borca batıklık - Ankara Yeminli Mali Müşavirler Odası

Report
BORCA BATIKLIK VE
ÇÖZÜM YOLLARI
ANKARA YMM ODASI
SAKIP ŞEKER
YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİR
ANKARA, 12.04.2013
Borca Batıklık Nedir?
• Borca batıklık, bir ticari işletmenin varlıklarının
borçlarını karşılayamaması durumunu ifade eder.
• Kanun gerekçesinde borca batık olma kavramı,
«şirket aktiflerinin maliyet bedeli ile değil, olası
satış değerleri (gerçek değerleri) ile değerlemeye
tabi tutulsalar bile alacaklıların alacaklarını
alamamaları yani şirketin borç ve taahhütlerini
karşılayamaması” şeklinde açıklanmıştır. (TTK,
Md.376)
BORCA BATIKLIĞA GİDEN YOL
1.AŞAMA: Sermayenin ½’sinin kaybedilmesi. ÖNLEM: Genel
kurulun toplantıya çağrılması ve iyileştirici önlemlerin
alınması
2.AŞAMA: Sermayenin 2/3’ünün kaybedilmesi. ÖNLEM:
Genel kurulun toplantıya çağrılması ve mevcut sermaye ile
yetinilmesi veya sermayenin tamamlanması
3.AŞAMA: Borca batıklık şüphesinin bulunması. ÖNLEM:
Yönetim kurulu aktiflerin satış fiyatı üzerinden bir ara
bilanço çıkardıktan sonra, borca batıklık söz konusuysa
asliye ticaret mahkemesinden şirketin;
• iflasını ya da
• iflasın ertelenmesini
ister
1.AŞAMA:Sermaye ve Yedek Akçenin ½’sinin
Kaybedilmesi
• “Son yıllık bilançodan, sermaye ile kanuni yedek akçeler
toplamının yarısının zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı
anlaşılırsa, yönetim kurulu, genel kurulu hemen toplantıya
çağırır ve bu genel kurula uygun gördüğü iyileştirici
önlemleri sunar.” (TTK, 376/1)
• Yönetim kurulu faaliyet raporunda iyileştirici önlemleri
detaylı olarak göstermelidir. Gerekirse zararın kısmen veya
tamamen ortaklarca kapatılması veya sermaye artırımına
gidilmesi ya da zarar eden işletmelerin kapatılması, yeni
üretim yöntemlerinin uygulanması, atıl varlıkların elden
çıkarılması gibi somut bir projeleri ortaya koymalıdır.
2. AŞAMA: Sermaye ve Yedek Akçenin 2/3’ünün
Kaybedilmesi
• “Son yıllık bilançoya göre, sermaye ile kanuni
yedek akçeler toplamının üçte ikisinin zarar
sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşıldığı
takdirde, derhâl toplantıya çağrılan genel
kurul, sermayenin üçte biri ile yetinme veya
sermayenin tamamlanmasına karar vermediği
takdirde şirket kendiliğinden sona erer.” (TTK,
376/2)
1-Sermaye Azaltımı
•
•
•
•
•
•
•
•
Şirket alacaklılarının haklarının tamamen karşılayacak miktarda
aktifin şirkette varlığı olmadıkça sermayenin azaltılmasına karar
verilemez. (TTK,473/2)
Sermaye azaltımı için genel kurulun 3/4’nünü oyu gerekir.
Esas sermayenin azaltılması sonucunda ortaya çıkacak defter karı
sadece payların yok edilmesinde kullanılabilir.
Sermaye azaltımının amacı ve nedenleri ayrıntılı bir şekilde hesap
verme ilkelerine uygun olarak açıklanır. Sermaye açığı nedeniyle
yapılacak sermaye azaltımında azaltılan sermaye tutarı zararların
kapatılmasında kullanılır, ortaklara dağıtım yapılmaz.
------------------------/-----------------------------500-Sermaye Hesabı xxx
580-Geçmiş Yıllar Zararları/Dönem Zararı xxx
____________________/_________________
Örnek
•
•
•
•
•
•
•
•
Sermaye
100.000
Yedek akçe
20.000
Zarar
(-)
80.000
Özkaynak
40.000
Sermayenin 1/3’ü
33.333
-----------------/ ----------------------Sermaye
60.000,0
Yedekler
20.000,0
2/3
1/3
• Zararlar
80.000
• ------------------------/ ------------------------Azaltılacak sermaye 66.666,66 TL’ye kadar azaltılabilecek iken, yedek
akçenin varlığı nedeniyle azaltılacak sermaye 60.000.- TL olabilecektir.
Sermayenin Azaltılmasının Sonucu
•
•
•
•
Sermaye
40.000.Yedek akçe
00.000Öz varlık
40.000
Zarar nedeniyle öz varlığının bir kısmını kaybeden şirketin
sermaye azaltımı sonucunda anonim şirketlerde 50.000.TL’ye, limited şirketlerde 10.000.- TL’ye indirilemez.
• Sermaye azaltımı için gerekli diğer koşulların da aranması
gerekir. Sermaye azaltımı için TTK’nın 473.Maddesine ve
Ticaret Sicili Yönetmeliğine (Md:79) göre YMM veya SMMM
raporu gerekmektedir.
• Sermayenin azaltılabilmesi için alacaklıların haklarının
korunduğu hususu düzenlenecek raporda belirtilmelidir.
• Sermaye azaltımı için birer hafta arayla 3 defa ilan yapılması
gerekir.
Azaltılan sermayeye vergi olur mu?
