**letme Yönetimi ve Organizasyonda Temel Kavramlar

Report
Yrd. Doç. Dr. Özgür KÖKALAN
Yönetim ve Organizasyon Teorilerinin Gelişimi
 Yönetim ve Organizasyon Teorileri 5 ana başlık altında incelenebilir:
 Klasik Yaklaşım
 Davranışsal Yaklaşım
 Modern Yaklaşım
 Değişim Adaptasyon
 Modern Sonrası ve Çağdaş Kavramlar
ORGANİZASYONLARDA ÇEVREYE
UYUM ve DEĞİŞİM
ADAPTASYON (UYUM) YAKLAŞIMLARI
Genel Örgütsel Gruplaşma
Organizasyonları anlamayı hedefleyen çeşitli teoriler geliştirilmiştir. Bu teoriler
organizasyonların nasıl ve neden başarılı olduklarını, performansı etkileyen faktörleri
ayrı ayrı incelemiştir. Bir kısmı bu faktörleri organizasyon içindeki teknik ve sosyal
bünyelerle, bir kısmı formal yapılarla, bir kısmı da değişik dış çevre özellikleri ile
açıklamıştır. Oysa organizasyonları ve performanslarını bu şekilde ayrı ayrı ve birbiri
ile ilişkisiz teorilerle açıklamak yerine, bütün bu teorileri birlikte dikkate alarak,
organizasyonlarda performansı etkileyen çeşitli özellikleri (attributes) ve bunları
etkileyen faktörleri gruplar halinde belirlemeye çalışmak daha yararlı olacaktır.
Böyle bir yaklaşımla, birbiri ile adete yarış halinde olan ve gittikçe artma eğilimi
gösteren teorilerin hem sayıları azalmış hem de hepsinin ortak yönleri bir araya
getirilmiş olacaktır. Böylece yöneticiler hangi dış çevre özelliklerinde ne tür
gruplaşmanın başarı (performans) ile ilişkili olduğunu göreceklerdir.
Kaynak Bağımlılığı Yaklaşımı
Organizasyonlar faaliyetlerini ve dolayısıyla yaşamlarını sürdürebilmek için
çevrelerinden aldıkları inputları (girdileri) kullanırlar.
Kaynak Bağımlılığı Yaklaşımı açık sistem anlayışını esas almaktadır. Bu
yaklaşım, organizasyonların yaşamlarını sürdürebilmeleri için, kendi yapı ve
davranışları ile diğer organizasyonlar arasındaki ilişkiler ve onların
davranışları üzerinde durmaktadır.
Buna göre organizasyon içindeki kişisel veya departmental güç, kritik
kaynakların dış çevreden organizasyona gelişini etkileyebilecek kişilerde veya
bölümlerde toplanacaktır.
Bu yaklaşıma göre organizasyonlar çevrelerine karşı pasif değil, aktiftir.
Kendi geleceklerini etkileyecek kararları kendileri alırlar. Yaklaşımın Ekoloji
yaklaşımından farkı buradadır. Şüphesiz işletmeler, benzer değişimleri
ürettikleri outputun (çıktının) çevreye akışını güvence altına almak için de
yapabilirler.
Örgütsel Strateji Yaklaşımı
(Organizational Strategy Approach)
Organizasyonlar, üst kademe yönetimlerinin formüle ettiği stratejileri
uygulayarak çevrelerine uyum sağlarlar. Bunun için üst kademe yönetim,
işletmeyi etkileyen çevresel koşullardaki değişmeleri sürekli izler; bu
değişmelerin ne gibi fırsatlar (opportunities) yarattığını veya ne gibi
tehlikeli (threats) beraberinde getirdiğini tespite çalışır. Öte yandan
işletmenin kuvvetli ve zayıf yönlerini ayrı ayrı değerlemeye tabi tutarak
organizasyonun kaynaklarının nerede ve nasıl kullanılacağına karar
verirler. Verilen bu kararlar işletmenin stratejisini oluşturur. Bu süreç
esasında SWOT (Strengths, Weaknessek, Opportunities, Threats) olarak
bilinen süreçtir.
