bilim tarihi - WordPress.com

Report
Özet
Bu yüzyıllarda özellikle Avrupada yeni düşünceler ortaya çıktı.
Bu düşünceler kilisenin bilim üstündeki etkisini azaltıyordu.
Her ne kadar özgür düşünce ortamı oluşmuşsa da bu dönemde
sadece modern bilimin temelleri atılabilmiştir.
Matematikte daha çok “sonsuz küçükler hesabı” üzerinde
durulmuş. Diferansiyel hesap, olasılık , binom kavramları ve
analitik geometri gibi birçok yenilik getirilmiştir.
Kimya alanında ise gaz, flojiston, hava kavramları
tanımlanmış, barometre icat edilmiş ve kimyasal adlandırma
sistemi yeniden düzenlenmiştir.
17. Ve 18. yy da Matematik
Bu yüzyıllarda yaşamış ünlü matematikçiler şunlardır:
 Newton
 G. Leibniz
 Kepler
 Bonaventura Cavalieri
 René Descartes
 Pierre Fermat
 John Napier-H. Briggs
 Pascal
 Euler-Pierre Laplace -Joseph Lagrange
Newton
 Her ne kadar fizikteki çalışmaları ile tanınsa
t
da çok iyi bir matematikçi yaptığı
çalışmalarından görülüyor .
 Principia’daki başarıları, onun sonsuz küçükler hesabını
geliştirmesi sayesinde olmuştur ; fakat geometri terimleri ile
yazılmıştır.Bunun nedeni zamanın matematikçilerinin
geometri tekniklerine daha alışkın olmasıydı.
 Ancak Newton sonuçlara sonsuz küçükler
hesabı(fluksiyonlar) tekniği ile ulaşıyor.
 Bu tekniğe eşdeğer bir tekniği de Leibniz bulmuştur.
G. Leibniz
 Leibnitz, on beş yaşındayken Leibzig Üniversitesi’ne bir hukuk