• Maliye Bakanlığı tarafından verilen bir özelgede, geçmiş yıl
zararlarının sermaye azaltımı suretiyle kapatılması halinde azaltılan
sermayenin değer artış fonundan kaynaklanan kısmının VUK’nun
mükerrer 298’nci maddesine gör kurumlar vergisine tabi tutulması,
ancak, nakten veya hesaben bir ödeme olmadığından söz konusu
işlemin kar payı olarak değerlendirilmeyerek kar payı dağıtımına
bağlı vergi kesintisine tabi tutulmaması gerektiği belirtilmiştir.
• Ortada elde edilmiş bir kazanç olmadığına göre vergiye tabi bir
gelirden söz edilemeyeceğinden, nakden veya hesaben dağıtıma
tabi tutulmayan ve daha önce sermayeye dönüşen değer artışı
fonunun işletmeden çekildiği kabulü ile vergilendirilmesi kabul
edilemez.
• GİB’nın 21.02.2012 tarih ve GİB.4.38.15.01-KV-20195-28 sayılı
özelgesi. ( www.gib.gov.tr/index.php?id=1028. Erişim:03.11.2012)
3.AŞAMA: Ara Bilançonun Çıkartılması
• İşletmenin finansal durumunun kötüye gittiği, borca batık
durumunun söz konusu olması halinde derhal bir bilanço
veya ara bilanço çıkarılması gerekir.
• TTK’nun 376/3’ncü maddesinde “yönetim kurulunca
bilançonun veya ara bilançonun hem işletmenin devamlılığı
esasına göre hem de muhtemel satış fiyatları üzerinden”
çıkarılması gerektiği belirtilmiştir. Buna göre iki farklı ara
bilanço çıkarılacaktır.
• 1-İşletmenin devamlılığı esasına göre çıkarılacak bilanço
yürürlükteki muhasebe mevzuatına göre çıkartılır.
• 2-Satış fiyatı (rayiç değer) esasına göre bilanço.
• Varlıkların satış fiyatına göre belirlenmesinden maksadın,
varlıkların rayiç değer veya gerçeğe uygun değer esasına
göre değerlenmesini ifade etmektedir. Tasfiye bilançosudur.
Teknik İflas Durumu ve Rayiç Değer Esaslı Bilanço
• İşletme aktiflerinin piyasa değerinin yüksek olmasına
rağmen muhasebenin tarihi maliyet esasına göre
tutulması nedeniyle, şirket gerçek anlamda borca batık
olmadığı halde muhasebe sisteminin bir sonucu olarak
işletme borca batık görülebilir. Bu durum “teknik iflas”
olarak adlandırılmaktadır.
• Bu durumda pek çok işletme var.
• Teknik iflastan çıkmak için yönetim kurulunun varlıkları
piyasa satış değerine göre değerleyerek bir bilanço
çıkartması gerekir.
• Rayiç değer esasına göre çıkartılacak bilançonun nereye
ve kime verileceği kanunda belirtilmemiştir. Bu durum
faaliyet raporunda belirtilmelidir. Gerekirse ilgililere
genel hükümlere göre çıkartılan bilanço yanında rayiç
değer esasına göre çıkartılan bilançonun da sunulması
mümkündür.
Varlıkların Yeniden Değerlenmesi
• Bazı işletme sahiplerinin özellikle bankalara vermek
amacıyla şirkete ait taşınmazları mahkemece atanmış
bilirkişiye veya özel değerleme şirketine değerleme
yaptırarak, meydana gelen farkları bilançoda öz
kaynaklar grubunda değer artışı fonu hesabına yazmak
suretiyle, bilanço düzenlediği görülmektedir.
• Bu durum Vergi Usul Kanunundaki maliyet bedeli
esasına aykırıdır. İşletmeler bu tür değerleme farklarını
kanuni defterlerine yazmayıp gerekiyorsa ticaret siciline
veya ticaret mahkemesine vermek için TTK 396’ncı
maddeye göre varlıklarını değerleyebilir. Ancak bu tür
değerleme farklarının bilançoda öz kaynaklar arasında
gösterilmesi doğru değildir.
SPK ve Maliyenin Görüşü
• SPK’nın 16.12.2011 tarihli kararında, kurul
kaydındaki şirketlerin enflasyon düzeltmesi hariç,
mahkemece atanan bilirkişi marifetiyle veya
gayrimenkul değerleme şirketlerince maddi duran
varlıkların değerlenmesi sonucu ortaya çıkan fonun
sermayeye ilave edilmesinin mümkün olmadığı
belirtilmiştir.
• GİB’nın görüşü de bu yöndedir.
• TFRS’ na göre düzenlenmeyen bilançolarda
değerleme farkı bilanço dipnotlarında belirtilebilir.
Muhasebe İlkelerine Aykırı Muhasebe
Uygulamaları
1- Borca Batıklığa Neden Olabilecek Muhasebe
Uygulamaları
• Aktifleştirilmesi gereken harcamalarını fazla vergi
ödememek düşüncesiyle yüksek vergi riskine rağmen
doğrudan gider yazılması.
• İşletmeye konulan sermayenin “esas sermaye” olarak
kayıtlara alınmayıp “ortaklara borçlar” hesabında
gösterilmesi.
• 6111 sayılı Kanuna göre matrah ve vergi artırımları
nedeniyle hesaplanan vergiler ile gider yazılan stok ve
ortaklara borçlar hesabının işletmenin öz kaynağını
tüketmesi.
2-Borca Batıklığı Gizlemeye Yönelik Muhtemel
Muhasebe Hileleri
• TTK’nın aktifleştirme yasağına aykırı işlem yapılması (Md.74)
• Amortisman ayırmamak veya düşük oran uygulamak,
• Tahsil edildiği halde alacakları tahsil edilmemiş gibi
göstermek,
• Stoklardaki malların bedelinin yüksek gösterilmesi,
• Vadesinde ödenmeyen borçlar için faiz tahakkuk
ettirilmemesi,
• Borçlara ait kur farklarının hesaplanmaması,
• Taşınmazların mahkemece atanmış bilirkişi veya özel
değerleme yapılarak varlıkların değer artışlarının fon
hesabına yazılması
……gibi işlemler, işletmelerin gerçek öz varlığını gizlemeye
yönelik uygulamalardır.