Bilgi İşleme Yaklaşımı (Information Processing Approach)
Bilgi işleme yaklaşımı, tıpkı insan beyni gibi, organizasyonları, en alt kademesinden en
üst kademesine kadar bilgi işleyen ve karar üreten birimler olarak ele alır. Alt
kademelerde daha önce belirlenmiş bulunan ilke ve prosedürlere göre kararlar
üretilirken, üst kademelere çıkıldıkça bu ilkelerin ve prosedürlerin değiştiği ve stratejik
nitelikteki kararların üretildiği görülür.
Organizasyonları bilgi işleyen birimler ve haberleşme sistemleri olarak gören bu
yaklaşıma göre, organizasyonların çevrelerine uyumu, çevreleri ile ilgili bilginin
toplanması, işlenmesi ve karara dönüştürülmesi süreci sayesinde başarılmaktadır.
Organizasyonların bu şekilde bilgi işleyen birimler olarak ele alınması, beraberinde bir
yandan March ve Simon'’n “sınırlı rasyonellik” (bounded rationality) kavramının, bir
yandan da “organizasyonlar öğrenen birimler midir?” sorusunun önemini artırmaktadır.
Sınırlı rasyonellik, karar vericinin, ancak algılayabildiği koşullar ve değişkenler
çerçevesinde bir rasyonellik içinde karar verebileceğini vurgulamaktadır. Öğrenen
organizasyon ise; veri ve bilgiyi toplama ve yaratma, işleme, transfer etme yeteneğini
geliştirmiş, bunun sonucu olarak davranışlarını değiştirebilen organizasyonlar olarak
tanımlanmaktadır.
Vekalet Yaklaşımı (Agency Theory)
Vekalet yaklaşımı, amaçları ve çıkarları farklı iki kişinin (tarafın) birbiri ile yardımlaşmak
durumunda ortaya çıkan sorunları inceleyen bir yaklaşımdır. Esas itibariyle bu
yaklaşım, iktisatçıların, yardımlaşma durumunda olan tarafların motivasyonları,
birbirini kontrol etmeleri ve aralarındaki bilgi akışı konularını incelemesi ile gelişmeye
başlamıştır. Ortak bir amaç uğruna yardımlaşmak durumunda kalan iki tarafın birincisi
Vekalet veren (principal) diğeri de Vekil (agency) dir. Vekalet veren belirli sonuçlara
ulaşabilmek için vekil’in yardımına ihtiyaç duyar, vekil de bu sonuçlara ulaşmak için
gerekli faaliyetleri gerçekleştirir. Bir işin gerçekleştirilmesinin başkasına devredildiği
durumlarda vekalet ilişkisi (agency relationship) söz konusu olur. Vekalet yaklaşımı şu
sorulara cevap bulmaya çalışır:
•Arzu ve çıkarları farklı ve çıkar çatışması içinde olan tarafların birbirine nasıl kontrol
edeceği,
•Taraflar arasındaki bilgi akışının nasıl düzenleneceği,
•Taraflar arasında en etkin ilişkinin hangi yolla sağlanabileceği.
Bu yaklaşıma göre vekalet veren, başta ücretleme ve ödüllendirme
olmak üzere politika belirleme, bilgi akışını kontrol etme, vekilin
alacağı kararları kontrol etmeye imkan verecek bir organizasyon
oluşturma, ikili görüşme, işine son verme gibi araçlarla vekilin
davranışlarını yönlendirmeye çalışacaktır. Buna karşılık vekil, işler ve
faaliyetler ile ilgili olarak vekalet verenden daha fazla bilgiye sahiptir.
Böylece ikisi arasında bir “bilgi asimetrisi” (information asymmetry)
vardır.
