
gibi, sınıfın arka sıralarında oturan tembel öğrenciler de
görülmez.
21
daha
eder
+
=
1 + 2
=
3
22
Sanılanın tersine öğrenciler bir anlamda zorla
edinilen bilgilere göre gelişmezler, ilgileri yönün
de gelişirler.
Eğitim sistemimizin büyük ölçüde “önüne
konanla yetin” ya da “yersen” anlayışına
dayandığını bilmeliyiz!
Ne yazık ki bu yanılgıyı ısrarla ve inatla da
sürdürüyoruz.
23
Öğretmen dersine mutlaka hazırlıklı girmeli ve dersinin
diliyle konuşmalıdır.
En iyi eğitim diye bir şey yoktur; çünkü eğitimin her
zaman daha iyisi vardır.
Eğitim iletişiminde kullanılan kavram ve sözcüklerin
önemi üzerine bir inceleme. (Prof. Dr. Çiğdem Kağıtçıbaşı
- Çocuğun Değeri)
24
Bir TV sunucusu konuğuna sorar: “senin için çok
karizmatik biri diyorlar.„ Ne dersiniz?
Konuk yanıt verir,: “Hayır ben emekliyim.„
 Atasözleri ve deyimlerde iletişimde çok etkilidir.
“Aklın yolu birdir.„ “Kızını dövmeyen dizini
döver.„ “Devlet malı deniz, yemeyen domuz.„ ya da
“Eğri oturup, doğru konuşalım. „
25
Sokrates “doğru olduğunu bildiğiniz bir şeyi dahi
sorgulayın„ diyerek eleştirel düşüncenin gelişmesine
önemli bir katkı sağlamıştır.
Çocuklarda oluşan olumsuz tutum ve davranışların
çoğunun aile ve okul kökenli olduğunu unutmamalıyız.
“ Çocuğum okumayı sevmiyor”, diye şikayet eden
anne-babalar, acaba siz bu konuda iyi örnek olabiliyor
musunuz?
26
Anne- baba ve öğretmenler!
Çocuklarınızı ya da öğrencilerinizi “yavrum„ “canım„ sözleriyle
samimi ve içten duygularla sevebiliyor musunuz?
Çocuklarınızla şehrin kitapçılarını, müzelerini, sinema ve
tiyatrolarını ziyaret ediyor musunuz?
Çocuklarınızı
güçlerini
aşan
başarılara
zorlayarak
korkutmayınız.
Çocuklar asla başka çocuklarla mukayese edilmemelidir.
“Bu işe karışma, senin aklın ermez„ diyerek çocuğun önüne
engel konmamalıdır.
27
 “ Çalış, daha çalış„ diyerek ders çalışmayı öğrenciler
için bir korku aracına dönüştürmemeliyiz.
“
Fazla
oyun
oynuyorlar„
diye
çocukları
eleştirmemeliyiz.
Eve bir eşya alınırken ya da ona oyuncak ve giysi alırken
mutlaka görüşüne değer vermeliyiz.
Yoklamaları doğru yapmalı, ilk derse gelmeyen
öğrencileri hemen ailesine bildirmeliyiz.
28
Çocuklar her şeyin ilkini ailede ve okulda öğrenir. Yemek yemeyi, su
içmeyi, arkadaş edinmeyi, arkadaş olmayı, oyun oynamayı, paylaşmayı,
konuşmayı, yürümeyi, sevmeyi, üzülmeyi, özlemeyi, mutlu olmayı,
küsmeyi, barışmayı, kurallara saygı duymayı ve uymayı…
Hatta “Anne ben nasıl dünyaya geldim„ sorusuna, “seni leylekler getirdi
yavrum„ diyerek ilk yalanı da orada öğrenirler!.
“Kürsü öğretmenliği”, “ezberci eğitim anlayışı” bize Osmanlı’dan kalan
bir gelenektir ama, “performans ödevi” bizim icadımızdır.