Sermaye Kaybında İzlenecek Yol
• Şirket borca batık olmamakla birlikte zarar
nedeniyle sermayesinin bir kısmını kaybetmiş
ancak, teknik iflas durumuna düşebilir. Şirket
daha az sermaye ile faaliyetini sürdürebilecekse
sermayesini azaltmak suretiyle «teknik iflastan»
çıkabilir.
• Sermaye azaltımı yapılarak kalan 1/3 sermaye
ile yetinilebilir. Bu yöntem daha önce açıklandı.
Borca Batıklıktan Çıkış Yolları
Rayiç değer esasına göre çıkartılan bilançonun
işletmenin borca batık olduğunu göstermesi
halinde, borca batık olan şirketin önünde dört yol
vardır.
• 1) Sermaye açığının ortaklarca kapatılması,
• 2) Sermaye artırımı,
• 3) İflasın ertelenmesinin istenmesi,
• 4) İşletmenin iflasının istenmesi
1-Sermaye Tamamlama Fonu Oluşturulması Ve
Zararın Kapatılması
• “Bilanço zararının kapatılması için yükümlülük ve ikincil yükümlülük
koyan kararların” sermayenin tümünü oluşturan pay sahiplerinin
veya temsilcilerinin oybirliği ile alınır. (TTK,Md:421/1-a)
• Şirket ortaklarının tümünün karar vermesi halinde şirketin zararları
ortaklar tarafından kapatılır. Bu ek yükümlülük ne sermaye
konulması ne de şirkete borç verilmesi niteliğindedir. Yapılacak
ödeme karşılıksızdır.
• Oy birliği sağlanamadığı takdirde ortaklardan bir veya birkaçı tek
taraflı olarak şirketten olan alacağından vazgeçebilir veya şirket
zararını kısman veya tamamen kapatabilir.
• Uygulamada ortaklarca tamamlanacak tutara “sermaye
tamamlama fonu” adı verilmektedir.
Muhasebe kaydının şekli
• 102- Bankalar Hesabı
xxx
•
580-Geçmiş Yıllar Zararlar/Dönem Zararı
xxx
• ___________________ / _____________________________________
• Söz konusu ödemenin sermaye artırımı şeklinde yapılması halinde kayıt
aşağıdaki gibi olacaktır.
• ______________________/ _________________________________
•
• 501-Sermaye Taahhüt Hesabı xxx
•
500- Sermaye Hesabı
xxx
• _______________________/__________________________________
•
• 102- Bankalar
xxx
•
501- Sermaye Taahhüt Hesabı
xxx
• ______________________________/__________________________
İştiraklerdeki Sermayenin Kaybedilmesi
• Ana şirket tarafından iştiraklerde meydana
gelen sermaye kaybı aşağıdaki gibi kaydedilir.
• ___________________/ ______________
•
• 242/245-İştirakler/Bağlı Ortaklıklar H. xxx
•
102- Bankalar Hesabı
xxx
• ____________________/ ______________
Bir Özelge
• «Şirketiniz tarafından sermaye tamamlama fonu adı
altında iştirakinize ödenen tutarlar, Gelir Vergisi
Kanununun 40’ncı ve Kurumlar Vergisi Kanununun 8
inci maddesinde sayılan giderler kapsamına
girmediğinden, gider yazılması veya zarar olarak
dikkate alınması mümkün bulunmamaktadır. «
• Bilanço usulüne tabi defter tutanlarda kazanç öz
kaynak kıyaslaması yöntemine göre hesaplanır.
(GVK, Md:37 ) Özelgede bu hükme değinilmemiştir.
Özelge Neden Hatalıdır?
• Sermayesinin tamamını veya bir kısmını kaybeden şirkete ortaklarca
ödenen paralar muhasebe tekniği olarak gelir hesaplarına değil, öz
kaynak hesaplarına kaydedilir. Sermaye açığının kapatılması
amacıyla yapılan ödemelerin sermaye artırımında kullanılması ile
doğrudan zararın kapatılmasında kullanılmasının teknik olarak bir
farkı yoktur .
• Nominal sermayenin büyüklüğüne bağlı olarak sermaye artırımı
yapılması daha fazla sermaye artırımına neden olabilir. Bu nedenle
sermaye kaybı yaşayan firmalarda ortaklarca zararın kapatılması
daha doğru ve etkili bir yoldur.
• Diğer yandan sermaye açığını ödeyen firma yönünden hisse
senedinin (iştirakin)maliyeti sermaye açığı için ödenen bedel kadar
artmış olacaktır. İştirak hissesinin elden çıkarılması halinde kayıtlı
maliyet bedelinin satış bedelinden indirilmesi ve aradaki farkın kar
veya zarar olarak değerlendirilmesi matematiğin bir sonucudur.
2-Sermaye Artırımı
• 6102 sayılı Kanunun 377’nci maddesinde, “yönetim kurulu
veya herhangi bir alacaklı yeni nakit sermaye konulması dâhil
nesnel ve gerçek kaynakları ve önlemleri gösteren bir
iyileştirme projesini mahkemeye sunarak iflasın ertelenmesini
isteyebileceği, bu hâlde İcra ve İflas Kanununun 179 ilâ 179/b
maddeleri uygulanacağı” hükme bağlanmıştır.