Vekalet yaklaşımının organizasyon teorisine katkısı şuradadır: Yönetici
ücretleme ve ödüllendirme planlarının yapılması; risk yönetimi, bilgi akış
sistemleri tasarımı; çeşitlendirme (diversification), stratejik iş birimleri
(strategic business units-SBU) ve çeşitli işletmeler arası birlikteliklerde
(joint-ventures, franchising gibi) karar veren yönetici ile sahip durumundaki
taraf arasındaki sorunları netleştirmek ve çözüm alternatifleri geliştirmek
gereklidir.
Kurumlaşma, Kurumsallaşma Yaklaşımı
(Institutionalization Theory)
Kurumlaşma, sosyal, ekonomik ve politik nitelikteki olayların
incelenmesinde kullanılan bir yaklaşımdır. Kurumlar nasıl oluşur, toplumsal
özellikler ile kurumlaşma arasındaki ilişkiler, organizasyonların yapı ve
işleyişleri ile kurumsal olmaları gibi konular bu yaklaşımın incelediği
konulardır. Ancak, konu ile ilgili olanların kurumlaşma ile ilgili tanımları,
vurguladıkları hususlar ve amaçları arasında farklılıklar bulunmaktadır.
Hatta yazarların üzerinde kolayca birleştikleri nokta kurumlaşmanın ne
olduğundan çok, ne olmadığıdır.
POPÜLASYON EKOLOJİSİ (ÖRGÜTSEL NÜFUS-ÇEVRE BİLİM YAKLAŞIMI, TABİİ
SELEKSİYON) YAKLAŞIMI
Temel Kavramları
Bu görüşün temelini oluşturan “ekoloji” kavramı, bilindiği üzere, canlılar ile
bunların çevreleri arasındaki ilişkileri inceleyen çalışmaları ve bilim dalını ifade
etmektedir. İnsan ekolojisi (human ecology), insan ile çevresi arasındaki ilişkileri
incelemektedir. Popülasyon ekolojisi de herhangi bir canlı organizma grubu ile
bunların çevreleri arasındaki ilişkileri incelemektedir. Böyle bir bakış açısı
organizasyonlara uygulandığında, belli bir toplumda veya sanayi dalında veya
belli bir bölgedeki organizasyonlar topluluğunun (popülasyon) çevreleri ile olan
ilişkileri incelenebilir. Böylece ortaya daha önceki yaklaşımlardan farklı ve
sosyolojik niteliği ağır basan yeni bir yaklaşım çıkmış olmaktadır.
Böyle bir ayırım ve farklı yaklaşım, organizasyonlarla ilgili çalışma ve
araştırmalarda ele alınabilecek “çalışma birimi” (unit of analysis) veya
“analiz düzeyi” konusunun önemini artırmaktadır. Organizasyonlarla ilgili
çalışma ve araştırmalarda kullanılabilecek “çalışma birimi” konusunda en
azından altı alternatifin olabileceği görülmektedir. Bunlar:
• Bir organizasyondaki kişi,
• Bir organizasyondaki kişiler (grup),
• Bir organizasyonun departman veya bölümü,
• Organizasyonun bütünü,
• Belli bir daldaki veya bölgedeki organizasyonların tamamı,
• Toplumun tamamı,
olabilir.
Organizasyon konusu, bu altı değişik açıdan ele alınabilir.
Ekoloji yaklaşımının bir diğer kavramı “katılık-eylemsizlik” (inertia) veya
“yapısal katılık” (structural inertia) kavramıdır. Adaptasyon yaklaşımları ile
ekoloji yaklaşımı arasındaki temel farklılıklardan birisi bu kavramdır. “Katılık”
veya “inertia”, çeşitli nedenlerle canlı bir organizmanın (organizasyonun),
değişik ve hareket yeteneğini kaybetmesi, adeta, “katı” ve “hareketsiz” hale
gelmesini ifade etmektedir. Bir “katılık” olayı ortaya çıkmaktadır. Hannan ve
Freeman’a göre bunun başlıca nedenleri şunlardır:
•Sabit yatırımlar,
•Uzmanlaşmış personel sayısı,
•Organizasyon yapısı içinde oluşan güç dengeleri,
•Dış çevreden gelen data ve bilgi yetersizliği,
•Prosedür ve iş yapma usulleri ile şekillenen organizasyon kültürü,
•Sanayi dalına giriş ve çıkış ile ilgili engeller (bariyerler).