Oysa okulun işi okulda bitmelidir, anlayışı pedagoji biliminin bize
gösterdiği bir gerçektir.
29
Öğretmenlerimiz hep öğretiyor, acaba biz
ne zaman öğrenmeye başlayacağız?
Öğrenci Atasözü
30
Ula Uşaklar, ha bundan boyle
ha burada taze balık satayuruk
Balıkçı Temel
31
Çalışmalar sırasında ya da bir
sunum da öğretmenlerin
ses yüksekliği ve hızı çok
önemlidir.
32
Öğretmenin adaletli ve güvenilir olması her şeyi biliyor
olmasından daha iyidir.
a) Not taktirinde isabetsizlik gösteren bir
öğretmenin ilginç öyküsü
b) Uygulamalarda karşılaşılan bozuk iletişim
örnekleri (Valinin görevleri)
c) Anaokulundan bir örnek
d) Öğretmen kimdir?
e) Çarpım cetvelinin ezberletilmesi
f) Ölçüm araçlarının doğru ifade edilmesi
g) Öğrenci ve aile odaklı eğitim
33
İnsanları iyi besleyerek fiziksel yönden tam olarak
geliştirebiliriz ama, söz konusu zihinsel gelişim olduğunda
zihinsel uyarıcılarla karşı karşıya gelmek zorunluluğu
vardır.
Küçük yaşlarda zihinsel uyarıcılarla uyarılmayan
çocukların beyinlerindeki öğrenme kanallarından bir
bölümü bir daha açılmamak üzere kapanmaktadır.
“Öğrenmenin yaşı yoktur„ sözü zihinsel gelişim
bakımından çok doğru değildir.
“Öğrenmenin yaşı vardır„ ve “Ağaç yaş iken eğilir„ sözü
eğitim bakımından daha doğrudur.
34
İLETİŞİME İLİŞKİN BAZI ÖRNEKLER
Temelinde sevgi bulunan hiçbir eylemin sonucunda
başarısızlık yoktur.
Öğrencilerimizin nasıl olmasını istiyorsak önce bizim
öyle olmamız gerekir. Eğitimde “Benim dediğimi yap,
yaptığımı yapma.„ düşüncesinin yeri yoktur.
İnsanlar ve özellikle de çocukların tanımlandıkları gibi
olmak diye ifade edebileceğimiz ilginç bir özellikleri
vardır.
35
Bireyin öğrenim düzeyi ne olursa olsun, çocuk gelişimi
konusunda yeterli donanıma sahip olunmadıkça eğitimde
güvenilir bir kaynak olunamaz.
Bu yönüyle bakıldığında eğitim açısından Türk aile
yapısı güvenilir bir yer değildir.
Öğrenci tembelliği başarısızlığın bir gerekçesi olarak
gösterilemez. Çünkü eğitimciler öğrenci tembelliğini de
aşmakla yükümlüdür.
36
Başarısızlığı öğrencilere kabul edilebilir bir durum
olarak asla algılatmamalıyız. Çünkü başarısızlığı kabul
edilebilir bir durum olarak algılayanları tekrar başarılı
kılmak çok güçtür; çoğu kez de olanaksızdır.
Bir işi başarabilmiş olmanın haz ve mutluluğunu
yaşayanlar daha büyük başarıların öncüsü olabilirler.
Çünkü insanı ilerleten zekâdan daha çok duygusal ve
ruhsal doyumdur. Unutulmamalıdır ki, büyük ölçüde
“marifet iltifata tabidir.„
37
Çok ilginçtir ki, her şey kullanıldığında
tüketildiği halde, bilgi kullanıldığında
kalıcı oluyor.
Öğrenme türe özgü bir eylemdir.
Öğrenme, organizmanın bütün duyu
organlarıyla katıldığı bir eylemdir.
38
Öğrenmek anlamaktır,
Anlamak bilmektir,
Bilmek yapmaktır,
Yapmak üretmektir.
