Sunum 1

Report
SAĞLIKLI BESLENME
VE
ANTİ-AGİNG
Y. Doç. Dr. Tahir KAHRAMAN
Eczacılık Fakültesi
Biyokimya ABD
2013 / Van
Beslenme, Yeterli ve Dengeli Beslenme
Beslenme, insanın büyüme, gelişme, sağlıklı ve
üretken olarak uzun süre yaşaması için gerekli olan
öğeleri vücuduna alıp kullanabilmesidir.
Yeterli ve dengeli beslenme, vücudun büyümesi,
yenilenmesi ve çalışması için gerekli olan enerji ve
besin öğelerinin her birinin yeterli miktarlarda alınması
ve vücutta uygun şekilde kullanılması durumudur.
Yetersiz Beslenme
Yetersiz beslenme, besin öğeleri vücudun
gereksinimleri düzeyinde alınamadığında yeterli
enerji
oluşmadığı
ve
vücut
dokuları
yapılamadığındaki durumu ifade eder.
Dengesiz Beslenme
İnsan gerektiğinden çok yerse, besin öğelerini çok alır.
Çok alınan bazı öğeler vücutta yağ olarak biriktiğinden
sağlık için zararlıdır. Bu durum dengesiz beslenme
olarak tanımlanır.
İnsan yeterince yemesine karşın, uygun seçim
yapamadığında besin öğelerinin bazılarında kayıplar
olur ve vücut çalışmasındaki işlevi yerine getiremediği
için sağlık bozulur. Bu duruma dengesiz beslenme
denir.
Yeterli ve Dengeli Beslenen
Bireylerin Özellikleri
•
•
•
•
•
Sağlam bir görünüş
Hareketli ve dikkatli bakışlar,
Muntazam, pürüzsüz, hafif nemli ve pembe bir cilt,
Canlı ve parlak saçlar,
Kuvvetli ve gelişimi normal kaslar, iyi gelişmiş kol ve
bacaklar,
• Herhangi bir sağlık sorunu olmayan iştahlı,
• Vücut ağırlığı, boy ve yaşa göre orantılı,
• Zihinsel ruhsal ve sosyal gelişimi normal, devamlı
çalışabilecek bir kişilik …
Yetersiz ve Dengesiz Beslenen
Bireylerin Özellikleri
•
•
•
•
•
Hareketleri ağır, isteksiz, eğilmiş bir vücut,
Şişkin bir karın,
Ciltte çeşitli yara ve pürüzler,
Sık sık baş ağrısından şikayet,
İştahsız, yorgun, isteksiz kişilik…
Yetersiz beslenmenin etkilendiği grupların başında,
bebek ve çocuklar, gençler, doğurganlık çağındaki
kadınlar, hamile ve emzikli anneler, yaşlılar ve işçiler
gelmektedir.
Önlem: beslenme eğitimi, sağlıklı beslenme bilinci.
Besin
Yenilebilen ve yenildiğinde yaşam için gerekli besin
öğelerini sağlayan bitki ve hayvan dokularıdır. Gıda,
yiyecek…vb. kelimelerde eşanlamlı kelimelerdir.
Besin Öğeleri
1.
2.
3.
4.
5.
6.
Su
Karbonhidratlar
Proteinler
Yağlar
Mineraller
Vitaminler
8
1. Su
• Su pek çok gıdanın esas bileşenidir. Bitkisel ve
hayvansal ürünlerde hücre içinde veya hücreler
arasında bulunur.
• Su, insan vücudunun da 2/3 sini teşkil eder. Normal
bir insanın günde 2.5 litre su alması gerekir. Vücuda
alınan bu su, içilen su ve içeceklerden alınan diğer
gıdalardan veya vücutta kimyasal reaksiyonlar sonucu
meydana gelen sudan sağlanır.
9
2.Karbonhidratlar
• Bitkisel kaynaklı gıdaların temel maddesini teşkil
ederler. Yeşil bitkilerde fotosentez olayı sonunda
meydana gelirler.
• Organizmada ya enerji kaynağı olarak veya yapısal
bileşen olarak bulunurlar.
• İnsan ve hayvanlar için kandaki glikoz, hazır bir enerji
kaynağıdır. Tüketilen enerjinin % 55 ile % 70'i
karbonhidratlardan elde edilir. Bu nedenle
karbonhidratlar bize gün içinde gereken enerji
miktarının önemli bir bölümünü sağlarlar.
10
2.Karbonhidratlar
• Gereğinden fazla alınan karbonhidratlar, vücutta
yağa dönüştürülür ve bu şekilde depolanır.
• Yoğun bir karbonhidrat kaynağı olan şekerin ve çok
tatlı yiyeceklerin fazlaca alınması diş çürümelerine,
damar sertliğine ve şişmanlığa yol açar. Bu nedenle
tatlı gıdaları fazla miktarda yemekten kaçınılmalıdır.
• Bir günde alınan karbonhidrat miktarı, ortalama
olarak 300-350 g‘ dır. Fazla karbonhidrat alımı, şeker
gibi rafine karbonhidratlar, yorgunluk yapabilir.
• Karbonhidratları mümkün olduğunca, kompleks
karbonhidratlar dediğimiz tam tahıllar ve sebzelerden
karşılamak gerekir.
11
2.Karbonhidratlar
• Bütün şekerli besinler vücutta glikoz, fruktoz ve
galaktoz olmak üzere üç ayrı yapı taşından birine
parçalanır.
• Şekerli besinlerin temel işlevi, vücuda enerji
sağlamaktır. Vücutta şeker depoları, başta
karaciğerde depolanmış olmak üzere yaygın bir
şekilde bulunur. Şekerler gıdalarda yaygın olarak
bulunduklarından şeker eksikliği belirtileri görülmesi
çok enderdir ve hamilelik döneminde şekerli
besinlerin fazla miktarlarda alınmasının anneye ve
bebeğe yararı yoktur.