• Esas sözleşmede aksine hüküm yoksa sermaye artırımı için
toplantı ve karar nisabı, şirket sermayesinin en az yarısının
temsil edildiği genel kurulda toplantıda mevcut bulunan
oyların çoğunluğu ile alınır. İlk toplantıda toplantı nisabının
sağlanamaması halinde en geç bir ay içinde ikinci toplantı
yapılabilir. İkinci toplantı nisabı şirket sermayesinin 1/3’üdür.
(TTK, Md.421)
Örnek:
• Sermayesinin 9/10’unu kaybeden şirketin
durumu:
• Sermaye
1000.-TL
• Zarar
(-) 900.-TL
• Öz varlık
100.-TL (1/10)
Artırılacak Sermayenin Tutarı
•
Acze düşen şirketin öz varlığının en az esas sermayenin ½’sinin
üzerine çıkarılabilmesi için, yukarıdaki örnekte artırılacak sermaye
400.-TL değil, 800 TL olacaktır.
• Hesaplamanın şu şekilde yapılması gerekir. Artırılacak sermaye
tutarı = kaybedilen sermaye (-) kalan sermaye kadar olmalıdır.
Kaybedilen sermaye 900 TL, kalan sermaye 100 TL olduğuna göre
artırılacak sermaye tutarı 900-100=800 TL olacaktır. Bu takdirde esas
sermaye 1000+800=1.800 TL, öz varlık ise 100+800=900 TL olarak
hesaplanmalıdır. Bu hesaplama yöntemine göre zarar 700 TL
olsaydı, artırılacak sermaye tutarı 400 TL olacaktı.
• Yeni Sermaye (1.000+800)
• Zarar
• Yeni Öz varlık (1/2
(-)
1.800.-TL
900.-TL
900.-TL)
İşletme özvarlığının artırılmış gibi gösterilmesi !!!
• Banka kredisi almak veya kamu ihalelerine girebilmek için
gerekli rasyoları sağlamak için «bilançonun güzelleştirilmesi»
eylemleriyle karşılaşılabilmektedir. Borca batık veya özkaynağı
düşük olan bir işletmenin özkaynağını yüksek göstermek
amacıyla ortaklardan ilerde geri ödenmek üzere borç alınması
yöntemi.
• Ortaklardan alınan borçlar uzun vadeli ise 440 kısa vadeli ise
340 hesaba kaydedilmesi gerektiği halde, söz konusu tutar
«sermaye yedekleri « hesabına da kaydedilebilir. Ancak bu
hesaba alınan paranın en kısa sürede sermayeye ilave edilmesi
yerine ortaklara geri verilmesi «aldatıcı» bir işlemdir. Bu tür
işlemleri «muhasebe hilesi» olarak değerlendirmek gerekir.
Sermaye taahhüt avansı kötüye kullanılmamalıdır. Sermaye
artırımı için zamanın kalmaması veya hesap döneminin
kapanması gibi durumlarda bu yönteme başvurulabilir. Ancak
dikkatli olunmalı, fiktif işlemden kaçınılmalıdır.
Temerrüt Faizi
• Sermaye koyma borcunu süresi içinde yerine getirmeyen
pay sahibi ihtara gerek olmaksızın temerrüt faizi
ödemekle yükümlüdür. (TTK, 482) Bu hüküm 6762 sayılı
Kanunun 407’nci maddesinde de vardı.
• Mütemerrit pay sahibi 6102 sayılı Kanunun 483’ncü
maddesi çerçevesinde ıskat işlemine tabi tutulabilir. Bedeli
tamamen ödenmemiş bulunan nama yazılı bir payı iktisap
eden kimse, pay defterine kaydedilmekle şirkete karşı geri
kalan pay bedelini ödemekle yükümlüdür. (TTK,
Md:501/1)
• Temerrüt faizinin vergi uygulaması yönünden de kazanç
olarak dikkate alınıp vergilendirilmesi söz konusu olabilir.
3.Ticaret Mahkemesinden İflasın
Ertelenmesinin İstenmesi
• 6102 sayılı Kanunun 377’nci maddesinde,
“yönetim kurulu veya herhangi bir alacaklı
yeni nakit sermaye konulması dâhil nesnel ve
gerçek kaynakları ve önlemleri gösteren bir
iyileştirme projesini mahkemeye sunarak
iflasın ertelenmesini isteyebileceği, bu hâlde
İcra ve İflas Kanununun 179 ilâ 179/b
maddelerinin uygulanacağı» belirtilmiştir.
İflasın Ertelenmesini Alacaklı Da İsteyebilir
• 6102 sayılı Kanunun 377’nci maddesinde,
“yönetim kurulu veya herhangi bir alacaklı
yeni nakit sermaye konulması dâhil nesnel ve
gerçek kaynakları ve önlemleri gösteren bir
iyileştirme projesini mahkemeye sunarak
iflasın ertelenmesini isteyebileceği, bu hâlde
İcra ve İflas Kanununun 179 ilâ 179/b
maddeleri uygulanacağı belirtilmiştir.
İcra ve İflas Kanunu ve İflasın Ertelenmesi
• Sermaye şirketi ve kooperatifleri idare ve temsil ile
vazifelendirilmiş kimseler ya da alacaklılardan birisi şirket
veya kooperatifin mali durumunun iyileştirilmesinin
mümkün olduğuna dair bir iyileştirme projesini mahkemeye
sunarak iflasın ertelenmesini isteyebilir.
• Mahkeme projeyi ciddi ve inandırıcı bulursa, iflasın
ertelenmesine karar verir.
• İyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı olduğunu gösteren
bilgi ve belgelerin de mahkemeye sunulmasının zorunludur.