Anlayamayanlar öğrenemezler,
Öğrenmeyenler bilemezler,
Bilemeyenler yapamazlar,
Yapamayanlar üretemezler,
Üretemeyenler yoksul birer müşteki olarak kalırlar...
Sümerler “Yoksulun gücü yoktur.„ demişler bir atasözlerinde.
39
BAŞARILI ÖĞRETMEN;
Öğrencilerinin başarılarını küçümsemez, onların ayrı birer varlık
olduklarını bilir, onları ona göre değerlendirir.
Adaletlidir, öğrencileri arasında ayrım yapmaz.
Hoşgörü sahibidir, anlayışlıdır.
Cezalandırmaktan çok, yol göstericidir.
Düşünce ve davranışları arasında tutarlılık vardır.
Güvenilir bir kişiliğe sahiptir.
Öğrencilerinin problemleriyle ilgilenir, çözüm arar.
İşini bilir, mesleki yeterliliği vardır.
Şakacı, sevecen ve bağışlayıcıdır.
Öğrencilerinin başarısızlıklarını alay konusu yapmaz, öğrencilerinin
başarılarından mutluluk duyar.
Sabırlıdır, dersinin her öğrenci tarafından öğrenilebilmesi için gereğini mutlaka yapar.
Türkçeyi güzel konuşur.
Güzel giyinir, görüntüsü hoştur.
Öğrencilerine karşı sevgi ve saygılıdır, her öğrencinin farklı ilgileri olduğuna inanır.
Güvenilir ve zengin bir bilgi birikimine sahiptir.
Alıngan değildir, yanılgılarını kabul eder, eleştirilmekten kaçınmaz.
Öğrencilerini yakından tanır, özelliklerini bilir.
40
BAŞARISIZ ÖĞRETMEN;
Konusuna hâkim değildir.
Öğrencilerinin ilgilerini dikkate almaz.
Bireysel ayrılıklara saygılı değildir.
Sevgi ve hoşgörüden uzaktır.
Demokratik tutum ve anlayışa sahip değildir.
Güvenilir bir kişiliği yoktur.
Öğrencilerinin başarılarını kıskanır.
Öğrencilerin ona göre hakları yoktur, ödevleri vardır.
Kararsızdır, düşünce ve davranışları arasında tutarlılık yoktur.
Not takdirinde isabetsiz davranır.
Yönlendirici ve yol gösterici değildir.
Öğrencilerinin sorunlarıyla ilgilenmez.
Giyimi, fiziksel görüntüsü iticidir.
41
Heyecan ve tepkilerini kontrol edemez.
Duygu ve düşüncelerini düzenli bir ifade ile açıklayamaz.
Sempatik değildir, öğrencilerini güdülemekten yoksundur.
Öğrencilerini tanımaz, sosyal ilişkileri zayıftır.
Eleştirilmekten hoşlanmaz, alıngandır.
Kuşkuludur.
Öğrencilerinin başarısı için özel bir çaba göstermez.
Zihinsel ve kültürel yönden güvenilir bir kaynak değildir.
Hep güçlünün yanında yer alır, güçsüzler onu ilgilendirmez.
Eğitimde sevginin gücüne inanmaz, otoriter davranışlara yatkındır.
42
Öğrencilerin “başarılı” ve “başarısız” öğretmenler hakkındaki
görüşleri eğitimcilerin bu yöndeki görüşlerini doğrulamaktadır.
Şüphesiz eğitimin bütün girdileri önemlidir, ama öğretmenler
eğitimin “olmazsa, olmaz” girdileridir.
Kişiliğine, onuruna saygı
duymaksızın
“eşekler”,
“aptallar”,
“tembeller”,
“ahlaksızlar”
diye
hitap
ettiğimiz çocuklardan insana
özgü tutum ve davranışlar
beklemeye hakkımız yoktur.
Biz
çocuklara
nasıl
bakıyorsak, onları nasıl
tanımlıyor
ve
değerlendiriyorsak onlar da
bize ona uygun tepkiler
sunacaklardır.