12
3. Proteinler
• Yetişkin insan vücudunun ortalama % 16’sını
oluştururlar. Besinlerle alınan proteinler sindirim
kanalında amino asitlere ayrılarak kana geçerler,
karaciğere taşınır ve burada belirli düzen içinde vücut
doku proteinlerini yaparlar.
• Bir çok hücre programlı bir şekilde zamanla ölür ve
yerini yenileri yapılır. Proteinler, büyüme ve gelişme
için son derece gerekli besin öğesidir.
• Ayrıca
vücudun
savunma
sistemlerinin,
hareketliliğinin, vücut çalışmalarını düzenleyen
enzimlerin, bazı hormonların esas yapı taşlarını
proteinlerdir.
3. Proteinler
• Temelde aminoasitleri besin olarak dışarıdan
almamız gerektiğinden protein kaynaklı gıdalar
yaşantımızda çok önemli bir yer tutmaktadırlar.
• Besinlerin etkinlik oranları, biyolojik yararlılık olarak
belirtilmektedir. Bazı besinlerin etkinlikleri şunlardır;
yumurta, süt et, vb. hayvan kaynaklı proteinler % 98
oranında sindirilirler. Tahıllar % 78-85, kuru
baklagiller % 78 civarında sindirilirler.
3. Proteinler
• Proteinler, 20 değişik amino asidin birbirlerine peptid
bağları ile bağlanmasıyla meydana gelirler.
• Proteinler deri, tırnak, kaş, saç, kan ve yumurtadan
bazı enzim ve hormonlara kadar bir çok doku ve
organların bünyesinde yer alırlar. Hayat için
gereklidirler. ve karbon, hidrojen, oksijen, azot gibi
elementlerden
meydana
gelirler.
Ayrıca
bileşimlerinde kükürt ve fosforda bulundururlar.
15
3. Proteinler
• Bitkiler, proteinleri havadan ve topraktan aldıkları
karbondioksit (CO2), su (H2O), nitratlar, kükürt ve
fosforlu anorganik bileşiklerden fotosentez yolu ile
ışık enerjisi yardımıyla sentezlerler.
• Hayvansal
organizma
ise
anorganik
azot
kaynaklarından yararlanamaz. İnsanlar ve hayvanlar
bitkilerden veya diğer hayvanlardan aldıkları hazır
proteinleri sindirerek kendi proteinlerini yaparlar.
16
3. Proteinler
• Vücudun tüm hücrelerinin yapısında rol alan
proteinlerin en ufak birimi amino asitlerdir.
• Amino asitler proteinleri oluşturmak üzere o kadar
farklı şekillerde bir araya gelirler ki bunların sayılması
mümkün değildir.
• Doğadaki canlıların bu kadar çok olması ve aynı
cinsten
olanların
bile
birbirinin
aynısının
olmamasındaki sırrı belki bu nedenlerdendir.
17
3. Proteinler
• Proteinler, hem hayvansal hem bitkisel dokuda
bulunurlar. İnsan vücudu amino asitlerin bir kısmını
sentezleyebilir.
Sentezlenmeyen kısım, yenen
gıdalardan hazır alınır.
• Vücut tarafından sentezlenmeyen amino asitlere,
esansiyel (temel) amino asitler denir. Temel amino
asitleri, yeterli miktarda içeren proteinlere,
“biyolojik değeri yüksek proteinler” denir.
18
3. Proteinler
• İçerdikleri esansiyel amino asitlerin cins ve
miktarları bakımından hayvansal proteinler, bitkisel
proteinlerden daha üstün kabul edilir.
• Yumurta proteinin kalitesi, en iyisidir ve biyolojik
değeri 100 olarak kabul edilir. Patateste protein az
olmakla birlikte kalitesi üstündür ve yumurtaya
eşdeğerdir.
19
3. Proteinler
• Amino asitlerin bir kısmı vücutta üretilemez ve
dışarıdan alınması zorunludur. Bu önemli
maddelerin yeterli miktarlarda alınması hamilelikte
daha fazla bir önem kazanır.
• Bebek, plasenta, uterus, memeler, kan hacmi artışı
ve amnion sıvısının dengesinin korunması
açısından yeterli miktarda protein alınması çok
önemlidir.
20
3. Proteinler
•
•
•
•
Yaşam formlarının temel taşlarıdır.
Gıdada yağdan sonra en yüksek enerjiyi taşır.
Günlük protein ihtiyacı 0,6 g/kg/gün dür.
Büyümenin hızlı olduğu bebeklik-çocukluk ve ergenlik
döneminde ihtiyaç daha yüksek (2,2 -1 g/kg)
• Gebelerde ihtiyaç yaklaşık 10 g/gün artar.
Emzirenlerde 15 g artış ihtiyacı olur
• Hastalık durumlarında ihtiyaç % 30-100 artar
Gıdalardaki proteinler
Yumurta
Miktar
1 adet, iri
Protein (g)
6,3
Beyaz peynir
Süt, tam yağlı
Beyaz ekmek
40 g
1 bardak
1 dilim (40 g)
6,5
8,1
3
Et, ızgara
Tavuk, göğüs
Balıklar
100 g
100 g
100 g
25-30 g
28-30 g
20-27
Fasulye-mercimek
Pirinç
200g
100 g
7-8 g
2
Fındık-fıstık
20 g
3-4 g
4. Yağlar
• Yağlar, kimyasal olarak yağ asitlerinin gliserinle
yapmış olduğu gliseridlerdir. Suda çözünmezler, eter,
benzen, kloroform ve sıcak alkol vs. gibi organik
çözücülerde çözülürler.
• Karbonhidratlar gibi yağlar da, vücudun enerji
ihtiyacını karşılayan besin maddeleridir.