Ekoloji yaklaşımının bir diğer temel görüşü, “optimizasyon” ile ilgilidir.
Daha önceki organizasyon yaklaşımlarının hepsinde, bir organizasyonun,
kullandığı kaynakları optimize etmesi, yani amacına en uygun miktar ve
tarzda birleştirmesi vardır. Burada optimize edilen, organizasyonun
kendisidir.
Ekoloji yaklaşımının bir diğer temel kavramı “eş biçimlilik”, “eş şekillilik”
veya “izomorf” adı verilebilecek olan “isomorphism” kuralıdır. Eş şekillilik
şu anlamdadır: Çevre koşullarının tür ve özelliklerine göre, sadece bu
koşullara uyan, bu koşullarla izomorf (eş şekilli) olan bir organizma türü
vardır. Çevre, koşullarına uymayan diğer organizmaları elimine ederek
uyanları seçer ve yaşama imkanı sağlar.
Çevreye Uyum
Birinci açıklama tarzı, Rekabet Yaklaşımı adı verilen ve çevrenin öngördüğü
rekabet özellik ve koşullarına uyumayan organizasyonların elimine olduğu
görüşüdür. Buna göre, belirli bir yapı ve işleyiş özelliği olan organizasyonlar,
çevre özelliklerinin değiştiği durumlarda, özellikle “katılık” nedeniyle, faaliyetlerini
devam ettirmekte güçlük çekmektedir. Çünkü başka organizasyonlar, o çevre
koşullarına daha uygun davranmaktadır. Örneğin mal veya hizmetlerini daha ucuz,
daha kaliteli üretebilmekte veya müşteriye daha kısa sürede hizmet
sunabilmektedir.
İkinci açıklama tarzı, Boşluk (Niş) Yaklaşımı (Niche Approach) adı verilen
yaklaşımdır. Buna göre, çevresel koşullardaki her gelişme ve değişiklik,
“doldurulacak bir boşluk” yaratır. Çevre tarafından seçilerek yaşamlarını sürdürme
imkânı verilen organizasyonlar, esasında bu boşluğun öngördüğü özelliklere sahip
olan, bunlara uyan, bu boşluğu dolduran organizasyonlardır. Diğer
organizasyonlar çevre tarafından elimine edilecektir.
MODERN-SONRASI ÇAĞDAŞ VE
GÜNCEL
KAVRAM VE YAKLAŞIMLAR
MODERN-SONRASI ÇAĞDAŞ ve GÜNCEL KAVRAMLARIN
GELİŞMESİ
İşletmeler üzerinde ortaya çıkardığı ana değişmeleri aşağıdaki gibi
özetlemek mümkündür.
*Büyük ve çeşitli üretim merkezlerinden–Küçük fabrikalara,
*Dikey
entegrasyon
(bütünleşme)den–Taşeronla
çalışmaya
(subcontracting),
*Büyüklük ekonomisinden–Esneklik ve fleksibiliteyi sağlayan küçük
yapılara,
*Yüksek ve sivri (tall) hiyerarşik organizasyonlardan–Basık (flat) ve
yalın organizasyonlara,
*Bürokratik kişilikten–Girişimciliğe,
*Pazar payını artırmaktan–Yeni pazarlar yaratmaya,
*Toplu pazarlamadan–Niş (niche) pazarlamaya,
Temel (Öz, Çekirdek) Yetenek – Core Competence
Dış Kaynaklardan Yararlanma – Outsourcing
Bilgi çağı organizasyonlarında görülen bir diğer yönetim uygulaması
“partnership” (ortaklıklar) ve “outsourcing” (dış kaynaklardan
yararlanma)dır. Burada sözü edilen “ortaklık” hukuki anlamda
olmayıp, değişik mekanlardaki işletmelerin bir malın üretiminin çeşitli
safhalarında birbirini tamamlayıcı şekilde ve sürekli olarak işbirliği
yapmalarıdır.
