Doç.Dr. Yahya Deryal ın Sunumunu indermek için - Risale

Report
Fakülte Dostları Buluşması (13 Temmuz 2013)
Müfritane İrtibat
Yahya DERYAL
Me’haz Metin
“Hem madem bu zamanda herşeyin fevkinde hizmet-i imaniye en
ehemmiyetli bir vazifedir. Hem kemiyet ise, keyfiyete nispeten
ehemmiyeti azdır. Hem muvakkat ve mütehavvil siyaset âlemleri
ebedî, daimi, sabit hidemat-ı imaniyeye nispeten ehemmiyetsizdir,
mikyas olamaz, medar da olamaz.
Risale-i Nur'un talimatı dairesinde ve bizlere bahşettiği hizmet
noktasında feyizli makamlara kanaat etmeliyiz.
Haddinden fazla fevkalade hüsnüzan ve
müfritane âlî makam vermek yerine, fevkalade
sadakat ve sebat ve müfritane irtibat ve ihlas
lazımdır. Onda terakki etmeliyiz” (K, 61).
İfrat Esas/İyi Değildir
• “Herşeyin ifrat ve tefriti iyi değildir. İstikamet ise, hadd-i
vasattır ki, Ehl-i Sünnet ve Cemaat onu ihtiyar etmiş”
(4. Lem’a)
• “Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm hilkaten en
mutedil bir vaziyette ve en mükemmel bir surette halk
edildiğinden, harekât ve sekenâtı itidal ve istikamet
üzerine gitmiştir. Siyer-i Seniyyesi kat'î bir surette
gösterir ki, her hareketinde istikamet ve itidal üzere
gitmiş, ifrat ve tefritten içtinap etmiştir”
(11. Lem’a)
• “Kur'ân-ı Hakîmin hikmet-i kudsiyesi ise, o ifrat ve tefriti
bırakıp, hadd-i vasatı ihtiyar edip der ki…”
(12. Lem’a)
Hayırda İsraf Olmaz!
Hayırda israf olamayacağına göre,
uhuvvet dairesindeki irtibatta gösterilen
ifrat ta israf sayılamaz.
Kavi Bir İrtibat
“İnsan, İslamiyet sayesinde, ibadet
saikasıyla bütün Müslümanlara karşı sabit
bir münasebet peyda eder ve kavi bir irtibat
ve bağlılık elde eder. Bunlar ise, sarsılmaz bir
uhuvvete, hakiki bir muhabbete sebep olur.
Zaten heyet-i içtimaiyenin kemaline ve
terakkisine ilk ve en birinci basamaklar,
uhuvvetle muhabbettir”
(İİ, 142).
Sarsılmaz Bir Rabıta
“… Hayat-ı içtimaiye-i insaniyenin, hususan millet-i
İslâmiyenin üssü'l-esası, akrabalar içinde samimâne
muhabbet ve kabile ve taifeler içinde alâkadarâne irtibat ve
İslâmiyet milliyetiyle mü'min kardeşlerine karşı, mânevî,
muavenetkârâne bir uhuvvet ve kendi cinsi ve milletine karşı
fedakârâne bir alâka ve hayat-ı ebediyesini kurtaran Kur'ân
hakikatlerine ve nâşirlerine sarsılmaz bir rabıta ve iltizam ve
bağlılık gibi, hayat-ı içtimaiyeyi esasıyla temin eden bu
rabıtaları inkâr etmekle … ancak Nur şakirtlerine medar-ı
mes'uliyet cemiyet namını verebilir.
“Onun için, hakikî Nur şakirtleri, çekinmeyerek Kur'ân
hakikatlerine karşı kudsî alâkalarını ve uhrevî kardeşlerine
karşı sarsılmaz irtibatlarını izhar ediyorlar” (14. Şua).
İrtibatta İfrat: Safların Sık Tutulması
* “Meleklerin Rableri huzurunda saf bağlayıp
durdukları gibi saf bağlasanız ya! Onlar öndeki safları
tamamlayıp birbirine perçinlenmiş gibi bitişik
dururlar” (Müslim, Ebû Dâvûd, Nesâî)
* “Saflarınızı düzeltiniz, yoksa Allah Teâlâ’nın aranıza
düşmanlık sokacağını iyi biliniz” (Buhârî, Müslim)
* “Allah’a yemin ederim ki, saffın boş kalmış
aralıklarından şeytanın bodur, kılsız siyah koyun gibi
girdiğini görüyorum” (Ebû Dâvûd, Nesâî)
Şeytana Boşluk Bırakmamak
“Saflarınızı düz tutunuz. Omuzları bir hizaya
getirip aralıkları kapayınız, şeytana boşluk
bırakmayınız. Saf düzeni için elinizden tutup
çeken kardeşlerinize yumuşak davranınız.