• 1 g yağ 9 kcal enerji içermektedir.
23
4. Yağlar
• Karbonhidrat ve proteinlerden daha fazla enerji
verirler. Yağlar, % 76 karbon, % 12 oksijen ve % 12
hidrojen içerir.
• Yağlar, midenin boşalmasını geciktirir, tokluk hissi
yaratır, vücutta deri altı, karın zarı ve kas lifleri
arasında ve böbrekler ile yumurtalıklar çevresinde
depolanır. 60 kilo olan birinde, yaklaşık 9 kg. kadar
yağ deposu vardır.
24
4. Yağlar
• Şişmanlık, yağ depolarının artması sonucunda ortaya
çıkar. Bu nedenle şişmanlıktan uzak durmak ya da kilo
vermek için yağlı besinlerin azaltılması ve yağ
yakımının hızlandırılması gerekir.
• Vücudumuz, günlük enerji ihtiyacını öncelikle
karbonhidratlardan karşıladığı için yağ yakımı normal
şartlar altında hızlı değildir. Bu nedenle bir zayıflama
rejiminde yağlı besinlerin miktarlarını azaltmanın yanı
sıra egzersiz yapmanın da önemi büyüktür.
25
4. Yağlar
• Yağların en basitini, doymuş ve doymamış yağlar
oluşturur. Doymamış yağlar ile tüketimi gayet sağlıklı
olan sıvı bitkisel yağlar (ayçiçeği, soya fasulyesi ve
mısırözü yağı) kastedilir. Kısa zincirli doymamış yağ
asitlerini içerirler.
• Doymuş ve uzun zincirli yağ asitleri içeren yağlar katı
yağlardır. Doymuş yağlar, fazla tüketildiklerinde bir
çok hastalığa zemin hazırlayabilen katı hayvansal
yağlar (tereyağ ve iç yağı) belirtilmektedir. Sağlıklı bir
erişkin günde yaklaşık 60 g. kadar yağ tüketimi
yapmalıdır.
26
4. Yağlar
• Doymamış yağ asitleri, hidrojenle doyurulursa
doymuş yağ asitleri oluşturulur. Sanayide bu
yöntemle sıvı yağlardan margarin türü katı yağlar
üretilmektedir.
• Yağlarla ilgili bir diğer özellik ise bitkisel yağlar,
kolesterol içermezler ; buna karşılık hayvansal
yağlar, kolesterol içerirler. Reklamlarda izlediğimiz
ayçiçeği yağına, kolesterolsüz denmesi bu
özelliğinden ileri gelmektedir.
27
4. Yağlar
• Yağlar, ışık ve oksijen bulunan ortamlarda acılaşırlar
yani bozulurlar.
• Yağlar, sadece enerji kaynağı değil, yağda eriyen (A,
D, E, K ) vitaminlerin taşıyıcısıdırlar.
• Yağ asitlerinden linoleik asit ve araşidonik asit insan
vücudunda sentezlenmediğinden mutlaka dışarıdan
alınması gereklidir.
• Diyet uygulamalarında yağlara da yer verilmesi
gereklidir.
28
4. Yağlar
• Yağlar, kuruma özelliklerine göre; kuruyan, yarı
kuruyan, kurumayan olmak üzere de 3 grupta
sınıflandırılır.
• 1-Kuruyan yağlar, bir yüzeye ince bir tabaka
halinde sürülerek bırakılırsa 2-6 günde asetonda
çözünmeyen bir film tabakası meydana getirir.Bu
yağlar boya sanayinde kullanılır.
• 2-Zeytinyağı, Hindistan cevizi yağı kurumayan;
soya, mısır, pamuk, kolza yağları yarı kuruyan ve
• 3-Keten, kenevir, ceviz, haşhaş, ayçiçeği yağları ise
kuruyan yağlardır.
29
5. Mineraller
• İnsan vücudunun % 4 ile 6 sı minerallerden
oluşmuştur. Gıdalarda 60’dan fazla mineral bulunur.
• Major mineraller : Potasyum, sodyum, kalsiyum,
magnezyum, klor, sülfat, fosfat, bikarbonatlar
• Minör ( İz ) mineraller : Demir, bakır, çinko, kobalt,
mangan, molibden, iyot, flor, selenyum.
• Besin değeri olmayanlar : Alüminyum, bor, nikel,
kalay, krom
• Toksik olanlar : Civa, kurşun, arsenik, kadmiyum,
antimon.
30
Sodyum, Klor
• Sodyum klorür mutfak tuzudur.
• Vücudun temel hücre dışı iyonlarıdır.
• Ozmotik basınç, asit-baz dengesi ve vücut sıvısı
miktarını ayarlarlar.
• Terleme ile sodyum ve klor dışarı atılır. Bu iyonların
yetersizliğinde halsizlik, bulantı, kas krampları ve
ödem (vücudun su toplayıp şişmesi) görülür.
• Günlük gereksinim 6 g kadardır.
• Tuzun fazlası idrarla atılır.Tuzun hem fazlası hem de
azı zararlıdır. Diüretik (idrar söktürücü) kullanılmadığı
sürece eksiklik oluşması nadirdir.
31
Potasyum
• Hücre içi sıvısı temel katyonudur.
• Ozmotik basınç, asit-baz dengesinin sağlanmasında
görev alır.
• Amino asitlerin proteine çevrilmesinde etkilidir.
• Günlük gereksinim 0.8-1.3 g kadardır.
• Hemen bütün besinlerde ve özellikle meyve ve
sebzelerde bol miktarda bulunduğu için eksikliği pek
görülmez.
• Uzun süren bulantı ve kusmalarda potasyum
eksikliği meydana gelebilir. Bu durumlarda serumla
potasyum takviyesi gerekir.
32
Kalsiyum
• Kemik ve diş oluşumunu sağlar.