Outsourcing tek başına ve diğer uygulamalardan bağımsız olarak ele
alınacak bir yönetim uygulaması değildir. Tam aksine, işletmeler kendi
öz yetenekleri üzerinde yoğunlaştıkça outsourcing artmakta,
outsourcing arttıkça partnership (ortaklık) ve şebeke organizasyonları
gelişmekte ve işletmeler küçülerek daha esnek ve çabuk hareket eder
(karar verir) hale gelmektedir. Eğer böyle bir çerçeveden ele alınırsa
outsourcing uygulamalarının önemi daha iyi anlaşılabilir.
Uygulama ve Sorunlar
Uzun vadeli sorunların başında, tedarikçi işletmelere aşırı bağlılık gelmektedir.
İçlerini boşaltmaları (hollowing out) anlamındadır.
Organizasyonların Yeniden Yapılandırılmaları ve Şebeke Organizasyonları
Şebeke Organizasyonları
İşletmeler arasındaki şebeke (network) türü ilişkiler iki ayrı bakış açısından ele
alınmaktadır. Bir yaklaşım bu ilişkileri sosyoloji ve organizasyon teorisi açısından
inceleyerek, bunları sosyal ilişkileri incelemeye ve analize imkan veren araçlar olarak
görür. İkinci yaklaşım ise, bu ilişkilere disiplinlerarası bir gözle ve bir organizasyon
(organize etme, düzen oluşturma) mantığı içinde bakmaktadır.
İkinci yaklaşımın bakış açından şebeke oluşturacak tarzda işletme faaliyetlerinin
düzenlenmesi yeni bir organizasyon yapısı oluşturduğu gibi; bu düzenleme
outsourcing (dış kaynaklardan yararlanma), çekirdek yetenek (core competence) ve
yalın yönetim gibi diğer uygulamalarla birlikte gelişmektedir. Yani bunlardan ayrı
düşünmek mümkün değildir.
Bu tür yapının temel özelliği; bir mal veya hizmeti üretebilmek için yapılması
gereken iş ve faaliyetlerin ve bunun için gerekli olan kaynakların tek bir işletmenin
bünyesinde toplanması yerine, farklı işletmelere dağıtılmış olmasıdır. Yani aynı
amaca hizmet eden işler ve bunun için gerekli olan kaynaklar ayrı ayrı işletmelerin
bünyesinde yürütülmekte ve toplanmaktadır. Bu farklı işletmeler daha büyük bir
işletmenin içinde bulunabilirler. Böyle bir durumda bir nevi “büyük işletme içinde
küçük işletmeler” görünümü ortaya çıkacaktır. Şebeke organizasyonunun diğer
önemli bir özelliği de, daha önceki organizasyon yapılarının ana karakteri olan
“komuta ve kontrol” bakış açısı yerine, hiyerarşik kademeleşmeden mümkün
olduğu kadar uzak yatay ilişkiler içinde çalışan birimlerden oluşmasıdır.
Böyle bir şebeke içinde işletmeler hem yardımlaşma hem rekabet içindedir. Yani
işletmeler, hem nihai müşteriye zamanında, ucuz ve kaliteli hizmet sunmak için
yardımlaşmak (cooperation) zorundadırlar, hem de kendi çıkarlarını korumak
(competition) durumundadırlar. Bu durumu ifade etmek için bazen bu iki terimi
birleştirerek “co-opetition” terimi kullanılmaktadır.