• Mahkeme gerekli görürse idare ve temsille vazifelendirilmiş
kimseleri ve alacaklıları dinleyebilir ve iflasın ertelenmesi
taleplerini öncelikle ve ivedilikle sonuçlandırır. (İİK; Md:179)
Mahkemenin Görevi (Md.179/a)
• İflasın ertelenmesine karar veren mahkeme, şirketin veya
kooperatifin malvarlığının korunması için gerekli her türlü
tedbiri alır.
• İyileştirme projesini de göz önünde tutarak erteleme kararı
ile birlikte kayyım atanmasına karar verir.
• Mahkeme yönetim organının yetkilerini tümüyle elinden
alıp kayyıma verebileceği gibi yönetim organının karar ve
işlemlerinin geçerliliğini kayyımın onayına bağlı kılmakla da
yetinebilir.
• İflasın ertelenmesi kararında kayyımın görev ve yetkileri
ayrıntılı olarak gösterilir.
• Kayyım denetçi niteliğinde olabileceği gibi yönetici
niteliğinde de olabilir. (Onay-denetim kayyımı/idari kayyım)
İflas Ertelemesinde Süreç
• 1. Aşama: Yönetim kurulunun toplanması ve karar alması.
• 2. Aşama : Yürürlükteki mevzuata göre hazırlanan bilanço yanında uzman
kişilerin görüşü alınarak rayiç değer esasına göre ayrı bilanço çıkarılması
• 3. Aşama: Ticaret Mahkemesine iflas erteleme ve ihtiyati tedbir için
dilekçe verilmesi, borca batıklık bilançosu ile iyileştirme projesinin
sunulması
• 4. Aşama: Tedbir kararı alınması ve kayyım atanması
• 5. Aşama: Tedbir kararının gazetede ilanı (İİK, 166) (TTS Gazetesi ve 50 bin
tirajlı gazete ile ilan)
• 6. Aşama: Mahkemece bilirkişi atanması
• 7. Aşama: Mahkemece iflas erteleme kararı verilmesi (1 yıl süre ile)
• 8. Aşama : Alacaklıların karara itirazı (Yargıtay nezdinde)
• 9. Aşama: Kayyım heyetinin ara raporlarının mahkemece izlenmesi(3’er
aylık ara rapor)
• 10. Aşama: İflas ertelemesinin kaldırılması ( Borca batıklıktan kurtulma
nedeniyle konusu kalmadığından red veya erteleme şartları olmadığından
red ve iflasa karar verilmesi
VUK’na ve Rayiç Değere Göre İki Farklı Bilanço
• Dönen V
4.000.Kısa vadeli B. 12.000.• Duran V
16.000.- Uzun Vad. B. 9.500.•
Özkaynak - 1.500.• TOPLAM
20.000.- TOPLAM
20.000.• Rayiç değere göre bilanço; (Tasfiye Bilançosu)
• Dönen V
4. 000.- Kısa vadeli B. 11.500.• Duran V
14.500.- Uzun Vad. B. 9.500.TOPLAM AKTİF 18.500.- TOPLAM PASİF 21.000.AÇIK
(-) 2.500.-
İki Bilanço Arasındaki Farkların İncelenmesi
• Borçlar arasında yer alan 500 bin TL tutarındaki
ortaklara borçlar rayiç değer bilançosunda dikkate
alınmamıştır.
• Duran varlıkların değerini uzman bilirkişiler 1.500 bin
TL daha düşük tespit etmiştir.
• Rayiç değer bilançosunda öz kaynak kalemi yer almaz.
• Varlıklar borçların %88’ini karşılayabilmekte, yani şirket
borca batıktır. Borca batık olmayan şirket iflas
ertelemesi kararı alamaz.
• Rayiç değer bilançosunda kıdem tazminatları ve şüpheli
alacak karşılıkları ayrılmamış ise ayrılmalı, şüpheli
alacaklardan tahsil imkanı olan kısım alacak tutarında
gösterilmelidir.
İşletmenin sürekliliğine göre bilanço
• Bu bilanço ne Tekdüzen Hesap Planına (veya TFRS’na)
göre çıkarılan bilanço ne de «tasfiye bilançosu»dur.
İşletmenin sürekliliğine göre çıkartılan bilanço 3. tür
bilanço olarak değerlendirilebilir. Bu bilanço işletmenin
bir bütün olarak değerlemesini ifade etmekle birlikte
bilançonun nasıl düzenleneceği konusunda kanunda
açık bir hüküm yok. Gerekçede uzman bilirkişinin
işletmenin sürekliliğini de dikkate alması gerektiği
belirtilmiştir.
• Rayiç değer bilançosunda işletmenin sürekliliği de
dikkate alınarak yapılacak değerlemede «şerefiye»
değerinin dikkate alınıp alınmayacağı açık değildir.
İflasın Ertelenmesi Sürecinde Dikkat Edilecek
Hususlar
• Borca batıklıktan kurtulabilmek için iflasın
ertelenmesinin istenebilmesi için yetkili ticaret
mahkemesine öncelikle bir ” iyileştirme projesi”
sunulması gerekir.
• Kanunda iyileşme için borca batıklık oranının ne
olması gerektiği konusunda bir oran belirtilmemiştir.
Ancak iyileşme ümidinin olabilmesi için borca batıklık
oranının çok yüksek olmaması gerekir.
• Yargıtay batıklık oranı %75-80 olan şirketlerin iyileşme
ümidinin bulunmadığına karar vermiştir.
• Borca batıklığın tespiti bilirkişi marifetiyle yapılır.