• Kasların kasılması, sinirlerin çalışması, normal kan
basıncının sağlanması, kanın pıhtılaşması, hücrelerin bir
arada tutulması, enzimlerin görevlerini yapması, hücre
membranından sıvı geçişinin kontrolünü ayarlar.
• Vücuttaki kalsiyumun % 99 u kemik ve dişlerdedir.
• 100 ml kanda ise 9-12 mg bulunur.
• Günlük gereksinim 0.5- 2 g kadardır.
• Emzikli kadınlarda 5 g dır.
• En çok süt ve ürünleri, yumurta ve lahanada bulunur.
33
Fosfor
• Kalsiyum ile birlikte diş ve vücut sıvısında bulunur.
• Kemik
oluşumunda,
enzim
faaliyetlerinde,
karbonhidrat ve yağ metabolizmasında, kan
reaksiyonunun sabit kalmasında önemli görevleri
vardır.
• Et ve et ürünleri, süt ve süt ürünleri ve ceviz fosforca
zengin gıdalardır.
• Vücutta fosfor /kalsiyum oranı 2/1 olarak denge
halindedir. Bu denge bozulursa kemik oluşumu
normal olmaz ve riket hastalığı meydana gelir.
34
Magnezyum
• Kalsiyum ve fosforun vücuda alınmasında, vücut
sıvısının ayarlanmasında, sinir ve membranlarda
elektriksel iletimin sağlanmasında görevleri vardır.
• DNA ve RNA yapısında yer alır.
• % 71 kadarı kemiklerdedir.
• Günlük gereksinim 300-400 mg kadardır.
• Eksikliğinde sinirsel rahatsızlıklar ortaya çıkar.
• Tohum ve tahıllarda, süt ve ürünlerinde ve yaprak
sebzelerde fazla bulunur.
• Kalsiyum ve magnezyumdan biri vücutta fazla olduğu
zaman diğeri atılır.
35
Demir
• Yapısal önemi olan bir mineraldir.
• Hemoglobin ve miyoglobinin yapısında yer alır.
• Bitkisel gıdalarda demir fazla olsa bile biyolojik olarak
elverişli değildir.
• Yumurta hariç hayvansal gıdalardaki demir vücut
tarafından daha kolay alınır.
• Yetişkinlerde vücutta kg başına 50 mg kadar demir
bulunur.
• Günlük 10 mg demire gereksinim vardır.
• Demir yetersizliğinde kansızlık(anemi) oluşur.
36
Bakır
• Demir ile birlikte hemoglobinin oluşumunda önemi
vardır.
• Vücudun demirden yararlanmasını sağlar ve
yetersizliğinde kansızlık görülür.
• Günlük gereksinim 0.6-2.0 mg kadardır.
• Karaciğer ve sütte fazla bulunur.
• Oksidatif metabolizma enzimlerinin çoğu yapılarında
bakır içerir.
• Bu nedenle bakır enerji üretiminde anahtar rol alan
maddelerden biridir.
• Hamilelikte bakırı bağlayıcı seruloplazmin adlı madde
fizyolojik olarak arttığından eksikliği nadir görülür.
37
Çinko
• Bazı enzim ve hormonların yapısında bulunur.
• Karbonhidrat ve protein metabolizmasında ve nükleik
asit sentezinde görev alır.
• Saç uzamasında da rolü vardır.
• En fazla midyede bulunur.
• Hububat, baklagiller, sert kabuklu meyveler çinko
bakımından zengin gıdalardır.
• Asitli gıdalar uzun süre galvanizli kaplarda bulunursa
çözünerek gıdaya geçen çinko, zehirlenmeye neden
olur.
• Yetersizliğinde gelişim bozuklukları, ciltte lezyonlar ve
iştahsızlık görülür. Ancak yetersizliği nadiren görülür.
38
İyot
• Hamilelikte böbreklerden iyot atılımı arttığından ve
büyüyen bebeğin de iyot ihtiyacı olduğundan anne
adaylarının beslenmelerinde iyotlu tuz kullanmaları
gerekir.
• İleri derecede eksiklik durumlarında doğan
bebeklerde guatr ve/veya hipotiroidi belirtileri
gözlenebilir.
• Tiroid bezi hormonlarının yapısında yer alır.
39
Selenyum
• Vücuttaki toksik (zehirli) serbest radikallerin
uzaklaştırılmasında kullanılan enzimlerin yapısında
yer alan bir maddedir.
• Ancak Türkiye'de böyle bir durum söz konusu
olmadığından Türkiye'de yaşayan ve normal
beslenen anne adaylarında takviyeye gerek yoktur.
40
Flor
• Doğacak bebeklerin dişlerinin çürüksüz ve daha
sağlam olması açısından diş hekimleri hamilelikte
günde 2.2 mg flor alınmasını tavsiye etmektedirler.
Bu öneri henüz bilimsel bir zemin bulamadığından az
sayıda doktor tarafından uygulanır.
41
6-Vitaminler
• İnsan
vücudunda
oldukça
az
miktarlarda
bulunmalarına karşın vücuttaki etkinlikleri oldukça
fazladır. Bunların bir bölümü besinlerle aldığımız
karbonhidrat, yağ ve proteinden enerji ve hücrelerin
oluşması
ile
ilgili
biyokimyasal
olayların
düzenlenmesinde yardımcı olurlar.
• Vitaminler, vücudun metabolik gereksinimleri için
vazgeçilmez olan ve vücutta yeterince ya da hiç elde
edilemediği için dışarıdan alınması gereken küçük
organik moleküllerdir.
42
6-Vitaminler
• Bazı vitaminlerde (A, E, C) vücut hücrelerinin hasarını
önleyerek normal işlevlerini sürdürmeleri ve bazı
zararlı maddelerin azaltılmasında (Antioksidan etki)
yardımcıdırlar.