Allah, safları bitişik tutanların gönlünü hoş
eder. Safları bitişik tutmayanlara Allah
nimetlerini lutfetmez” (Ebû Dâvûd)
Allah İçin Sevme/Görüşme
* “Allah Teâlâ buyurdu ki: ‘Benim için birbirini
sevenler, benim için toplananlar, benim için
birbirini ziyaret edenler, benim için birbirine ihsan
edenler üzerine muhabbetim vacip oldu’”
(Rıyazu’s-Sâlihîn, s.291)
* “Allah için bir araya gelenler ve birbirlerini Allah
için sevenlerin, Allah’ın himayesinden başka hiçbir
barınağın bulunmadığı mahşer gününde Allah’ın
arşının gölgesinde barınacaklardır”
(Rıyazu’s-Sâlihîn, s.288).
Selamlaşma / Selamı Yayma
“Allah’a yemin olsun ki, îmân etmedikçe cennete
giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de gerçek
mânâda îmân etmiş olmazsınız. Size birbirinizi
seveceğiniz bir şey söyleyeyim: Aranızda selamı
yayınız”
(Müslim, Îmân, 93; Tirmizi, S. Kıyame, 56)
Toplanma (İçtima) Zarureti
“Azîz, sıddîk, sarsılmaz, sıkıntıdan usanıp bizlerden çekilmez
kardeşlerim,
Şimdi, maddî, mânevî bir sıkıntıdan nefsim sizin hesâbınıza beni
mahzun eylerken, birden kalbe geldi ki; hem senin, hem buradaki
kardeşlerin tek birisiyle yakından görüşmek için, bu zahmet ve
meşakkatin başka sûrette on mislini çekseydiniz yine ucuz olurdu.
Hem, Nurun takvâdarâne ve riyâzetkârâne meşrebi, hem umûma
ve en muhtaçlara, hattâ muârızlara ders vermek mesleği, hem
dairesindeki şahs-ı mânevîyi konuşturmak için, eski zamanda ehl-i
hakîkatin senede hiç olmazsa bir iki defa içtimâları ve sohbetleri
gibi, Nur Şâkirtlerinin de birkaç senede, en müsâit olan medrese-i
Yûsufiyede bir defa toplanmalarının lüzûmu cihetinde, bin sıkıntı ve
meşakkat dahi olsa, ehemmiyeti yoktur” (TH, 516).
Kardeşleri Ziyaret
“Keşke, öyle bir emanet küçük otomobil
elimize geçseydi, sair yerlerdeki Nurcu
kardeşlerimi ziyaret etseydim” (EL, 202).
***
“Herbirinize karşı bu sene de görüşmek ve
yakınınızda bulunmak arzusu şiddetliydi.
Yalnız birinizi görmek ve Isparta'ya gelmek
için bu çektiğim zahmeti kabul ederdim” (13.
Şua).
Hasta Ziyareti
“Hastaların keyfini sormak, fakat
hastayı sıkmamak şartıyla ziyaret
etmek, sünnet-i seniyyedir, keffâretü'zzünub olur. Hadiste vardır ki,
"Hastaların duasını alınız; onların duası
makbuldür”
(25. Lema)
Sağlık, bedence, ruhça ve sosyal yönden tam iyilik hali
Dostlarla Görüşme
“Bu medrese-i Yusufiyede, öz kardeşten daha
müşfik çok hakikî dostlarını ve mürşid gibi uhrevî
kardeşleri gayet ucuz ve az masrafla görmek,
ziyaret etmek ve onların hususî meziyetlerinden
istifade etmek ve şeffaf şeylerde sirayet eden nur
ve nuranî gibi hasenelerinden, mânevî
yardımlarından, ferahlarından, tesellilerinden
kuvvet almak cihetinde bu musibet şeklini
değiştirir, bir nevi inayet perdesi hükmüne geçer”
(13. Şua).