Devam-1
• Bilançodaki bütün aktif ve pasiflerin piyasa (rayiç) değeri ile
değerlenmiş olması gerekir. Bir kısım aktif veya pasifin tarihi
değerle, bir kısmının rayiç değerle değerlenmiş olması kabul
edilemez
• Borçlar ticari defterlerde yer almalıdır. Ticari defterlerde yer
almayan borçlar ve alacaklar borca batıklığın tespitinde
dikkate alınmamalıdır. Bilanço samimi olacak.
• Bilirkişiler bilançodaki borçların kaynağını iyi araştırmak
zorundadır. Yaratılacak muvazaalı (suni) borçlar bir yandan
şirketin iflasına sebep olurken diğer yandan muhtemel iflas
halinde bu durumdaki alacaklılar dağıtılacak kısımdan
haksız pay alabilir.
Devam-2
• Muvazaalı olmayan kefalet borçları da defterde
yer almak kaydıyla işletmeye ait borç olarak
dikkate alınmalıdır. Bu tür borçlar borç olarak
dikkate alınmalı, ancak ihtiyatlılık gereği tahsil
edilmedikçe alacak olarak kabul edilmemelidir.
Esas borçludan tahsil edilemeyeceği açık olan bu
tür alacaklar için karşılık ayrılmalıdır.
• Borca batıklığın tespitinde dava tarihinden
sonraki gelişmeler de dikkate alınmalıdır. İflasın
ertelenmesi süreci statik değil, dinamik bir
süreçtir
Devam-3
• Ortakların ödenmemiş sermaye taahhüt borcu
varsa, iyileştirme projesi ciddi ve inandırıcı
bulunmaz. Henüz vadesi gelmemiş taahhüt
borçları ile küçük tutarlı taahhüt borçlarının
ayrı değerlendirilmesi gerekir.
• Ortakların işletmeye olan borçları iyileştirme
projesinin ciddiyetine gölge düşürür
Devam-4
• İflasın ertelenmesi talebinin amacı şirketin
tasfiyesi değil, şirketin faaliyetini devam
ettirebilecek bir iyileştirme projesi sunulmasına
bağlıdır. Bütün varlıkların satılarak borçların
ödenmesine ilişkin bir proje tasfiye projesidir.
İşletmenin devamlılığı esastır. Örneğin, üretim
tesisinin satılmasını öngören bir iyileştirme
projesi, “işletmenin devamlılığı” ilkesine aykırıdır.
Böyle bir durumda erteleme yerine, konkordato
veya tasfiye kararı alınması daha doğru olur.
Varlıkların satılarak borçların ödeneceğine ilişkin
bir proje karşısında mahkeme iflas kararı
vermelidir.
Devam-5
• Şirket borca batık olmakla birlikte ıslahı
mümkün değilse iflasına karar verilir. İflas
davasında karar verilmeden önce davadan
feragat mümkün olduğu halde iflasın
ertelenmesi talebi yapıldıktan sonra, erteleme
talebinden vazgeçilse dahi şirket borca batıksa
mahkeme şirketin iflasına karar vermek
durumundadır. Keza, borca batıklık
durumunda mahkemeye başvurulması yasal
zorunluluktur.
İflasın Ertelenmesinin Sonuçları
1-Alacaklı Takiplerinin Durması
• Kanunun 179/b maddesinde, erteleme kararı üzerine
borçlu aleyhine 6183 sayılı Kanuna göre yapılan takipler
de dahil olmak üzere hiçbir takibin yapılamayacağı,
evvelce başlamış takiplerin durdurulacağı, bir takip
muamelesi ile kesilebilen zamanaşımı ve hak düşüren
müddetlerin işlemeyeceği, erteleme sırasında taşınır,
taşınmaz veya ticari işletme rehniyle temin edilmiş
alacaklar nedeniyle rehnin paraya çevrilmesi yoluyla
takiplerin başlatılabileceği veya başlamış olan
takiplere devam edilebileceği belirtilmektedir.
2-İflas Kararının Verilmesi
• Kanunun 179/b maddesinin son fıkrasında, iflasın
ertelenmesi talebinin reddi ya da erteleme süresi
sonunda iyileşmenin mümkün olmadığının tespiti
üzerine mahkemenin, şirketin veya kooperatifin
iflasına karar vereceği, erteleme süresi
dolmamakla birlikte, mahkeme kayyımın verdiği
raporlardan şirketin veya kooperatifin mali
durumunun iyileştirilmesinin mümkün olmadığı
kanaatine varırsa, erteleme kararını kaldırarak
şirketin veya kooperatifin iflasına karar
verebileceği” hükümlerine yer verilmiştir
Alacaklarının Sırasının Diğer Tüm Alacaklıların
Sırasından Sonraki Sıraya Konulmasının İstenmesi
• İşletmenin iflas yoluyla tasfiyesi alacaklılar yönünden de bir
risktir.
• Alacaklıların alacaklarının tahsilini belli bir süre ertelemesi
işletmenin iflastan kurtulmasını sağlayabilir.
• TTK’nın 376/3’ncü maddesinde, “iflas kararının
verilmesinden önce, şirketin açığını karşılayacak ve borca
batık durumunu ortadan kaldıracak tutardaki şirket
borçlarının alacaklıları, alacaklarının sırasının diğer tüm
alacaklıların sırasından sonraki sıraya konulmasını yazılı
olarak kabul etmesi ve bu beyanın veya sözleşmenin
yerindeliği, gerçekliği ve geçerliliğinin, yönetim kurulu
tarafından iflas isteminin bildirileceği mahkemece atanan
bilirkişilerce doğrulandığı” takdirde mahkemece iflas kararı
verilmez.
3-Gecikme Zammı Hesaplanıp Hesaplanmayacağı
• 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında
Kanunun 52. Maddesinde, ‘‘Gecikme zammının tatbik
müddeti amme alacağının tecilinde tecilin yapıldığı, iflas
halinde iflasın açıldığı, aciz halinde bu durumun sabit
olduğu güne kadar olan müddettir” hükmü yer
almaktadır.