6-Vitaminler
• Vitaminler, yağda ve suda eriyenler biçiminde iki
gruba ayrılır.
• Yağda eriyen vitaminler; yağlarda, pişmemiş
sebzelerde, tahıllarda, tereyağında, balık karaciğeri ve
balık yağında, kaymak ve süt gibi yağlı besinlerde yer
alır.
• Yağda eriyen vitaminler; A, D, E ve K vitaminleridir.
Genelde safra gibi emülsiyon yapıcı maddelerin
varlığında bağırsaktan emilerek kan dolaşımına geçer
ve proteinlere bağlanarak karaciğerde birikirler.
• Suda eriyen vitaminler; B grubu vitaminler ile C
vitaminidir. Bunlar bağırsaktan emildikten sonra
böbrek yoluyla atılır.
44
6-Vitaminler
• Suda çözünen vitaminlerin çoğu; ısıya duyarlı
olduklarından pişirilen ya da kaynatılan gıdalarda
miktarları önemli derecede azalır.
• Bu yüzden bu vitaminlerden zengin sebzeler, iyice
yıkandıktan sonra mümkünse kaynatılmadan yenmeli
ya da az miktarda kaynatıldıktan sonra suyu
süzülmeden yenmelidir.
45
Yağda eriyen vitaminler
•
•
•
•
A vitamini
D vitamini
E vitamini
K vitamini
A vitamini -antiepitel vitamin
 Yalnızca hayvanlarda bulunur. Yağda eriyen doymamış bir
alkol yapısında, ısıya dayanıklı, emilimi için safra asitlerine
ihtiyaç duyulan bir vitamindir.
 Karotenoidlerin ( A vitamini ön maddesi) kaynakları
kırmızı ve sarı portakal ile birçok koyu yeşil yapraklı
sebzelerdir. En çok sarı turuncu (havuç , kış kabağı vb.)
koyu yeşil yapraklı sebzeler ile sarı ve turuncu
meyvelerde (kayısı, şeftali vb.) bulunur. renkli sebzelerde
A vitamininin ön maddeleri Beta karoten yer alır..
 A vitamini; görme, büyüme, üreme, embriyo gelişmesi,
kan yapımı, bağışıklık sistemi ve doku hücresi
farklılaşmasında gerekli bir vitamindir.
48
A vitaminin vücuttaki görevleri
• Vücudun hastalıklara karşı bağışıklık sisteminin
oluşumunda yardımcıdır, ayrıca antioksidan özelliğe
sahiptir.
• Kemik dokusunun ve üreme sisteminin gelişiminde
yardımcıdır.
• Gözlerinizin karanlıkta normal olarak görmesine ve
alacakaranlığa alışmasına yardım eder.
• Epitel (barsak,deri vb) doku yapımı, gelişimi ve
korunmasında görev alır. Solunum ve üreme sistemi ile
sindirim sisteminde; ağız, mide ve ince bağırsakların ve
idrar yollarındaki deri ve dokuların sağlıklı bir şekilde
devamlılığını sağlayarak, enfeksiyonlara karşı korur.
A vitaminin vücuttaki görevleri
• Karotenoid formları bir antioksidan olarak çalışırlar ve
çeşitli kanser türleri ile yaşlanmaya bağlı hastalıklara
karşı koruyucu etki gösterebilirler.
• Epitel dokuların (derinin kuru ve pütürlü bir durumda
olması, gözdeki epitel dokunun bozulması, kuruması
ve koruyucu tabakanın kaybı) bozulması.
• Bağışıklık sisteminin bozulması nedeniyle enfeksiyon
hastalıklarına yakalanma sıklığının artması.
• Vitamin A yetersizliği sindirim organlarında da
kendini
göstermekte
ve
mide
yaraları
oluşabilmektedir.
A vitaminin vücuttaki görevleri
• A vitamini yetersizliğinde çocuklarda normal büyüme
ve gelişme sağlanamamaktadır.Özellikle çocuklarda
sık görülen enfeksiyon hastalıkları, vücut direncinin
düşük olması büyümede gerilik konusunun önemini
ortaya çıkarmaktadır.
• A vitamininden yeterli beslenen bir birey günlük
ihtiyacın 10 katı kadar A vitamini alırsa vücutta
zehirlenme etkisi görülür. Zehirlenmenin ilk belirtileri
baş ağrısı, baş dönmesi, kusma şeklindedir.
A vitamini gereksinimi
• Besinlerde A vitamini retinol ve A vitamini ön
maddesi karoten olarak bulunur.
• Günlük ihtiyaçlar, 0-12 aylık bebeklerde 375mcg, 1-3
yaş grubu çocukta 400mcg, 7-10 yaş grubu çocukta
700mcg, 11-14 yaş grubu çocukta 800mcg, 15-18 yaş
grubu çocukta 1000 mcg retinoldür. İhtiyaç yetişkin
erkek için 1000 mcg, kadın için 800 mcg ‘dır.
D vitamini - antiraşidik vitamin
• Yağda eriyen bir vitamindir. Emilimi için yağ ve
safraya ihtiyaç vardır. Güneş ışığı etkisiyle D vitamini,
derideki 7- dehidrokolestrol, mor ötesi ışınların
etkisiyle vitamin D2’ ye dönüşür.
• Normal olarak güneş ışığı alan insan vücudunda D
vitamini yeterince üretilir.
• D3 vitamininin kaynağı besinlerdir; daha çok et, balık,
süt,
karaciğer,
yumurta
sarısı,
tereyağı,
zenginleştirilmiş besinler (örneğin margarin) ve güneş
ışınlarıdır.
53
D vitaminin vücuttaki görevleri
• En önemli işlevi kalsiyum metabolizmasını
denetlemek ve düzenlemektir. Kemikler kalsiyum
deposudur. Kalsiyumun kemiklere taşınmasına ve
yerleşmesine yardımcı olur. Aynı zamanda fosfor
metabolizmasına da yardımcı olmaktadır.