öğrencisi olarak girdi.
1666 yılında olasılıklar kuramına başladı.
Diferansiyelin geometrik bir yorumunu verdi. Bu matematiğe en
büyük hizmetti.
Bugün, Leibnitz’in olasılıklar yöntemi, gösterim mantığı ve
gelişmelerinde meydana çıkarıldığı biçimde analiz için, analizin
kendisi kadar önemlidir.
1675 yılında Royal Society’nin ilk yabancı üyesi oldu.
Yine aynı yıl, diferansiyel hesabın bazı basit formüllerini
çıkarmış, kendi sözüne göre, temel teoremi keşfetmişti.
Kepler
 Astronomi ile ilgilenmiştir.
 Matematiğe katkısı sonsuz küçük
artışlar
ekleme yöntemidir.
 Kepler ikinci defa evlenince evine
bir şarap mahzeni kurdu ve mahzendeki fıçıların hacimlerini
hesaplamaya karar verdi.
 Her fıçının çok sayıda ve çok ince dairesel kesitlerden
meydana geldiğini
düşündü ve bu kesitlerin alanlarını hesap ederek topladı, bu
sayede fıçıların hacimlerini buldu. Bu yöntemi diğer şekillere
de uyguladı.
Bonaventura Cavalieri
 İtalyan papazı ve matematikçisi olan Bonaventura
Cavalieri, bir düzlemin sonsuz sayıda çizgilere
bölünebildiği bir “bölünmezler yöntemi” teklif etti.
 Bu metod eğrilerin altındaki alanları hesaplamada
yaralıydı ve uzun süre “integral hesap” olarak tanınan
metoda ulaşmaya yardım etti.
 Yöntemi her ne kadar eleştirilse de İsaac Barrow’un
eğrilere teğet çizilmesi konusundaki çalışması ve John
Wallis’in eğriler üzerindeki incelemeleri bu yöntemin
yayılmasına yardımcı oldu.
René Descartes
 Descartes ve Fermat’ın kurdukları “Analitik
Geometri”sayesinde sonsuz küçükler hesabı
geliştirildi.
 Geometri (Géométrie) adlı eserinde noktaları ve çizgileri
sayılarla veya cebirsel olarak harflerle göstermek için bir
yöntem önerdi.
 Bu yöntem bir başlangıç noktasından çıkıp sayı sayarak harita
referansları vermek için kullanılan yönteme benzer olup
haritalardaki dikey çizgilerden oluşan kafes fikrine
dayanmaktaydı.
 Descartes bu tekniği kullanırken, bir çizgi veya bir eğrinin
cebir denklemi şeklinde ifade edilebileceğini buldu.
Pierre Fermat
 Descartes’ten bağımsız olarak cebiri geometri problemlerine
uygulamayı denedi ve sonucunda bir eğriyi bir denklem ile
temsil etme fikrine vardı.
 Bu tekniği ileri götürerek maksimum - minimum
problemlerini çözmeyi keşfeden ilk kişi oldu.
 Bu şekilde sonsuz küçükler hesabıyla ilgili daha genel
yöntemler geliştirildi.
dx/dt
dx = x’in sonsuz küçük artışı
dt= zamanın sonsuz küçük artışları
John Napier-H. Briggs
 Logaritma ve aritmetik ile ilgilenmişler. (Logaritmik
Aritmetik)
 10’ların logaritmalarını toplayarak toplama yardımıyla
sayıların çarpımını ve logaritmayı kök sayısıyla bölerek
kökleri bulma metodunu bulmuşlardır.
(Logaritmanın Harika Yasasının Tanımı)
Pascal
 Olasılıkları incelemiştir
 Matematiğin temelleri için çok emek sarf
etmiştir.
 Paskal’ın meşhur üçgeni olasılık
hesaplamalarında kolaylık sağlar.
 Ayrıca Binom teoremi üzerinde de
yoğun olarak çalıştı.
Euler-Pierre Laplace -Joseph Lagrange
 Bu üçlü Bernouilli ailesi ile beraber cebirin modern şeklini ortaya
koydular.
 Trigonometriyi cebirin bir parçası olarak ele almışlar.(Euler)
Bilim Akademileri
Dönemin en ünlü akademileri arasında,
Roma'da => ACADEMİA DE LİCEİ;
Londra'da=> ROYAL SOCİETY;
Paris'te =>ACADEMİE DES SCİENCES;
Berlin'de=> BERLİN BİLİM AKADEMİSİ;
St-Petersburg'da=>ST-PETERSBURG
AKADEMİSİ sayılabilir.
17. Ve 18. yyda Kimya
İlk Barometre
 Galileo , Aristoteles’in boşluğun mümkün olamayacağı şeklindeki
iddiasına rağmen , kolayca boşluk elde edilebileceğini gösterdi.
 Bu araştırma öğrencisi Toricelli ve Otto von Guericke tarafından
genişletildi.
 İkisi de ucu kapatılmış boruların üst kısmında boşluklar
oluşturarak atmosfer basıncını inceledi. Bu da barometrelerin
icadı demekti.
 Guericke bunu geliştirerek vakum pompalarını tasarladı.
Magdebur yarım küreleri ile yaptığı gösteride vakumun gücünü
sergiledi.
Robert Hooke
 Hook daha çok laboratuvarda Robert Boyle’ nin yanında çalıştı.
 Boyle ,Hook’tan daha gelişmiş bir vakum pompası yapmasını
ister ve Hook bu isteği yerine getirir.
 Hook çok başarılı bir deneyciydi. Bu yüzden Royal Society nin
deneyler müdürü oldu. Bununla beraber meteoroloji aletleri
tasarladı.
 Malzemelerin elastikiyeti konusundaki araştırmalarını sürdürdü
ve “Hooke Yasası” nı açıkladı. Bu yasa ; bir maddenin
deformasyonunun ona uygulanan kuvvetle orantılı olduğunu
ifade etmekteydi.
 Boyle ile beraber kendi geliştirdiği vakum pompasını kullanarak
bir gazın hacmi ve basıncı arasındaki ilişkiyi belirlemeye yardımcı
oldu . (Boyle Yasası)
 Boyle –Hooke işbirliği ile Boyle iki kitap yayımlıyor. Kitaplarda