43
ÇAĞDAŞ VE İLERİ BİR EĞİTİMDEN NE ANLAMALIYIZ
Öğrencilerine bilgi yüklemeyi değil, bilgiyi kullanabilme becerisine öncelik verir.
Eğitim-öğretimin öğrenci ve aile odaklı bir süreç olduğuna inanır.
Eğitim-öğretime toplumun ve bireyin geleceğe ilişkin özlem ve sorunlarına
çözüm bulabilme arayışı olarak bakar.
Etkili bir eğitim-öğretim yaşantısının zekâyı tetiklediğine inanır.
Bireyin zihinsel gelişiminin bir bütünsellik içerisinde ve bütün duyu organlarının
eğitim sürecine bilinçli olarak katılmasıyla mümkün olabileceğine inanır.
Gerçek yol göstericinin bilim ve fen olduğunu temel bir anlayış olarak kabul eder.
Ezberci eğitim anlayışının sadece bireyin zihinsel gelişimini olumsuz yönde
etkilemekle kalmadığını, aynı zamanda demokrasi dışı tutum ve düşüncelere
de yatkınlık kazandırdığını bilir, bu amaçla da sorgulayan, irdeleyen, eleştiren
bireylerin yetiştirilmesine özel önem verir.
44
Her olumsuz tepkinin öncesinde olumsuz bir uyarıcının, her olumlu tepkinin
öncesinde de olumlu bir uyarıcının bulunduğu gerçeğinden hareketle eğitim
sürecinin temeline sevgiyi yerleştirmeyi temel bir bakış açısı olarak algılar.

Eğitim-öğretimde öğüdün değil, örnek davranışların esas olduğuna inanır,
bu amaçla da öğrencilerin önüne doğru örnekler koymayı ilke edinir.
Gerekli koşullar sağlandıkça herkesin ilgi ve yeteneklerine uygun olan her şeyi
öğrenebileceği inancı eğitim yaklaşımının özünü oluşturduğuna inanır.
Geleceğin mutlu toplumunun, mutlu, üretken, kişilik sahibi bireylerle
sağlanabileceğini temel bir koşul olarak öngörür.
Beklenen başarının elde edilebilmesi için öğretmen, öğrenci, aile işbirliğinin
önemini bilir, gereğini yapar.
45
Laikliği, ileri ve çağdaş bir toplumun oluşmasında vazgeçilmez bir ilke olarak
görür, laik eğitim anlayışına uygun davranır.
Eğitimi bireyin vazgeçilmeyen, ertelenemeyen bir hakkı olarak anlar.
Eğitim-öğretimi temel insan haklarına erişebilmenin zorunlu bir koşulu olarak anlar,
her nerede yaşıyor olursa olsun herkese bu olanağı sağlamayı görev bilir.
Eğitimi, üretimin bir aracı olarak görür.
Her öğrenciye ilgi ve yeteneklerine uygun öğrenim hakkı için her türlü önlemi alır.
Öğretmen yetiştirme düzeninin, eğitim öğretimin niteliği açısından önemini bilir,
gereğini yapar.
Eğitimi, gelişmenin itici gücü olduğunu bilir.
46
Acaba eğitimden yoksunluk bireysel ve toplumsal
yönden ne gibi olumsuzluklara yol açar?
Eğitimden yoksunluk:
 Bireyin beynindeki öğrenme kanallarından bazılarının bir daha
açılmamak üzere kapanmasına yol açar,
 İstihdamı zorlaştırır,
 Üretimi azaltır,
 Yoksullaştırır,
 Farkında olmayı engeller,
 Yaşam kalitesini düşürür,
 Düşünce ve davranış özgürlüğünü sınırlandırır,
 Kendini ifade edebilme yeteneğini azaltır,
 Demokrasi dışı otoriter yönetimlere yatkınlaştırır,
 Duyarsızlaştırır,
 Sağlıklı bir toplumun oluşmasında bireyin katkısını azaltır,
 Çağın bilimsel gelişmelerinden haberdar olmayı zorlaştırır,
 Doğruyu yanlıştan ayırabilme yeteneğinin oluşmasını zorlaştırır,
böylece de ülkeyi yöneteceklerin belirlenmesinde isabetsizlik gösterir,
 Bilgi toplumuna ulaşmaya engel olur,
 Güvenilir bilgiden yoksun bıraktığı için güvenilir düşünce de üretemez.