• Yeni doğanlarda, büyüme çağındaki çocuklarda,
gebelik ve süt emzirme dönemlerindeki kadınlarda
besinlerle dışarıdan daha fazla miktarda alınması
gerekir. D vitamini eksikliğinde çocuklarda
raşitizm(rikets), yetişkinlerde osteomalazi (kemik
yumuşaması) gelişir.
54
D vitamini gereksinimi
• Gebe
ve
emziklilerin,
güneşten
doğrudan
yararlanamayan kişilerin D vitamini almaları veya
güneş
ışınlarından
düzenli
yararlanmaları
gerekmektedir.
• Çocuklara doğumdan 15-20 gün sonra ek D vitamini
400 IU ( 10 mcg) verilmelidir. 400 IU vitamin D 1 çay
kaşığı balık yağı ile de sağlanabilir.
• Çocuk, genç ve yetişkin bireylerin günlük ihtiyacı 10
mcg’dır.
E vitamini - alfa-tokoferol
• Çok önemli bir vitamin olan vitamin E yağda erir,
güneş ışınlarına ve alkali ortama duyarlıdır. Oksijen ve
demir ile hemen okside olur, emilimi için safra
asitlerine ihtiyaç vardır. Diyette bitkisel sıvı yağ
miktarı arttığında vitamin E’ye ihtiyaç artar.
• Başta tahıl olmak üzere ıspanak, kabak, lahana, marul
gibi yeşil sebzelerde bol miktarda bulunur.
• İnsanda karaciğerin yanı sıra yağlı dokularda,
böbrekte, kalpte, kaslarda ve böbreküstü bezi
kabuğunda depolanır. Fazla olan bölümü idrar ve
dışkıyla atılır.
56
E vitaminin vücuttaki görevleri
• Yağların emiliminde bir bozukluk oluştuğunda E
vitamini emilimi de azalır.
• Hücre zarının koruyucusudur (antioksidan) .
• Damar içerisinde akışkanlığı sağlar, damar
tıkanıklığını önler. (ateroskleroz)
• Erken doğmuş bebeklerde demirin kullanılmasına
yardımcı olarak anemi (kansızlık) oluşumunu engeller.
• Bitkisel yağlar, tahıl taneleri , yağlı tohumlar, soya,
yeşil yapraklı sebzeler , baklagillerdir.
E vitamini gereksinimi
• Günlük ihtiyaç yetişkin erkeklerde 10 mg, kadınlarda
8 mg ve çocuklarda 3-10 mg arasında değişmektedir.
K vitamini – antihemorajik vitamin
• Kanın pıhtılaşma etmeni olarak tanımlanan vitamin K
günlük yiyeceklerimizde yeteri kadar bulunduğu ve kalın
bağırsakta bakterilerce yapıldığı için yetersizliğinde
oluşan bir hastalık tanımlanmamıştır. Yağda eriyen bir
vitamin olup emilimi için safra asitlerine ve yağa ihtiyaç
vardır
• Sebzelerin yeşil bölümünde, ıspanakta, kabakta, marulda,
yeşil domateste, çam iğnesinde, yeşil biberde bol
bulunur. K vitamini insan bağırsağındaki bir grup bakteri
tarafından da üretilir. K vitamininin tamamına yakını
kullanılır, yalnızca küçük bir bölümü karaciğerde
depolanır.
• K vitamini eksikliği son derece nadirdir ve kafada,
sindirim sisteminde, idrar yollarında, akciğerlerde ve
deride kanamalara yol açar. K vitamini yalnızca kanamalı
hastalarda eksikliğini gidermek için kullanılır.
59
K vitamini – antihemorajik vitamin
• Günlük ihtiyaç yetişkin erkekler için 80 mcg, kadınlar
için 65 mcg, bebekler için 5-10 mcg, çocuklar için 1520 mcg’ dir.
Suda eriyen vitaminler
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
Tiamin – B1
Riboflavin – B2
Niasin, nikotinik asit, vitamin PP
Folik asit
Piridoksin
Pantotenik asid
Biotin
Koline
B12 Vitamini - Siyanokobalamin
Askorbik asit
B Vitaminleri
• Suda eriyebilen, molekül yapılarında bir azot atomu
bulunan, bazı enzim sistemlerinin etkinliğini arttırıcı
koenzimler olarak işlev gören 15’ e yakın değişik
maddeden oluşan bir vitamin grubudur.
• Suda erimelerinden dolayı vücutta depo edilmezler
ve sürekli günlük olarak yiyeceklerle alınmaları
gerekir. Fazlalıklarında herhangi bir hastalık meydana
gelmez, vücuttan atılırlar.
62
Tiyamin - B1 Vitamini
• En önemli görevi enerji metabolizmasındadır. Değişik
besinlerle vücuda alınan besin öğelerinin vücutta enerjiye
çevrilmesi, yine en önemli enerji kaynaklarından olan
karbonhidratlardan enerji yapımında B1 vitamininin
önemli bir işlevi vardır.
• Buğday başağı, kepek, bira mayası, sebzeler gibi bir çok
besinde bol miktarda bulunur. Memelilerin karaciğer,
böbrek, kalp, beyin ve bağırsaklarında az miktarda
bulunur. Sebzelerin pişirilmesi, sütün kaynatılması ve
sterilize edilmesi (mikroptan arındırılması) çok miktarda
tiyamin kaybına yol açar.
• Tiyamin
ince
bağırsaklardan
etkin
taşınma
mekanizmasıyla emilir. Vücutta depolanmaz ve
kullanılmayan bölümü yemekten üç saat sonra böbrekler
yoluyla tamamen dışarı atılır.