Dahili Şebeke Organizasyonu
Bu tür organizasyonda, bir işletme bünyesindeki temel faaliyetler farklı
işletmelerin konusu olmakta, ancak kaynakların tümü yine aynı bünyede
kalmaktadır. İşletmenin üst yönetimi, sadece bu farklı işletmelerin
faaliyetlerini koordine etmek görevini yapmaktadır. Belli bir faaliyette
uzmanlaşan her işletme, piyasa disiplini içinde diğer işletmelerle inputoutput alışverişi içine girmektedir. Ana şirket (şebekedeki diğer şirketlerin
faaliyetlerini koordine eden şirket), her bir alt işletme için finansal
performans hedefleri belirlemektedir. Alt işletmeler bu standart ve hedefler
içinde kaldıkları sürece faaliyetler sürmekte, değilse ana şirket gerekli
inputu piyasadan ve bünye dışından alabilmektedir. Bu yapıda şebekedeki
her işletme birbirinin müşterisi olmakta ve birbirleri ile ilişkilerini piyasa
şartlarına uygun olarak yürütmektedirler. Böylece bünyedeki tüm faaliyetler
bir piyasa disiplini altına girmektedir.
Dengeli Şebeke Organizasyonu
Bu yapının bir öncekinden temel farkı, belirli bir mal veya hizmeti üretmek
için gerekli olan kaynakların birbirinden tamamen bağımsız olan işletmelerin
bünyesinde olmasıdır. Yani bu tür bir organizasyonda, bir şebeke (network)
halinde birbiri ile ilişki kuran işletmeler, yönetim ve sahiplik olarak birbirinden
bağımsızdır; sadece belli bir mamul, iş veya hizmet üretimi için birbirleri ile
alışveriş içindedirler. Böyle bir alışveriş içinde lider konumunda olan bir
organizasyon vardır,
diğerleri
bu organizasyonun gerçekleştirdiği
koordinasyon içinde çalışırlar.
Özellikle otomotiv sanayinde çok rastlanan yan sanayi uygulamalarına
benzemektedir.
Diğer örnek de, yemek temini hizmetlerinin, temizlik hizmetlerinin, personel
taşıma hizmetlerinin, güvenlik hizmetlerinin ve hatta sekreterlik hizmetlerinin,
işletmenin kendi bünyesinde yürütülmek yerine dışarıdan, başka
işletmelerden alınması uygulamalarıdır.
Dinamik Şebeke Organizasyonu
Bu yapının öncekilerden temel farkı, tüm şebeke içinde lider işletmenin
olmayışıdır. Burada, şebekedeki her işletme, brokerlik (organizatörlük)
fonksiyonu gören “herhangi bir” işletmenin koordinasyonu altında faaliyetlerini
birleştirmekte, yani alışveriş içine girmektedir. Her biri belli bir konuda
uzmanlaşmış bağımsız işletmeler, kendi hedef ve çıkarları doğrultusunda
herhangi bir organizatör işletmenin (brokerin) koordinasyonu altında bir şebeke
oluşturmaktadırlar. Ortak girişimler (müşterek teşebbüsler; joint-ventures), böyle
bir şebekenin tipik örneğidir.
Bu şebekede yer alan işletmeler arasındaki ilişkiler, merkezi bir plan veya
koordinasyona göre değil, fakat piyasa mekanizmasına göre oluşmaktadır.
Yığışım (Cluster) Organizasyonu
Daha esnek olan, daha hızlı karar alabilen, sabit masrafı azalmış ve
küçülmüş bir organizasyon yapısı için, temel ve yardımcı fonksiyonlarla ilgili
işletme bünyesinde yürütülen iş ve faaliyetleri mümkün olduğu ölçüde işletme
dışındaki başka işletmelerden sağlamak; bu şekilde hem “outsourcing”
yapmak, hem de hiyerarşik kademeleri azaltmak, yalın hale getirmek ve
“delayering” gerçekleştirmek.
Yığışım organizasyonu bir anlamda “çalışma grupları organizasyonu” (work
groups organization) ile eşanlamlıdır. Burada, değişik disiplinlerden gelen
kişilerin bir grup oluşturarak (yığışım-cluster), sürekli veya geçici bazda, belli
işleri gerçekleştirmeleri söz konusudur.
Bu organizasyon anlayışının en önemli özelliği, yığışım (cluster) içinde yer
alan kişilerin, hiyerarşik farklılığa dayanan mevki otoritesi ile değil, fakat
sonuç üretme, bilgi paylaşma ve haberleşme ağırlıklı olarak çalışmalarıdır.

similar documents