Ahiret Kardeşini Görmek/Görüşmek
“İkinci nokta: Benim Samsun'daki Ağır Ceza
Mahkemesine sevk edilmekliğime dairdir. Samsun
havalisinde, hususan Büyük Cihad dairesine mensup
mübarek âhiret kardeşlerim ve Nur talebelerini
ziyaretle görmek için oraya gitmek isterdim. Fakat
doktorların raporlarıyla, kat'î iktidarsızlığım o
dereceye gelmiş ki, beş dakikalık karşımdaki, bu
meselenin başlangıcı ve esası olan mahkemeye, bir
buçuk senedir bana haber verdikleri halde
gidemiyorum. Mecburiyetle müdde-i umumî ve sorgu
hâkimi yanıma geldiler” (EL, 397).
Teselli ve Ünsiyet İhtiyacı
* “İki gündür hem başımda, hem âsâbımda
tesirli bir nezle ağrısı var. Böyle hallerde bir
derece dostlarla görüşmekten tesellî ve ünsiyet
almaya ihtiyacım içinde, acîb tecrid ve yalnızlık
vahşeti beni sıktı” (TH, 519).
* “Ruhum dahi vatanımdaki eski dostları
düşünüp o gurbette vefatımı tahayyül ederek,
Niyazi-i Mısrî gibi dedim:
Dünya gamından geçip, yokluğa kanat açıp,
Şevk ile her dem uçup, çağırırım dost, dost!
diye dostları arıyordu”
(26. Lema).
Akd-i Uhuvvet Etmek…
“Aziz, sıddık kardeşlerim,
Madem âhiret için, hayır için, ibadet ve sevap için,
imân ve âhiret için Risale-i Nur ile bağlanmışsınız;
elbette bu ağır şerait altında herbir saati yirmi
saat ibadet hükmünde ve o yirmi saat ise Kur'ân
ve imân hizmetindeki mücahede-i mâneviye
haysiyetiyle yüz saat kadar kıymettar ve yüz saat
ise böyle herbiri yüz adam kadar ehemmiyetli
olan hakikî mücahid kardeşlerle görüşmek ve akdi uhuvvet etmek,
…Akd-i Uhuvvet Etmek
“…kuvvet vermek ve almak ve teselli etmek ve
müteselli olmak ve hakiki bir tesanüdle kudsî
hizmete sebatkârâne devam etmek ve güzel
seciyelerinden istifade etmek ve Medresetü'zZehrânın şakirtliğine liyakat kazanmak için açılan
bu imtihan meclisi olan şu medrese-i Yusufiyede
tayınını ve kaderce takdir edilen kısmetini almak
ve mukadder rızkını yemek ve o yemekte sevap
kazanmak için buraya gelmenize şükretmek
lâzımdır” (13. Şua).
Dost İhtiyacı ve Arayışı
“Eğer dostlardan mufarakat olmasaydı,
ölüm ruhlarımıza yol bulamazdı ki, gelsin,
alsın”.
“Demek, en ziyade insanı öldüren, ahbaptan
mufarakattir. Evet, hiçbir şey beni o vaziyet
kadar yandırmamış, ağlatmamış.
Eğer Kur'ân'dan, imandan medet
gelmeseydi, o gam, o keder, o hüzün,
ruhumu uçuracak gibi tesirat yapacaktı”
(26. Lema).
Sohbet ve Teselli Paylaşımı…
“Aziz, sıddık kardeşlerim,
Bu dünyanın hayatı pek çabuk değişmesine
ve zevâline ve fenâ ve fâni, âkıbetsiz
lezzetlerine ve firak ve iftirak tokatlarına
karşı bir ehemmiyetli medar-ı teselli ise,
samimi dostlarla görüşmektir. Evet, bazan
bir tek dostunu bir iki saat görmek için, yirmi
gün yol gider ve yüz lirayı sarf eder.
…Sohbet ve Teselli Paylaşımı
“Şimdi bu acîp, dostsuz zamanda samimî kırk
elli dostunu birden bir iki ay görmek ve Allah
için sohbet etmek ve hakikî bir teselli alıp
vermek-elbette başımıza gelen bu
meşakkatler ve zâyiat-ı mâliye, ona karşı pek
ucuz düşer, ehemmiyeti kalmaz. Ben kendim,
buradaki kardeşlerimden on sene firaktan
sonra birtekini görmek için bu meşakkati
kabul ederdim” (13. Şua).
Bahanemiz Yok!
“şimdi vesâit-i muhâbere ve vesâil-i
irtibâtın kesret ve tekemmülü sebebiyle…”
(20. Söz)
Haberleşme vasıtaları ve irtibat vesileleri
hem çoğalmış hem de mükelleşmiş…
Böyle bir nimet, bereket ve imkan içinde
irtibatta ifrata mecbur ve mükellefiz.
Saflarımızı sıklaştıralım…

similar documents