•
63
Tiyamin - B1 Vitamini
• B1 vitamini yetersizliğine bağlı olarak gelişen hastalık
tablosunda depresyon, huzursuzluk, bellek zayıflığı ve
dikkat azalması, hipotoni (kas gevşekliği) ve anoreksi
(iştahsızlık) yer alır.
• Beriberi denilen ve sinir sistemi bozukluğu şeklinde
tanımlanan, eklemlerde şişlik ve ağrı, denge
bozukluklarına neden olan hastalıklar en önemli
yetersizlik belirtisidir.
• Karaciğer ve diğer organ etleri, et, süt, kuru
baklagiller, tahıllar (buğday, mısır, pirinç), ceviz,
fındık, yumurtadır.
64
Riboflavin - B2 vitamini
• Işığa duyarlı olması nedeniyle riboflavin bulunan
yiyecekler ışıkta bekletilmemeli, suda eriyen bir vitamin
olduğu içinde sebzelerin pişirilme suyu ve yoğurdun suyu
dökülmemelidir.
• Karbonhidrat, protein ve yağların metabolizmasında
görev alan riboflavin bir düzenleyicidir.
• Deride yaralar (dermatit), dudaklarda (keylozis, angular
lezyon) ve göz çevresinde kesik şeklinde yaralar, gözde
yanma ve kızarıklık oluşur.
• Sinir sisteminde bozukluk, anemi (kansızlık) görülebilir.
• Besinlerle alınması gerekli bir vitamindir. Karaciğer, et, süt
ve ürünleri, yumurta , peynir, balık, yeşil yapraklı sebzeler
ve tahıllardır.
Niasin - Nikotinik Asit - Vitamin PP
• Besinlerle alınan iyi kalite protein vücut için gerekli
niasin gereksinimini karşılar.
• Özellikle de bir amino asit olan triptofan vücutta
niasine dönüştüğü için alınan miktar niasin eş değeri
olarak saptanmalıdır. Günlük niasin ihtiyacı her 1000
kalori için 6.6 mg’dır.
Niasin gereksinimi
• Besinlerle alınan iyi kalite protein vücut için gerekli
niasin gereksinimini karşılar.
• Özellikle de bir amino asit olan triptofan vücutta
niasine dönüştüğü için alınan miktar niasin eş değeri
olarak saptanmalıdır.
• Günlük niasin ihtiyacı her 1000 kalori için 6.6 mg’dır.
• Et, balık, kümes hayvanları, karaciğer, maya, tahıllar,
kuru baklagiller ve yeşil yapraklı sebzelerdir.
Folik Asit
• Amino asit ve kan hücrelerinin yapımı için gereklidir.
Folik asitin vücutta deposu yoktur ve bağırsaktaki
mikroorganizmalar tarafından da sentez edilir.
Vücutta görev yapabilmesi için C vitaminine ihtiyaç
vardır.
• Yetersizliğinde kan yapımında azalma olmaktadır.
Özellikle gebe kadınlarda ve çocuklarda yetersizlik
belirtileri yaygındır. Yetersizlik nedeni; yetersiz
beslenme (özellikle yetersiz sebze ve meyve
tüketimi), emilim bozukluğu ve vücuttan aşırı kayıp
olmasıdır. Alkoliklerde de ve gebelikte folik asit
yetersizliği görülebilir.
Folik asit gereksinimi
• Günlük ihtiyaç yetişkin erkek ve kadında 400 mcg’dır.
Gebe kadınlara günlük 600 emziklilere 500 mcg
önerilmektedir.
• Karaciğer, diğer organ etleri, yeşil yapraklı
sebzeler,maya, kuru baklagiller ve tahıllardır.
Besinlerin hazırlanması, işlenmesi ve depolanması
aşamaları folik asit kaybına neden olur. Bu nedenle
sebzelerin pişirilmesi ve saklanması ilkelerine dikkat
edilmelidir.
Piridoksin
• Vitamin B6 suda kolayca çözünür, ışığa ve alkali
ortama duyarlıdır.
• Vücut Çalışmasındaki Görevleri
• Protein, yağ ve karbonhidrat metabolizmasında
yardımcıdır. B6 vitamini aynı zamanda bağışıklık
sistemi için gereklidir.
Piridoksin
• B6 vitamini yetersizliğinde en önemli bulgu sinir
sisteminde, kan hücrelerinde görülür. Deride yaralar
oluşur. Sinir sistemi bozukluğuna bağlı olarak bayılma
nöbetleri (konvulsiyon) görülür. Dudak kenarları ve
dilde yaralar, huzursuzluk ve hipokromik anemi
denilen kansızlık, çocukluk çağında sık görülen B6
vitamini eksikliklerinden biridir. Büyüme geriliği,
sindirim sistemi bozukluğu ve böbrekte taş oluşumu
da B6 eksikliğinde görülen hastalıklardan bazılarıdır.
Fazlalık belirtileri bilinmemektedir.
Piridoksin gereksinimi
• Çocukluk çağında anne sütü ile beslenmeyip hazır
mamalarla beslenen çocuklarda ihtiyaç fazladır. Aynı
şekilde iyi kalite proteinli besinlerle beslenenlerde
ihtiyaç azalabilir. Günlük ihtiyaç 1.5-2 mg ‘dır.
• Et, karaciğer, böbrek, tahıllar ve kuru baklagillerdir.
Vitamin B12 -Siyanokobalamin
• Vitamin B12; suda ve alkolde çözünen bir vitamindir.
Yüksek ısıda ısıtıldığında kayba uğrar. Karaciğer, kalp
ve böbrek dokularında B12 önemli oranda
bulunmaktadır.