Boyle atom teorilerini desteklediğini ve elementlerin yeniden
tanımlanması gerektiğini vurguladı.
Hook, havanın yanma olayına izin veren bir çözücü içerdiği
sonucuna vardı.
Hayat Ateşinin sürdürülebilmesi için hava gerektiğini, hayvanların
ve bitkilerin hava sayesinde yaşamlarını sürdürdüklerini
biliyordu.
John Mayow da bu şekilde düşünüyordu.
Mayow, solunum ve yanma olayında havadan birşeyin alınıp
harcandığını gösterdi.
Jan Baptista van Helmont
 Deneyci bir bilim adamı ve hekimdir.
 Kimya çalışmalarında hassas ölçüm ve tartımlara önem verirdi.
 Katı ve sıvıları yakılması sonucu ortaya çıkan dumanı inceledi.
Dumanın su buharı ve havadan farklı olduğunu gördü ve bu
sayede “gaz” kavramını ortaya koydu.
Johann Becher-Georg Stahl ve
Flojiston Kavramı
 Becher , Toprakaltı Fiziği adlı kitabında bütün madenler ve





metallerin üç bileşenden meydana geldiğini söylüyordu. Bunlar;
terra lapida (saydam ve camlaştırılabilir bileşen), terra
marcuralis(ince ve uçucu bileşen), terre pinguis(yağlı ve yanıcı
bileşen)dir.
Becher e göre bu bileşenler birer element değildi.
Becher in fikirleri Stahl tarafından yeniden ele alındı.
Stahl , Kimyanın Tarihi adlı kitabıyla tanınır.
Stahl için kimya ; bileşikleri elementlerine ayırma ve onları
tekrar birleştirme yöntemidir.
Stahl terre mercurialis yerine “flojiston” kavramını kullanmıştır.
 Buna göre, metaller ısıtıldıklarında flojiston kaybederler ve kül




şeklinde artık bırakırlar.
Yanıcı cisimler yanıcı olmayan bir kısım ile flojiston'dan
oluşmuştur. Buna göre metal oksitler birer element, metaller ise
metal oksit (kül) ve flojiston'dan oluşan birer bileşiktir.
Bu teoriye göre yanmakta olan bir kibrit kapalı bir kaba
bırakılırsa bir süre sonra sönecektir. Çünkü şişe içindeki hava
flojiston yönünden doymuş hale gelecektir.
Canlı organizmaların yaptığı da zaten, bünyeyi flojiston
yönünden arındırmaktır.
Bir fanusun altındaki fare, etrafındaki hava flojiston yönünden
doygun hale gelince ölür.
Joseph Black
 Tıp doktorudur.
 Kalsinasyon deneyi ile havanın birden fazla maddeden
oluştuğunu ortaya koydu.
 Bu bileşen değişik maddelere bağlandığı için “bağlanmış
hava” adını verdi.
Joseph Pristley
 Havaları toplamak için kullandığı pnömatik tekne yardımıyla





azotlu, flojistonlu , asitli havaları ve diğer yedi havayı nasıl
hazırladığını tanımladı.(Felsefi Bildiriler)
Deneylerinde solunum sırasında hava hacminin 1/5 kadar
azaldığını gösterdi.
Solunmuş veya yanmış havanın bitkiler tarafından onarıldığını
keşfetti.
Azotlu havanın(azot monoksit) adi hava ile birleşmesi sonucu
renk değişimi ve hacim azalması olduğunu buldu.(Deney
yalıtılmış ortamda yapılıyor)
Kırmızı cıva oksidi büyük bir büyüteçten geçirerek
yoğunlaştırılmış güneş ışığı yardımıyla ısıtarak renksiz bir hava
elde etti. Fakat bu hava suda çözünmüyordu.
Bu havaya “flojistonu alınmış hava” adını verdi.
Lavoisier
 Eski fikirleri yıkarak modern kimya çağını açtı.
 Havanın yanıcı kısmının bütün asitlerin bir bileşeni olduğunu




iddia etti ve bu bileşene “asidin esas maddesi” adını verdi.
Yaptığı deneylerle asitlerin metaller ile reaksiyonları açıklamaya
çalıştı.
Oksijen ve hidrojen in reaksiyonlardaki rolünü gösterdi. Bunu
yaparken flojiston(ateş unsuru) a başvurmadı. Bu da yeni bir
kimya demekti.
Sonuç olarak kimyasal adlandırma sistemi yeniden düzenlendi.
Kurulan sistem günümüz sistemine çok yakındı. Bu sistem
Kimyanın Temelleri (Lavoisier) adlı yapıt ile tanıtıldı.
KAYNAKÇA
 Collin A. RONNAN, BİLİM TARİHİ
 Matematiğin Tarihi Gelişimi ( İnternet)
 Evrenin Matematiği(www.mtnyldz.wordpress.com)

similar documents