 Tercihlerinde yanılgıya uğrar,
 İnsanlar arası iletişimde zorluk çeker,
 Bağımlılaştırır.
47
İLETİŞİMİN DÜNÜ VE BUGÜNÜ
 İlk yazılı Türk kaynakları
(Orhun Anıtları)
 İlk yazılı Türk İslam Kaynakları
(Yusuf Has Haeb’ın Kutadgu Biliğ adlı eseri)
48
Palangulu Yusuf, diğer adıyla Yusuf Has Hacıb,
“Kutadgu Biliğ„ adlı eserinde ilginç uyarıcılara
yer veriyor; örneğin :
Ey gözsüz kör, bilgiden payını al
Ey aziz, akıl karanlık gecede meşale gibidir,
bilgi seni aydınlatan bir ışıktır.
Ey akıllı yiğit, öfkeyi, kendinden uzaklaştır.
Ey iyi insan, iyilik yap, iyinin işi hep düzgün gider.
Aman sözün aydın olsun öz olsun
Işık saçsın, bakan köre göz olsun
İnsan dilince değişir kader,
Ya yurda baş olur, ya başı gider
49
 Kaşgarlı Mahmut ve Divani Lüga’it Türk adlı eseri
 Antik Yunan düşünürü Eflatun ve Devlet adlı eseri
 II.Murat ve Fatih dönemi
İFTİRA
=
YALAN BAĞLAMAK
İANE
=
ARKA VİRMEK
HAYAT
=
DİRLÜK
DAİRE
=
DÖNEÇ
ŞAHİD
=
TANUK
MESKEN
=
DURAK
TÂBİ
=
UYUNDU
VEKİL
=
İŞ SÜRÜCÜ
SERGEN
=
TEREK
Hıristiyanların, Yahudilerin ve Müslümanların eğitim dilleri neydi ?
Selçuklularda ve Osmanlılarda eğitim.
1908 II. Meşrutiyet ve Türk dili
 Rumbeyoğlu Fahrettin ve Türkçe
50
1827 – İlk Askeri Tıp Okulu öğrencileri ve
II.Mahmut’un isteği
23 Nisan 1920 ve Celalettin Arif Bey
1926 Lise eğitim programı
1928 Harf ve Devrimi ve öğretmenlerin tepkisi
1928 Anayasa değişikliği ve Türk Dili
51
“Bir ülke ki camisinde Türkçe ezan okunur
Köylü anlar anlamını namazdaki duanın
Bir ülke ki mektebinde Türkçe Kur’an okunur
Küçük büyük herkes bilir buyruğunu Hüdanen
Ey Türk oğlu işte senin orasıdır vatanın„
Ziya Gökalp
1918
1802 yılında Paris’e Halet Efendi anında bir elçimiz atanır.
Kendisine “Türk büyükelçisi„ diye hitap edildiği için Fransız
hükümetine üzüntülerini bildirmiş ve bir daha kendisine böyle
hakaret edilmemesini istemiştir!
52
Şalvarı şaltağ Osmanlı
Eğeri kaltağ Osmanlı
Ekende yok biçende yok
Sofraya ortak Osmanlı
53
Eğitim – öğretimde
iletişimi sağlayan dildir.
Dil
bozulduğunda
karmaşa başlar. Bugün
yaşanılan karmaşanın
temelinde böyle bir
sorunun varlığını kabul
etmeliyiz.
54

similar documents