Tahsilat Genel Tebliğinde, iflas ertelemesinin iflasın
açılması hükmünde olmadığından, amme alacaklarına
gecikme zammı uygulanmasına devam edilecektir.”
denilmiştir.
6183 sayılı Kanunun 52’nci maddesinde değişiklik yapılarak
iflas erteleme döneminde de iflas durumunda olduğu gibi
gecikme zammı uygulanmamasında fayda bulunmaktadır.
4-Şüpheli Alacak Karşılığı Ayrılıp Ayrılamayacağı
• İflasın ertelenmesinin şirketi idare veya temsille görevlendirilmiş
olanlar ya da alacaklılar tarafından iyileştirme projesinin
hazırlanıp mahkemeye ibrazı ve mahkemenin de bu projeyi
inandırıcı bulması halinde söz konusu olduğu, bu kararın
verilmesi firmadan alacağı olanların alacaklarını tahsil etme
imkanını ortadan kaldırdığı, İcra ve İflas Kanunu uyarınca iflasın
ertelenmesi uygulamasında icra takiplerini engellediği, erteleme
kararının dava açsın açmasın tüm alacaklılar bakımından sonuç
doğurduğundan diğer alacaklıların dava açmalarına ve icra takibi
yapmalarına gerek bulunmadığı, iflasın ertelenmesi kararının
verilmesi ile iflasa ilişkin şartların varlığının tamamen ortadan
kalktığından söz edilemeyeceği, bu durumda İcra ve İflas Kanunu
uyarınca borçlunun takibi engellendiğinden şüpheli alacak
karşılığı ayrılmasının mümkün bulunduğu” belirtilmiştir.
• GİB Kayseri Vergi Dairesi Başkanlığının 18.08.2009 tarih ve VUK21/144-926 sayılı özelgesi
Şüpheli alacak karşılığı ayrılabileceğine ilişkin başka
bir özelge
• «Gerek alacaklı olduğunuz şirket hakkında “iflasın
ertelenmesi” kararının verilmesi ile iflasa ilişkin
şartların varlığının tamamen ortadan kalktığından
söz edilemeyecek olması, gerekse iflası ertelenen
borçlu şirketin takibi İcra ve iflas Kanunu hükmü
uyarınca engellendiği hususları birlikte
değerlendirildiğinde iflası ertelenen şirketten tahsil
edilemeyen ve Kanunen takibine de imkân
olmayan alacaklarınız için mahkemece iflasın
ertelenmesine ilişkin kararın verildiği hesap
döneminde şüpheli alacak karşılığı ayırmanız
mümkün bulunmaktadır.”
Borca Batıklığı Önleyici Tedbirler
• Bir şirketin borca batık hale gelmemesi için
önleyici tedbirleri üç başlıkta incelemek
mümkündür.
• 1) Riskin erken teşhisi komitesi kurulması
• 2) Şirketin kendi hissesini iktisap etmesi
• 3) Zor durum hali nedeniyle kamuya olan
borçların tecil ve taksitlendirilmesinin
istenmesi
Riskin erken teşhisini tespit komitesi
• Yeni ticaret kanunu ile getirilen bir organ.
• Pay senetleri borsada işlem gören şirketlerde kurumsal yönetim
kurallarının bir uygulaması olarak, yönetim kurulu, şirketin varlığını,
gelişimini ve devamını tehlikeye düşüren sebeplerin erken teşhisi
amacıyla gerekli önlemlerin ve çarelerin alınması ve riskin
yönetilmesi amacıyla uzman bir komite kurmakla yükümlüdür.
(TTK,Md:378)
• Halka açık olmayan şirketler ise “riskin erken teşhisi komitesi”,
denetçinin gerekli görüp durumu yönetim kuruluna yazılı olarak
bildirmesi halinde derhal kurulması gerekir.
• Denetime tabi olmayan şirketlerde söz konusu komitenin yönetim
kurulu tarafından kurulması mümkündür. Komite, yönetim kuruluna
her iki ayda bir vereceği raporda durumu değerlendirir, varsa
tehlikelere işaret eder, çareleri gösterir. Rapor varsa denetçiye de
yollanır.
•
•
•
•
Şirketin kendi hissesini satın alması
Bir anonim şirket kendi paylarını, genel kurulun izni ile
esas veya çıkarılmış sermayesinin yüzde onunu aşmamak
koşulu ile bedellerinin tümü ödenmiş bulunan paylar
ivazlı olarak iktisap ve rehin olarak kabul edebilir. (TTK;
Md:379)
Şirketin iktisap ettiği kendi paylarını belli bir süre içinde
elden çıkarma mecburiyeti yoktur. Bu konuda genel kurul
yetkili olup, hisseler mevcut ortaklara veya ortak dışına
satılabilir.
Şirket yakın ve ciddi bir kaybı önlemek amacıyla kendi
paylarını genel kurulun yetkilendirme kararı olmadan da
iktisap edebilir. (TTK, Md:381) Örneğin, şirketin
hisselerinin borsada hızla değer kaybetmesi.
Şirket kendi hissesini rayiç bedel üzerinden aktifine
kaydetmelidir. Satış halinde kar ve zarar söz konusu olur.
Kamu borçlarının tecil ve taksitlendirilmesi
• Zor durum haline düşen işletmeler, 6183 sayılı Kanunun
48’nci maddesi çerçevesinde kamu borçlularının tecil
ve taksitlendirilmesini talep edebilirler.
• Kanun hükmüne göre kamu alacağı 36 ayı geçmemek
üzere faiz almak suretiyle ertelenebilir. Yıllık tecil faizi
oranı %12, gecikme faizi oranı ise (1,40x12)= % 16,8
olarak uygulanmaktadır.