• Eritrositlerin yapımı ve rejenerasyonunda,
• Karbohidrat, yağ, protein metabolizmasında
• Metilmalonil-CoA’nın süksinil-CoA’ya çevrilmesinde
(metilmalonil-CoA mutaz’ın koenzimi Vit B12),
Vitamin B12 -Siyanokobalamin
• Homosisteinin methionine dönüşümünde (metionin
sentaz Koenzim B12 gerektirir)
• Sağlıklı bir sinir sisteminin tesisinde,
• Yeni doğanların ve gelişenlerin büyümesinde,
• Enerji üretimini arttırmada,
• Kalsiyum emiliminde,
• Bağışıklık sisteminde,
• Kemik iliğinde kan hücrelerinin yapımında görevlidir.
Vitamin B12 –Siyanokobalamin gereksinimi
• B12 yetersizliğinde sinir sisteminde bozukluklarla
pernisiyöz anemi oluşur.
• Kol ve bacaklarda uyuşma, duyu azalması, ruhsal
bunalım ve kasılmalar en belirgin eksiklik belirtisidir.
• İnsanlar vitamin B12 ihtiyacını hayvan dokularından
sağlarlar. Günlük ihtiyaç 2 mcg ‘dır. Gebelik ve
emziklilikte ihtiyaç 2.6 mcg’dır.
• Et ,süt, peynir, yumurta ve balıktır. B12 vitamini
bitkisel besinlerde bulunmaz
Pantotenik asit
• Pantotenik asit suda erir, besinlerin pişme suyuna
geçer, asit ve alkalilere karşı duyarlıdır.
• Karbonhidrat, protein ve yağ metabolizması için
gerekli B grubu vitaminlerden biridir.
• Sinir sisteminin, bazı hormonların çalışmasında ve
yağların sentezinde etkindir.
Pantotenik asit gereksinimi
• Pantotenik asit yetersizliğinde insanlarda kusma,
karın ağrıları, kasılma nöbetleri, yorgunluk gibi
belirtiler saptanmıştır.
• Laboratuvar hayvanlarında yapılan deneylerde
büyüme geriliği, kısırlık, sinir sistemi bozukluğu, saç
renginde değişme, deride yaralar, ince barsak
ülserleri, saç dökülmesi şeklinde bulgular vardır.
• Bu vitamin bütün hayvansal ve bitkisel besinlerde
bulunduğu
için
yetersizlik
belirtileri
sık
görülmemektedir.
• Günlük ihtiyaç 4-7 mg kadardır.
Biotin
• Biotin bazı hayvanlar için büyüme etmeni olarak
yumurta akında bulunmuştur. Kayıplara dayanıklı bir
vitamindir; ancak suda çözünür.
• Biotin, vücudumuzda ince barsak bakterileri
tarafından sentezlenir.
• Karbonhidrat metabolizmasında görev alır ve enerji
oluşumuna katkı verir.
Biotin gereksinimi
• Halk arasında besleyici olur düşüncesi ile yumurta çiğ
olarak tüketilmektedir.
• Çiğ yumurta akında avidin adlı bir protein vardır ve
bu protein biotinin vücutta kullanılmasını engeller.
• Çiğ yumurta yiyenlerde saç dökülmesi, deri yaraları
oldukça sık görülen durumlardır.
• Bu nedenle yumurtanın pişirilerek tüketilmesi vücut
için daha yararlıdır.
Biotin gereksinimi
• Biotin, vücutta barsak bakterileri tarafından
üretilmekte ve günlük besinlerle vücuda yeteri kadar
alınmaktadır. Yetişkinler için önerilen tüketim miktarı
günlük 20-30 mcg‘dır.
• Tüm yiyeceklerde yeteri kadar bulunur. En çok
bulunduğu besinler karaciğer yumurta sarısı, soya
unu, etler ve mayadır
C vitamini – antiskorbüt vitamin
• Vitamin C; hava ile temasla kolay okside olur, suda erir, ekşi
tattadır, ışıkla temasta rengi koyulaşır, ısıya dayanıksız bir
vitamindir.
• Vitamin C, bağ dokularını bir arada tutan,
• Zehirlenmeler ve ateşli hastalıklarda vücudu koruyan ve
bağışıklık sistemini güçlendiren bir vitamindir.
• Vücudumuzda kan yapımı için gerekli olan demir ve folik asidin
kana geçmesini kolaylaştırır ve kullanımını arttırır. Böylelikle
kansızlığı önler.
• Damar çeperlerini güçlendirerek kanamaya ve gözde katarakt
oluşumuna engel olur.
• Meme kanseri ve güneş ışınlarının oluşturduğu deri
kanserlerinin gelişimini yavaşlatır. Antioksidan bir vitamindir.
C vitamini gereksinim
• Yetersizliğinde; diş etlerinde kanama, dişlerde
anormallikler, yorgunluk, isteksizlik ve eklem ağrıları
görülebilir. Aşırı yetersizliği skorbüt hastalığına neden
olur.
• Ateşli hastalıklara dirençsizlik, sık hasta olma,
bağışıklık sisteminin zayıflığı da yetersiz alıma
bağlanabilir.
• Fazla alındığı takdirde idrarla atılır. İhtiyaçtan çok
fazla alımlarda böbreklerde taş oluşumuna, ishale,
allerjik deri belirtilerine neden olabilir.
C vitamini gereksinim
• Günlük vitamin ihtiyacı ortalama 75-90 mg’dır.
• Çocukluk çağında yani hızlı büyüme döneminde,
gebelikte ve emziklilikte, ateşli hastalık döneminde
ihtiyaç artar.
• C vitamininin deposu olmadığı için günde 3 öğün
şeklinde besinlerle birlikte alınmalıdır. Böylece demir
yetersizliği anemisinin önlenmesi de mümkün olur.
• Limon,portakal, gibi turunçgiller, çilek, böğürtlen,
kuşburnu, domates, lahana, patates ile ıspanak, marul,
yeşil biber asma yaprağı gibi yeşil yapraklı sebzeler
zengin kaynaklarıdır.

similar documents