• Maliye Bakanlığı KDV, ÖTV, geçici vergi gibi pek çok
vergiyi tecil etmediğinden kanun hükmü tam olarak
işletilmemektedir. Zor durum halindeki işletmelerin
yaşatılmasında bu müessesenin de çalıştırılması gerekir.
Zor durum halinde likidite oranı
• 2008/3 nolu iç genelgeye göre, Dönen
Varlıklar- Stoklar/Kısa Vadeli Borçlar”
formülü sonucu bulunacak likidite oranın
1’den büyük olması durumunda borcun tecil
edilmemesi, 1 veya 1’den küçük veya 0,5’den
büyük olması durumunda 12 aya kadar, likidite
oranının 0,5 veya 0,5’ten küçük olması
durumunda ise borcun 24 aya kadar tecil
edilebileceği belirtilmiştir.
Borca Batıklıktan Çıkılamaması Veya İflas Erteleme
Kararının Alınamamasının Sonucu
Bir şirketin borca batıklıktan çıkarılamaması
halinde önünde yapılabilecek iki yol vardır.
• 1) Ticaret mahkemesinden iflasın istenmesi
• 2) Konkordato istenmesi
İflas Koşulları Oluştuğu Halde Şirketin İflasının
İstenmemesi ve Ceza Uygulanması
Borca batık bir şirketin bu durumunu yetkili asliye ticaret
mahkemesine bildirilmeyen yönetim kurulu üyeleri hakkında
TTK’nda herhangi bir cezai yaptırım öngörülmemiştir.
İcra İflas Kanununun 345/a maddesine göre, “idare ve temsil ile
görevlendirilmiş kimseler ile tasfiye memurlarının”, 179'uncu
maddeye göre borca batık hale gelen şirketin iflasını istemeyenler
hakkında alacaklılardan birinin şikâyeti üzerine, on günden üç aya
kadar hapis cezası uygulanacağı hükme bağlanmıştır.
İ.İ. Kanunu hükmüne göre bildirim görevini yerine getirmeyen
yönetim kurulu üyelerine ceza verilmesi alacaklılardan herhangi
birinin şikayeti halinde mümkün olacaktır. Örneğin, Gümrük ve
Ticaret Bakanlığı müfettişlerinin böyle bir fiili tespit edip durumu
mahkemeye bildirmesi halinde yönetim kurulu üyelerine ceza
uygulanamayacaktır.
Şirketinin iflasını istememe suçu Türk Ceza Kanununun 102/5
maddesi gereğince 2 yıllık zamanaşımına tabidir.
Konkordato
• Konkordatonun kabulü halinde şirket iflastan kurtulur.
• Konkordato, borçlunun alacaklılarının en az 2/3’ü ile
yaptığı ve ticaret mahkemesinin tasdiki ile hüküm ifade
eden bir anlaşmadır. Bu anlaşma ile alacaklılar borçluya
karşı alacaklarının belirli bir yüzdesinden feragat
ederler ve borçlu, borçlarının konkordatoda kabul
edilen kısmını ödemekle borçlarının tamamından
kurtulur. (İİK,Md.285)
• Borçlu borçların en az yüzde ellisini ödemeyi taahhüt
etmelidir. Konkordatonun kabulü halinde red oyu
verenler yönünden de uyulması zorunludur.
• Rehinli alacaklar, kamu alacaklıları ve imtiyazlı
alacaklılar yönünden zorunlu değildir. İşçi alacakları
imtiyazlı alacaklılardandır.
Konkordatoda nisap
• Konkordatoyu kabul eden en az üçte iki çoğunluktaki
alacaklıların kaydedilmiş alacakların en az üçte ikisine sahip
olmaları gerekir.
• Örneğin, 120 alacaklı varsa ve borçların toplamı 1.500.000,TL ise, konkordatonun kabul edilebilmesi için en az 80
alacaklının konkordatoyu kabul etmesi ve bunların
alacakları toplamının da en az 1.000.000.-TL olması gerekir.
• İmtiyazlı alacaklılar, borçlunun anası, babası, eşi ve
çocukları, rehinli alacaklıların alacaklarının rehinle temin
edilmiş olan kısmı konkordato nisabının hesaplanmasında
dikkate alınmazlar.
• Sermaye taahhüt borcu konkordatoya dahil değildir.
Ödenmesi zorunludur.
Ödenmeyen Borçların Kar Olarak Kaydı Ve Tasfiye
İşlemleri
• Borca batık şirketlerin normal tasfiye hükümleri
çerçevesinde infisahı normal koşullarda mümkün değildir.
Tasfiyenin sonuçlanması borçların tamamen ödenmesine
ve alacakların tahsiline bağlıdır
• Vergi Usul Kanununun 324’ncü maddesine göre
konkordato veya sulh yoluyla alınmasından vazgeçilen
alacakların borçlunun defterlerinde özel bir karşılık
hesabına alınması, bu hesaba alınan tutarın üç yıl içinde
zararla itfa edilmediği takdirde kar hesabına naklonulması
gerekmektedir. Borca batık bir şirketten alacağı olanların,
kanaat verici bir belgeye göre tahsiline imkan kalmayan
bir alacağı değersiz alacak olarak kayıtlarında zarar
göstermesi mümkün bulunmaktadır. (VUK, Md:322)
Borçlu ile alacaklı arasında düzenlenen sulhname kanaat
verici vesika olarak kabul edilmektedir
Son Söz
Üreten, büyüyen işletmeler,
Borçsuz, iflassız günler dileğiyle..
• Dinlediğiniz için teşekkür ederim.
• Saygılarımla….

similar documents